+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 16

Konu: Keffareti Zor Bir Kul Hakkı:Gıybet...

  1. #1
    Garip_Maznun
    Guest Garip_Maznun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Keffareti Zor Bir Kul Hakkı:Gıybet...

    “İnsanların kendi aralarında hakkınızı helâl edin demesi ve bu şekilde karşılıklı helalleşme geçerli midir? Şayet bu kişi onun arkasından ileri geri konuşmuş (dedikodusunu yapmış) ve bunu ona söylemeden helâllik istemişse gerçekten helâlleşmiş olur mu? Ahirette bu helâllikler nasıl alınacak? Hesabı nasıl verilecek? Çağımızın hastalığı olan bu konuyu geniş bir şekilde anlatırsanız sevinirim.”

    Kul hakkını çiğnemenin maddî olanı da, mânevî olanı da kaçınmamız ve sakınmamız gereken büyük günahlardandır. Esasen maddî olup olmadığına bakılmaksızın, hepsi hak olarak değerlendirilmeli ve sakınmalıdır. Paraya ve maddeye bağlı alacak-verecek ilişkilerinde meydana gelen kul hakkı maddî; gıybet, iftira, dedi-kodu, yalancı şahitlik gibi “tahkir ve hakaret”i konu alan kul hakkı mânevîdir.

    Başkasının size olan borcunda sizin iki türlü hakkınız söz konusu olabilir. Bir, paranızın maddî değeri; iki, paranızı geciktirmesi sebebiyle uğradığınız mağduriyetin mânevî boyutu. Başkasına olan hakkınızı helâl etmeniz, her ikisini kapsayabileceği gibi, yalnız birini de içine alabilir. Bu sizin niyetinize bağlıdır. Tasarruf ve inisiyatif sizin elinizdedir. Eğer her ikisi hususta da hakkınızı helâl etmişseniz, Allah için, ona karşı hakkınızdan tamamen vazgeçmiş olursunuz. Bu vazgeçiş Allah içindir ve artık Allah nezdinde o kişiyle sizin aranızda her hangi bir hak-hukuk meselesi, alacak-verecek dâvâsı kalmaz, çünkü sizin tarafınızdan iptal edilmiştir. Yani Allah katındaki senetler, hak sahibi olarak sizin tarafınızdan yırtılmıştır.

    Bunun karşılığında, Allah’ın sırf fazl ve keremi ile size ikramı söz konusu olur. Ki, bunu da o kişiden talep etmenize lüzum kalmaz. Çünkü bunu Cenab-ı Hak merhametiyle lütfeder.

    Eğer hakkınızdan vazgeçmemişseniz, hakkınızı helâl etmemişsiniz demektir. O kişinin size olan borcu devam eder. Bu durumda borcunu ödeyebilmesi için ona verdiğiniz ilâve süre de kolaylık sayılır. Yani her hâlükârda bu hadis-i şerifle müjdelenen kolaylığa ermek için, elinize hep fırsatlar geçer. Şüphesiz bunu, alacaklı olduğunuz kişilerin ihtiyaç durumu ile sizin onları taşıyabilme gücünüz ve inisiyatifiniz belirleyecektir. Sizin başkasına tanıdığınız kolaylık, dünyada, kabirde ve mahşerde Allah’ın rahmeti ve kolaylığı olarak size geri döner.

    Başkasına hakkını helâl eden kimse, buna karşılık gerek dünyada, gerek kabirde, gerekse Mahşerde Allah’tan öyle bedel alır ki, helâl ettiği o hak, Allah’ın sınırsız lütfu karşısında devede kulak kalır. Peygamber Efendimiz’in (asm) şu müjdesi ne kadar latîftir: “Kim bir Müslüman’ın dünya sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderip ona rahat nefes aldırırsa, Allah da ondan kıyâmet gününün sıkıntılarından birini gidererek rahat nefes aldırır. Kim zorda kalmış muhtaca karşı kolaylık gösterirse, Allah da dünya ve âhirette ona kolaylık gösterir. Kul kardeşinin yardımında olduğu müddetçe, Allah da kulun yardımındadır.”1

    Gıybet ve dedikodunun kefareti, Bediüzzaman Hazretlerine göre gıybet edilen kimseden helâllik almak ve Allah’tan af ve bağışlanma dilemektir. Allah’tan af ve bağışlanma dilemek için şöyle denir: “Allahümme’ğfir lenâ ve limeniğtebnâhü” (Allah’ım bizi ve gıybet ettiğimiz kişiyi bağışla)2

    Gıybet edilen kimseden helâllik almak kolay iş değildir şüphesiz. Düz bir söylemle, “Ben seni gıybet ettim. Fakat yanlış yaptığımı anladım, pişman oldum. Özür dilerim. Bana hakkını helâl et” denebilir. Fakat burada bir inceliği unutmamak lâzım: Kimin ya da kimlerin yanında gıybet etmişse, tekrar onların yanına dönüp gıybet ettiği kimseye itibarı iâde edilmelidir. Bu da gıybet edilen kimseye söylenirse, yani, “Seni falan kimselerin yanında gıybet ettim; ama sonradan yanlışımı anladım ve tekrar onların yanında yanlışımı düzelttim” gibi gıybet edilen kimsenin gönlünün hoş edileceği adımlar atılırsa, helâllik almak daha kolay olur.

    Gıybet edilen kimse neyi helâl ettiğini bilmeden hakkını helâl ettiğini söylerse, ona, hakkında gıybet ettiğini söylemek mümkün de olmamışsa; bu yanlışı, gıybeti dinleyen kimselerle düzeltmek ve bir daha asla gıybet etmemek şartıyla helâlleştiği umulabilir. Fakat bu, tehlikeli bir oyundur. Risklidir. Tam bir helâlleşme olmaması ihtimali vardır.

    İyisi mi, hiç gıybet etmemeye dili alıştırmak ve gıybet yoluyla kişilerin hakkını ve hukukunu çiğnememeye azami dikkat etmektir.

    1- Riyâzu’s-Sâlihîn, 245
    2- Mektubat, s 467

    SELAM VE DUA İLE...

  2. #2
    Pürheves sena - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    konya
    Mesajlar
    222

    Standart

    ALLAH razı olsun kardeşim.bu fani dünyada bile bile yapılan ve en büyük günahlara sebeb olan gıybettten RABBİM ESİRGESİN.
    İMAN, İNSANI İNSAN EDER`, BELKİ,İNSANI SULTAN EDER.
    ÖYLE İSE İNSANIN VAZİFE-İ ASLİYESİ İMAN VE DUADIR.

  3. #3
    Garip_Maznun
    Guest Garip_Maznun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı sena Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ALLAH razı olsun kardeşim.bu fani dünyada bile bile yapılan ve en büyük günahlara sebeb olan gıybettten RABBİM ESİRGESİN.

    Ecmain inşaALLAH...Duanıza elfü elfi amin diyorum...Yüreğinize sağlık...SELAM VE DUA İLE...

  4. #4
    Müdakkik Üye CAN KARDEŞ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Bulunduğu yer
    zonguldak
    Yaş
    44
    Mesajlar
    885

    Standart

    Rbbim affetsin gıybetini ettiğimiz insanlarıda bizide

  5. #5
    Garip_Maznun
    Guest Garip_Maznun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı CAN KARDEŞ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Rbbim affetsin gıybetini ettiğimiz insanlarıda bizide
    Amin inşaALLAH...RABBİM razı olsun...SELAM VE DUA İLE...

  6. #6
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    Hasan Basri (k.s.) Hazretleri'ne bir adam gelir ve:
    -Falanca senin hakkında şöyle dedi, der.
    -Ne zaman?
    -Bugün.
    -Nerede?
    -Evinde.
    -Onun evinde ne yapıyordun?
    -Ziyafeti vardı, onun için gitmiştim.
    -Orada ne yedin?
    -Şunu, şunu, hatta sekiz çeşit yemeğin hepsinden yedim. Bunun üzerine Tabiinin büyük imamı:
    -Be adam, sekiz çeşit yemeği karnına sığdırdın da, bu sö*zü sığdıramadın mı? Kalk git yanımdan, der.

  7. #7
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    Mu minler arasında nifakın, bozgunculuğun, ayrılığın en önemli sebebi fitnedir. Fitne, öldürücü zehirden daha beterdir. Ve fitnenin en önemli unsuru da gıybettir, arka¬dan konuşmaktır, kötü zarıdır. Kulaktan kulağa bin türlü şekle giren bir söze sebebiyet vermemek için aleyhte ve gıyabi konuşmalardan kaçınmak gerekir. Öyle sözleri söyleyen de, dinleyen de mesuldür, insan dinlememek için gerekli tepkiyi vermeli, mümin kardeşinin arkadan hançerlenmesine yardımcı olmamalıdır. O anlatılan özel¬lik o şahısta varsa gıybet, yoksa iftiradır. Her ikisi de bir¬birinden daha tehlikeli olan bu şeyden kaçınmak, mü¬minlerin kusurlarında şeytana yardımcı olmamak fazilet¬tir ve insaniyetin gereğidir. Kimsenin bir başkasının etini dişlemeye hakkı yoktur.

  8. #8
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    Başkalarının küçük iyiliklerini büyük, kendi büyük hayırlarını küçük görmek fazilettir. Ve insan başkasının büyük hatasını küçük, kendi küçük hatasını büyük görmelidir. Kalbinde boşluk olmayan başkalarının noksanını, ayıbını araştırmaz

  9. #9
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    KÖPEĞİN BİLE GIYBETİ YASAKSA
    Bediüzzama'ın talebelerinden Vanlı Molla Hamit anlatıyor:
    "Birgün caminin hücre kapısını unutarak açık bırakmıştık. Talebe arkadaşların küpte kavurmaları vardı. İçeri giren bir köpek, küpe kafasını sokup kavurmaları yemiş, sonra da kafasını çıkaramayınca küpü kırıp kaçmış. Talebe arkadaşların canı çok sıkılmıştı. Bir tertiple köpeği tekrar celbedip, sopa ile döveceklerdi. Üstad Bediüzzaman vaziyeti öğrenince onları vazgeçirmek istedi. Molla Resul: "Şeyda, biraz kıymamız vardı. Biz kıyamıyorduk ki yiyelim. Halbuki bir köpek gelerek hem kıymayı yemiş, hem de küpü kırmış. Bize zarar verdi. Nasıl biz onu dövmeyelim?" dedi. Üstad: "Molla Resul, senden soruyorum, vicdanen söyle, sen aç kalsan, paran da olmasa, bir şey almaya gücün de olmasa, nihayet açık bir yerde bir et bulsan, yer misin, yemez misin? Halbuki aklın var, idrak ediyorsun ki bu etin sahibi var." diye konuştu.
    Molla Resul, Üstad'ın bu konuşması üzerine bir müddet konuşmayarak sustu. Sonra cevaben: "Evet yerim Şeyda!" dedi. Üstad tekrar buyurdu ki; "Bu hayvandır, aklı yoktur. Haramı, helâli bilmiyor. Hayır ve şerri tanımıyor. Sahibinin kendisini döveceğini de bilmiyor. Elbette açık kapıdan girip, kıymalarınızı yemiş. Bundan dolayı cezaya müstahak mıdır? Sizden soruyorum, elinizi vicdanınıza koyarak cevap verin." Sonra Molla Resul ve arkadaşları köpekte kabahat yoktur, diye kabul ettiler. Üstad; "Madem öyledir bu hayvanın gıybetini yapmayın ve helâl edin." dedi.
    Molla Resul, Üstad Hazretleriyle biraz samimî konuşurdu, hem de Üstad'dan birkaç yaş büyüktü. Gülerek Üstad'a hitaben: "Şeyda, içimizden gelmiyor ki, helâl edeyim. Fakat siz helâlleşmeye bizi ikna ettiniz." dedi.
    Ben "Sizden biriniz ölmüş kardeşinin etini yemeyi sever mi?" (Hucurat, 49/12) mealindeki âyete göre sadece insanların gıybetinin yapılmaması gerektiğini zannediyordum, halbuki Üstad çok daha hassas. Hayvanların gıybetini yaptırmayan bir zat, her hâlde İnsanların gıybetini hiç yaptırmaz
    Abdullah aymaz

  10. #10
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
    (hucurat12)
    Alıntı YıldızMisal Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Başkalarının küçük iyiliklerini büyük, kendi büyük hayırlarını küçük görmek fazilettir. Ve insan başkasının büyük hatasını küçük, kendi küçük hatasını büyük görmelidir. Kalbinde boşluk olmayan başkalarının noksanını, ayıbını araştırmaz

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Gıybet ve Kuraklık (Gıybet Sisi 2 )
    By yozgati in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 16.12.14, 16:55
  2. Gıybet
    By KL571GD in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 20
    Son Mesaj: 03.08.09, 02:35
  3. Gıybet
    By burcuzehra in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 28
    Son Mesaj: 27.08.08, 14:09
  4. Gıybet
    By "Akif" in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 12.09.07, 00:22
  5. Kul Hakkı ve Gıybet
    By ademyakup in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 02.02.07, 16:06

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0