+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 34

Konu: Cum'a Günü Zuhr-ı Ahir Namazı Kılınmalı Mı?

  1. #1
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart Cum'a Günü Zuhr-ı Ahir Namazı Kılınmalı Mı?

    Sayın Hocam, Cuma namazı 12 rekât. 4 rekâtı ilk sünnet, 2 rekâtı farz, farzdan sonra 4 rekâtı da son sünnet. Bundan sonra 4 rekât kılınıyor.

    Bu namaza hocalarımız öğle namazının kazaya kalan farzına niyet ediyor, bazıları da zuhr-ı âhir niyetiyle kılıyorlar. En sonunda da 2 rekât ya vaktin son sünneti veya kazaya kalmış sabah namazının farzına niyet edip kılıyorlar. Doğrusu nedir? (Hüseyin Pural)

    Verdiğiniz bilgiler doğru. 12 rekâtta herhangi bir tartışma söz konusu değil. Üzerinde farklı fikir ileri sürülen namaz zuhr-ı âhir (son öğle) adıyla kılınan namazdır.

    Meselenin aslı şuradan kaynaklanıyor.

    Cuma namazının hikmetlerinden birisi de Müslümanların birlik ve beraberliklerini sağlamaktır. Bundan dolayıdır ki İslâmın ilk dönemlerindeki ulemâ, Müslümanların ayrı ayrı câmilerde Cuma namazı kılmalarına razı olmamış; bulundukları yerleşim merkezinde birden fazla cami bulunsa da, Cuma namazının bir tek câmide kılınmasını uygun görmüşler.

    Ancak zamanla Müslümanların sayısı arttı. Yerleşim merkezlerinin nüfusu kalabalıklaştı. Neticede bir köyde veya şehirde bulunan Müslümanların bir camide Cuma namazı kılmaları imkânsız hâle geldi. Müslümanlar ayrı yerleşim merkezinde de yaşasalar, cumayı farklı camilerde kılmak zorunda kaldılar.

    ***

    Bu durum âlimler arasında farklı içtihadlara sebep oldu. Bazıları aynı şehirde farklı yerlerde Cuma namazının kılınamayacağını, "Bir şehirde iki veya daha fazla yerde Cuma namazı kılınmış ise, ilk tekbiri önce alan cemaatin Cuma'sı sahih" olacağını belirttiler.1

    Fakat Hanefi mezhebinden İmam Muhammed ve İmam-ı Âzam'ın görüşlerine dayanan daha sonraki ulemâdan İmam Serahsî başta olmak üzere birçok âlim, Cuma namazının bir şehirde bulunan her câmide kılınabileceği fetvasını verdiler. Ayrıca İbni Âbidin de bu görüşü benimsiyor.2

    İmam Şâfiî de Bağdat'ta birden fazla camide Cuma namazının kılındığını gördüğü halde buna itiraz etmemiştir.

    Evet, tek bir camide Cuma namazı kılmanın mümkün olmadığını, farklı camilerde de Cuma namazı kılmanın câiz olduğunu söyleyen âlimlerin görüşü daha ağırlıktadır.

    Biz de zaten bu fetvaya göre hareket ediyoruz.

    ***

    Buna göre, ayrıca zuhr-ı âhir adında bir namazın kılınmasına lüzum kalmıyor Fakat içtihad farklılığını dikkate alanlar, Cuma namazının son sünnetinin ardından zuhr-ı âhiri kılmak isterlerse niyetini şöyle yaparlar:

    "Niyet ettim zuhr-ı âhir namazını kılmaya" veya "Vaktinde yetişip henüz üzerimden düşmeyen son öğle namazını kılmaya..."

    Bu namaz öğle namazının farzı gibi kılınabileceği gibi, dört rekâtlık bir sünnet gibi de kılınabilir. Böyle bir namazın kılınmasına da şu husus gerekçe olarak gösteriliyor:

    "Şayet Cuma namazı sahih olmamışsa bu dört rekât ile o günün öğle namazı kılınmış olur."

    Bununla beraber, Cuma namazının farzından ayrı olarak zuhr-ı âhir adında bir namazın kılınacağına dair bir rivayet ne İmam Âzam'dan, ne İmam Muhammed ve İmam Ebû Yusuf'tan rivayet edilmiş değildir.

    Bu namaz kılınacak olsa dahi, daha önce kazaya kalmış bir öğle namazının farzına niyet edilerek kılınabilir.

    1. Şurunbillali ve Ebu'l-Zeyd eş-Şiblî. el-Miftâh Şerhu Nûru'l-İzah. s. 98.

    2. el-Feteva'l-Hindiyye, 1:145;İbni Âbidin, 1:541.

    Mehmed PAKSU


  2. #2
    Pürheves naksibendi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    170

    Standart

    Müceddid-i Elf-i Sani İmam-ı Rabbani kılmıştır; ben dahi kılarım.
    Çünkü ikinci bin yıl devam etmektedir.

    "Uydum İmam-ı Rabbani'ye..."

  3. #3
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    Alıntı naksibendi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Müceddid-i Elf-i Sani İmam-ı Rabbani kılmıştır; ben dahi kılarım.
    Çünkü ikinci bin yıl devam etmektedir.

    "Uydum İmam-ı Rabbani'ye..."
    Klasik bir mukallid yorumu.

    Yorumsuz...

  4. #4
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    ZUHR-İ AHİR (Son Öğle) NAMAZI

    'Son öğle namazı' anlamına gelen Zuhr-i âhir namazı, bir kısım İslâm bilginleri tarafından, Cuma namazının sahih olmaması ihtimaline binaen, ihtiyaten kılınması öngörülen o günkü öğle namazıdır.

    Sıhhat şartlarındaki ihtilaf sebebiyle Cuma namazının geçerli olmaması ihtimalinden hareketle zuhr-i ahir namazının kılınmasının gerektiğini ileri sürenler olduğu gibi, buna karşı çıkanlar da olmuştur.

    A. Zuhr-i Ahir Namazının Gerekliliğini İleri Sürenlerin Delilleri

    Zuhr-i ahir namazının gerekliliğini ileri sürenlerin hareket noktası, bir yerleşim biriminde birden fazla camide Cuma namazının sahih olmaması ihtimalidir. Bunlara göre, bir zorunluluk bulunmadıkça, bir yerleşim yerinde sadece bir yerde Cuma namazı kılınır. İhtiyaç yokken, birden fazla yerde kılınması halinde, namaza ilk başlayanların Cuma namazları sahih olur, diğerlerininki olmaz. Bu durumda diğerlerinin öğle namazını kılmaları gerekir. Cuma namazını hangisinin önce kılındığının tespit edilememesi durumunda ise, ihtiyaten hepsinin öğle namazını kılmaları bir çözüm olarak öngörülmüştür. Bu görüşlerini de, Cuma namazının toplanmak ve hutbe irat etmek için meşru kılındığı gerekçesine ve Hz. Peygamber ve hulefa-i raşidîn döneminde tek bir yerde Cuma kılındığına dayandırmaktadırlar (Şirbînî, Muğnî’l-Muhtâc, I/544; Nevevî, el-Mecmû’, IV/451-452; Sahnûn, el-Müdevvene, I/277-278; İbn Kudâme, el-Muğnî, III/212; Hurâşî, Şerhu Muhtasari Halîl, II/74-75).

    B. Zuhr-i Ahirin Kılınmaması Gerektiğini İleri Sürenlerin Delilleri

    Zuhr-i ahir namazının kılınmasına karşı çıkanlar, şüpheyle yapılan ibadetin geçerli olmayacağı düşüncesinden hareketle, bu namazın kılınmaması gerektiğini söylemişlerdir. Bunlara göre, şüpheyle ibadet makbul değildir. Bu itibarla, “belki Cuma namazı sahih olmamıştır” diye zuhr-i ahir kılmak doğru olmaz. Ayrıca zuhr-i ahir kılınması gerektiğini ileri sürmek, halkın gözünde, Cuma namazının farz olmayıp, öğle namazının farz olduğu ya da bir vakitte ikisinin de farz olduğu zannını uyandırır. İbn Nüceym, Alaü’d-din Haskefî, Cemaleddin el-Kasimî, Mehmet Zihni Efendi gibi bilginler bu görüştedirler (İbn Nüceym, el-Bahru’r-Râik, II/154-155; İbn Abidîn, Reddü’l-Muhtâr, I/536; Cemalettin el-Kasımî, Islahu’l-Mesâcid, s.50; Mehmet Zihni Efendi, Nimet-i İslâm, 439-440).

    Bir kısım alimler ise, Hz. Peygamber, sahabe ve tabiîn döneminde böyle bir namaz bulunmadığından hareketle, zuhr-i ahir kılmayı bidat kabul etmişlerdir (Azim Abâdî, Avnü’l-Ma’bûd, III/397,406; Reşid Rıza, Fetâvâ, I/199-200,301-305; III/941; IV/1551, 1591; VI/2521).


    C. Delillerin Değerlendirilmesi

    Zuhr-i ahirle ilgili olarak tarafların ileri sürdükleri görüşlerin delilleri göz önünde bulundurulduğunda, bu namazı kılmanın gerekli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki, Hz. Peygamber zamanında Cuma namazının sadece bir yerde kılınmış olması, bir yerleşim biriminde birden fazla yerde Cuma namazı kılınamayacağı anlamına gelmez. Zira o dönemde böyle bir ihtiyaç söz konusu değildi. Ayrıca yeni inen ayetleri Hz. Peygamber’in ağzından işitme iştiyakı içinde bulunan sahabenin, başka bir yerde Cuma namazı kılmalarını düşünmek mümkün değildir.

    Bir yerleşim biriminde bir yerde Cuma namazı kılınmaması sebebiyle Cumanın sahih olmayacağını söyleyen müçtehitlerin tamamı, ihtiyaç halinde birden fazla yerde cumanın kılınabileceğini kabul etmişlerdir. Nitekim, İmam Şafiî Bağdat’a gittiğinde birden fazla yerde Cuma namazı kılındığını gördüğü halde, buna karşı çıkmamıştır (Nevevî, Mecmû, IV/452; Şirbînî, Muğni’l-Muhtâc, I/544). Günümüzde ise, çoğunlukla bir yerleşim biriminde tek camide Cuma namazı kılınması mümkün olmadığından birden fazla yerde Cuma namazı kılınması kaçınılmaz olmuştur.

    İbadetlerde aslolan, kabul edilmesidir. Hz. Peygamber Yüce Allâh’ın, “Ben kulumun benim hakkımdaki zannına göre muamele ederim.” buyurduğunu bildirmektedir (Müslim, Zikir, 1; Tirmizî, Zühd, 51). Başka bir hadislerinde de, “Ameller niyetlere göredir.” buyurmuşlardır (Buharî, Bed’ü’l-vahy, 1). Bu itibarla Cuma namazının kabul olunacağına inanarak kılınması ve bunda şüpheye düşülmemesi gerekir.

    Diğer taraftan zuhr-i ahir namazının ihtiyat sebebiyle kılındığını ileri sürmek, sağlam bir temele dayanmamaktadır. Zira, ihtiyat iki delilden kuvvetli olanı tercih etmektir. Halbuki, Cuma namazının farz olduğunu ifade eden ayet ve hadislere karşı, birden fazla yerde kılınmasının caiz olmayacağı konusunda bir delil bulunmamaktadır. Bir yerde kılınması şartını ileri sürenlerin, ihtiyaç bulunduğunda kılınabileceğini belirtmeleri de bunu göstermektedir. Kaldı ki Kur’an-ı Kerim’de, “Allâh bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar” (Bakara 2/286); “Allâh dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi.” (Hac 22/78) buyrulmaktadır.

    Diğer taraftan ihtiyat, bir faydaya dayalı olmalıdır. Oysa, zuhr-i ahirin kılınması gerektiğini söylemek, insanların Cuma’dan sonra kılınacak sünneti terk etmelerine sebep olmaktadır. Farzdan sonra sünnet namazdan başka bir namaz olmadığı anlatılır ve uygulama da buna göre olursa, bu sünneti yerine getirenlerin sayısı artacaktır. Asıl ihtiyat, Allâh ve Rasulü Müslüman’ları ne ile sorumlu kılmış ise onları yerine getirmek, buna bir şeyi ilave etmemektir.

    SONUÇ:

    (...)

    Bir yerleşim biriminde birden fazla yerde Cuma namazı kılınabileceğine, bu sebeple zuhr-i ahir namazının kılınmasına gerek olmadığına (...) karar verildi.


    (KAYNAK: 26.03.2002 tarihli Din İşleri Yüksek Kurulu Kararı, Diyanet gov tr)

  5. #5
    Dost KERRAR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    20

    Standart

    SELAMÜN ALEYKÜM KARDEŞLERİM bu konuda şöyle bir bilgi vermek istiyorum
    bir müslüman cuma namazını kılamadı ise kesinlikle öğle namazını kılmalıdır
    ayrıca cemaat ile kılarken yine namazın kabul olmadı ise yine zuhr-u ahir (en son üzerime farz olan öğle namazı) demektir ile yine namazı mızı kurtarmış oluyoruz -ki
    pekçok hikmetleri var - mesela diyanet işleri başkanı bir darwinis olduğu zaman
    ben çok işkillenirim o başkana bağlı imamdan mesela onun tebliğleri ile hareket ediyor
    ve ben namazımı buyüzden garantiye alıb namazımı emri ilahiyi yani yerine getirdiğim için içim rahat olur (inşallah makbulde oluyordur amin) MESELA ilahiyat profesörleri(ehli sünnet islam alimi demiyoruz DİKKAT) BİR ARAYA GELİp Kuran daki tarihsel(!) ayetleri çıkarmaya kalkışmasıda ayrıca işkillendiriyor BEN ŞAHSIM YANİİ
    AYRICA tüm evliya diye bize örnek gösterilmiş zat-ı muteremlerinde bu zuhru ahir namazını terk ettikleride işitilmiş şey değildir GARDAŞLARIM varın gerisini siz düşünün

  6. #6
    Müdakkik Üye sargenc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Bulunduğu yer
    denizli
    Yaş
    28
    Mesajlar
    611

    Standart

    Alıntı KERRAR Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    SELAMÜN ALEYKÜM KARDEŞLERİM bu konuda şöyle bir bilgi vermek istiyorum
    bir müslüman cuma namazını kılamadı ise kesinlikle öğle namazını kılmalıdır
    ayrıca cemaat ile kılarken yine namazın kabul olmadı ise yine zuhr-u ahir (en son üzerime farz olan öğle namazı) demektir ile yine namazı mızı kurtarmış oluyoruz -ki
    pekçok hikmetleri var - mesela diyanet işleri başkanı bir darwinis olduğu zaman
    ben çok işkillenirim o başkana bağlı imamdan mesela onun tebliğleri ile hareket ediyor
    ve ben namazımı buyüzden garantiye alıb namazımı emri ilahiyi yani yerine getirdiğim için içim rahat olur (inşallah makbulde oluyordur amin) MESELA ilahiyat profesörleri(ehli sünnet islam alimi demiyoruz DİKKAT) BİR ARAYA GELİp Kuran daki tarihsel(!) ayetleri çıkarmaya kalkışmasıda ayrıca işkillendiriyor BEN ŞAHSIM YANİİ
    AYRICA tüm evliya diye bize örnek gösterilmiş zat-ı muteremlerinde bu zuhru ahir namazını terk ettikleride işitilmiş şey değildir GARDAŞLARIM varın gerisini siz düşünün

    doğrusun kardeşim, insan sorguluyor kendi kendine, kuranda var mı hadiste var mı? ama bu şeytan vesvesesinden başka birşey değil. Nitekim biz içtihatımızda yanılabiliriz.. Ama alimlerin yanılması daha küçük bir ihtimal. Uyamak lazım. Ama yerine kaza namazı kılınabilir diye de söylenmiştir. İsteyen kazasını da kılabilir.

  7. #7
    Yasaklı Üye forumdayim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Bulunduğu yer
    almanya
    Yaş
    60
    Mesajlar
    166

    Standart

    Alıntı Ene-Zerre Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ZUHR-İ AHİR (Son Öğle) NAMAZI

    'Son öğle namazı' anlamına gelen Zuhr-i âhir namazı, bir kısım İslâm bilginleri tarafından, Cuma namazının sahih olmaması ihtimaline binaen, ihtiyaten kılınması öngörülen o günkü öğle namazıdır.

    Sıhhat şartlarındaki ihtilaf sebebiyle Cuma namazının geçerli olmaması ihtimalinden hareketle zuhr-i ahir namazının kılınmasının gerektiğini ileri sürenler olduğu gibi, buna karşı çıkanlar da olmuştur.

    A. Zuhr-i Ahir Namazının Gerekliliğini İleri Sürenlerin Delilleri

    Zuhr-i ahir namazının gerekliliğini ileri sürenlerin hareket noktası, bir yerleşim biriminde birden fazla camide Cuma namazının sahih olmaması ihtimalidir. Bunlara göre, bir zorunluluk bulunmadıkça, bir yerleşim yerinde sadece bir yerde Cuma namazı kılınır. İhtiyaç yokken, birden fazla yerde kılınması halinde, namaza ilk başlayanların Cuma namazları sahih olur, diğerlerininki olmaz. Bu durumda diğerlerinin öğle namazını kılmaları gerekir. Cuma namazını hangisinin önce kılındığının tespit edilememesi durumunda ise, ihtiyaten hepsinin öğle namazını kılmaları bir çözüm olarak öngörülmüştür. Bu görüşlerini de, Cuma namazının toplanmak ve hutbe irat etmek için meşru kılındığı gerekçesine ve Hz. Peygamber ve hulefa-i raşidîn döneminde tek bir yerde Cuma kılındığına dayandırmaktadırlar (Şirbînî, Muğnî’l-Muhtâc, I/544; Nevevî, el-Mecmû’, IV/451-452; Sahnûn, el-Müdevvene, I/277-278; İbn Kudâme, el-Muğnî, III/212; Hurâşî, Şerhu Muhtasari Halîl, II/74-75).

    B. Zuhr-i Ahirin Kılınmaması Gerektiğini İleri Sürenlerin Delilleri

    Zuhr-i ahir namazının kılınmasına karşı çıkanlar, şüpheyle yapılan ibadetin geçerli olmayacağı düşüncesinden hareketle, bu namazın kılınmaması gerektiğini söylemişlerdir. Bunlara göre, şüpheyle ibadet makbul değildir. Bu itibarla, “belki Cuma namazı sahih olmamıştır” diye zuhr-i ahir kılmak doğru olmaz. Ayrıca zuhr-i ahir kılınması gerektiğini ileri sürmek, halkın gözünde, Cuma namazının farz olmayıp, öğle namazının farz olduğu ya da bir vakitte ikisinin de farz olduğu zannını uyandırır. İbn Nüceym, Alaü’d-din Haskefî, Cemaleddin el-Kasimî, Mehmet Zihni Efendi gibi bilginler bu görüştedirler (İbn Nüceym, el-Bahru’r-Râik, II/154-155; İbn Abidîn, Reddü’l-Muhtâr, I/536; Cemalettin el-Kasımî, Islahu’l-Mesâcid, s.50; Mehmet Zihni Efendi, Nimet-i İslâm, 439-440).

    Bir kısım alimler ise, Hz. Peygamber, sahabe ve tabiîn döneminde böyle bir namaz bulunmadığından hareketle, zuhr-i ahir kılmayı bidat kabul etmişlerdir (Azim Abâdî, Avnü’l-Ma’bûd, III/397,406; Reşid Rıza, Fetâvâ, I/199-200,301-305; III/941; IV/1551, 1591; VI/2521).


    C. Delillerin Değerlendirilmesi

    Zuhr-i ahirle ilgili olarak tarafların ileri sürdükleri görüşlerin delilleri göz önünde bulundurulduğunda, bu namazı kılmanın gerekli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki, Hz. Peygamber zamanında Cuma namazının sadece bir yerde kılınmış olması, bir yerleşim biriminde birden fazla yerde Cuma namazı kılınamayacağı anlamına gelmez. Zira o dönemde böyle bir ihtiyaç söz konusu değildi. Ayrıca yeni inen ayetleri Hz. Peygamber’in ağzından işitme iştiyakı içinde bulunan sahabenin, başka bir yerde Cuma namazı kılmalarını düşünmek mümkün değildir.

    Bir yerleşim biriminde bir yerde Cuma namazı kılınmaması sebebiyle Cumanın sahih olmayacağını söyleyen müçtehitlerin tamamı, ihtiyaç halinde birden fazla yerde cumanın kılınabileceğini kabul etmişlerdir. Nitekim, İmam Şafiî Bağdat’a gittiğinde birden fazla yerde Cuma namazı kılındığını gördüğü halde, buna karşı çıkmamıştır (Nevevî, Mecmû, IV/452; Şirbînî, Muğni’l-Muhtâc, I/544). Günümüzde ise, çoğunlukla bir yerleşim biriminde tek camide Cuma namazı kılınması mümkün olmadığından birden fazla yerde Cuma namazı kılınması kaçınılmaz olmuştur.

    İbadetlerde aslolan, kabul edilmesidir. Hz. Peygamber Yüce Allâh’ın, “Ben kulumun benim hakkımdaki zannına göre muamele ederim.” buyurduğunu bildirmektedir (Müslim, Zikir, 1; Tirmizî, Zühd, 51). Başka bir hadislerinde de, “Ameller niyetlere göredir.” buyurmuşlardır (Buharî, Bed’ü’l-vahy, 1). Bu itibarla Cuma namazının kabul olunacağına inanarak kılınması ve bunda şüpheye düşülmemesi gerekir.

    Diğer taraftan zuhr-i ahir namazının ihtiyat sebebiyle kılındığını ileri sürmek, sağlam bir temele dayanmamaktadır. Zira, ihtiyat iki delilden kuvvetli olanı tercih etmektir. Halbuki, Cuma namazının farz olduğunu ifade eden ayet ve hadislere karşı, birden fazla yerde kılınmasının caiz olmayacağı konusunda bir delil bulunmamaktadır. Bir yerde kılınması şartını ileri sürenlerin, ihtiyaç bulunduğunda kılınabileceğini belirtmeleri de bunu göstermektedir. Kaldı ki Kur’an-ı Kerim’de, “Allâh bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar” (Bakara 2/286); “Allâh dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi.” (Hac 22/78) buyrulmaktadır.

    Diğer taraftan ihtiyat, bir faydaya dayalı olmalıdır. Oysa, zuhr-i ahirin kılınması gerektiğini söylemek, insanların Cuma’dan sonra kılınacak sünneti terk etmelerine sebep olmaktadır. Farzdan sonra sünnet namazdan başka bir namaz olmadığı anlatılır ve uygulama da buna göre olursa, bu sünneti yerine getirenlerin sayısı artacaktır. Asıl ihtiyat, Allâh ve Rasulü Müslüman’ları ne ile sorumlu kılmış ise onları yerine getirmek, buna bir şeyi ilave etmemektir.

    SONUÇ:

    (...)

    Bir yerleşim biriminde birden fazla yerde Cuma namazı kılınabileceğine, bu sebeple zuhr-i ahir namazının kılınmasına gerek olmadığına (...) karar verildi.


    (KAYNAK: 26.03.2002 tarihli Din İşleri Yüksek Kurulu Kararı, Diyanet gov tr)
    tabiki biz ehlisünnet müslümanlari a- sikkini tatbik ediyoruz...

  8. #8
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    Mübarek,gittiginiz usül doğru degildir.Çünkü kendi aba ve ecdadınızdan ögrendiginiz şekli "eh-i sünnet yolu" diye tesmiye ediyorsunuz.

    Merhum Ebu Hanife(r.a.) ve Ebu Yusuf(r.a.)'dan cum'anın birden fazla yerde de kılınmasının sahih olduğu da nakledilmiş ve "Şems-ul Eimme" namıyla ma'ruf olan Serahsi(r.a.) bunun sahih olduğunu tercih etmiştir.

    1-Allah Resulünün emir,yasak ve tavsiyesiz mücerred fiili dinde vücûbiyet ifade eder mi?

    2-Evla ile vücûbiyeti karıştırmamak elzemdir.

    Vesselam.

  9. #9
    Pürheves Ebû Dücâne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    262

    Standart

    Okuyucu Soruları (10) CUMA NAMAZI VE ZUHR-İ AHİR

    Milli Gazete - 12 Haziran 2004


    Soru: "Cuma namazı farz iken öğle namazı kılınır mı? Öğle namazı kılınırken cuma namazı kılınır mı? (...) Madem cuma namazı kılınabilir, neden cuma namazından sonra zühr-ü ahir namazı kılıyoruz? Bunu çoğu alim "Cuma namazı kabul edilmeyebilir, o yüzden kılınmalı" diye yorumluyor. Madem cuma namazı farz değil, neden kılınıyor? Yok cuma namazı farz ise o zaman neden zühr-ü ahir namazı kılınıyor?"

    Cevap: Sorunun, "Cuma namazı farzken öğle namazı kılınır mı?" kısmını şöyle anlıyorum: Bir kimsenin üzerine Cuma namazı farz iken o kimse Cuma namazını kılmayıp, yerine öğle namazını kılabilir mi?

    Anladığım doğruysa, cevabım "elbette hayır" olacak. Bir kimse meşru bir özrü bulunmadığı halde Cuma günü öğle namazını kılmakla yetinse ve Cuma namazını kılmasa, kıldığı namaz sahihtir; ancak Cuma'yı kılmadığı için günahkâr olur. Ancak bu kimse öğleyi kıldıktan sonra camiye giderek Cuma namazını da eda etse, önceden "öğle namazı" diye kıldığı namaz nafile yerine geçer.

    Ancak yolculuk, hastalık vb. meşru bir sebeple üzerine Cuma namazı kılmak farz olmayan bir kimse, öğle namazını kılmakla müktelleftir. Onun yerine yine de Cuma'ya gitse, üzerinden öğle namazının farziyeti kalkar.

    Sorunun ikinci cümlesi de pek açık değil. Ama muhtemel anlaşılma şekillerini dikkate alarak hepsine birden şöyle cevap verebilirim: Üzerine Cuma kılmak farz olan kimseler Cuma kılarken, yukarıda değindiğim türden meşru özrü olan kimse(ler) de tabii olarak öğle namazını kılacaktır. Ancak soruda eğer muayyen bir şahıs kastediliyorsa, o zaman durum değişir.

    Bu kimse, esasen üzerine Cuma kılmak farz olan biri ise, elbette bu namazı kılacaktır. Ancak Cuma namazının edasının şartlarından birinin veya bir kaçının bulunmaması halinde ne olacaktır?

    Söz gelimi İmam Ebû Hanîfe'den gelen bir rivayete ve İmam Ebû Yusuf'a göre bir beldede üç-beş yerde Cuma kılınıyorsa, ilk tekbirin alındığı yerdeki namaz sahihtir, diğerleri değildir. İmam eş-Şâfi'î'nin içtihadı da bu doğrultudadır. İmam Ebû Hanîfe'den gelen bir diğer rivayete göre ise bir beldede birden fazla yerde de Cuma kılınabilir.

    Mezkûr imamların bu içtihadı esas alındığında, hangi camide önce tekbir alınıp namaza başlandığını tesbit etmek mümkün olmadığı için, kimin namazının sahih olduğu noktasında bir belirsizlik doğacaktır.

    Bu sakıncayı ortadan kaldırmak için ulema, Cuma'nın son sünnetinden sonra "zuhr-i ahir" adıyla. tıpkı öğle namazının sünneti gibi 4 rekât bir namaz kılınmasını uygun görmüştür. Eğer Cuma sahih olmuş ise, kılınan 4 rekât bu namaz, –niyette de belirtildiği gibi– kılınmamış en son öğle namazının kazası olur. Eğer Cuma sahih olmamışsa, hiç olmazsa o günün öğle namazı eda edilmiş olur.

    Buraya kadar söylenenler, Cuma namazının "edasının" şartlarıyla ilgili idi. Okuyucu sorusunda yer alan "Madem cuma namazı farz değil, neden kılınıyor? Yok cuma namazı farz ise o zaman neden zühr-ü ahir namazı kılınıyor?" tarzındaki ifadelerle dile getirilen husus ise Cuma namazının "vücubu" ile ilgilidir.

    Cuma namazının vücubu ile ilgili şartlar mevcut olmadığı zaman elbette öğle namazı avdet edecektir. Ancak gerek Müçtehid İmamlar arasında bu noktada mevcut olan ihtilafların, meselenin zannî/içtihadî olduğunu göstermesi, gerekse Cuma namazının faziletinin bundan daha güçlü delillerle sabit olması sebebiyle en uygun ve ihtiyata en muvafık davranış, Cuma'yı kıldıktan sonra peşinden zuhr-i ahiri de kılmaktır. Böylece şüpheli bir duruma düşmek söz konusu olmayacaktır. Bir müslümanın ibadetler konusunda titiz davranması ve günaha düşmemek, zimmetten kurtulmak, fazileti kaçırmamak... gibi hassasiyetlerle hareket etmesi tabiidir. Bütün bunlar da Cuma namazının peşinden zuhr-i ahir kılmak ile mümkün olacağına göre, bu namazı kılmaya dikkat göstermek gerekir...

    Ebubekir Sifil
    "Korkaklıkta zillet, utanç; ileri atılmakta, izzet, şeref vardır. İnsan, korkaklık etse bile; kaderinden kaçamaz."

  10. #10
    Dost KERRAR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    20

    Standart

    Gardaşlarım ,özürdilerim ancak ''klasik mukallıid yorumu''-''aba ve ecdadınızdan öğrendiğiniz şekli 'ehli sünnet yolu' diye'' tesmiye ettiğiniz sözlerinizden rahatsızlık duyuyorum ,şöyle ki bu türden laf lara ehli sünnetin delillerini kabul etmiyen
    ''ben' dini meselelerde delilleri kendim arar sağlam delili varsa uyarım yoksa uymam'' diyen mezhebsiz lerden işitiyoruz çünki.
    Ayrıca, imami rabbani hintli idi-imamı azam farisi idi-mevlana halid arab idi-said nursi
    kürd idi -beyazid bistami,imamı gazali- cüneydi bağdadi-hasanı basri bu zaatı nuraniler hepsi birden türk değil idiler nasıl oluyorda bular türklerin ecdadı oluyor nasıl oluyorda abası oluyor bu ancak bu nuranilerin kaynaklarını uygulamalarını ve tahsil ettikleri icazet aldıkları hocalarını beğenmemek olur ki hayasızlıktan başka bişey değil
    ''taklid edilenler'' normal benim gibi birisi değil efendim dikkatli olalım lütfen

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Zuhr
    By Ensardan in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 20.05.13, 12:41
  2. Yaz Mevsimi ve İsm-i Âhir
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15.06.09, 11:52
  3. Yaz Mevsimi ve İsm-i Ahir
    By ErekNUR in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.06.09, 06:27
  4. Cuma Namazı ve O Günkü Öğle Namazı
    By tevhit06 in forum Fıkıh
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 18.02.09, 21:46
  5. Ahir Zaman
    By ademyakup in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 21
    Son Mesaj: 04.05.07, 08:51

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0