+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: Hayber'in Fethi (Hicri:7, M.:628)

  1. #1
    Gayyur herem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    75

    Standart Hayber'in Fethi (Hicri:7, M.:628)

    Hayber, Medîne-Şam yolu üzerinde, iç içe kalelerle çevrili, verimli arâzisi bulunan hurmalıklı, çok önemli bir yerdi.

    Hayber Yahudilerin elindeydi. Medîne'den çıkarılan Yahudilerin bir kısmı da, buraya gelip
    yerleşmişti. Burası, bütün Hicaz Yahudilerinin merkezi ve hisarlı bir kalesi durumundaydı. Bunlar
    İslâm'a karşı Mekkelileri dâimâ kışkırtmışlar, Hendek savaşını da onlar tezgahlamışlardı. Ayrıca
    kendilerine yapılmış olan anlaşma tekliflerini de reddetmişlerdi. Medîne'ye hücum etmek için plân
    hazırlıyorlardı.

    Rasûlullah Hudeybiye Anlaşması'ndan bir ay sonra, hicretin 7.yılında, düşman harekete geçmeden, hazırlık safhasında olan düşmanı yatağında bastırmak amacıyla, 1400 piyade, 200 süvâri olmak üzere 1600 kişilik bir ordu ile Medîne'den yola çıktı. Medîne-Hayber arasında 150 kilometrelik yolu, üç günde katettiler.

    Hayber'in, gâyet saglam yedi kalesi vardı. Bunlar Ketîbe, Naim, Şık, Gâmus, Nazaret,
    Sülâlim, Satîh adlarında idi.


    Kalenin Kuşatılması

    Yahudîler, Hz.Muhammed'in anlaşma tekliflerini reddederek savasmaya karar vermişlerdi.
    Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, kaleyi kuşatti. Bu kuşatma günlerce sürdü. Fetih kolay
    olmadı. Yahudîler çok iyi hazırlanmışlardı. Silahları da boldu. Bu savaş, bir bakımdan şimdiye
    kadar yapılanların belki de en şiddetlisi oluyordu. Kureyşliler de, Müslümanların kazanacaklarina
    ihtimal vermeyip, bu savaşı büyük bir ilgi ile izliyorlardi. Yahudîler, bütün güçlerini ortaya
    koyuyorlardı. Satih ve Sülâlim kalelerine kadınları, Naim kalesine zâhireleri yerleştirmişlerdi.

    Kuşatma iki haftaya vardığı halde, bir sonuc alınamamıştı. Bu arada, Katafan Yahudîlerinin
    de kaledekilere yardıma gelecekleri haberi gelmişti.

    İlk hedef Naim kalesiydi. Buraya yöneltilen hücumu, Mahmud ibn-i Mesleme idâre ediyordu.
    savaş uzuyor, çok çetin oluyor, bir türlü bitmiyordu. Hz. Muhammed, kaleyi feth için önce Ömer'i ,
    ertesi gün de Ebû Bekir'i gönderdi. Fakat, başaramadılar. Daha sonra tekrar Ömer'i gönderdi, o
    yine başaramadı. Yahudîler, görülmedik bir direniş gösteriyor, yaptıkları huruc hareketleri ile
    onların kaleyi almalarını önlüyorlardı.

    O gün de Ömer'in savaştan eli boş döndügünü gören Peygamber, büyük bir üzüntü duydu
    ve Sahabelere hitaben, tarihte Ra'yet Hadisi diye ünlenen Meshur hadisi söyledi.

    "Bu sancağımı, yarın kaleyi kahır ve kahramanlıkla alacak, öyle bir bahâdıra vereceğim ki

    O, savaşta üstüste hucumlar yapar ve hicbir şekilde savaştan kacmaz. O, Allah'ı ve

    Allah'ın Peygamberlerini sever, Allah da, Allah'ın Peygamberleri de O'nu severler"
    buyurdu.


    Sancağın Hz.Ali'ye Verilmesi

    Sahabeler, Peygamber'in bu sozlerinden onun Hz. Ali'yi kastettiklerini anlamışlardı. fakat Hz. Ali orduda degildi. Gozleri agrıdıgından bu savaşa katılamamıstı. Ama Selman, Ammar-i Yaser, Ebazer gibi Ali'yi seven sahabeler, Peygamberin bu sozlerinden Ali'nin o gece gelecegini anlamış ve onu karşılamak icin yol uzerine cıkmıslardı. Erkenden Hz. Ali'nin geldigini gormeleri uzerine hemen Peygamber'e onun gelmekte oldugu mujdesi verildi.

    O, elleriyle gözlerini mesh etti,
    sığadı. Bir mûcize-i Peygamberî olarak o anda göz ağrısı gitti. Gözü açıldı. Kendisine büyük bir teveccüh ile sancağı verip feth için kaleye gönderdi.

    Hz.Ali, sancağı kaparak kaleye doğru koştu. Karşısına çıkan Yahdîleri hakladı. Harp çok şiddetli oluyordu. Bir aralık Hz.Ali'nin kalkanı elinden fırlayıp düştü. O, göğüsleyip kopardığı kale kapısını bir elinde kalkan gibi kullanarak, çarpışmağa devam etti. Nihâyet kaledüştü. Hz.Ali, onu teslim aldı.

    Hz.Ali'nin koparıp kalkan olarak kullandığı bu kale kapısını daha sonra on kişi uğraşmışlar, fakat yerinden kaldıramamışlardır.

    Naim kalesi düştükten sonra, Hz. Ali kalelerin en kuvvetlisi olan Gamûs kalesine hücum etti.
    Bu kalenin kumandanı olan, Arapların bin cengâvere bedel dedikleri, meşhur Yahudî kumandanı Merhab, silahlarını kuşanmış olduğu halde kendini metheden beyitler söyleyerek meydana atıldı.

    Buna karşı Hz.Ali mübâreze meydanına kükremiş arslan gibi atıldı, ona şu mısralarla cevap
    veriyordu:

    "Enellezî semmetnî ümmî Haydara,

    Keleysî gâbâtin kerîhil manzara,

    Ekîlüküm bis'seyfi keyles'sendera,

    Et'anü birrumhi bütune'l kefere"

    (Anam bana Haydar ismini vermiştir,

    Ben, ormanların korkunç manzaralı arslanı gibiyim,

    Kılıncımla sizi sendere kilesiyle kileler gibi yerim,

    Mızrağımı kafirlerin karınlarına pek yaman saplarım).

    Hz.Ali, kılıncını onun tepesine indirerek Merhab'ı bir darbede yere serdi ve Hayber Fâtihi
    ünvanını aldı.

    Yahudî kaleleri art arda düşüyordu ki, Satih ve Sülâlim kalelerindekiler, çâresiz kalıp sulh
    istediler. Neticede Müslümanlara geçen arâzide, yalnız çiftçi gibi oturmaları ve her sene
    kaldırılacak mahsulün yarısını Müslümanlara vermeleri şartıyla mürâcaatları kabul edildi. Hayber'in
    fethinden sonra, teslim olan Yahudîlerin bâzıları burayı terketti. Bâzıları da, yapılan sulh neticesi
    orada kaldılar.


    Hz Ali'nin Hayber'de gosterdigi mucizeyi hazmedemeyenler bakın bu tarihi olayı nasıl carpıtıyorlar :

    Hayber’i hazret-İ Alînİn feth etme sebebİ

    Otuzaltıncı Menâkıb: Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” efendimiz hazretleri (Yarın sancağı bir kimseye
    vereceğim. Allahü teâlâ onu sever. O da Allahü teâlâyı sever) buyurdu. Bayrağı hazret-i Alîye verdiler. Ve Hayberi
    feth etdi. Bu bâbda ihtilâf vardır. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem”, evvelâ Hayber hisârını feth etmesi
    için bayrağı Ebû Bekr-i Sıddîk “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerine verdi. Hazret-i Ebû Bekr Hayberi feth edemedi.
    Din âlimleri bu konuda çeşidli açıklamalarda bulundular. Ebû Bekr-i Sıddîk “radıyallahü teâlâ anh” gitdiği zemân
    müslimânlar az idi. Kâfirler çok idi. Az müslimânlara çok kâfirler ile muhârebe etmek vâcib değildi. Hazret-i Alî
    “radıyallahü teâlâ anh” gitdiği zemân, müslimânlar çok idi. Kâfirler az idi. Çok olan müslimânlara kâfirler ile
    muhârebe etmek vâcib idi.

    Süâl: Hayberin fethi Ebû Bekr-i Sıddîk hazretleri elinde olmadı. Hazret-i Aliyyül Mürtedâ elinde oldu.

    Cevâb: Ma’lûmdur ki, Resûl-i kibriyâ Muhammed Mustaf⠓sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri islâmın
    sultânı idi. Ebû Bekr-i Sıddîk “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri vezîri idi. Her feth sultân askeri ile olur. Sultânın
    askerinin fethi de sultânın kalbinin kuvveti ile olur. Sultânın askeri ile fethin olmaması, sultânın kalbinin za’
    îfliğindendir. Sultânın vezîri sultânın önünde hâzır olmalı ki, sultânın kalbi kuvvetli olsun. Sultânın vezîri yanında
    olmazsa, sultânın kalbi za’îf olur. Ebû Bekr-i Sıddîk “radıyallahü teâlâ anh” bayrağı alıp, gitdi. Resûlullah
    “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerinin mubârek kalbleri muzdarib olup, za’îf oldu. Mubârek kalblerinin
    za’îf olması sebebi ile Hayberin fethi müyesser olmadı. Ebû Bekr “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri Resûlullahın
    yanında hâzır olup, bayrağı bırakdı. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerinin mubârek kalbleri
    mutma’în olup, kuvvetli oldu. Mubârek kalblerinin kuvveti vâsıtası ile Hayberin fethi müyesser oldu. O feth ki,
    Aliyyül Mürtedânın “radıyallahü teâlâ anh” mubârek eli ile müyesser oldu. Hazret-i Server-i kâinâtın “sallallahü
    teâlâ aleyhi ve sellem” kalb-i şerîflerinin kuvveti ile hâsıl oldu. Mubârek kalblerinin kuvveti ise, Ebû Bekr-i Sıddîk
    hazretlerinin huzûrları ile hâsıl oldu.

    İkinci cevâb: Ebû Bekr-i Sıddîk “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerinde bulunan bir çok hasletler Aliyyül Mürtedâ
    “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerinde yok idi. Allahü teâlâ, kulluk etmek ve vera’ ve haşyet, sıdk ve rahmet sıfatları
    ile Ebû Bekr-i Sıddîk hazretlerini süsledi. Fesâhat ve belâgat ve mehâbet ve mertlik ve şecâ’at ve muhâberât sıfatı ile
    Aliyyül mürted⠓radıyallahü teâlâ anh” hazretlerini süsledi [zînetledi]. Böylece ta’n edenlerin ta’nı ve buğz
    edenlerin buğzu ve hîle yapıp aldatanların hîlesi ortadan kalksın. Emîr-ül mü’minîn Alî bin Ebî Tâlib “radıyallahü
    teâlâ anh” Hayberi feth etdi. Hayberin kapısı dört bin batman idi. Ağacı ve demiri ve çivileri ile berâber; ba’zıları
    dediler onbeşbin batman idi. Hazret-i Alî “radıyallahü teâlâ anh” Hayberi feth edince bu ağır kapıyı kopardı. Sağ
    eline Zülfikârı alıp, bir vuruşla kapıyı dağıtdı. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri bu hâli gördü,
    mu’ciz beyânları ile Şâh-ı merdânı medh edip, (Alîden başka genç ve Zülfikârdan başka kılınç yokdur!) buyurdu.

    Konu Meyvenin Zeyli tarafından (29.05.07 Saat 20:36 ) değiştirilmiştir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hayber Fatihi
    By Matemkar in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30.08.14, 12:58
  2. Fethi Üzüm Hoca Almanya (Nettetal)
    By ilemeyyühelaziz in forum Sesli ve Görüntülü Risale-i Nur Sohbetleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 10.07.09, 19:39
  3. İstanbul'un Fethi-Heredot Cevdet
    By ahmetsait59 in forum Mizah
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 22.09.06, 16:15
  4. Gülün Fethi
    By sliha87 in forum Tarih
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 23.08.06, 20:12
  5. İstanbulun Fethi
    By sliha87 in forum Tarih
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 16.08.06, 13:21

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0