+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 11

Konu: [Delilli]Abdestin Farzları,Sünnetleri,Abdesti Bozan Durumlar Vs

  1. #1
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart [Delilli]Abdestin Farzları,Sünnetleri,Abdesti Bozan Durumlar Vs

    [Abdest konusunda fıkıh ve ilmihal kitaplardan yaptığım bir tahkiktir.]

    ABDESTiN FAZiLETLERi

    Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatıyor:

    "Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Allah'ın hataları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesile kıldığı şeyleri size söylemeyeyim mi?'' "Evet ey Allah'ın Rasûlü, söyleyin!'' dediler. Bunun üzerine saydı:

    "Zahmetine rağmen abdesti tam almak. Mescide çok adım atmak. (Bir namazdan sonra diğer) Namazı beklemek. İşte bu ribâttır,işte bu ribâttır.İşte bu ribâttır."[Müslim(251) Muvatta(1/161) Tirmizi(52) Nesâi, Tahâret 106]

    Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatıyor:

    "Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    "Mü'min -veya Müslüman- bir kul abdest aldığında yüzünü yıkayınca, gözüyle bakarak işlediği bütün günahlar su ile -veya suyun son damlasıyla- yüzünden dökülür iner, ellerini yıkayınca elleriyle işlediği hatalar su ile birlikte -veya suyun son damlasıyla- ellerinden iner (dökülür). Ayaklarını yıkayınca da ayaklarıyla giderek işlediği bütün günahları su ile -veya suyun son damlasıyla- iner (dökülür). (Öyle ki abdest tamamlanınca) günahlarından arınmış olarak tertemiz çıkar."[Müslim(244) Muvatta(1/32) Tirmizi(2) Darimi(1/183) Beyhaki(1/81)]

    Daha da sayılabilirdi fakat mevzumuz fıkhi yönü olduğundan nakletmedik..


  2. #2
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    ABDESTSİZ NAMAZ MAKBUL DEGİLDİR


    Allah Azze ve Celle buyurur;

    Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi, başlarınızı meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın. Hasta yahut yolculuk halinde bulunursanız yahut biriniz tuvaletten gelirse yahut da kadınlara dokunmuşsanız ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.”(Maide 6)

    Enes radiyallahu anh anlatıyor:

    "Rasûlullah aleyhissalatu vesselâm'ı Şöyle derken işittim:

    "Allah, temizlik (abdest) olmadan namazı, çalınan maldan da sadakayı kabul etmez."[Müslim(224) Buhari(135)]

    "Kendisinde hades(*) vâkı` olan kimsenin namazı (o kimse) abdest almadıkça kabûl olunmaz." [Buharî/6954 (Ebu Hüreyre'den)]

    (*)Hadesin izahı ileride gelecek..


  3. #3
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    ABDESTiN FARZLARI


    1-Niyet:Ömer bin el-Hattab(radiyallahu anh) anlatıyor:


    Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: “Ameller ancak niyetlere göredir. Ve kişi için ancak niyet ettiği şey vardır.”[Buhari(1) Müslim(1907)]


    Niyet'in lügat mânâsı, kasdetmektir. Şer'î mânâsı ise, bir işin yapılmasıyle beraber olan kast demektir. Niyetin yeri kalptir.Kalpteki keyfiyeti 'Abdestin farzına niyet ediyorum' veya 'Abdestsizliği kaldırmaya niyet ediyorum' veya 'Namaz kılmayı kendime helâl kılmak için niyet ediyorum' demektir.


    [Abdestin ilk yıkanması gereken organ olan yüzü yıkarken niyet getirmek yeterlidir. Namazın başlangıcında alınan niyet, dört rekat için geçerli olduğu gibi, ilk yıkanması farz olan yüzü yıkarken getirilen niyet, dört organ (yüz, kollar, baş, ayaklar) için de geçerlidir."]


    2-Besmele:Enes b. Mâlik şöyle rivayet ediyor:


    "Ashabdan bazıları abdest için su aradılar, fakat bulamadılar. Hz. Peygamber 'Yanında su olan var mı?' diye sordu. Hz. Peygamber'e biraz su getirildi. Hz. Peygamber elini su kabına soktu ve 'Haydi, Allah'ın ismiyle abdest alın' dedi. Hz. Peygamber'in parmaklarının arasından su fışkırdığını gördüm. Bütün sahabîler abdest aldı. Sayıları yetmiş kişiye yakındı".[Nesaî, I/6l]

    Ebu Hureyre‟den Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:


    Abdesti olmayanın namazı, abdeste başlarken Allah'ın adını anmayan kimsenin de abdesti yoktur.”


    [Tirmizi(20) İbn Mace(Taharet: 41) Darimi(Vüdu: 25) Ahmed(2/418,3/41,4/70,5/38,6/382) Sahihu Ebu Davud(92) el İrva(81) sahihtir.]


    İ.Ahmed bin Hanbel(r.a.) gibi bazı müctehidler bu hadis-i şerifle delil getirerek abdeste besmele ile başlamanın farz olduğunu demişlerdir..Biz de şüphe veren şeyleri terkederek abdeste besmele ile başlarsak en doğru olanı yapmış oluruz..


    3-Yüzü en az bir defa yıkamak:


    Allah Teâlâ "Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi yıkayın... (Mâide/6) buyuruyor. Yüzün yıkan*ma hududu, saç kıllarının bittiği yerden çenenin altına kadardır. Genişlik bakımından da kulaktan kulağa kadardır. Yüzdeki kaşları, kiprikleri ve sakal gibi kılların hem yüzeyini, hem de diplerini yıkamak farzdır.


    Enes b. Malik (radiyallahu anh)‟den: Rasûlullah abdest alırken bir avuç su alır, o suyu çenesinin altına vererek sakallarının arasına akıtır ve: İşte aziz ve celil Rabbim bana böyle emretti.” buyururdu.[Sahihu Süneni Ebu Davud(132) Beyhaki(54) Mişkat(408)]

    Bol ve sık sakal hariç, diğerleri yüzün parçası sayılır. Bol ve sık sakaldan maksat, dipleri görünmeyen sakaldır.Böyle sakalın sadece yüzeyini yıkamak yeterlidir.


    4-Dirseklere kadar elleri bir defa yıkamak;


    Allah Azze ve Celle buyuruyor ki; “Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi, başlarınızı meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın..” (Maide,6)


    Ebu Hüreyre abdest alırken önce yüzünü yıkadı, sonra pazusuna kadar sağ kolunu, sonra aynı şekilde sol kolunu yıkadı.Sonra... 'Ben, Hz. Peygamber'in, böyle abdest aldığını gördüm' dedi.[Müslim/246]


    Yıkanan âzalardaki kılların da yıkanması vacibdir. Eğer tırnakların altında,[oje gibi] suyun deriye ulaşmasına mâni olacak kadar kir varsa veya armağında suyun deriye değmesine mâni olan bir yüzük varsa abdest sahih olmaz.


    5-Başı en az bir defa mesh etmek:“…başlarınızı meshedip...”(Maide suresi 6. âyet.)


    İ.Ahmed bin Hanbel ve İmam Malik başın tamamını meshetmenin,İ.Şafii küçük bir kısmının,İmam Ebu Hanife ise bir 4'te birinin meshedilmesinin farz olduğunu söylemişlerdir.Biz de en istikametli olduğu şekilde başın tamamını meshetmenin en uygun durum olduğunu düşünüyoruz ki;başın tamamını meshetmenin farz olmadığını söylüyen müctehidlermiz bunun sünnet olduğunu buyurmuşlardır.Biz de bu sünneti yerine getirmiş oluruz,hakikatta farz ise de bundan eksik kalmayız..Aynı zamanda Abdullah b. Zeyd hadîsinde Hz. Peygamber'in, ellerini başın ön ta*rafından başlayarak ensesine kadar götürdüğü, ensesinden de tekrar başının ön tarafına kadar getirdiği rivayet edilmiştir.


    Yine Ahmed bin Hanbel(r.a.) gibi bir kısım müctehidler kulakları da meshetmenin başa dair olduğunu ve farz olduğunu şu rivayetten çıkarmışlardır:


    Kulaklar başın meshine dâhildir[Ebu Davud(134) Tirmizi(39) İbni Mace(447)


    Diger müctehidlerimiz ise buna sünnet demişlerdir.


    6-Topuklara kadar ayakları bir defa yıkamak:


    “…topuklara kadar ayaklarınızı [yıkayın]…” (Maide suresi 6. âyet.)


    Ebu Hüreyre abdest alırken önce yüzünü yıkadı, sonra pazusuna kadar sağ kolunu, sonra aynı şekilde sol kolunu yıkadı. Sonra basma mesnetti, sonra topukları dahil sağ ayağını, sonra aynı şekilde sol ayağını yıkadı ve 'Ben, Hz. Peygamber'in, böyle abdest aldığını gördüm' dedi.[Müslim/246]


    Abdullah b Amr şöyle rivayet ediyor:


    Hz. Peygamber ile beraber Mekke'den Medine'ye giderken yolda bir su gördük. Bazıları aceleyle koşup abdest aldılar. Hz. Peygamber onların topuklarına su değmedığım görünce şöyle buyurdu:


    Ateşten ötürü vay topuklara, abdestinizi tam alınız.


    [(Buhârı İlim 30; Vudû' 2729; Müslim Tahâre 25-2830; Ebû Davud Tahâre 46)]


    Bir kişi abdest aldı, ayağında tırnak kadar su değmeyen bir yerbıraktı. Bunu gören Hz. Peygamber 'Dön ve yeniden abdest al" dedi.


    Adam yeniden abdest alıp namazını kıldı.[Müslim/243]


    İşte bu iki hadîs, yıkanması gereken azalardan birinde yıkanmayan küçük bir parça kaldığında, abdestin sahih olmadığına delâlet eder.


    (*)-Abdestte Tertip [Sırasıyla Yıkamak] Mes'elesi:


    Müctehidlerimizden İ.Şafii ve İ.Ahmed bin Hanbel bunun farz olduğuna ictihad etmişlerdir.


    Bunların yanı sıra muvalatın yani ara vermeden, uzuvları peş peşe yıkamanın farz olduğuna İ.Malik ve İ.Ahmed bin Hanbel ictihad etmişlerdir.


    Bizler de abdestlerimizde tertibe ve muvalataya dikkat edelim.Unutulmamalıdır ki farziyetinde ihtilaf olan mes'elelerde müctehidlerden diger taraf bunun sünnet olduğunu söylemişlerdir..Bu bakımdan bir imamın farz digerinin de sünnet dedigi durumlarda o fiili yapmak en güzel olandır.


  4. #4
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    ABDESTiN SÜNNETLERİ


    1-Bir kısım müctehidlere göre Besmele çekmek.Detay için "Abdestin Farzları" bölümündeki 2.maddeye bakınız..


    2-Abdestin başında elleri yıkamak:Abdullah Bin Zeyd (radiyallahu anh)den; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem abdest alırken eline tastan su alır ve elini üç defa yıkardı.[Buhari(186) Müslim(235)]

    3-Azaları üçer defa yıkamak:Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem abdestte azalarını birer kere, ikişer kere ve üçer kere yıkamıştır.[bkz.: Buhari(159) Müslim(226) Sahihu Nesai(79) Sahihu İbni Mace(334)]

    Hz. Osman 'Size Hz. Peygamber'in nasıl abdest aldığını göstereyim mi?' dedikten sonra, yıkanacak azaların tümünü üçer defa yıkadı ve meshedilecek azalan da üçer defa mesnetti.[Müslim/230]

    4-Misvak kullanmak:Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatıyor:

    "Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Eğer ümmetim üzerine zahmet vermeyecek olsaydım, her namazda misvak kullanmalarını emrederdim."[Buhari, Cum'a 8, Temenni 9; Müslim(252) Muvatta(1/66) Ebu Davud(46) Tirmizi(22) Nesâi(1/12) İbni Huzeyme(140) Ahmed(2/245) Beyhaki(37)]

    5-Mazmaza (ağıza su vermek) ve istinşak (buruna su vermek):

    Abdullah bin Zeyd'e «Bize Resulullâh (Saîlailahü Aleyhi ve Sellem)'in abdesti gibi abdest al» dediklerinde 3 defa mazmaza ve istinşak da yapmıştır..[Üstte geçti]

    İ.Ahmed bin Hanbel(r.a.) gibi bazı müctehidler bazı rivayetlerle delil getirerek mazmaza ve istinşaka farz demişlerdir..Buna binaen;bu sünneti terketmemek lazımdır,elzemdir..

    6-
    Azaları ara vermeksizin peşpeşe yıkamak [Muvalat]:Hadîslerden, Hz. Peygamber'in ara vermeden abdest aldığı anlaşılmaktadır.Muvalatın yani ara vermeden, uzuvları peş peşe yıkamanın farz olduğuna İ.Malik ve İ.Ahmed bin Hanbel gibi bir kısım müctehidler ictihad etmişlerdir.Bizler de abdestlerimizde muvalataya dikkat edelim..

    7-Abdestte uzuvları yıkamaya sağdan başlamak:

    “Giyindiğiniz ve abdest aldığınız zaman sağdan başlayın.”
    [Sahihu Süneni Ebu Davud(3458) Mişkat(401) Sahihu İbni Mace(323)]

    8-Kulakları yeni bir su ile meshetmek:

    İbn Abbas'ın Hz. Peygamber'den rivayet ettiğine göre Hz. Peygam*ber önce başını, sonra da kulaklarının içini ve dışını meshetmiştir.
    [Tirmizî/36, (Hadîs'in sahih olduğunu söylemiştir.)]

    Başka bir rivayette de Hz. Peygamber'in başını meshettikten sonra şehadet parmağı ile kulaklarının iç kısımlarını, baş parmağı ile de dış kısımlarını rneshetmiş olduğu nakledilmiştir.[Nesaî, 1/74]

    Abdullah b. Zeyd şöyle demektedir: "Hz. Peygamber'in abdest alırken kulakları için yeni bir su aldığını gördüm"
    [Hâkim, 1/151. (Zehebî sahih olduğunu söylemiştir.)]

    İ.Ahmed bin Hanbel(r.a.) gibi bir müctehid bunun farz olduğunu ictihaden söylemişlerdir..Bizler de abdestlerimizde kulaklara meshetmeye dikkat edelim..

    [Detay için "Abdestin Farzları" bölümündeki 5.maddeye bakınız..]

    9-
    Başın tamamını meshetmek:Abdullah b. Zeyd hadîsinde Hz. Peygamber'in, ellerini başın ön ta*rafından başlayarak ensesine kadar götürdüğü, ensesinden de tekrar başının ön tarafına kadar getirdiği rivayet edilmiştir.

    Namazın farzlarından 5. maddede de dedigimiz üzere İ.Ahmed bin Hanbel ve İmam Malik başın tamamını meshetmenin farz olduğunu söylemişlerdir.Biz de en istikametli olduğu şekilde başın tamamını meshetmenin en uygun durum olduğunu düşünüyoruz ki;başın tamamını meshetmenin farz olmadığını söylüyen müctehidlermiz bunun sünnet olduğunu buyurmuşlardır.

    10-El ve ayak parmaklarının arasını hilallemek; (karıştırmak suretiyle oradaki kirleri temizlemek):

    Lekit b. Sebire şöyle diyor: 'Ey Allah'ın Rasûlü! Bana abdesti anlat' dedim. Hz. Peygamber 'Abdesti tam olarak al, parmaklarının arasını hilalle ve oruçlu değilsen burnunu bol su ile temizle' dedi.[Ebu Dâvud/142; Tirmizî/788 ve başka muhaddisler]

    11-
    Gurret ve tacil'i uzatmak:"Gurret, yüzü yıkarken başın önünden bir kısmını da yıkamaktır. Tacil ise, kolları yıkarken pazunun bir kısmını, ayakları yıkarken de topukların üst kısımlarından birazını yıkamaktır.

    Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:"Benim ümmetim kıyamet günü, abdestin eserinden ötürü 'gurren muhaccelin' (yüzleri, elleri, ayaklan pırıl pırıl parlayan ümmet) diye çağrılır."

    Bu nedenle abdest alırken yüzle beraber başın ön tarafından birazını, kollar ve ayaklar ile beraber de biraz yukarılarım yıkamak güzel olur."[Büyük Şafii Fıkhı,Abdest Bölümünden]

    Ebû Hüreyre (ra ) der ki: Peygamber Efendimiz ’e (asm ):

    “Yâ Resûlallah ! Senden sonra gelecek ümmetini nasıl tanırsın?” diye soruldu. Allah Resulü (asm):

    Düşünün, bir adamın siyah atlar arasında alnı beyaz, ayaklarında seki olan bir atı olsa, o atını tanımaz mı?” buyurdu.

    Oradakiler: “Evet, tanır ” dediler. O zaman Resul -i Kibriya Efendimiz (asm ):

    “İşte benden sonra gelecek kardeşlerim, abdest sebebiyle kıyamet günü alınları ve abdestte yıkadıkları uzuvları parlayarak gelecekler. Ben ise onları Kevser havuzu başında bekleyeceğim” buyurdu.(Nesâî , Tahâret , 110)


    Ebû Hüreyre ’den (ra ) demiştir ki: Allah Resûlü (asm ) şöyle buyurmuştur:


    “Benim ümmetim kıyamet gününde abdest eserinden dolayı yüzleri nurlu , elleri ve ayakları özel işaretli olarak geleceklerdir. Artık bu parlaklığını daha ziyade artırmak hanginizin elinden gelirse yapsın.”

    ( Müslim, Tahâre, 246)

    12-
    Su hususunda israf ve cimriliğe kaçmamak:

    Enes b. Mâlik, Hz. Peygamber'in 1 müdd ile abdest aldığını rivayet etmiştir.[Buharî/198]

    Müdd hacim itibariyle yaklaşık 10 cm. uzunluğunda bir kap demektir.

    13-
    Hz. Peygamber'e uyarak, abdest esnasında konuşmamak.

    14-Abdestten sonra zikir/dua:

    Abdestten sonra dua; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;

    "Sizden kim abdestini alır ve bunu en güzel şekilde yapar, sonra da: "Eşhedu en lâ ilâhe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhû ve Rasûluhu. (şahadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve yine şahadet ederim ki Muhammed Allah'ın kulu ve Rasûludur)" derse, kendisine cennetin sekiz kapısı da açılır; hangisinden isterse oradan cennete girer."[Müslim(234) Darimi(1/182) Ebu Davud(169) Nesai(1/95) Tirmizi(55)]

    "Allahım! Beni tevbe eden ve temiz olan kullarından eyle" [Tİrmizî/55]


    15-Abdestten sonra iki rekât nafile namaz kılmak:

    Büreyde radiyallahu anh anlatıyor:"Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    "Ey Bilal! Ne ile benden önce cennete girdin? Her ne zaman cennete girdiysem, her seferinde önümde senin hışırtını işittim. Dün gece de cennete girmiştim, önümde (yine) senin hışırtını duydum...

    Bunun üzerine Bilal: "Ya Rasûlullah! Her ezan okuyuşumda iki rek'at namaz kıldım. Her ne zaman hades vaki oldu ise derhal abdest tazeledim ve Allah'a iki rek'at namaz kılmayı üzerimde borç gördüm" dedi.

    Bilal' in bu açıklaması üzerine Aleyhissalatu vesselam:

    "İşte bu iki şey sebebiyle (cennete girmede benden evvel davranmış olmalısın)" buyurdular."
    [Buhari(1149) Müslim(2458) Tirmizi(3690)]


  5. #5
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    ABDEST ALIRKEN İŞLENEN MEKRUH FİİLLER


    1-Çok su kullanmak:

    "Bu ümmette temizlik ve dua hususunda aşırı giden bir topluluk olacaktır."[Sahihu Süneni Ebu Davud(87) Mişkat(418)]

    2-Abdest alırken konuşmak.

    3-Sol eli sağ elden, sol ayağı sağ ayaktan önce yıkamak. Çünkü böyle yapmak Hz. Peygamber'in fiiline terstir.

    4-Sol eli sağ elden, sol ayağı sağ ayaktan önce yıkamak. Çünkü böyle yapmak Hz. Peygamber'in fiiline terstir.

    5-Oruçlu iken mazmaza ve istinşak'ta aşırıya kaçmak. Çünkü bu du­rumda suyun boğaza kaçıp orucu bozması sözkonusudur. Hz. Peygam­ber 'Eğer oruçlu değilsen, istinşak'ta mübalağa yap' buyurmuştur.[ Ebu Dâvud/142]

    6-Boynu mesh etmek ulemanın çoğunluğuna göre bid'attır,(yani dinde aslı olmayıp sonradan çıkmıştır).[Muğni'l-Muhtac cild:1 sa: 64 İânetü't-Tâlibîn cild:1 sa:47,Daifu Süneni Ebu Davud(15)]Ulemanın çoğunluğu boynu meshe dair rivayetleri zayıf,uydurma görmüş ve Resulullah'ın abdestini anlatan sahih rivayetlerde olmadığından dolayı boynu meshi mekruh görmüşlerdir.(Bkz:ed-Dürrü’l-muhtar, 1/124; Zuhaylî, 1/253).[Abdestte fazlalalığa dair bknz:8.madde]


    7-Abdest alırken sağ uzuvları sol uzuvlardan evvel yıkamak.

    [Yukarıki mesajlarda geçtigi üzere,Allah Resulü sağı soldan evvel yıkamayı emir buyurmuşlardır.]

    8-Üç kere yıkanan azayı, dördüncü defa yıkamak veya üç kere meshedilen azayı dördüncü defa meshetmek veya üçten az yapmak. Çünkü Hz. Peygamber azalarını, üçer kere yıkayarak abdest aldıktan sonra şöyle buyurmuştur:

    İşte abdest böyledir. Bunu fazlalaştıran veya eksilten münker[kötü] bir iş yapmış ve zulmetmiş olur. [Ebu Davud(135) Nesai(1/88) İbn Mace(422) İbni Huzeyme(174) Beyhaki(1/79) Tahavi(1/33) Elbani Sahihu Süneni Ebu Davud(123) el Mişkat(417)]

    9-Zaruret olmaksızın helâda abdest almak.

  6. #6
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    Abdesti Bozan Durumlar


    1-Önden ve Arkadan çıkan (idrar, mezi, meni, gaita ve yel gibi) şeyler:


    Allah Teâlâ 'Biriniz tuvaletten gelmişse...' (Nisa/43) buyurmuştur. Ayetin metnindeki "gâît kelimesi 'def-i hacet yapılan mevki' anlamına gelir. Aynı zamanda çukur ve kuytu yere de gâit denir. Zira insan def-i hacet yapmak için gözlerden uzak olan bu tür yerlere gider.


    Ebu Hüreyre Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem:"Kendisinde hades vâkı` olan kimsenin namazı (o kimse) abdest almadıkça kabûl olunmaz." buyurdu.-Hadramevt ahâlîsinden biri: "Yâ Ebâ Hüreyre, hades nedir?" diye sordu. "Sessiz veya sesli yel." cevâbını verdi.[[Buharî/6954]


    Ali radiyallahu anh‟den; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Meziden dolayı abdest, meniden dolayı gusül gerekir.[Tirmizi(114) Sahihu Süneni Tirmizi(99) Mişkat(311)]

    Ön ve arkadan çıkan herşey bunlara kıyas edilir..


    2-Şuur kaybı (uyku, bayılmak, delirmek):Ali (radiyallahu anh)‟den; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Gözler dübürün bağıdır. Kim uyursa abdest alsın.” [Sahihu Süneni Ebu Davud(198) ,İbn Mace(Taharet: 62) Darimi(Vudu: 48) Ahmed(4/97)]

    Not:Mütemekkin olarak uyumak abdesti bozmaz.Mütemekkin olarak oturmak, kişinin makatını sağlam bir yere tam olarak koyup oturmasıdır. Gayr-ı mütemekkin ise, yerle kalça arasında bir mesafe olduğu halde oturmaktır.

    Makatını tam olarak yere koyup uyuyan kimsenin abdesti bozulmaz. Çünkü bu durumdayken kendisinden çıkan herhangi bir şeyden haberdar olur. Bunun delili Enes'in naklettiği şu rivayettir:

    Namaz için kamet edildi. Hz. Peygamber bir kişiyle gizli birşeyler konuşuyordu. Hz. Peygamber'in konuşması o kadar uzun sürdü ki sahabîler uyudu. Sonra Hz. Peygamber geldi ve namazı kıldırdı.
    [Müslim/376]

    Yine şöyle rivayet edilmiştir:

    'Hz. Peygamber'in ashabı uyuyor, sonra kalkıp abdest almadan namaz kılıyorlardı'.[Buharî/541, 544-545]

    Tabii ki sahabîler bizim bildiğimiz gibi yatar şekilde uyumuyorlardı. Çünkü onlar mescidde, Hz. Peygamber'in konuşmasını bitirmesini ve ge­lip namazı kıldırmasını bekliyorlardı.

    Hülasa;kişinin kendinden emin olacak şekilde uyuması abdesti bozmaz.Bu mevzuda sözü uzatmayıp İbrahim CANAN'ın K.Sitte Muhtasarı ve Şerhi'nin 10.Cilt 466,467,468 ve 469. sahifelerine havale ediyoruz..

    3-Cinsel uzva arada bir engel olmadan dokunmak:

    Mus'ab İbnu Sa'd İbni Ebî Vakkâs (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben, Sa'd İbni Ebî Vakkâs (radıyallahu anh)'a Kur'an tutuyordum. Bir ara kaşındım. Sa'd:"Her halde zekerine değdin?"dedi. Ben "evet" deyince:"Kalk, abdest al!" emretti. Ben de gidip abdest alıp geri döndüm" [Muvatta, Tahâret 59, (1, 42).]

    Nâfi rahimehullah anlatıyor:

    "Ben, bir sefer sırasında İbnu Ömer (radıyallahu anh)'le beraberdim. Güneş doğduktan sonra onun abdest alıp namaz kıldığını gördüm. Kendisine: "Bu şimdiye kadar kıldığınızı hiç görmediğim bir namaz!"
    dedim. Şu açıklamayı yaptı:

    "Sabah namazı kılmak üzere abdest aldıktan sonra fercime dokundum. Sonra da abdest almayı unuttum (ve namaz kıldım. Şimdi bu durumu hatırlayınca) yeniden abdest alıp namazımı iade ettim." [Muvatta, Tahâret 60, (1, 42, 43).]

    Büsre Bintu Saffan (radiyallahu anhâ) anlatıyor: "RasûlulIah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Zekerine değen abdest almadıkça namaz kılmasın.''[Tirmizi(82, 83, 84) Darimi(1/184) Muvatta(1/42) Ebu Dâvud(181) Nesâi(1/216) el İrva(116) sahihtir.]

    Busre radıyallahu anha‟dan gelen diğer bir rivayette: “Kadınlar için de aynısı geçerlidir” buyrulmuştur.[İbn Hibban (1117) Nesai (1/216) Darimi (1/184)]

    Talk İbnu Ali (radiyallahu anh) anlatıyor:

    "Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yanına geldik. (Biz huzurlarında iken) bir adam geldi. Sanki o bir bedevi idi. "Ey Allah'ın Rasûlu! dedi, kişi abdest aldıktan sonra zekerine değerse ne gerekir (abdesti bozulur mu, bozulmaz mı?)'' Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şu cevabı verdi: "O, kendisinden bir parça değil midir?"

    [Ebu Dâvud(182, 183) Tirmizi(85) Nesâi(1/101) Elbani Sahihu Süneni Ebu Davud(167)]

    Ebu Hureyre (radiyallahu anh)‟den; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Birinizin eli arada bir örtü veya engel bulunmaksızın cinsel uzvuna dokunursa abdest alsın.”[İbni Hibban (1118) ve Ahmed (2/333) sahih senetle rivayet etti. Bkz.: Elbani Sahiha(1235) ]

    Talk hadisi mescidin inşaası sırasında vuku bulmuştur. Ebu Hureyre (radiyallahu anh) ise bundan çok sonra Müslüman olmuştur. Bu durumda Talk hadisinin mensuh olduğu söylenmiştir. Lakin nesh sabit olmamıştır. Ebu Hureyre hadisi bu konudaki ihtilafı giderme hususunda yeterlidir. Nitekim Talk b. Ali hadisinin diğer bir tarikinde rivayet şu şekilde gelmiştir:

    “Kays b. Talk‟dan: Babam dedi ki: Biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem‟in yanında idik. Bir bedevi geldi ve dedi ki: “Ey Allah‟ın rasulü! Bizden biri namazda iken eli zekerine dokunuyor” Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ģöyle buyurdu: “O ancak senden bir parça değil midir?”[İbn Hibban (1120-1121) Mevaridu‟z-Zaman (208-209) Şuayb el-Arnaut ve Muhammed Safvan el-Araksusi isnadının kuvvetli olduğunu belirtmişlerdir.]

    Bu hadiste gelen soru görüldüğü gibi “bizden birisi namazda iken eli zekerine dokunuyor” şeklinde gelmiştir. Kişi namazda iken eli zekerine örtü üzerinden dokunur ve bu yüzden abdesti bozulmaz. Ama çıplak olarak dokunursa bu abdesti gerektirir. Vallahu a‟lem.

    4-Kadına dokunmak:"Ey iman edenler... Eğer hasta olur veya bir sefer üzerinde bulunursanız yahud sizden biriniz ayak yolundan gelirse yahud da kadınlara dokunup da su bulamazsanız o vakit temiz bir toprağa teyemmüm edin..." (Nisa 43)

    Ulema bu ayet-i kerimedeki "lems" kelimesini farklı şekilde anlamışlardır..

    Birinci kısmı buradan kastın "cima" olduğunu anlamıştır.Bu görüş sahabenin ilmi önderlerinden İbn-i Abbas(r.a.)'dan gelmiştir.Diger görüş ise bundan kastın "el ile yoklamak veya tenlerin birbirine değmesi veya elle dokunmak" olduğudur.Bunu da sahabeden İbn-i Ömer,İbn-i Mes'ud(r.a.) demişlerdir.Hanefiler 1. grup,Şafiiler ise 2.gruptandır.Ayrıca birinci kısım müctehidler Hz.Aişe'den delil getirmişlerdir.

    Hz.Aişe'den delil getidikleri rivayetler şunlardır:

    "Peygamber (a.s.) hanımlarından birisini öper, sonra da abdest almaksızın namaz kılardı"[Ebu Dâvud, Neseî,Ahmed,Tirmizi,İbn-i Mace. Bu hadis mürseldir. Buhari "zayıf" olduğunu kabul etmiştir. ]

    "Rasulullah (a.s.) ben onun önünde bir cenaze gibi boylu boyunca yatmış olduğum hâlde namaz kılardı. Vitir kılmak isteyince ayağıyla bana dokunurdu." [Neseî rivayet etmiştir. İbni Hacer: "İsnadı sahihtir." demektedir. Neylü'l-Evtâr, I, 196.]

    "Bir gece Rasulullah (a.s.)'ı yatağında bulamadım. Onu aramaya koyuldum. Kendisi mescitte ayaklarını (secdede iken) dikmiş olduğu hâlde ayaklarının iç tarafına elimi değdirdim. O ise şöyle diyordu: Allahım! Gazabından rızana, cezalandırmandan esenliğine, senden sana sığınırım. Seni öğmekle sayıp bitiremem. Sen kendini nasıl öğdüysen öylesin" [Müslim ve Tirmizî rivayet etmişlerdir. Tirmizî ve Beyhakî sahih olduğunu belirtmişlerdir. Bu hadisler için bk. Nasbu'r-Raye, I, 70-75.]

    Hülasa;iki taraf da şer'i delillerle hükmetmiş ve öyle ictihad etmişlerdir.Bizler de "şüpheli şeylerden sakınmamıza" dair olan hadis-i şeriflere ittiba ederek kendimizi karşı cinse [anne,baba vs dışında] tenimizi degdirmiyerek abdestimizi muhafaza edebiliriz.Böyle yaptığımız taktirde ihtilafa düşmekten korunmuş oluruz.Vallahu e'lem..


    5-Kanın Abdesti Bozup Bozmama Mes'elesi:Kanın abdesti bozup bozmuyacağı mes'elesi ihtilaflıdır.İmam Ahmed ve İmam Ebu Hanife bozacağını,İmam Malik ve İmam- Şafii ise bozmuyacağını söylemişlerdir.Deliller ise şunlardır:


    a)Kan abdesti bozar diyenlerin başlıca delilleri:

    "Her akan kandan dolayı abdest almak gerekir." [Darekutni, Temim ed-Dari'den rivayet etmiştir.]

    "Her kim namazda iken kusar veya burnundan kan akarsa, namazda çıksın ve gidip abdest alsın. Ondan sonrada konuşmadığı sürece gelsin, namazını bıraktığı yerden tamamlasın." [İbn-i Mace,Hz.Aişe'den.]

    <Hanefi muhaddislerden Zeylai "Nasbur-raye" adlı eserinde (1/38-39, 2/60-61) bu hadisin illetlerini açıklamış ve hüccet olamayacağını belirtmiştir. Aynı şekilde Hafız İbn Hacer de ed-Diraye'de (no:215) ve Bulugul Meram'da (74) isnadında zayıf bir ravi bulunduğunu belirtmiştir. İbn Mace muhakkiki Busayri de (1/144) İbn macenin isnadının zayıf olduğunu söylemiştir. İbn Abdilhadi, el-Muharrar'da (no 85) Şafii, Ahmed, Darekutni ve diğer muhaddislerin bu hadis hakkında zayıf dediklerini nakleder>

    b)Kan abdesti bozmaz diyenlerin başlıca delilleri:

    "Resulullah (as) kan aldırdı ve abdest almaksızın namaz kıldırdı. Kan aldırdığı yerleri yıkamanın ötesinde bir şey yapmadı." [Darekutni ve Beyhaki Hz.Enes'ten rivayet rivayet etmişlerdir.]

    "[Allah Resulünün]Kendisine namaz kılarken bir ok isabet ettiği halde namazını kılmaya devam etmiştir."

    [Addad b. Bişr'den rivayet edilmiştir.Buhari bunu ta'likan zikretmiştir. Ayrıca Ebu Davud ve İbn Huzey de rivayet etmişlerdir.]

    Enes (radiyallahu anh) hacamat olmuş (kan aldırmış) ve yeniden abdest almadan namaz kılmıştır.[Buhari(1/52) Darekutni(1/151)]

    Aişe (radiyallahu anha)dan; “Kan damlaları hasır üzerine düşse bile namaz kılabilirsin."[Nesai(171]

  7. #7
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    Devam edecek inşaAllah..

  8. #8
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    Abdestte Özür


    Abdesti bozup da devam eden illete Özür denilir. Çoğulu A'zar gelir. Erkek olan özür sahibine "Ma'zur" kadına da "Ma'zure" denir.

    Örnek:Zaman zaman kısa fasılalarla burun kanaması, herhangi bir organdan kan çıkıp devamlı akması, bir ağrıdan dolayı gözün irinle sulanması, meme ve kulak gibi organlardan irin ve benzeri bir suyun akıp durması, mesaneden gayri ihtiyarı idrar çıkıp zaman zaman devam etmesi, kendini tutamayacak şekilde ishalin bulunması veya yel çıkması birer özürdür. Bu haller kimde bulunursa o mazur veya mazure sayılır. [Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali]

    SORU: İdrar yaptıktan sonra en güzel şekilde temizleniyorum. Fa­kat bir süre sonra damla halinde sıvı geliyor. Bunun üzerine yeniden abdest alıyorum. Daha sonra gene sıvı geldiğini farkediyorum. Kesik kesik akıntı gelmeye devam ediyor. Tedavi için gerekli girişimlerde bulundum. Fakat bir çözüme ulaşamadım. Bu durumda abdest ve na­mazlarımda ne yapmalıyım?


    CEVAP: Fıkıh âlimlerinin pek çoğu, kendisinde idrar tutmazlığı olan kimsenin bu halin sürekli olması durumunda "özür sahibi'' sayıla­cağını belirtmişlerdir.

    Birer örnek vermek gerekirse âdet kanamasının süresi dolmasına rağmen kanama devam ederse veya burun kanaması devamlılık göste­rirse veya bir rahatsızlıktan dolayı sürekli gaz çıkarıp yellenirse, böy­le durumlarda kişi özürlü sayılır.

    Örnekte zikredildiği gibi sürekli abdesti bozulan kişilere din kolaylık göstermiştir. Bu durumdaki kimselerin abdesti, kendilerinden çı­kan abdesti bozucu şeyler nedeniyle bozulmaz.
    Soru soran özür sahibi bu kişi abdest ve namazda şu yolu izlemelidir: Namaz vakti gelince önce bevl etmek için tuvalete gidip güzelce temizlenmeli, ardından vakti giren namaz için abdest almalıdır. Bu abdestle giren vaktin namazını ve o vaktin içinde olduğu sürece -kaza namazı gibi- başka farz ve nafile namazları -ikinci bir vakit girene kadar kılabilir. Müteakip vaktin girmesiyle özürlü kimse, abdestini ye­nilemek zorundadır. Böyle özürlü kimse özrü dışında abdesti bozan başka bir şey olmamak şartıyla- her vakit için abdest alır. Vaktin için­de, özürün dışında bir sebeple abdestin bozulması halinde, ayrıca ab­dest almanın gerekli olacağı tabiîdir.
    Özürlünün durumu ile ilgili bu hüküm, Hz. Aişe'den rivayet edi­len şu hadisten alınmıştır:

    Fatma b. Hubeyş Hz. Peygamber'e gelerek; "Ey Allah'ın Rasûlü! Bende bir kanama oluyor, bir türlü temizlenemiyorum. (Yani akıntı hiç kesilmiyor). Namazı hiç kılmayayım mı?" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber "Hayır. Bu âdet kanaması değil, bir damar (rahatsızlığı) dır. Adetin üzere kanama gelince namazlarını kılma. Âdetin üzere (hastalıktan önce) kanamanın kesildiği gün gelince yıkan, temizlen ve namazını kıl. Bundan sonra da her vakit için abdest al" buyurdular. (Buharı ve Ebu Dâvud)

    Özür sahibinin yukarda belirtilen özelliklere riayet ederek ibadetini düzenlemesi için şu şartların oluşması gerekir:

    a- Özrun sürekli olması şarttır.
    b- Sürekli olmayıp kesintiye uğraması halinde kesintinin bir na­maz vaktinden -vaktin girişinden çıkışına kadarlık bir süreden- az ol­ması şarttır.

    Özrün kesilmesi bir namaz vaktinin -başından sonuna kadar- tamamından fazlasını kaplarsa özür sahibi normal duruma döner.
    Özür sahibi yukarıda söylenilenlere ilâveten elinden geldiğince idrarını tutmaya gayret etmelidir. [Sorulu-Cevaplı İslam Fıkhı, Ahmed Şerbasî, C:1]

  9. #9
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    Bu hastalıklara müptelâ olan kimseler, abdest ve benzeri te­mizleme işlemlerinde hastalıklarına özgü bir muameleye tâbi tutulurlar. Ki bu hususta mezheblerin detaylı görüşleri aşağıya alınmıştır.

    Hanefiler dediler ki: Bu konuyu üç şıkta ele almak gerekir:
    1. Akıntı hastalığının tanımı,
    2. Hükmü,
    3. Özürlünün yapması gereken davranışlar.

    1. Tanımı: Akıntı hastalığı olan kimsede sidik damlaması, yellenme gevşekliği, rahimden olur olmaz kan akması, sürekli ishal ve bunlara benzer bilinen hallerden biri veya birkaçı meydana gelebilir. Bu sakatlıklardan biri­ne düşen kimse özürlü sayılır. Ve bu özrü, hastalığının hemen başlangıcında sabit olmaz, ancak bu haller peş peşe ve sürekli olarak her namaz vaktinde görülürse bunlara müptelâ olan kişi özürlü sayılır. Eğer sürekli olmazsa özürlü sayılmaz. Aynı şekilde özrünün kalkması da damlamanın, bir farz namazı­nın vakti boyunca baştan sona kadar hiç görülmemesiyle sabit olur. Özrün, sabit olduktan sonra devam etmesi için, damlamanın bazı vakitlerde olsa bi­le vukûbulmasi kâfi olur. Meselâ öğle vaktinin başlangıcından sonuna ka­dar sidik damlaması olursa özürlü olur. Böylece özrü sabit olduktan sonra damlama, tam bir vakit boyunca kesilse bile bu kişi özürlü kalmakta devam eder. Yani özürlülüğü satfît olduktan sonra ikindi vaktinin başlangıcından çıkışına kadar damlama görülmezse yine özürlü kalmakta devam eder. Hanefîlere göre özürlünün tanımı işte bundan ibarettir.

    2. Özürlünün Hükmü: Bu durumdaki bir şahıs, her vakit için abdest alır. Bu abdestle de dilediği kadar farz veya nafile namaz kılabilir. Aynı va­kit içinde kılacağı her farz için abdest almasına gerek yoktur. Farz olan vakit çıkınca da özründen önceki hadesinden ötürü abdesti bozulur. Şöyle ki: Bu kişi, kendisinde özrün sabit olmasından önce abdestli olmuş olsaydı, vaktin çıkışıyla abdesti bozulmayacaktı. Ancak vücûdun başka bir yerinden kana­ma olması veya yellenme gibi başka bir sebeble abdesti bozulabilecekti. Bü­tün bunlardan anlaşılıyor ki; abdestin bozulmasının şartı, farz olan vaktin çıkmasıdır. Ama bayram namazını kılmak için güneşin doğuşundan sonra abdest alınır da bilahere öğlen vaktinin girmesiyle abdest bozulmaz. Çünkü öğlen vaktinin girmesi abdesti bozmayacağı gibi, bayram namazı vaktinin çıkması da abdesti bozmaz. Çünkü bu, farz bir namazın vakti değildir. Ter­sine bu, mühmel bir vakittir. Öğle vaktinin çıkıp ikindi vaktinin girişine ka­dar bayram namazının abdesti ile dilediği kadar namaz kılabilir. Öğle vakti çıkınca da abdesti bozulur. Özürlü kişi, güneşin doğuşundan önce abdest alırsa güneşin doğmasıyla farz vakti çıktığından ötürü abdesti bozulur. Öğle namazından sonra abdest alırsa ikindi vakti girdiğinde, öğlen vafcti sona ermiş olduğu için abdesti bozulur.

    3. Özürlü kimsenin görevi: Özürlünün görevi kendisinde bulunan öz­rü zarar vermeyecek şekilde gidermeye veya azaltmaya çalışmaktır. Gücü yet­tiği kadarıyla bunu doktorlara tedavi ettirmektir. Eğer bunu doktorlar vası­tasıyla tedavi ettirmesi mümkünse bundan geri durması günahkâr olmasına neden olur. Zîrâ fıkıh âlimleri, bu tür hastalıklara mübtelâ olanların bu has­talıklarını tedavi ettirmeleri ve imkânlarının elverdiği kadarıyla vücûdlarını koruyup savunmalarının gerekli olduğunu sarahatle ifade etmişlerdir. Buna dayanarak diyebiliriz ki: Gücü yettiği halde bu hastalıklarını tedavi ettirmeyip şiddetlenmesine ve ağırlaşmasına sebebiyet verenler günahkâr olurlar. Bir şey bağlamak veya olur olmaz rahminden sızıntı yapan kadının yaptığı gibi mahfaza kullanmak akıntıyı önlüyor veya azaltıyorsa bunu yapmak vâcib olur. Eğer ayakta namaz kılmaktan ötürü idrar veya kan damlıyorsa bu durumda oturarak namaz kılmak gerekir. Eğer rükû ve secdelerden ötürü damlama oluyorsa, rükû ve secde yapılmaksızın sadece işaretle namaz kılı­nır. Özürlü kimsenin akıntısından bir şeyler elbisesine bulaşırsa veya kılmak istediği namazı henüz bitirmeden yeniden akıntı olacağına inanıyorsa bu bu­laşığı yıkaması vâcib olmaz. Ama namazını tamamlayıncaya kadar yeniden akacağını tahmin etmezse bu bulaşığı yıkaması vâcib olur.

    Hanbeliler dediler ki: Sidik veya mezî akıntısı veya yellenme gev­şekliği olan özürlü kimselerin abdesti bazı şartlarla bozulmaz. Şöyle ki:

    1. Pislik akan yeri yıkayıp bir bez parçası veya benzeri bir şeyle bağ­laması, mümkün mertebe akıntıyı durduracak pamuk parçalarını içine tıka­ması ve akıntıyı dışarıya kaçırmamaya çalışması gerekir. Eğer bu sayılan ön­lemleri almadan bir akıntı vukû bulursa abdesti bozulur. Ama her türlü ön­lemi aldıktan sonra yine de akıntı olursa abdesti bozulmaz. Pislik akan yeri yıkayıp orasını bağladıktan sonra bunu her namaz kılışta yenilemesi gerek­mez.

    2. Sızıntı veya akıntı devamlı olmalıdır. Eğer bu sızıntı veya akıntı aynı vakitte yeniden abdest alıp namaz kılacak kadar bir süre kesilirse ve bu, her zaman görülebilen bir hâl ise namazını bu kesinti zamanında kılması gerekir. Ve bu kişi, özürlü de sayılmaz. Eğer abdest alıp namaz kılmaya ye­tecek süreli olan bu kesinti kendisinde âdet hâline gelmemiş ve fakat geçici olarak vukû bulmuşsa abdesti bozulur.

    3. Vaktin girmesidir. Özürlü kişi vaktin girmesinden önce abdest alır­sa abdesti sahîh olmaz. Ancak bir kaza namazı veya cenaze namazı için ab­dest alırsa abdesti sahîh olur. Elinde olmayan bu akıntılar vuku buldukça her vakit için abdest alması vâcib olur. Bu akıntılar vukubulmazsa ve abdest bo­zucu başka bir durum da meydana gelmezse abdesti bozulmaz. Özürlü kişi, almış olduğu abdestle dilediği kadar farz ve nafile namaz kılabilir. Eğer ayakta durmasından ötürü akıntı oluyorsa namazını oturarak kılar. Eğer rükû ve secdeye gitmekten ötürü akıntı olsa bile namaz kılarken yine rükû ve secdeyi yerine getirir. İşaretle namaz kılmak bu gibi hâllerde yeterli olmaz.


    Malikiler dediler ki: Hastalık hâlinde insandan akan idrar ve benzeri şeylerin akıntısı abdesti, bazı şartların gerçekleşmesi ile bozmazlar:

    1. Bu özür kişide, namaz vaktinin çoğunda veya en az yarısı kadar bir zamanda devamlı olarak bulunmamalıdır. Meselâ sabahleyin sidik akın­tısı görülür, iki saat sonra da kesilirse bu durumdaki bir kimse özürlü sayıl­maz. Akıntısı kesilinceye kadar sabretmeli ve sonra da öğle için abdest almalıdır. Yellenme boşluğu olan ve kendisinde sürekli ishal bulunan da böy­ledir. Bu özürler, namaz vaktinin yarısı veya daha fazla bir sürede devam ederlerse sahipleri özürlü sayılır. Yoksa sayılmazlar.

    2. Akıntıların düzensiz olmaktan ötürü hangi zamanlarda geldiğini kişi aklında tutamamalıdır. Bu özürlerin hangi saatlerde vukûbulduğunu ak­lında tutabilen kişi bu saatlerde abdest almamalıdır. Meselâ öğle vaktinin sonlarına doğru akıntının kesileceğini bilirse, öğle namazını bu saate kadar geciktirip abdestini alır ve namazını kılar. Aynı şekilde akıntının, öğlenin ilk vaktinde kesileceğini bilirse namazını geciktirmeden hemen bu saatte kıl­malıdır. Namazı, özürsüz kimselerin yapabildiği gibi vaktin sonuna ertele­mesi mubah olmaz. Eğer akıntı öğle vaktinin tümünde devam ediyor ve ikindi vaktinin de sadece son kısmında kesiliyorsa, öğle namazını bu vakte ertele­yip ikindi namazıyla birlikte “cem-i te'hîr” yaparak kılmalıdır.
    Eğer akıntı ikindi vaktinin tümünde devam ediyor ve öğle vaktinin sadece son kısmında görülmüyorsa, ikindi namazını öne alarak öğle namazıy­la birlikte “cem-i takdim” yaparak kılmalıdır.

    3. Özürlü kişi kendisindeki bu özrü ilâçla tedavi ederek veya evlene­rek ortadan kaldırmaya muktedir olamamalıdır. Eğer gücü yeter de yapmazsa özürlü sayılmaz. Tedaviyi terk etmekten ötürü günahkâr da olur. Tedaviye başlayacak olursa, tedavi günlerinde muaf tutulur.

    Kendisinde mezî akıntısı görülen kimsenin mezîsi, bir hastalıktan ötürü ve alışılagelmiş lezzeti duyulmaksızın akıyorsa özür sayılır. Ama bir hasta­lıktan ötürü değilse, bekârlıktan ötürü ve alışılagelmiş lezzetiyle akıyorsa, örneğin bir kadına bakmaktan veya onu düşünmekten ötürü akıyorsa özür sayılmaz. Her aktıkça da abdesti bozar. Bu durumda sürekli olarak aksa bi­le yine özür sayılmaz.

    Bu sayılan şartların gerçekleşmesi hâlinde akıntılardan ötürü abdestin bozulmayacağı, Mâlikî mezhebinin meşhur görüşüdür.
    Hastalar için hafifletici bir hüküm sayılabilecek olan bir başka görüşle­ri daha vardır ki, bu görüş meşhur değildir. Bunu şöyle ifade edebiliriz: Bu sayılan şartlar gerçekleşmeseler bile, akıntılardan ötürü abdest bozulmaz. An­cak bu akıntılar sürekli değilse abdest tazelemek müstehab olur. Ama bu akın­tılar sürekli vukû bulmakta iseler abdest tazelemek müstehab olmaz. Özürlü kimselerin zorluk ve sıkıntı anlarında her ne kadar meşhur değilse de bu gö­rüşü taklid etmeleri sahîh olur. Çünkü bu, birçok insanın durumuna uygun düşmektedir. Bunu taklid etmelerine bir engel de yoktur.


    Şafiiler dediler ki: Kendisinde akıntı görüleri özürlü kişinin, akıntı yerini tıkayıp bağlayarak korunması vâcibtir. Bu önlemi aldıktan sonra ab­dest alır, ancak bilâhare harhangi bir akıntı meydana gelirse bunun namaz kılmaya ve diğer ibadetleri yapabilmeye zararı olmaz. Özürlü kimsenin abdestinin namaza elverişli olması için birtakım şartların gerçekleşmesi gerekir. Şöyle ki:

    1. Abdestten önce istincâ yapılmalıdır.

    2. İstincâyı yapar yapmaz yukarıda anlatılan korunma önlemini he­men almalıdır. Korunma önlemi de alınır alınmaz hemen abdest alınmalı­dır. Bunu biraz daha açalım: Önce istincâ yapılacak. İstincâdan hemen son­ra aradan zaman geçmeksizin, akıntı gelen veya dışkı süzülen yeri temiz bir bezle tıkayıp bağlamalıdır. Ama bu bağ, zarar verici bir bağ olmayıp dokto­run pansuman bağını andırmalıdır. Bunu yapar yapmaz da acilen abdeste başlanmalıdır. Öyle ki, istincâ ile bağlama arasına fasıla konulmayacağı gi­bi bağlama ile abdest arasına da herhangi bir fasıla konmamalıdır.

    3. Abdest organlarından biri kurumadan hemen öbürünü yıkamaya geçmelidir. Meselâ önce yüzü, sonra araya fasıla koymaksızın acelece elleri yıkamalıdır.

    4. Abdest alır almaz araya fasıla koymaksızın hemen namaza durma­lıdır. Çünkü abdestten sonra başka bir işe başlanacak olursa abdest bâtıl olur. Ancak araya mescide gitmek gibi namazla ilgili bir işi sokacak olursa bunun pek zararı olmaz. Meselâ istincâyı evinde yapıp gerekli yeri bağladıktan sonra abdestini alıp mescide giderse bunun pek zararı olmaz. Abdest aldıktan son­ra yürüyerek mescide gitmesinin abdest için bir sakıncası yoktur. Yine ab­dest alır ve fakat cemâati veya cuma namazını beklerse bunun da zararı ol­maz.

    5. Bütün bu saydığımız işleri vaktin girmesinden sonra yapmalıdır. Vaktin girmesinden önce yapılan istincâ ve alınan abdestin geçerlilikleri yok­tur. Özürlü kimse, anlattığımız şekilde aldığı abdestle sadece bir farz nama­zını kılabilir. Her farzı kılmak için, bu saydığımız işleri yeniden yapması ge­rekir. Nafile namazlara gelince, bu abdestiyle kıldığı farz namazın yanısıra dilediği kadar nafile namaz kılabilir. Nafileleri farzdan önce kılabileceği gi­bi, farzdan sonra da kılabilir.

    Niyet bahsinde de anlattığımız gibi özürlü kişi, abdest alırken bununla, namaz kılmayı kendine mubah etmeye niyet etmelidir. Meselâ, “Bu abdestimle şâriin, namaz kılmayı bana mubah etmesine niyet ettim” demelidir. Bu abdest, gerçek bir abdest olmayıp, damlayan sidik ve benzeri şeylerden ötürü bozulmaktadır. Ancak İslâm dîni, müsamaha göstererek bu abdestle namaz kılınmasına müsâade etmiştir. Böylece özürlü kimseler, sevâbtan yoksun kalmamış olmaktadırlar. Çünkü İslâm hukuku, insanların maslahatlarını, dünya ve âhiret menfaatlerini gözetmeye büyük îtinâ göstermektedir.[Abdurrahman Cezirî, Dört Mezhebe Göre İslâm Fıkhı, 1/132-136]

  10. #10
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart

    Abdestin Edebleri

    140- Abdestin birçok edebleri vardır. Başlıcaları şunlardır:

    1) Henüz vakit girmemişken abdest alıp namaza hazır bulunmak. Ancak özür sahibleri abdestlerini vakit girdikten sonra alırlar.

    2) Kıbleye yönelerek abdest almak.

    3) Abdest sularının elbiseye sıçramaması için, yüksek bir yerde durmak.

    4) Abdest için başkasından yardım istememek. Ancak bir özür sebebi ile başkasından yardım istemelidir. Başkasının kendi arzusu ile abdest suyunu hazırlaması veya abdest alana su dökmesi edebe aykırı olmaz.

    5) Abdest alma sırasında zaruret olmadıkça dünya lâkırdısı yapmamak.

    6) Abdestin başından sonuna kadar niyeti unutmayıp kalbde tutmak ve her organı abdest niyeti ile yıkarken Besmele çekmek ve dua etmek, Salât ve selâm getirmek.

    7) Elleri yıkarken dar olmayan yüzükleri oynatmak. Eğer yüzük dar ise, muhakkak surette yüzükleri oynatıp altına su geçmesini sağlamak gerekir.

    8) Abdest alırken ağıza ve buruna sağ el ile su vermek ve sol el ile sümkürmek.

    9) Yüzü yıkarken göz pınarlarını yoklamak, abdest suyunu dirseklerin ve topukların yukarılarına eriştirmek.

    10) Abdest için yeterinden fazla su harcamamak. Organlardan su damlamayacak kadar da kısıntı yapmamak. Deniz kenarında bulunulsa bile, gereksiz su harcamak kerahet olur.

    11) Abdest suyu güneşte ısıtılmış olmamalıdır.

    12) Abdest için toprak ibrik kullanmak ve bunu sol tarafta bulundurmak. Kullanırken de, ağzından değil, kulpundan tutmak ve ibriği kendine özel yapmamak. Desteyi boş bırakmayıp diğer bir abdest için dolu bulundurmak.

    13) Abdest tamamlanınca kıbleye karşı şehadet kelimelerini okumak. Bir hadis-i şerifin anlamı şöyle: "Sizden biriniz abdest alır da, abdestini noksansız tamamlar ve sonra:

    "Şahidlik ederim ki, Yüce Allah'dan başka ibadet edilecek varlık yoktur; Hazret-i Muhammed de O'nun kulu ve Resûlüdur; derse ona cennetin sekiz kapısı açılır. Artık dilediği kapıdan cennete girer."

    14) Artan abdest suyundan ayakta kıbleye karşı biraz içip:

    اَللَّهُمَّ اخْعَلْنِى مِنَ التَّوَّابِينَ وَاجْعَلْنِى مِنَ الْمُتَطَهِّرِّينَ

    "Ya Rabbî! Beni, her günah işledikçe tevbe eden ve günahdan kaçınıp tertemiz bulunan iyi kullarından et," diye dua etmek.


    Şöyle de dua edilebilir:

    اَللَّهُمَّ اَشْفِينِ شِفاَ ئِكَ وَدَاوِنِى بِدَوَائكَ وَاْعصِمْنِى مِنَ اْلوَهَلِ وَاْلاَمْراضِ وَاْلاَوْجَاعِ

    "Allah"ım! Senin şifanla beni şifalandır, senin ilâcınla beni tedavi et. Beni korkudan, hastalıklardan ve ağrılardan koru."

    15) Abdestin sonunda bir veya birkaç defa "Kadir" sûresini okumak,

    I6) Abdest aldıktan sonra, eğer kerahet vakti değilse, iki rekât namaz kılmak. Bu saydıklarımız, din ve sağlık yönünden çok yararlı oldukları için abdestin edebleri olmuşlardır. Abdestin sünnet ve edeblerine aykırı olan şeyler ya tahrimen, ya da tenzihen mekruhtur.



    aczmendi reşha
    Konu aczmendi reşha tarafından (22.07.09 Saat 13:22 ) değiştirilmiştir.

    اِهْدِنَاالصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ

    aczmendi reşha


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. abdestin bozan birşey
    By seyru suluk in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03.02.08, 13:15
  2. Farzları Yapan,Büyük Günahları İşlemeyen Kurtulur
    By insirah in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 25.12.07, 13:35
  3. Kalbi Bozan Altı Şey
    By aşur in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 10.10.06, 11:47

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0