+ Konu Cevaplama Paneli
2. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var BirinciBirinci 1 2
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 14 ve 14

Konu: İslam'da Alkışlamanın Hükmü Nedir?

  1. #11
    Ehil Üye tazarru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    1.374

    Standart

    Alıntı gündüzalp_58 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sevgili tazarru kardeşim,

    Bahsettiğin Hadis-i Şerif'i kaynak olarak belirtirsen memnun olurum. Bunu talep etmekteki amacım, söylediğin hadise inanmamak değil tam metin olarak okuyup, anlatılmak istenen manayı tam olarak kavramak içindir. Durumu izah etmeden önce bilinmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır.

    İlk olarak;
    Temel kaynak olarak Kur'an-ı Kerim ve Sahih Hadisler ele alındığında, ilk göze çarpan her nekadar mana olsa da, en az mana kadar önemli olan Sebeb-i Nüzulu tespit etmek ve manadaki illliyet bağlantısını bulmaktır. Bunun ardından bahis mevzu ayet ya da hadislerle ilgili aynı konuyu anlatan Nas dediğimiz başka ayet ve hadis var mıdır, bunu da mutlaka tespit etmek gerekir.

    Yine hüküm verirken dikkate alınması gereken ikinci önemli nokta;
    Bilgi edinme kaynakları genel olarak vahiy ve akıl olmak üzere iki anahat olarak kabul edilir. Mezhepler tarihini dikkatle incelediğimizde, akıl-vahiy konusu tartışılırken bu durum ayrışmanın en önemli sebebi olarak ortaya çıkmıştır. Biz inanırız ki, akıl doğruyu bulmada insan için çoğunlukla yeterli olmakla beraber, yetersiz kaldığı anda vahiy devreye girer. Aklın bulduğu sonuç vahiyle çeliştiği anda vahyin ifadelerini dikkate alırız. Aslında Üstad Hazretleri itikadi anlamda Şafii-Eş'arî ekolüne yakın olmasına bu konuda Maturidî anlayışını ön plana çıkarmıştır.

    Burada şu ince noktaya da dikkat etmek lazım; biz vahyi aklın söylediğine aykırı olduğu ya da olacağı için birinci plana almayız, çünkü aslında vahiy ve akıl hiçbir zaman çelişmez. Çelişiyor gibi görünmesi, aklın henüz vahiyle ifade edilmek ya da anlatılmak istenen amacı kavrayacak kadar bilgiye ulaşamamış olduğundandır. Çünkü Cenab-ı Allah'ın kainata koyduğu kanunlar ile insandan yapmasını istediği her anlamdaki davranışları aynı şeydir. İnsan küçük bir kainat, kainat büyük bir insandır bir anlamda. Bu kurallar bir bütün olup, çelişki taşıması mümkün değildir, Şari'i aynıdır.

    Bizler Kur'an ve Hadisleri okurken veya en azından hüküm vermeye çalışırken bu hususları dikkate almalıyız.

    Alkış konusuna gelince; bahsettiğin Hadis mescidde yani ibadet mahallinde yapılan bir işlemle ilgilidir. Bilirsin ki, dinimizin emrettiği her türlü ibadet; Allah'ın birliğine aykırı bir anlam yüklenmeden ve cahiliye dönemi adetleri ile muharref dinlerdeki ibadet şekillerine benzemeden yapılmaktadır ve yapılmalıdır.

    Bahsettiğin Hadis-i Şerif'te Enfal 35'teki ayeti ve bir önceki paragrafta anlattığım hususları açıklar mahiyettedir. Rivayet edildiğine göre bazı müşrikler Ka’be’yi çıplak olarak tavaf ediyorlar, bu esnada parmaklarını birbirine kenetleyip ağızlarına götürerek ıslık çalıyorlar, bir taraftan da ellerini çırpıyorlardı. Bu da onlara göre dua yani ibadet şekliydi. İşte bu ayette müşriklerin bu durumlarına işaret edilmektedir. ''Onların Beytullah yanındaki duaları da ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. (Ey kafirler) inkar etmekte olduğunuz şeylerden ötürü şimdi azabı tadın! '' (Enfal:35)

    Dikkat edersen konu ibadetle ve müşriklerin ibadetleri ile ilgilidir. Halbuki bizim bahsettiğimiz, herhangi bir toplantı, tören, gösteri vb. yerlerde insanı teşci' veya tebrik etmek amacıyla yapılan bir harekettir. Mutlaka yapılsın demiyorum, ancak yapılmasında bir beis olmadığını vurgulamaya çalışıyorum. Yani "bıçağın kullanılması gibidir" dememdeki amaç budur. Her hangi bir din görevlisi, bir panelde güzel bir ifade kullandığında onu alkışlarız da, aynı görevli cami vb. yerlerde aynı şeyi söylediğinde alkışlamayız. Bu farkı Cenad-ı Allah'ın söylediği, Rasul'ünün söylediği/yapığı işlerdeki manaların illiyetini çözerek anlamak mümkündür.

    Bu konunun çokca karıştırılan, çoğu zaman yanlış uygulama ve anlamalara sebep olan, yahudi ve hıristiyanlara benzememekle ilgili olarak bilinmesi ya da dikkat edilmesi gereken boyutu da vardır, ancak başka bir zaman değerlendirmek ve uzun tutmamak için buraya girmiyorum. Aynı zamanda belirttiğim bazı hususlarla ilgili kaynakları da yazı uzun olmasın diye vermedim. Arzu edersen tereddüt ettiğin yerlerle ilgili kaynakları da ayrıca yazabilirim.

    Biraz uzun oldu, hakkını helel et lütfen.

    Ma'as-selam.
    Açıklamalarınız için Allah razı olsun değerli Gündüzalp_58 abi,
    Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum;size o suali yöneltmemdeki sebep kesinlikle tenkit etmek maksadlı değildi eğer böyle bir düşünceye sebebiyet verdiysem hakkınızı helal edin.
    İkinci Olarak; kaynak belirtmemi istemişsiniz bu hadisin kaynağını bende araştırdım fakat bulamadım bu sebepten dolayı İslam fıkıh ansilkopedisinde bu şekilde geçiyor dedim.Konuyla ilgili benimde zihnimde pekçok soru işareti olduğundan size o suali yönelttim.Allah razı olsun tafsialtlı bir şekilde meseleyi izah etmişsiniz.Verdiğiniz bıçak misalini bu minvalde tekrar değerlendirmiş oldum.
    Allah'a emanet kalın.
    " Ey Rabbim,
    Kuran'ı kalbimin baharı,sıkıntı ve gamlarımın atılma vesilesi kılmanı Senden niyaz ediyorum."




    O, “ben Senin Rabbin değil miyim?” dedi. Sen “Evet” dedin. “Evet” demenin şükrü nedir, bilir misin? Çok bela çekmektir. Bilir misin bela çekmenin sırrı nedir? Yani fakr u fena dergahındaki halkaya katılmaktır...

  2. #12
    Yasaklı Üye deli_poyraz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    473

    Standart

    Alıntı tazarru Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    .
    İkinci Olarak; kaynak belirtmemi istemişsiniz bu hadisin kaynağını bende araştırdım fakat bulamadım .
    Bu hadisi şerif dayandırılımış fakar manasını bu hadis göremi yapmış yoksa başkasınamı göre yapmış bilmiyorum. Ama hadiste Ebubekir r.a. geçtiği için büyük ihtiman bu hadistir.

    İki kabileyi barıştırmaya gide Resulullah a.s. namaz vaktinin biraz geçmesiyle bilali habeş r.a. Hz.Ebu bekir .r.a. da namaz kıldırmasını söyllerler. Hz. Ebu bekirde ra. Namazda iken Resulullah .a.s. gelir bunun üzerine sahabiler Hz. ebubekiri r.a. uyarma için ellerini bir birine vurarak uyarıyorlar H.z. peygamber devam etmesini söylesede h.z. ebubekir geri gelir Resulullah a.s. geçer.

    Sonra alkış çarpmaları konusunda el çırpmayın uyardığınızda Allah ı zikredin veya anın der.Alkışı Kadınların hareketi olrak nitelendirir. ( burasını tam olarak anımsıyamadım kadınmı cahiliye kadınlarımı şeytanmı tam olarak hatırlayamadım inş en kısa zamanda harfi harfine hadisi yine yazacam.)

  3. #13
    Vefakar Üye odanedir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2016
    Mesajlar
    344

    Standart

    Aziz kardeşlerim; Size iki pusulayı Leyle-i Regaipten altı saat evvel yazdım. “Hizbü’n-Nuriye” ve Hüsrev’in kâğıdı ile teslimden sonra, kat’iyen benim kanaatimde bir nevi mu’cize-i Ahmediye olarak, iki aydan beri mütemadiyen kuraklık ve yağmursuzluk, her tarafta daima namazlardan sonra pek çok duaların akîm kaldığı ve herkes me’yusiyetinden derd-i maişet endişesiyle kalben ağlarken, birden Leyle-i Regaip—bütün ömrümde hiç işitmediğim ve başkalar da işitmediği—üç saatte yüz defa, belki fazla tekrarla melek-i ra’dın bu yüksek ve şiddetli tesbihatıyla öyle bir rahmet yağdı ki, en muannide dahi Leyle-i Regaibin kudsiyetini ve Hazret-i Risaletin bir derece, bir cihette âlem-i şehadete teşrifinin umum kâinatça ve bütün asırlarda nazar-ı ehemmiyette ve Rahmeten li’l-Âlemîn olduğunu ispat ettiği ve kâinat o geceyi

    alkışlıyor

    diye gösterdi.
    أُوْلَئِكَ عَلَى هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

  4. #14
    Vefakar Üye odanedir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2016
    Mesajlar
    344

    Standart

    Ey ehl-i hakikat ve tarikat! Hakka hizmet, büyük ve ağır bir defineyi taşımak ve muhafaza etmek gibidir. O defineyi omuzunda taşıyanlara ne kadar kuvvetli eller yardıma koşsalar daha ziyade sevinir, memnun olurlar.

    Kıskanmak şöyle dursun, gayet samimî bir muhabbetle o gelenlerin kendilerinden daha ziyade olan kuvvetlerini ve daha ziyade tesirlerini ve yardımlarını

    müftehirâne alkışlamak

    lâzım gelirken, nedendir ki rekabetkârâne o hakikî kardeşlere ve fedakâr yardımcılara bakılıyor ve o hal ile ihlâs kaçıyor?
    أُوْلَئِكَ عَلَى هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Başörtüsünün Hükmü Nedir?
    By sliha87 in forum Tesettür
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 26.07.17, 21:01
  2. Sigaranın Hükmü Nedir?
    By hayırlısı in forum Fıkıh
    Cevaplar: 27
    Son Mesaj: 02.05.17, 11:48
  3. Cevaplar: 59
    Son Mesaj: 08.01.10, 05:20
  4. İslam'da Evlenmenin Hükmü...
    By Garip_Maznun in forum İslam'a Göre Kadın ve Aile
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.02.09, 00:28
  5. Başörtüsünün Hükmü Nedir?
    By LeMaLaR in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26.07.06, 20:08

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0