+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 16

Konu: İnsan Aklı İle Vahyin Münasebeti

  1. #1
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart İnsan Aklı İle Vahyin Münasebeti

    İNSAN AKLI İLE VAHYİN MÜNASEBETİ

    SORU: "Son yıllarda insan aklı ile vahyin münasebeti konusunda değişik tartışmalar yapılmaktadır. Her yıl düzenlenen 'Abant Platformu'nda da bu konu ile ilgili görüşlere yer verilmiştir. Sonuç bildirisinin birinci maddesinde, 'Vahiy-akıl ilişkisinin sağlıklı bir şekilde teşhis ve tesbit edilmesi, ülkemiz, İslam dünyası ve tüm insanlığın geleceği için hayati bir önem taşımaktadır' denilmektedir. Arkadaşlarla bu bildiride yer alan tesbitleri müzakere ederken ihtilafa düştük. (...) Bazı kardeşlerimiz, 'Akıl ile Sünnet arasında çelişki olursa; akıl esas alınır, Sünnet tevil edilir' iddiası ortaya attılar. Bazıları da bunun mümkün olamayacağını ileri sürdüler. (...) Nassın hükmünü, akılla test etmek gerekir mi? Akıl ile sünnet arasında ihtilaf söz konusu olursa, hangisi tercih edilir? (...) Anlaşamadığımız bir diğer mesele de şudur: Hakkında nass bulunmayan meselelerin hükmünü tayin etmek, sadece müctehid imamlara mı bırakılmıştır ? Nass ile insanoğlunun takdirine ve tercihine bırakılan meseleler var mıdır?"

    CEVAP: Önce bir hususa işaret edelim. İslamiyet, vahye (nassa) dayanan bir dindir. Muhkem nass ile sabit olan bir hükmü, akılla test etmenin bir anlamı yoktur. Zira o hüküm, hakikati ifade eder. İnsanların şahsi tercihleri; akıl seviyeleri, içinde bulundukları çevre ve eğitim durumlarına göre değişebilir. Kanaatlerin zaman içinde değiştiği de malumdur. Halbuki kat'i nass ile sabit olan hakikatlerin değişmesi mümkün değildir.

    İmam-ı Serahsi, "Tevhidin aslı; Kitab'a ve Sünnet'e sımsıkı sarılmak, hevaya tabi olmaktan ve bid'atten ictinab etmektir"(1) diyerek, önemli bir inceliğe işaret etmiştir. Hevalarına tabi olan insanların akıllarını kullanamadıkları ve yeryüzünde fesad çıkardıkları malumdur.

    Bu tesbitten sonra, "Akıl ile Sünnet arasında ihtilaf söz konusu olursa, hangisi tercih edilir?" sualinize geçebiliriz. Muhaddis İbn-i Huzeyme (rh.a), "Es Sahih" isimli eserinde, "Şahsi kanaat veya akıl ile Sünnet'e karşı çıkılamaz. Velev ki, akıl ile kavranamasa dahi Sünnet'e riayet edilir"(2) demiş ve şu ayet-i kerimeyi delil olarak zikretmiştir: "Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman; gerek mü'min olan erkek, gerek mü'min olan kadın için (o hükme aykırı olarak) işlerinde kendilerine muhayyerlik yoktur. Kim Allah'a ve Resulü'ne isyan ederse, muhakkak ki o apaçık bir sapıklıkla yolunu sapıtmıştır." (El Ahzab Suresi: 36)

    Her Müslüman; Resul-i Ekrem (sav)'in sünnetini duyduğu zaman,"işittim ve itaat ettim" demekle mükelleftir. Meselenin bir diğer boyutu da şudur: Akıl ile hiçbir amel, farz, vacip veya haram olamaz. Akıl bir vasıtadır, teşri gücü yoktur. Hanefi fukahasından İbn-i Abidin, "Bizim mezhebimize göre, hiçbir şey akıl ile haram olmaz.Yani bir şeyin haram olmasına akıl hüküm veremez. Bir şeyin haram olduğuna hüküm vermek, ancak Allah'a mahsustur. Fakat akıl emredilen şeylerin bazısının güzel olduğunu, yasak edilen şeylerin bazısının çirkin olduğunu idrak eder..."(3) diyerek, bu inceliğe işaret etmektedir. Akıl ile nassın çelişmesi (tearuzu) insanın zaafları veya ihtiraslarıyla ilgili bir hadisedir. Hakikatte böyle bir tearuzun olabilmesi mümkün değildir.

    Diğer meseleye gelince: İslam dininde insanoğlunun ihtiyaçlarına cevap veren umumi hükümler, nass olarak mevcuttur. Hakkında nass bulunmayan fer'i konuların, ilim ve takva sahibi mü'minler tarafından çözüme bağlanması zaruridir. Hz. Said b. Müseyyeb (ra)'den rivayet edildiğine göre; Hz. Ali (ra)'nin, "Hakkında kat'i nass bulunmayan konularda nasıl hüküm verebiliriz?" şeklindeki suali üzerine, Resul-i Ekrem (sav), "Mü'minlerden ilim ve takva sahibi olanları toplayıp, istişare ediniz. Bir kişinin reyine göre hükmetmeyiniz"(4) tavsiyesinde bulunmuştur. Ortaya çıkan yeni meseleler; ilim ehli tarafından, umumi hükümlerden (kat'i nasslardan) istinbat, ictihad ve istişare edilerek çözüme bağlanır.

    Kat'i nasslarla, insanoğlunun takdirine bırakılan meseleler de vardır. Mesela, Kur'an-ı Kerim'de, "Ey iman edenler!..Siz (hacc ve umre için) ihramlı bulunurken av öldürmeyin. İçinizden kim bunu bilerek yaparsa, (üzerine) öldürdüğü o hayvanın misli (benzeri) bir ceza vardır ki, Kabe'ye ulaşmış bir kurbanlık olmak üzere, bunu içinizden adalet sahibi iki kimse hüküm (ve takdir) edecektir..."(El Maide Suresi: 95) hükmü beyan buyurulmuştur. Bu ayet-i kerimede geçen "misl" kelimesiyle "öldürülen hayvanın bedeniyle, yakın benzerlik halinde olan diğer bir hayvanın" kasdetmesi mümkündür. İmam-ı Şafii (rh.a) bunu esas almıştır.(5) Fakat misl (benzeri) kelimesinin; öldürülen hayvanın kıymetiyle tefsir edilmesi de mümkündür. Değerlendirmeler farklı bile olsa; Allahu Teala (cc), iki adil kimsenin takdirine göre amel edilmesini beyan buyurmuştur. Meseleye bu açıdan bakıldığı zaman; farklı gibi görülen eğilimlerin bir noktada toplanması mümkündür. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.

    (1) İmam-ı Serahsi-El Mebsut-Beyrut: ty, C: 1, Sh: 3.
    (2) İbn-i Huzeyme-Es Sahih- Beyrut: 1390, C: 1, Sh: 75.
    (3) İbn-i Abidin-Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar-İst: l983, C: 8, Sh: 212.
    (4) İbn-i Abdi'lberr-Camiu'l Beyani'l İlm- Kahire: 1346, C: 2, Sh: 59.
    (5) İmam-ı Şafii-Er Risale-Kahire: 1979 (2 Bsm), Sh: 39, Madde: 118


    Yusuf KERİMOĞLU-Fıkıh Köşesi

  2. #2
    Ehil Üye Bilal-i Sivasi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    1.298

    Standart

    Bazı emir ve nehy vardır ki bunlar usuluddinde "taabbudi" tesmiye olunur. Akli muhakemeye tabi tutulamaz. Çünkü ileti emir ve nehy-i ilahidir. itaat etmek mecburidir.

    "Me'mûrât ve menhiyât-ı şer'iyede illet, emr-i İlâhîdir ve nehy-i İlâhîdir. Maslahatlar ve hikmetler ise, müreccihtirler; emir ve nehyin taallûklarına ism-i Hakîm noktasında sebep olabilir.
    Meselâ, sefer eden, namazını kasreder. Bu namazın kasrına bir illet ve bir hikmet var. İllet, seferdir; hikmet, meşakkattir. Sefer bulunsa, meşakkat olmasa da, namaz kasredilir. Sefer olmasa, hânesinde yüz meşakkat görse, yine namaz kasredilmez. Çünkü meşakkat filcümle bazan seferde bulunması, kasr-ı namaza hikmet olmasına kâfidir ve seferi illet yapmasına da yine kâfidir.
    İşte, bu kaide-i şer'iyeye binâen, ahkâm-ı şer'iye hikmetlere göre tegayyür etmiyor, hakikî illetlere bakar. Meselâ, o doktorun bahsettiği gibi, hınzırın etinden bildiği zarardan, hastalıktan başka, "Hınzır eti yiyen bir cihette hınzırlaşır" Haşiye
    kaidesiyle ve o hayvan, sâir hayvânât-ı ehliye gibi zararsız yapılmıyor. Etinden gelen menfaatten ziyade, çok zarar îrâs etmekle beraber, etindeki kuvvetli yağ, kuvvetli soğuk memleketi olan firengistandan başka tıbben muzır olduğu gibi, mânen ve hakikaten çok zararlı olduğu tahakkuk etmiş.
    İşte bu gibi hikmetler, onun haram olmasına ve nehy-i İlâhî taallûkuna da bir hikmet olmuştur. Hikmet her fertte ve her vakitte bulunmak lâzım değildir. O hikmetin tebeddülü ile illet değişmez. İllet değişmezse hüküm değişmez. İşte bu kaideye göre, o bîçâre adamın ne kadar şeriatın rûhundan uzak konuştuğu anlaşılsın. Şeriat nâmına onun sözüne ehemmiyet verilmez. Hâlikın çok akılsız filozoflar suretinde hayvanları vardır! "
    Ey muhataplarım!
    Ben çok bağırıyorum. Zîra, asr-ı salis-i aşrın, yani on üçüncü asrın minaresinin başında durmuşum,

    sûreten medenî ve
    dinde lakayd ve
    fikren mazinin en derin derelerinde olanları
    camie davet ediyorum.


  3. #3
    Ehil Üye Bilal-i Sivasi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    1.298

    Standart

    Alıntı Ene-Zerre Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İNSAN AKLI İLE VAHYİN MÜNASEBETİ


    Bu tesbitten sonra, "Akıl ile Sünnet arasında ihtilaf söz konusu olursa, hangisi tercih edilir?" sualinize geçebiliriz. Muhaddis İbn-i Huzeyme (rh.a), "Es Sahih" isimli eserinde, "Şahsi kanaat veya akıl ile Sünnet'e karşı çıkılamaz. Velev ki, akıl ile kavranamasa dahi Sünnet'e riayet edilir"(2) demiş ve şu ayet-i kerimeyi delil olarak zikretmiştir: "Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman; gerek mü'min olan erkek, gerek mü'min olan kadın için (o hükme aykırı olarak) işlerinde kendilerine muhayyerlik yoktur. Kim Allah'a ve Resulü'ne isyan ederse, muhakkak ki o apaçık bir sapıklıkla yolunu sapıtmıştır." (El Ahzab Suresi: 36)
    Bu mesele yine usul ulemasınca şu şekilde karara bağlanmıştır.

    "Takarrur etmiş usuldendir: Akıl ve nakil teâruz ettikleri vakitte, akıl asıl itibar ve nakil tevil olunur. Fakat o akıl, akıl olsa gerektir. "

    Bazı günümüz akılsızları gibi bu kafama yatmıyor bilimin söylediğini itirazsız kabul edeyim, nassı inkar edeyim, -Sahih bile olsa-hadisi kabul etmeyeyim veya Ayet-i kerimeyi kendi kafama göre tevil edeyim demek değildir.
    Ey muhataplarım!
    Ben çok bağırıyorum. Zîra, asr-ı salis-i aşrın, yani on üçüncü asrın minaresinin başında durmuşum,

    sûreten medenî ve
    dinde lakayd ve
    fikren mazinin en derin derelerinde olanları
    camie davet ediyorum.


  4. #4
    Vefakar Üye Hakkâni - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Bulunduğu yer
    Alemi Lahut
    Mesajlar
    515

    Standart

    Alıntı Ene-Zerre Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İNSAN AKLI İLE VAHYİN MÜNASEBETİ

    SORU: Bazı kardeşlerimiz, 'Akıl ile Sünnet arasında çelişki olursa; akıl esas alınır, Sünnet tevil edilir' iddiası ortaya attılar. Bazıları da bunun mümkün olamayacağını ileri sürdüler. (...) Nassın hükmünü, akılla test etmek gerekir mi? Akıl ile sünnet arasında ihtilaf söz konusu olursa, hangisi tercih edilir?
    Alıntı Bilal-i Sivasi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu mesele yine usul ulemasınca şu şekilde karara bağlanmıştır.
    "Takarrur etmiş usuldendir: Akıl ve nakil teâruz ettikleri vakitte, akıl asıl itibar ve nakil tevil olunur. Fakat o akıl, akıl olsa gerektir. "
    Muhterem kardeşlerim bu fakirin öğrendiği bu kaidedeki akıldan murad Üstadın değindiği üzre kişisel akıl değil, Semavi Nassların bütünlüğünden münfehem kaziyye-i akliyelerdir.

    Şöyleki:

    Mesela nakil, Allahın yedi vechi ve saagıından söz eder, ve lakin bu mana akla yani semavi hakikatlerden aklın anladığı Allahın benzeri olmaz gerçeğine zıttır, şu halde akıl alınır nakil tevil edilir, deriz: Bizim anladığımız manada el yüz bacak Allaha layık değildir burda elden murad kudrettir vs.
    işte bu, aklı esas alıp nakli tevildir.

  5. #5
    Ehil Üye Bilal-i Sivasi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    1.298

    Standart

    Alıntı Hakkâni Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Muhterem kardeşlerim bu fakirin öğrendiği bu kaidedeki akıldan murad Üstadın değindiği üzre kişisel akıl değil, Semavi Nassların bütünlüğünden münfehem kaziyye-i akliyelerdir.

    Şöyleki:

    Mesela nakil, Allahın yedi vechi ve saagıından söz eder, ve lakin bu mana akla yani semavi hakikatlerden aklın anladığı Allahın benzeri olmaz gerçeğine zıttır, şu halde akıl alınır nakil tevil edilir, deriz: Bizim anladığımız manada el yüz bacak Allaha layık değildir burda elden murad kudrettir vs.
    işte bu, aklı esas alıp nakli tevildir.
    Evvela bu sem'i ve akli delillerin teruz etmesi konusu çok eski bir konudur. Bazı sapık mezhepler bu meselelerin su-i istimalinden tevellüd etmiştir.Bu sebepten bu konularda fikir teatisi yapılırken Ehl-i Sünnet cizgisinden sapmamak çok önemlidir. Buna çok dikkat edilmesi gerektiği hepimizin malumudur.

    Saniyen; Zihinlerin farklı olması sebebiyle akli delillerde farklı olur. Öyleyse Akıl kelimesinin anlamı bir çerçeveye alınmalı ki ne hakkında konuşulacağı tesbit edilmiş olsun.

    Akıl ile kasdedilen; kabiliyet halinde bulunan bir şey mi; yoksa bu kabiliyet vasıtasıyla elde edilen bilgileri mi, yoksa bu elde edilen verilerin insanın kendi zihinsel gelişmişlik derecesine göre analiz etmesi mi dir? Ya da sizin dediğiniz gibi bu analiz sonucu ortaya çıkan kaziyeler ve deliller mi dir?


    Eğer insan akıl ile elde ettiği bilgiyi nass ile gelen bilgiye takdim edecekse ve nassları tevil edecekse çok ciddi müşkillerin ortasına girmiş olacaktır. Herşeyin tanımını açık ve net yapmalıdır. Bu yüzden bunu yapacak kişinin ciddi bir ehliyet sahibi olması, çok gelişmiş bir zihin kapasitesine ulaşmış, Ön yargılardan(zanlardan) arınmış olması ve hem akli hem nakli delilleri konusunda yakin sahibi olması icab eder.

    İşin bir ilginç tarafı da; Belkide bazı ulemanın dediği gibi "zaten akli deliller kati olsa nass ile çatışması mümtenidir."

    Elhasılı kardeş zor.. Bizim yapabileceğimiz eskilerin yorumlarını tekrar buraya dökmekten öteye geçemez kanaatimce.
    Ey muhataplarım!
    Ben çok bağırıyorum. Zîra, asr-ı salis-i aşrın, yani on üçüncü asrın minaresinin başında durmuşum,

    sûreten medenî ve
    dinde lakayd ve
    fikren mazinin en derin derelerinde olanları
    camie davet ediyorum.


  6. #6
    Vefakar Üye Hakkâni - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Bulunduğu yer
    Alemi Lahut
    Mesajlar
    515

    Standart

    Alıntı Bilal-i Sivasi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ... Eğer insan akıl ile elde ettiği bilgiyi nass ile gelen bilgiye takdim edecekse ve nassları tevil edecekse çok ciddi müşkillerin ortasına girmiş olacaktır. Herşeyin tanımını açık ve net yapmalıdır...
    Bilal kardeş, "akıl ile elde edilen bilgi.." dersek sanırım eksik söylemiş oluruz, çünkü esasında bu bilgi mücerret aklın ürünü değil, naklin akıl süzgecinden geçirilmesi sonucu elde edilen bir mikyas bir akli ölçüdür.

    Mesela akıl derki : Allah mahluka benzemez, şu halde kalbi yoktur, kalbi olmayınca kızması acıması da olamaz..

    Şimdi "Allah onlara gazap etti.." mealinde bir ayet okusak yukarda örnekleri verilen aklın mikyası ile değerlendirip şöyle tevil etmek durumundayız: Allah bizim gibi gazap etmez zira onun halinde değişiklik olmaz belki gazap muamelesi yapar yani Rahmetinden mahrum eder..

    Aslında bu akli mikyası biz mücerret aklımızı kullanarak bulmuş değiliz, yine semavi hakikatleri, Allahın bize talim buyurduğu ayetlerini haberlerini sıfatlarını aklımızda değerlendirerek edinmişiz : "Leyse kemislihi şey'ün" Muhalefetün lilhavadis" gibi

    Yani işin gerçeğinde naslar biribirini tebyin tahsis ve tevil etmektedir..akıl ise sadece bir araç.

    Akıl sünnet muarazası meselesininde bu minvalde olması gerekir. Fakirin anlayışı bu istikamette... Allahü a'lem

  7. #7
    Ehil Üye Bilal-i Sivasi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    1.298

    Standart

    Alıntı Hakkâni Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Yani işin gerçeğinde naslar biribirini tebyin tahsis ve tevil etmektedir..akıl ise sadece bir araç.

    Akıl sünnet muarazası meselesininde bu minvalde olması gerekir. Fakirin anlayışı bu istikamette... Allahü a'lem
    Resulullahın Anlamı ve medlulü batıl olan birşeyi söylemesi ya da yapması caiz olmaz. Bu Peygamberlerin vasıflarına uygun değildir.

    İşte zaten te'vil burada devreye girmiyor mu?

    Ehl-i Sünnetçe sapık addedilenler "O'nun(ASM) Kasdetmediği ya da açıklamadığı şeyleri akıllarının bilgisi ölçüsünde anlamak istedikleri batıl olan şeye tevil edenler değil midir?
    Ey muhataplarım!
    Ben çok bağırıyorum. Zîra, asr-ı salis-i aşrın, yani on üçüncü asrın minaresinin başında durmuşum,

    sûreten medenî ve
    dinde lakayd ve
    fikren mazinin en derin derelerinde olanları
    camie davet ediyorum.


  8. #8
    Vefakar Üye Hakkâni - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Bulunduğu yer
    Alemi Lahut
    Mesajlar
    515

    Standart

    Alıntı Bilal-i Sivasi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Resulullahın Anlamı ve medlulü batıl olan birşeyi söylemesi ya da yapması caiz olmaz. Bu Peygamberlerin vasıflarına uygun değildir.

    İşte zaten te'vil burada devreye girmiyor mu?

    Ehl-i Sünnetçe sapık addedilenler "O'nun(ASM) Kasdetmediği ya da açıklamadığı şeyleri akıllarının bilgisi ölçüsünde anlamak istedikleri batıl olan şeye tevil edenler değil midir?
    evet, "akılları ölçüsünce" ifadesinde haklısınız. ve ilave etek gerekir bu ehli bidatın akılları modern telakkilerle bulanmış ve safiyetini selîmiyetini kaybetmiştir

    Bugün batının dünyaya dayattığı sözümona evrensel kabuller var. İçimizde kalbleri marazlı kalem erbabı bu batı-l kabulleri aklına ve düşünüşüne ölçü almışlar ve nassları bile bunlarla ölçer tartarlar, uymadığı yerde eğer bükerler..

    "Kadın hakları, insan hakları" uydurmalarını kabul etmek bu minvaldendir.

  9. #9
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    Alıntı Ene-Zerre Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İNSAN AKLI İLE VAHYİN MÜNASEBETİ

    Bu tesbitten sonra, "Akıl ile Sünnet arasında ihtilaf söz konusu olursa, hangisi tercih edilir?" sualinize geçebiliriz. Muhaddis İbn-i Huzeyme (rh.a), "Es Sahih" isimli eserinde, "Şahsi kanaat veya akıl ile Sünnet'e karşı çıkılamaz. Velev ki, akıl ile kavranamasa dahi Sünnet'e riayet edilir"(2) demiş ve şu ayet-i kerimeyi delil olarak zikretmiştir: "Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman; gerek mü'min olan erkek, gerek mü'min olan kadın için (o hükme aykırı olarak) işlerinde kendilerine muhayyerlik yoktur. Kim Allah'a ve Resulü'ne isyan ederse, muhakkak ki o apaçık bir sapıklıkla yolunu sapıtmıştır." (El Ahzab Suresi: 36)
    Hocaefendinin cevapladığı soru "Akıl ile Sünnet arasında ihtilaf söz konusu olursa, hangisi tercih edilir?"dir.

  10. #10
    Vefakar Üye Hakkâni - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Bulunduğu yer
    Alemi Lahut
    Mesajlar
    515

    Standart

    enezerre demek konunun akışı sizi memnun etmedi.. peki Bilal aç bir konu orda devam edelim

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Mekke de Vahyin Gölgesinde
    By abdullatif in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.11.08, 21:00
  2. İnsan Bedeni - Aklı Olan En Aptalından Bile Bişeyler Öğrenebilir
    By micromalik in forum Bilişim Haberleri ve Bilimsel Makaleler
    Cevaplar: 20
    Son Mesaj: 18.04.08, 06:01
  3. Tüfek - Ölüm - Kader Münasebeti
    By karatoprak1975 in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 29.02.08, 09:27
  4. Gece İbadeti ve Tebliğ Münasebeti
    By asamet in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.05.07, 10:36
  5. Peygamberimizin Hanımlarıyla Münasebeti
    By muntehab in forum Sahabeler ve Sünnet-i Seniyye
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.11.06, 12:27

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0