+ Konu Cevaplama Paneli
3. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var BirinciBirinci 1 2 3
Gösterilen sonuçlar: 21 ile 26 ve 26
Like Tree2Beğeni

Konu: Yılbaşının İslam'daki Yeri...

  1. #21
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Vehbi HORASANLI
    İki yılbaşının hatırlattığı



    17 Aralık 2009 tarihinde hicrî 1431 yılına girdik. 1 Ocak’ta ise 2010 yılına girmiş olduk. Yani hicrî yılbaşından tam iki hafta sonra milâdî yılbaşı geldi. Geçen yıl bu fark sadece birkaç gün idi.
    Milâdî yılbaşı günleri maalesef israfın yaygınlaştığı ve ahlâkî değerlerin yıpratıldığı bir zaman dilimi haline gelmiştir. Bu çirkinliğe mani olmak ve olumsuzlukları olumlu hale getirmeye çalışmak maksadı ile bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
    Hıristiyan dünyası yılbaşına kudsiyet vermiş ve kilise-ler aracılığı ile bu günlerde çeşitli dinî faaliyetler düzenlemişlerdir. Yılbaşını dostlarla birlikte geçirmek, onlara hediye vermek önemli bir ibadet sayılmaktadır.
    Hangi limanda olduğunu unuttum, her halde Güney Afrika Cumhuriyetiydi, burada gemimizdeki bütün denizcilere bir hediye paketi gönderilmişti. Benim hesabıma düşen pakette de özenle hazırlanmış hediyelere rastladım. Maddî değerleri küçük olmakla birlikte verilen emek bir hayli fazlaydı. Hele hele bir çocuğun hazırlamış olduğu ve boyanmış elleri ile kâğıt üzerine izler bırakarak süslediği mektup çok ilgimi çekmişti. Kısaca “mutlu yıllar” temenni ediliyor, Hıristiyanlara karşı sempati ile bakılması amaçlanıyordu.
    Hıristiyanların kutsallık atfettiği yılbaşı eğlenceleri günümüzde değişmiş kutsallık bir yana ahlâksızlığı teşvik eden bir yapıya dönüşmüştür. Bundan Hıristiyanların dindar ruhanileri dahi rahatsızlık duymaktadır. Fakat materyalizm yani maddeye tapınmanın getirdiği deformasyon en çok bu dine mensup insanları etkilemiştir. Üstüne üstlük diyalektik materyalizm (komünizm) Hıristiyanlığa öyle şiddetli bir darbe vurmuştur ki Avrupa’nın hem doğusunda hem de batısında boş kalan kiliselere artık kilit asmak gerekmiştir.
    Tahrif edilmiş bir dini yıpratmak dinsizler için çok zor olmasa gerek. Lâkin zaman ilerledikçe adeta gençleşen İslâmiyet her geçen gün insanların kalplerini ısıtmakta, din düşmanlarının hilelerini boşa çıkarmaktadır. İnşallah, bu inkişaf kıyamete kadar gelişerek devam edecektir.
    Yılbaşı kutlamalarına “Hıristiyanlara benziyoruz” diyerek tepki vermek normal olsa da bu tepkiyi aşırılıklara vardırmak, hiç de doğru bir davranış değildir. Zira ister hicrî ister milâdî olsun yılbaşının bize vereceği çok önemli mesajlar vardır.
    Keza “hediyeleşmek” sünnet olduğu için bu davranışa da gereksiz anlamlar yüklemek iyi bir yol olmasa gerek. İsrafa vardırmamak şartı ile tüketimin bir miktar artması ekonomiyi çökertmez bilâkis faydalı bile olacaktır.
    Aslında yılbaşı insanın gözünün bir parça açılmasına yol açmaktadır. Özellikle maişet derdi yüzünden kendini kaybetmiş ve hayatın anlamını yitirmiş insanlara kısa bir süre için dahi olsa durup düşünme fırsatı sunmaktadır.
    Evet, yılbaşı sayesinde zamanın su gibi akıp gittiğini ve bir daha geri gelmediğini anlayabiliyoruz. Her geçen yıl adeta yaprağı dökülen bir ağaç gibi fani vücudumuzun yıkıldığını bize hatırlatır. Dünyanın ebedî olmadığını aksine gelip geçici olduğunu gözümüze, akıl ve duygularımıza sokar.
    Yılbaşı sayesinde ömür binamızın bir taşının yıkıldığının farkına varırız. Artık onu yerine koymanın hiçbir imkânı yoktur. Ölen hücrelerimiz her geçen gün artmakta, yenilenen hücrelerin sayısı ise daha da azalmaktadır. Bu gidişat dünyanın dahi fani olduğunu anlamamıza bir vesiledir.
    O halde yılbaşından dahi ibret almamız gerekiyor. Keşke her başlayan bir günü hatta saati yılbaşı gibi idrak edebilsek. O zaman hayat daha da anlamlı olacaktır. 'Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen de hayatından lezzet alır'.
    Biz de her şeye güzel ve anlamlı olacak şekilde bakalım. Kavgaya kin ve düşmanlığa ne gerek var? Eğer mücadele etmek istiyor isek başta nefis ve heva pek de kuvvetli şekilde karşımızda duruyor. Asıl başarı onları kontrol altına almaktır. Bunu yapabilmek için size müthiş bir silâh vereyim: İşte size Risâle-i Nur eserleri. Bakınız bunları telif eden Bediüzzaman, dünya, hayat ve ömür için ne diyor:
    "Eyvah! Aldandık. Şu hayat-ı dünyeviye yi sabit zannettik. O zan sebebi ile bütün bütün zayi ettik. Evet, şu güzeranı hayat bir uykudur, rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider…”
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  2. #22
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Mikail YAPRAK
    Avrupa aydınlanıyor



    Her yılın sonuna doğru Avrupa, Hz. İsa adına şenlenir, renklenir ve aydınlanır. Bu maddî aydınlanmanın yanı sıra göz kamaştıran manevî aydınlanmayı, deccal gibi kör deha sahibi ikinci sefih Avrupa göremeyebilir, ama hakikî İsevîlikten gücünü alan ve İslâm’la kol kola istikbale kanat açma temâyülünde olan birinci Avrupa bunun pek âla farkındadır.
    Muhammedî rüzgârların meltemsî esintilerine yüzünü gözünü tutan, göğsünü kabartan Mesihî bir coğrafyada yaşıyoruz. İçlerini saran, ruhlarını okşayan ve vicdanlarını rahatlatan asûde huzurun bir sebebinin de İslâm olduğunu kabul eden İsevîlerin sayısı az değildir.
    Fabrika bacaları ve kiliselerin aralarından yer yer minarelerin de yükselmesi, gözlerini çan sesiyle açanların, ezan sesine de kulak vermeleri alışılır hale geliyor. Şimdilik İsviçre buna karşı koysa da, bu manevî aydınlanmaya sürekli engel olamıyacağı, bilâkis engellemelerin daha bilinçli bir gelişme sürecine katkı sağlayacağı kesindir. İşte Hollanda’nın Heiden şehrinde minareli cami mimarlarının bize anlattığı ilginç bir hadise, sanırım buna açık bir delil olur.
    Belediye başkanı, dernek başkanını dâvet ederek, başkanlık masasının üstündeki yığın yığın mektupları gösterir ve der ki:
    -Minareli cami hakkında halkımızın yazdıklarıdır. Bunlardan birisini çekiver. Aleyhte olanı çekersen, ezanı yasaklarız. Lehte olanı çekersen ezana devam. Dernek başkanı çekinir, buna yanaşmaz. Bunun üzerine belediye başkanı gülerek şöyle der:
    -Aleyhte olan sadece bir mektup var. Diğerleri lehte görüşlerdir. Hatta bunlar arasında, “Biz de ezan sesi duymak istiyoruz. Ya bizim semtimizde de ezan okunsun, ya da minarenin ses frekansı yükseltilsin.” diyenler bile vardır.
    ***
    Karşılıklı hediyeleşmeler ve bayramlaşmalar günden güne gün yüzüne çıkıyor. Evinde yaptığı Noel pastasını sana hediye ederken, senin ona verdiğin Türk çayını, Türk kahvesini ya da kurban etini severek ve sevinerek kabul ediyor. Hastahanelerde, üniversitelerde ve kışlalarda mescid açılması yaygın hale geliyor. Ramazan ve Kurban Bayramları tatil günleri, çok öncesinden Bakanlığın talimatıyla okullara ulaştırılıyor.
    Mesih ile Mehdî’nin mânâ âleminde buluşmaları gibi, maddî âlemde de birliktelik emareleri belirginleşiyor. Hazret-i İsa’dan ve semavî fermanlardan gücünü alan birinci Avrupa’nın, ikinci sefih ve bozuk Avrupa ile mücadelesinde, İslâm’la el ele birlikteliğin ilmî ve manevî boyutları, çeşitli vesilelerle anlaşılır hale geliyor.

    ...VE AHLEN BULUŞMALARI
    Her sene Aralık’ın son haftası içinde gerçekleşen Ahlen buluşmalarındaki manevî hava, bu sene daha bir farklı esti. Şahıslardan ziyade şahs-ı manevî hakim oldu. Sanki "yağmur duâsı"na çıkılmış gibiydi. Türkiye’den ve Avrupa’nın her tarafından, tâ İsviçre’den, tâ Hollanda’dan, tâ Avusturya’dan ve Almanya’yı bir uçtan bir uca tarayan dersanelerden katılanların biribirleriyle kucaklaşmaları, hanımların ve erkeklerin ayrı ayrı mekânlarda buluşup hasret gidermeleri görülmeye değer bir manzaraydı. Çocuklarımız ise manzaranın şenlik boyutunu tamamlayan biricik unsurlardı. Hac seferinden dönen kardeşlerimizin hurma ve zemzem ikramları da, orada erişilen manevî lezzetin hülâsası gibiydi.
    Kış gününde yağmur duâsına mı çıkılır, denilmesin. Yağmurun bir mânâsı da rahmettir. Allah’ın rahmet ve merhametinin katre katre yağmasıdır. Gerçi Avrupa’nın havası o gün, güllük gülistanlıktı. Maddî hava, manevî havaya güzel refakat etmişti. Yol boyunca buna şahit olduk. Ama dünyanın her tarafındaki maddî ve manevî yangınlar, görmezden gelinemezdi.
    Ahlen buluşmalarının dâvetiyesinde bile, bu yangınlara, bu felâketlere temas edilir. Bu felâketlerin son bulması, bu yangınların söndürülmesi için mü’minler, duâya dâvet edilir, meselelerin ilmî ve çözüme dönük müzakereleri ise, Ahlen buluşmasına havale edilir. Ahlen’e doğru yola koyulanlar, Avrupa’yı boydan boya tarayarak, manevî keşfe çıkmış gibi yol alırlar. Taşıtlarını seyyar bir dersaneye ve meşveret mekânına çevirirken, yol boyunca namazlarını eda etmeyi de ihmal etmezler. Bu defaki dönüşte yol boyunca tetkik edilecek, Türkiye’den getirilen iki hediyemiz de vardı. Bunlar, Risâle-i Nur Enstitüsü’nün ve Kâzım Güleçyüz’ün hazırladıkları "Bediüzzaman kimdir?“ ve "Yüz yıllık süreçte demokratik açılım ve Said Nursî" kitaplarıydı.
    ***
    Şimdi, Hazret-i İsa’ya hamledilen bir anekdotla, kötü karekterli insanlara karşı koyuş modelimize ışık tutalım. Hazret-i İsa bir havarisiyle yürürken, kötü karekterli birisi, ona sataşır, laf atar, hakaret eder. Hazret-i İsa da ona güzel sözler söyler. Havarisi hayretle:
    -“Efendim, o size hakaret etti, siz ona güzel sözler söylediniz. Doğrusu bunu anlayamadım” deyince, Hazret-i İsa dedi:
    -“Anlaşılmayacak bir şey yok. Herkes kendi dağarcığında olanı harcamış oldu.”
    ***
    Hicrî ve milâdî yeni yıllarımız, bütün insanlığa ve dünyamıza hayırlar getirsin, İnşaallah.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  3. #23
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Angela ışıklarımızı söndürdü…


    Bizim ışıklar… Işıl ışıl Köln'ü, Münih'i, Ruhr'u, Frankfurt ve Stuttgart'ı ziyaya gark eden ışıklardan bahsediyoruz. Önceki senelerde Advent'le başlardı. Alış veriş caddeleri hazırlıklara tam iki ay önce başlardı. Kalk'ın uğrak caddelerinde esnafla belediyenin dayanışması gıpta edilecek düzeydeydi. Caddelerin girişleri bayram şenliğini tedai ettiren ışıklarla süslenir, kocaman kocaman adları yazılır ve ahali zafer takının altından geçercesine oralarda mutluluk içerisinde yürürdü. Bizdeki Ramazan ve Kurban Bayramlarının heyecan ve helecan dolu tatlı çarşılarına yetişemezse de, halkın bazen yalnızca gezmek maksadıyla ziyaret ettiği alış veriş caddelerinin ışıltısını bozmak için Bayan Merkel büyük gayretler sarf ediyor.
    Bir taraftan dev alış veriş merkezleri için ucuz krediler ihdas ederek çarşıyı pazarı bitirmeye çalışırken, diğer taraftan “elektrik tasarrufu” bahanesiyle şehir aydınlatmalarına ilişiyor. Noel’in geleneksel ve kısmen dinî şaşaası Angela'yı rahatsız etmişe benziyor. Bu köşeyi takip eden kıymetli okuyucularımız, İsevî âlemin bayramlarının tasvirlerini az çok bilirler. Geçen senelerde mahalleme her gelişimde camlardaki ışık oyunları, balkonların ışıklı süslemeleri ve caddelere doğru akan aydınlık herkes gibi beni de sevindirirdi. İnsanları bir Peygamberin doğum gününde sevinirken görmek sizi de mutlu etmez mi?
    Neocon'cu ekibin görünürdeki sözcüsü Angela, Mesih'i (a.s.) kıskanıyor olmalı. Semavî dinlere karşı olan herkes kıskanabilir, Fakat Merkel, küresel krizi bahane gösteriyor. Direkt karşı çıkmasa da, Noel kutlamalarını pek tasvip etmediği her halinden belli.
    Yılbaşı gecesinde, çeşitli vesilelerle yaz gecelerinde ve diğer başka dinî olmayan zamanlardaki korkunç tüketimler bizim politikacılarımızın dikkatini çekmiyor. Gürültü kirliliği, havayı zehirleyen havaî fişeklerin pis koku ve dumanlarıyla sabahlara kadar su gibi akan alkollü içecekler, Angela'ya göre israf değil. Fakat iş Noel'e gelince durum değişiyor.
    Köln bu defa belki de İstanbul'u kıskanacak. Tüketim dinozorlarının fukara halkı avladığı dev alış veriş merkezlerindeki ışıklı süslerde İstanbul bu kez hem Köln'ü geçti, hem de Münih'i. Berlin'in zaten bu hususta irapta mahalli yok gibi…
    Daha önceleri yalnızca Beyoğlu süslenirdi Noellerde veya yılbaşlarında. Durum çok değişti. Muhafazakâr Üsküdar ve Karacaahmet'e bakan eskinin garip tepeleri, Noel süslemelerinde Avrupa merkezlerini çoktan geçti. Kompleksler içinde çırpınan siyasal İslâmcı belediyeler ve ekonomistler artık kına yakabilirler ellerine.
    Topkapı'dan havaalanına giden caddeye üşüşmüş alış veriş merkezlerinin önünden her geçişimde; kompleks ve taklidin yağlı kemendini boğazında hisseden yalnız ben değilim diye düşünüyorum. Sermayenin, menfaatin, kuvvetin hakim olduğu İstanbul'daki hazin durum herkesin dikkatlerini çekmeli. İnsanî değerlerin sekeratını görmek istemeyenlerin gözlerine gösterilebilinecek binlerce manzara var. Müslümanlık ve millîlikten vazgeçtik. İnsanlık ölüyor İstanbulda…
    Biz yine Köln'ümüze dönelim. İkinci Avrupa'nın karartmaya çalıştığı “mukaddes şehre.” Noel’lerinde ışık denizinde benliğini bazen yıkayan ve bazen de kendisinden geçen Ren'in birbirinden kopmaz iki yakasına. Kuzeyden güneye tam yedi tane köprüsü var. Fakat hepsi ışıksız. Boğaziçi'ne, Fatih'e selâm söylüyor bu garip köprüler. Yeniden aydınlanmak için “NUR” istiyor Köln'ün yedi adet gerdanı. Işık ve NUR…
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  4. #24
    Dost tevhit06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    9

    Standart

    sayın; ene-zerre
    Cevap 2:

    ''İslâm Dini yepyeni bir nizamla ortaya çıkmış, önceki dinlerin hükümlerini bütünüyle yürürlükten kaldırmıştır.''
    uzun yazınızın buraya kadar olan kısmını okudun, ''önceki dinler'' ifadenize bir ayetle cevap vermek istiyorum.
    ''İnneddîne ındallâhil İslâm.''Allah katında din, şüphesiz İslâmiyet'tir. Önceki dinler diye bir şey yoktur. islamiyet Adem a.s. la birlikte geldi ve Son Peygamber Hz.Muhammed Mustafada tamamlandı. Hırıstiyanlık yahudilik din olmayıp onlar kabile isimleridir. Bütün peygamber efendilerimiz islamı tebliğ ettiler.Peygamberler din getirmediler , şeriat getirdiler.

  5. #25
    Ehil Üye **Muttakİ** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İSTANBUL
    Mesajlar
    1.650

    Standart

    bu yazının bu zamanlarda tekrar okunması güzel bir tevefuk oldu...

    Misafirlik tuhaf şey...
    Oradasın,ama oralı değilsin...
    Önüne sofralar kuruluyor,izzet-ikram görüyorsun ama hiç bir şey sana ait değil...
    Rahatın yerinde de olsa kalkıp gideceksin birgün,gitmek zorundasın...
    Misafirlik dünya hayatına ne çok benziyor ve dünya hayatı misafirliğe...


    Hizmette SINIR ve SİNİR yoktur

  6. #26
    Ehil Üye Ararad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2013
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.827

    Standart

    Yılmaşını kutlamak, harama meyli uyandıracak Etkinlikler düzenlemek, bulunmak haram.
    Hak ile iştigal etmezsen
    batıl seni istila eder...

    İ. Şafii.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 15.03.09, 20:32
  2. Ilımlı İslam - İslam - Radikal İslam
    By sinang in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 30.07.08, 02:41
  3. Kanaatin Yeri
    By bir_derviş in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 11.07.08, 07:43
  4. İslâm'sız Anayasa, İslâm'sız Türkiye!
    By PirMuhammed in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.09.07, 11:31
  5. Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 18.11.06, 23:09

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0