+ Konu Cevaplama Paneli
2. Sayfa - Toplam 5 Sayfa var BirinciBirinci 1 2 3 4 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 ve 48
Like Tree40Beğeni

Konu: Baş Örtüsü (maksadım ''ÇARŞAF''tır yanlış anlaşılmasın)

  1. #11
    Gayyur sbrigzr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    69

    Standart

    Birinci Hikmet: Tesettür, kadınlar için fıtrîdir ve fıt­ratları iktiza ediyor. Çünki kadınlar hilkaten zaif ve nazik ol­duklarından, kendilerini ve hayatından ziyade sevdiği yavru­larını himaye edecek bir erkeğin himaye ve yardımına muhtaç bulunduğundan, kendini sevdir­mek ve nefret ettir­memek ve istiskale maruz kalmamak için, fıtrî bir meyli var. Hem kadın­ların on adetten altı yedisi, ya ihti­yardır, ya çir­kindir ki; ihti­yarlı­ğını ve çir­kinliğini herkese göstermek is­temez­ler. Ya kıskanç­tır; kendinden daha gü­zel­lere nisbeten çirkin düşme­mek veya tecavüzden ve ittihamdan korkar, ta­ar­ruza maruz kalmamak ve kocası naza­rında hiyanetle müt­tehem ol­mamak için, fıtraten tesettür ister­ler. Hatta dikkat edilse, en ziyade kendini saklıyan ihti­yarlardır. Ve on adet­ten ancak iki üç ta­nesi bulunabilir ki; hem genç olsun, hem güzel olsun, hem kendini göstermekten sıkılmasın. Malumdur ki; insan sevme­diği ve istiskal ettiği adamla­rın nazarın­dan sıkı­lır, müteessir olur. Elbette açık sa­çıklık kıya­fetine giren güzel bir kadın, bakmasına hoş­landığı namah­rem erkek­lerden onda iki üçü varsa, yedi sekizin­den istiskal eder. Hem tefahhuş ve te­fes­süh et­miyen bir güzel kadın, nazik ve seri-üt te­essür oldu­ğun­dan, mad­deten te’siri tecrübe edilen belki semlendi­ren pis nazarlardan elbette sıkılır. Hatta işi­tiyoruz; açık sa­çık­lık yeri olan Avrupa’da çok kadın­lar, bu dikkat-i na­zardan sıkı­la­rak, “bu alçaklar bizi göz hapsine alıp sıkı­yorlar” diye polislere şekva ediyorlar. Demek me­deni­yetin ref-i tesettürü, hilaf-i fıtrattır. Kur’an’ın teset­tür emri fıtrî olmakla beraber, o maden-i şefkat ve kıy­met­dar birer re­fika-i ebediye olabilen kadınları, te­set­tür ile su­kuttan, zilletten ve manevi esaretten ve sefaletten kurta­rıyor.

    Hem kadınlarda, ecnebi erkeklere karşı fıtra­ten korkaklık, tahavvüf var. Tahavvüf ise, fıtraten te­set­türü iktiza ediyor. Çünki sekiz dokuz dakika bir zevki cidden acılaştıracak sekiz dokuz ay ağır bir veled yükünü zah­met ile çek­mekle beraber, hami­siz bir veledin terbi­ye­siyle sekiz do­kuz sene, o sekiz dokuz dakika gayr-ı meşru zevkin belasını çekmek ihtimali var. Ve kesretle vaki ol­du­ğundan, cidden şiddetle namahrem­lerden fıt­ratı korkar ve cibilliyeti sakın­mak ister. Ve tesettür ile namahremin iştihasını açmamak ve tecavüzüne mey­dan ver­memek, zaif hilkatı emreder ve kuvvetli ihtar eder. Ve bir siperi ve kal­’ası çarşafı olduğunu gösteriyor. Mesmuatıma göre: Merkez ve payi­taht-ı hükümette, çarşı içinde, gündüzde, aha­linin gözleri önünde, gayet adi bir kun­dura boyacısı, dünyaca rütbeten bü­yük bir adamın açık bacaklı karısına bilfiil sar­kıntılık etmesi, tesettür aley­hinde olanların hayasız yüzlerine bir şamar vuru­yor!.. ALLAHU EKBER...

  2. #12
    Gayyur sbrigzr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    69

    Standart

    İkinci Hikmet: Kadın ve erkek orta­sında gayet esaslı ve şiddetli münasebet, mu­habbet ve alâka; yalnız dünyevi ha­ya­tın ihtiyacından ileri gelmiyor. Evet bir kadın, ko­ca­sına yalnız hayat-ı dünyevi­yeye mahsus bir re­fika-i ha­yat değildir. Belki hayat-ı ebediyede dahi bir re­fika-i hayattır. Madem hayat-ı ebediyede dahi ko­ca­sına refika-i hayattır; elbette ebedî arkadaşı ve dostu olan kocası­nın naza­rından gayrı başkasının nazarını kendi me­hasinine celbetmemek ve onu darılt­mamak ve kıs­kandırmamak lâzım gelir. Madem mü’min olan ko­cası, sırr-ı imana bi­naen onun ile alâkası hayat-ı dün­yevi­yeye münhasır ve yalnız hayvanî ve gü­zellik vak­tine mahsus muvakkat bir muhabbet değil, belki hayat-ı ebediyede dahi bir refika-i hayat nokta­sında esaslı ve ciddi bir mu­habbetle, bir hürmetle alâkadardır.

    Hem yalnız gençliğinde ve güzellik za­manında değil, belki ihtiyarlık ve çirkin­lik vaktinde dahi o ciddi hürmet ve mu­habbeti taşıyor. Elbette ona mukabil, o da kendi me­hasinini onun nazarına tah­sis ve muhabbetini ona hasretmesi muk­teza-yı insaniyettir. Yoksa pek az ka­za­nır, fakat pek çok kaybeder.

    Şer’an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine mü­na­sib olmalı. Bu küfüv ve denk olmak, en mü­himmi diyanet nok­tasındadır. Ne mutlu o kocaya ki; ka­dı­nının di­ya­netine bakıp taklid eder, refi­kasını hayat-ı ebedi­yede kaybetmemek için mütedeyyin olur. Bahtiyardır o ka­dın ki; kocasının diyanetine ba­kıp “ebedî arkadaşımı kaybet­mi­yeyim” diye tak­vaya girer.

    Veyl o erkeğe ki; saliha kadınını ebedî kaybetti­re­cek olan sefahete girer. Ne bed­bahttır o kadın ki; müt­taki koca­sını taklid etmez, o mübarek ebedî arkada­şını kaybeder.

    Binler veyl o iki bedbaht zevc ve zevceye ki; bir­birinin fıskını ve sefahetini taklid ediyorlar. Birbirine ateşe atılmasında yardım ediyorlar!..

  3. #13
    Gayyur sbrigzr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    69

    Standart

    Üçüncü Hikmet: Bir ailenin saadet-i hayatiyesi; koca ve karı mabeyninde bir em­niyet-i mütekabile ve samimi bir hür­met ve muhabbetle devam eder. Tesettürsüzlük ve açık saçıklık, o emni­yeti bozar, o mütekabil hür­met ve mu­habbeti de kırar.

    Çünki açık saçıklık kılığına giren on ka­dından an­cak bir tanesi bulunur ki, ko­ca­sından daha güzeli gör­mediğin­den, kendini ecnebiye sevdirmeye çalışmaz. Dokuzu, koca­sından dahi iyisini görür. Ve yirmi adam­dan ancak bir ta­nesi, ka­rı­sından daha gü­zelini görmü­yor. O va­kit o samimi muhabbet ve hürmet-i mü­tekabile gitmekle beraber, gayet çirkin ve ga­yet alçakça bir his uyandırmaya se­bebiyet ve­rebilir. Şöyleki:

    İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtra­ten şe­hevanî his taşıyamıyor. Çünki mahremlerin sima­ları, kara­bet ve mahremiyet cihetindeki şefkat ve mu­habbet-i meşru­ayı ih­sas ettiği cihetle; nefsî, şehevanî temayülatı kırar. Fakat ba­caklar gibi şer­’an mahremlere de gös­ter­mesi caiz olmayan yerlerini açık saçık bırak­mak, süflî nefis­lere göre gayet çir­kin bir hissin uyan­ma­sına sebe­biyet ve­rebilir. Çünki mahremin si­ması mah­remiyetten haber verir ve namahreme benzemez. Fakat meselâ açık ba­cak, mahremin gayriyle müsavidir. Mahremiyeti ha­ber vere­cek bir alâmet-i farikası olmadı­ğın­dan, hayvanî bir na­zar-ı hevesi, bir kısım süflî mah­remlerde uyan­dırmak mümkün­dür. Böyle nazar ise, tüy­leri ür­pertecek bir sukut-u in­sa­niyettir!..

  4. #14
    Gayyur sbrigzr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    69

    Standart

    Dördüncü Hikmet: Malumdur ki; kesret-i nesil her­kesce matlubdur. Hiçbir millet ve hükümet yoktur ki, kes­ret-i te­nasüle taraftar olmasın. Hatta Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâm ferman etmiş: تَنَاكَحُوا تَكْثُرُوا فَاِنِّى اُبَاهِى بِكُمُ اْلاُمَمَ "İzdivaç ediniz; çoğalı­nız. Ben kıya­mette, sizin kesretinizle if­tihar edeceğim." (*)
    Halbuki tesettürün ref’i, izdivacı teksir etmeyip, çok azaltıyor. Çünki en serseri ve asrî bir genç dahi, refika-i hayatını namuslu is­ter. Kendi gibi asrî, yani açık saçık olmasını iste­me­diğin­den bekâr kalır. Belki de fuhuşa sülûk eder. Kadın öyle değil, o derece ko­casını inhisar altına alamaz. Çünki ka­dı­nın -aile hayatında müdür-ü dahilî ol­mak haysi­yetiyle ko­casının bütün ma­lına, evla­dına ve her­şe­yine muha­faza me­’muru olduğundan- en esaslı hasleti sadakattır, emniyettir. Açık saçıklık ise, bu sada­katı kı­rar; kocası naza­rında em­niyeti kaybeder, ona vicdan azabı çekti­rir. Hatta er­kek­lerde iki güzel haslet olan ce­saret ve se­havet kadınlarda bu­lunsa, bu emniyete ve sada­kata zarar ol­duğu için, ahlâk-ı seyyi­edendir, kötü haslet sayılırlar. Fakat kocasının vazi­fesi, ona hazine­darlık ve sadakat değil, belki himayet ve merhamet ve hürmet­tir. Onun için, o erkek inhi­sar altına alınmaz. Başka kadınları da nikah ede­bilir. Memleketimiz Avrupa’ya kıyas edilmez. Çünki orada dü­ello gibi çok şiddetli vasıtalarla açık saçıklık içinde namus bir derece muhafaza edilir. İzzet-i nefis sahibi birisi­nin karısına pis na­zarla bakan, boynuna kefenini takar, sonra bakar.

    Hem memalik-i baride olan Avrupa’daki tabiatlar, o memleket gibi barid ve ca­middirler. Bu Asya, yani Âlem-i İslâm kıt’ası, ona nisbeten mema­lik-i harredir. Malumdur ki; muhitin, in­sanın ahlâkı üzerinde te’siri vardır. O barid mem­lekette, so­ğuk insanlarda he­vesat-ı hayvaniyeyi tahrik etmek ve işti­hayı açmak için açık saçıklık, belki çok su-i is­timalata ve israfata medar ol­maz. Fakat seri-üt teessür ve hassas olan memalik-i har­redeki insanların hevesat-ı nefsa­niyesini müte­madiyen tehyic ede­cek açık saçıklık, elbette çok su-i istima­lata ve israfata ve neslin za’fiyetine ve sukut-u kuvvete se­bebdir.
    Bir ayda veya yirmi günde ihtiyac-ı fıtr­îye mu­kabil, her birkaç günde kendini bir israfa mecbur zan­neder. O vakit, her ayda on beş gün kadar hayız gibi arı­zalar mü­nasebetiyle kadından tecennüb etmeye mec­bur ol­du­ğundan, nefsine mağlub ise fuhşi­yata da mey­le­der. Şehirliler; köylülere, be­devi­lere bakıp tesettürü kaldıramaz.
    Çünki köylerde, bedevi­lerde, derd-i maişet meşgalesiyle ve bedenen çalışmak ve yo­rulmak müna­sebetiyle, hem şehirli­lere nisbeten nazar-ı dikkati az celbeden ma­sume işçi ve bir derece kaba kadınların kısmen açık olmaları, hevesat-ı nef­sani­yeyi tehyice me­dar ola­madığı gibi, ser­seri ve işsiz adamlar az bu­lundu­ğundan, şehirdeki mefasidin onda biri onlarda bulun­maz. Öyle ise onlara kıyas edil­mez.» (Lem'alar sh: 195-199)

  5. #15
    Gayyur sbrigzr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    69

    Standart

    «Elhasıl; nasılki kadınlar kahraman­lıkta, ihlasta, şef­kat itibariyle erkeklere ben­zemedikleri gibi, erkekler de o kah­ra­manlıkta onlara yetişemiyorlar. Öyle de; o masum hanımlar dahi, sefahette hiç bir vecihle erkek­lere yetişemez­ler. Onun için fıtratlarıyla ve zayıf hilkat­le­riyle namahrem­lerden şiddetli korkarlar ve çarşaf al­tında saklan­mağa kendile­rini mecbur bilirler.» (Lem'alar sh: 202) ALLAHU EKBER ne güzel bir tarif. Rabbim bizleri ahir zamanın fitnesinden korusun.

  6. #16
    Gayyur sbrigzr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    69

    Standart

    Hususan suretperestlik, ahlâkı fena halde sarstığı ve sukut-u ruha sebebiyet ver­diği şununla anlaşılır: Nasılki mer­hume ve rahmete muhtaç bir güzel kadın cenazesine na­zar-ı şehvet ve hevesle bakmak, ne kadar ahlâkı tahrib eder. Öyle de: Ölmüş kadın­ların suretle­rine veyahut sağ kadın­ların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine he­vesperve­rane bakmak, derinden de­rine hissi­yat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.» (Sözler sh: 410)

  7. #17
    Gayyur sbrigzr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    69

    Standart

    Aile hayatında kavvam olan -yani aileyi her hu­susta iyi idare etmekle görevli- erkek, ailesini günah ve kötü­lüklerden korumada gayet hassas ve gayretli ol­ma­lıdır. Günün umumileşen moda ve fantaziyeleriyle ya­ban­cı­lara görünme pek çok ailelerde adeta bir şeref sayı­lıyor. Bu hale karşı vicdanen ra­hatsız olmayan bir erke­ğin vasfı riva­yet­lerde “deyyus” tabiriyle tavsif edi­lir. (Bak: Ahmed İbn-i Hanbel, 2/69, 128)

    Bir hadis-i şerifte mealen şöyle buyurulur: «Allah la­net etsin, kadınlardan er­kek kı­lığına, erkekler­den kadın kıyafetine gi­rene.» (R.E. 347) Keza kadın elbi­sesi giyen erkeğe ve erkek elbisesi giyen kadına Peygamber (A.S.M.) lanet etmiştir. (Ebu Davud, Libas:28 ve Ahmed İbn-i Hanbel 2/225)



  8. #18
    Gayyur sbrigzr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    69

    Standart

    Kadında haya hissiyle ko­runan namus mefhumu, bir ci­hette şöyle ifade edilebi­lir:

    Kadın vücudunda erkeklerin hissiya­tına hoş gelen bü­tün uzuv ve cesedinin şer’î ölçüde ve haya hissinin neti­cesi olarak ör­tünmesiyle, erkeklerin kadına karşı olan hissî alâkasının uyandırılmamasıdır.
    Binaenaleyh, kadının bil’ih­tiyar şer’î ölçüde örtmediği uzvu ile er­ke­ğin hissî alâka­sını çektiği nisbette, namus mefhumu da o nis­bette kadında gerilemiş olur ki, bunun ileri dere­ce­sine Kur’an lisanında te­berrüc denir. (Ahzab Suresi 33:33) Osmanlıcada te­keşşüf ve tebezzül gibi kelimeler de aynı manayı ifade eder.
    Bu hal de­vam ettikçe alışkan­lık ne­ti­cesinde haya hissini kaybede­rek, kadınlarda açılma umumi bir âdet halini alır ve cemi­yette de milli ahlâk zedelenir. Milli ahlâkın bo­zulduğu bir cemi­yette her türlü kötülük yayılır. Git gide anarşizme inkılab eder.

    Bediüzzaman Hazretleri diyor ki:

    «Âhirzamanın fitnesinde en dehşetli rolü oy­nayan taife-i nisaiye ve onların fitnesi olduğu, ha­disin rivayet­lerinden anlaşılıyor.
    Evet nasıl ki tarihlerde eski za­man­larda “Amazonlar” namında ga­yet silahşör kadın­lar­dan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harb­ler yap­tık­ları naklediliyor.
    Aynen öyle de: Bu za­manda zen­deka dalaleti, İslâmiyete karşı muharebe­sinde nefs-i emmarenin planiyle, şeytan kumanda­sına veri­len fırka­lardan en dehşetlisi, yarım çıplak hanımlardır ki; açık baca­ğıyla, dehşetli bı­çaklarla ehl-i imana ta­arruz edip saldırıyorlar. Nikah yolunu kapa­mağa, fuhuşhane yo­lunu geniş­let­tirmeğe çalışa­rak, çokların nefislerini bir­den esir edip, kalb ve ruhlarını ke­bair ile yaralıyor­lar. Belki o kalblerden bir kısmını öldü­rüyorlar.
    Bir kaç sene na­mahrem hevesatına göstermenin tam cezası ola­rak; o bıçaklı bacaklar Cehennem’in odunları olup, en evvel o bacaklar yanacaklarını ve dünyada em­niyet ve sadakatı kay­bettiği için, hilka­ten çok istediği ve fıtraten çok muhtaç ol­duğu münasib kocayı daha bulamaz. Bulsa da başına bela bulur. Hatta bu halin neticesi ola­rak, o âhirza­manda, bazı yerlerde nikaha rağbetsizlik ve ri­ayetsizlik yü­zünden, kırk kadına bir erkek neza­ret edecek derecede ehemmi­yetsiz, sahipsiz, kıymetsiz bir surete gi­re­ceği, hadisin riva­yetinden anlaşılıyor.» (Gençlik Rehberi sh: 23)

  9. #19
    Gayyur sbrigzr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    69

    Standart

    «Rivayette var ki, “fitne-i âhirzaman o kadar deh­şetlidir ki, kimse nefsine hâ­kim olmaz.” Bunun için, binüçyüz sene zarfında emr-i Peygamberîyle bütün ümmet o fitne­den istiaze etmiş, azab-ı kabirden sonra مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَالِ وَ مِنْ فِتْنَةِ آخِرِ الزَّمَانِ (*) vird-i ümmet olmuş.

    Allahu a’lem bissavab, bunun bir te’vili şudur ki: O fitneler nefisleri kendine çe­ker, meftun eder. İnsanlar ihti­yar­larıyla, belki zevkle irtikab ederler. Meselâ: Rusya’da ha­mamlarda kadın-erkek beraber çıplak gi­rerler ve kadın kendi güzelliklerini göster­meğe fıtraten çok meyyal olma­sın­dan seve seve o fitneye atılır, baş­tan çıkar. Ve fıtra­ten cemal­pe­rest erkekler dahi nefsine mağlub olup, o ateşe sar­hoşane bir sürur ile dü­şer, ya­nar. İşte dans ve tiyatro gibi o za­manın lehviyatları ve kebairleri ve bid’a­ları, bi­rer cazibedarlık ile, pervane gibi nefispe­restleri etra­fına toplar, sersem eder. Yoksa cebr-i mutlak ile olsa ihtiyar kalmaz, gü­nah dahi ol­maz.» (Şualar 584)

  10. #20
    Gayyur sbrigzr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    69

    Standart

    Tesettür gibi kat’î ahkâm-ı Kur’âniyeyi tebliğ ve mü­da­faa etmeyi suç sayanlara karşı, mahkemelerde hem ilmî hem de susturucu cevaplar veren Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, bu cevapları milletin ikaz ve irşadı için neşret­miş­tir.

    Adliyece yapılan bu tarz bir suçlama ve cevabı misal olarak aynen alıyoruz ki, günümüz müslümanlarına örnek ol­sun.

    «Hem suçlarından diye: “Tekke ve zaviyelerin ve med­reselerin kapatılması ve lâikliğin kabulü, İs­lâmiyet ye­rine milliyet esaslarının konulması, şap­ka giyilmesi, te­settü­rün kaldırılması, Lâtin harfle­rinin huruf-u Kur’âniye ye­rinde ceb­ren kabulü, Türkçe ezan ve kamet okun­ması, mekteplerde din derslerinin kaldırılması, kadınlara erkekler dere­cesinde irsiyet ve hak tanınması ve te­ad­düd‑ü zevcatın kaldırılması gibi inkı­lâp hareketle­rini bid’at, dalâlet, ilhaddır diyen, irtica ile suç­lu­dur” diye yazmışlar.

    Ey insafsız hey’et! Eğer her asırda üç yüz elli mil­yo­nun kudsî ve semâvî rehberi ve bütün saadet­lerinin prog­ramı ve dünyevî ve uhrevî hayatın mukaddes hazinesi olan Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyâ­nın tesettür ve irsiyet ve teaddüd-ü zevcat ve zik­rullah ve ilm-i dinin dersi ve neşri ve şeâir‑i dini­yenin mu­hafazası haklarında gelen ve tevil kal­dırmaz sarih çok âyât-ı Kur’âniyeyi inkâr etmek ve bütün İslâm müçtehid­lerini ve umum şeyhülis­lâmları suçlu yapmak mümkünse ve mürûr-u za­manı ve müteaddit mahkemelerin beraatlerini ve af kanun­ları ve mahremiyet ve mahrem veç­hini ve hürriyet-i vicdan ve hürriyet‑i fikri ve fikren ve il­men mu­halefeti memleketten ve hükûmetler­den kaldırabilir­seniz, beni bu şeylerle suçlu yapı­nız. Yoksa siz hakikat ve hak ve adâlet mahke­mesinde deh­şetli suçlu olursunuz. Said Nursi» (Şualar sh:431)

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Risale-i Nur'u senadan(övgüden) maksadım.
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 09.02.15, 10:18
  2. Neden Baş Örtüsü..?
    By naz_gs in forum Tesettür
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 18.01.09, 23:06
  3. Cevaplar: 15
    Son Mesaj: 01.02.08, 13:43
  4. Baş Örtüsü
    By iHLaS in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 10.08.06, 09:38

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0