Allâhü Teâlâ bir Hadîs-i Kudsî'de buyurdu:

"Her namaz kılan gerçek mânâda namaz kılıyor değildir. Ben ancak, benim azametim için tevâzu gösteren, haramlardan nefsini koruyan, bana isyanda ısrar etmeyen, açları doyuran, fakirleri giydiren, belâya uğrayanlara merhamet eden, gariplere yardım edenlerin namazlarını kabul ederim. Zîrâ bunların hepsi benim içindir.

İzzetim ve celâlime yemin ederim ki, bu kimselerin yüzünün nuru benim nezdimde güneşin nurundan daha parlaktır.

Cehâleti onun için hilim, zulmeti de nur yapmak benim üzerime bir haktır (onlara va'dimdir).

Dua ettiği zaman icabet ederim, bir şey istediği zaman veririm, üzerime yemin ettiği zaman yalan çıkarmam, yakınımda himâye ederim, meleklerim onu korur.

O, benim nezdimde meyveleri bozulup değişmeyen Firdevs gibidir."

(Kenzü l-Ummâl)