+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 11

Konu: Cuma Namazı ve O Günkü Öğle Namazı

  1. #1
    Dost tevhit06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    9

    Standart Cuma Namazı ve O Günkü Öğle Namazı

    Cuma namazı ve O günkü öğle namazı
    Cuma namazından sonra öğle namazı kılmak caiz değildir. Zira malum olduğu üzere Allah’ü teala kullarına bir vakit içerisinde iki farz namazını aynı anda farz kılmamıştır. O halde her kim içinde Cuma namazı kılınan bir cami ve mescitte bulunuyorsa Cuma namazını mutlaka orada cemaatle kılmalıdır. Bununla birlikte bazı şartlar yerine gelmediği için Cuma namazının geçersiz olduğunu düşünüyorsa bu durumda Cuma namazını kılması caiz değildir. Çünkü bu yanlış ta olsa söz konusu kişinin düşüncesine göre meşru olmayan batıl bir ibadete başlamak demektir. Buda Allahu Tealaya bir isyandır. Bu kişi Cuma namazının geçersiz olduğunu bile bile bu namazı kılacak olursa, öğle namazını kılmak onun boynunun borcu olur ve kılması gerekir. Bu kişinin Cuma namazı kılmak için başka insanlarla cemaat oluşturması caiz değildir. Çünkü yaptığı bu iş kendilerinden önce Cuma namazı kılan Müslüman kardeşleri ile bu kimseler arasını ayırmak anlamına gelir.
    Eğer kişi kıldığı Cuma namazının sıhhatinden eminse, bu namazdan sonra ne münferiden ne de cemaatle ayrıca bir öğle namazı kılması caiz olmaz. Çünkü bu uygulama ile o, dinen zaruri (bazı fakihlere göre ise kati) olduğu bilinen bir bilgiye muhalif hareket etmiş olur.
    Ne sahabilerden ne de müctehit selef imamlardan birinin Cuma namazından sonra öğle namazı kıldıklarına dair her hangi bir rivayet bize ulaşmış değildir. İmam Şafii Bağdat’a geldiğinde orada bir çok cami ve mescit bulunmaktaydı. Ancak ondan, Cuma namazından sonra öğle namazını kıldığına dair bir rivayet gelmemiştir. Eğer böyle bir rivayet olsaydı bile, kendisinin bu davranışı izlenecek, sünnete uygun bir tutum olmazdı.
    Cuma namazından sonra öğle namazını kılan kimseler “
    yaptığımız ilave namaz gibi hayırlı bir husustadır.” Demek suretiyle meseleyi önemsememezlik etmesinler. Çünkü bu yaptıkları Allahu Tela’nın öngörmediği bir ibadeti ihdas etmek anlamı taşıyacağından büyük bir tehlike arzetmektedir. Yegane Şari (Kanun ve yasa koyucu) yüce Allah’tır. Her kim dinde yeni bir şey ihdas etmeye kalkışırsa, Uluhiyet ve Rububiyet konusunda kendisini Allah’a ortak yapmış sayılır. Kimde böyle bir davranışı sergileyen kimseyi onaylarsa onu Allah’a ortak edinmiş olur. Nitekim Allahu Teala şöyle buyuruyor:

    Yoksa onların, dinden, Allah’ın izin vermediği şeyleri dini kaide kılan ortakları mı var?” Şura 21
    Peygamber (s.a.v.), Allah’ı bir taraf bırakan haham ve rahipleri rabler edinen ehl-i kitabı şöyle tanımlamaktadır:
    “Onlar, onlara (Yahudi ve Hıristiyan din adamlarına) tapmıyorlardı. Ancak onların kendilerine helal kıldığını helal sayıyorlar, yasakladıklarını da haram sayıyorlardı.”[1]
    Seyh Muhammed Şemsu’l – Hak El Azim Abadi şöyle demiştir:
    Cuma namazı öğle namazı yerine geçtiğinden Cuma’dan sonra ayrıca öğle namazının kılınması caiz değildir. Sahabelerden, Tabiinden, Tebe-i tabiinden müctehit ve muhaddis imamların hiç birisinden Cuma namazından sonra öğle namazı kıldığı veya böyle bir namazı emrettiği yolunda her hangi bir rivayet gelmemiştir. Cuma namazından sonra öğle namazının ihtiyaten kılınması, bu namazı kılan kimseyi günahkar yapan bir bid’attir. Kenzu’d Dekaik adlı eserin şerhi niteliğindeki el-Bahru’r Raik’ta da görüldüğü üzere söz konusu bid’ati Hanefilerin muteahhir ulemasından bazıları çıkartmıştır.[2]
    Ebu Muaz

    Seyfullah Erdoğmuş - Sahih İlmihal
    [1] Tirmizi (3095), İbn Cerir tefsir 1/81 hadis yolları ve şahitleriyle birlikte hasen derecesindedir.
    [2] et-Tahkikatu’l Ula, s.46

  2. #2
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    İnternete bu fetvayla ilgili göz attım.Çoğu siteye atmışsın.Konuyu şahsen araştırmam lazım.Ancak bu konuya Onlar, onlara (Yahudi ve Hıristiyan din adamlarına) tapmıyorlardı. Ancak onların kendilerine helal kıldığını helal sayıyorlar, yasakladıklarını da haram sayıyorlardı. hadisini vermen yanlış.Müçtehid içtihad ederken müşerrilik yapmaz,var olanı içtihad edip mes'elede kendi fetvasını verir.Vesselam...

  3. #3
    Pürheves ceyhun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    257

    Standart

    Alıntı tevhit06 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Cuma namazından sonra öğle namazı kılmak caiz değildir.

    Hadi oradan...

    İmam-ı rabbani öğrencilerinden Muhammaed Haşim Kişmi'nin yazdığı BEREKÂT lkitabından birkaç gün önce okudum:

    Müceddid-i Elfi Sani İmam-ı Rabbani Ahmed Faruki Serhendi k.s. Cum'a namazı sonrası ZUHR-ı AHİR namazı kılarlardı...

    İmam-ı Rabbani'nin tecdid asrı olan ikinci bin yıl halen devam etmektedir.
    " Sohbet sünnet-i müekkededir ; en az iki günde bir bu sünnet yerine getirilmeli... "

    Hace Alauddin ATTAR

  4. #4
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    Alıntı ceyhun Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hadi oradan...

    İmam-ı rabbani öğrencilerinden Muhammaed Haşim Kişmi'nin yazdığı BEREKÂT lkitabından birkaç gün önce okudum:

    Müceddid-i Elfi Sani İmam-ı Rabbani Ahmed Faruki Serhendi k.s. Cum'a namazı sonrası ZUHR-ı AHİR namazı kılarlardı...

    İmam-ı Rabbani'nin tecdid asrı olan ikinci bin yıl halen devam etmektedir.
    Kitab,sünnet,icma ve kıyasdan gelen ahkam biz sünnileri bağlar.

    Zuhr-i Ahir

  5. #5
    Dost erol_175 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    3

    Standart

    biz cuma günü cuma namzını kılıyoruz öğle namazını kılmamış oluyoruz ayrıca cumadan sonra öğle namazının farzını kılmak gerekir

  6. #6
    Yasaklı Üye Lebid24 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    alem-i muhabbet
    Mesajlar
    2.298

    Standart

    Bİr vakitte 2 namaz farz kılınmaz. Hutbe 2 rekat farz ve cumanın 2 rekat farzı ile öğlenin 4 farzı çıkar. Gerisi sünnet veya nafile niyetle kılınır. Bu görüş doğrumu acaba?

  7. #7
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    "Şafii mezhebine göre cemaatin bir camiye sığması halinde birden fazla camide cuma namazı kılmaları halinde ilk tekbir alıp Cuma namazına başlayanın Cuma namazı sahih olur. Diğerlerinin namazı sahih olmaz. Bu nedenle şafiiler Cuma namazına müteakip öğle namazını cemaatle kılabilmektedirler. ancak günümüzde bütün cemaatin bir camiye sığmayacağı ve farklı camilerde kılınma zorunluluğu aşikardır. Bu bakımdan (Şafiilerin)yeniden öğle namazını kılmalarına gerek yoktur"

    http://www.sorularlaislamiyet.com/su...w_qna&id=74376

  8. #8
    Dost tevhit06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    9

    Standart

    Alıntı ceyhun Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hadi oradan...

    İmam-ı rabbani öğrencilerinden Muhammaed Haşim Kişmi'nin yazdığı BEREKÂT lkitabından birkaç gün önce okudum:

    Müceddid-i Elfi Sani İmam-ı Rabbani Ahmed Faruki Serhendi k.s. Cum'a namazı sonrası ZUHR-ı AHİR namazı kılarlardı...

    İmam-ı Rabbani'nin tecdid asrı olan ikinci bin yıl halen devam etmektedir.
    Ne demek hadi ordan lütfen kendinize geliniz. Zuhri ahir konulu yazıyı ben uydurmadım kaynağı belli.Daha bir çok ulama zuhri ahir kılınmaz diyor, size başka bir zatın yazısıyla cevaplayım bakalım hadi ordandan daha başka nasıl hakaret edeceksiniz.(uzun bir zaman rahatsızlığımdan dolayı forumlardan uzak kalmıştım forumları kontrol edemedim)

    Zuhuri ahir


    Hicrî 5. asırdan bu yana yalnız Türkiye’de uygulanan, başka İslam âleminin bilmediği, “zuhr-u âhir ” denen, ALLÂH’ın emri, Hazret-i Resûlullâh’ın sünneti ile hiç ilgisi olmayan, Moğol istilâlarının hüküm sürdüğü bir zamanda Konya’da ihdas edilen ek ibâdet usûlü ki, namaz değildir. Hükümet ve devletin olmadığı yerde, ulü’l-emrin icra edilmediği yer -ki, darü’l-harptir- darü’l-harpte ise cuma namazı kılınmaz, diye uyduruk fetva verenler, zamanımıza kadar..

    “İslam’da yeri olmayan namaz” demeye hicap ediyorum, çünkü namazın iki kaynağı vardır: 1: Kitap, 2: Sünnet. Başka kaynak aranmaz. Beş vakit namazdaki farzlar, Cumâ namazı için de geçerli olup, hutbesiz Cumâ namazı geçerli değildir. Bayram namazlarında hutbe sünnettir. Okunmasa da namaz tamamdır.

    Sünnetleri hafife almayasın. Kur’ân’da belirtilmemiş, Peygamber Efendimiz’in ibâdet ve amellerinde görülen hallerin cümlesine sünnet deriz. Sünnetleri emr-i ilâhînin dışında görme. Kur’ân’da sarih olarak görülmediği için sünnettir. İcmâ, kıyas edilleyi şeriye namaz için geçerli değildir.

    Rabbımızın lütuf ve ihsânı olan en büyük bayram olarak belirtilen Cumâ günü, âyet ve hadisle ifâde edilen öğle vaktinde Cumâ namazı.. Hutbede bulunarak imam efendiye uyup iki rekat farzı kılan kişinin ALLÂH’ın emrine göre cumâsı tamamdır. Sünnetlerini de mezhebine tâbi olunan imam efendinin içtihâdına göre kılmaktır. Çünkü imam efendilerimizin aralarında sünnetlere dâir içtihat farklılıkları vardır. Hepsi de geçerli olup, cumânın sıhhatına halel getirmez.

    İmâm-ı A’zam Hazretleri hicri 75 senesinde dünyâya teşrif ettiler. 150 senesinde irtihal eylediler. Makamları cennet olsun. Kendileri tâbiînden olup, ashâbın yaşlıları ile görüştüler. Ve îzah ettiler:

    “Hazret-i Resûlullah (s.a.v) Efendimiz mescide gelmeden önce dört rekat sünnet kılar, mescide geldiklerinde hutbe îrad ederlerdi. İki rekat cumânın farzını cemaate kıldırır, hâne-yi saâdetlerine gider, dört rekat da orada sünnet kılarlardı.”

    İmâm-ı A’zam Hazretleri bu türlü beyan ve içtihat etmişlerdir.

    İmâm Şâfiî Hazretleri, İmâm-ı A’zam Hazretleri’nden sonra dünyâya teşrif ettiler. Cumânın sünneti hakkında buyurdular ki :

    “Cumâdan evvel iki rekat, cumâdan sonra da iki rekat Hazret-i Resûlullâh’ (s.a.v.) sünnet kılardı.”

    İmâm Mâlik ve İmâm Hanbel hazretlerinin içtihatları da :

    “Cumâya gelmeden evvel Hazret-i Resûlullah (s.a.v.) iki rekat namaz kılar, farzdan sonra başka namaz kılmazdı.” şeklindedir. ALLAH cümlesinden râzı olsun.

    Cumâ Sûresi’nde de müsta’celiyyet vardır : “ALLÂH’ın zikrinden sonra yeryüzüne yayılınız, rızıklarınızı arayınız.” On altı rekatlı hiç bir mezhep yoktur. Dikkat edilirse, yalnız sünnet üzerinde ihtilaf değil, içtihat değişikliği vardır. Kimsenin namaza rekat ilâve etmesi uygun olmayıp, hatâdır.

    Bâzı kimseler çok ibâdet ve tâatla çok kazanacağını zannederler. Her şeyin ifrâtı yasaklanmıştır. Misâl olarak, seferde olan dört rekatlı farz namazları iki rekat kılmayı Hazret-i ALLAH emrediyor. Fazla kılarsan ne olur? Âsî olursun, emr-i ilâhîye karşı geldiğin için. “Hiç fazla namaz kıldı diye insanı döverler mi? Fazla mal göz mü çıkarır?” gibi sözlerle emr-i ilâhîyi basit bir hâdise gibi gösterip günâha girme. “Zuhr-u âhir” diye bir namaz yoktur. İslamiyette şüpheli ibâdet olmaz.şüpheli ibadete sıhhatlidir diye kimse cevaz veremez Evham, rûhî hastalıktır. Namaz husûsunda ilham ve rüyâ ile de amel edilmez. Sahîh-i Buharî’nin (Tecrîd-i sarîh Tercümesi) üçüncü cildinde Cumâ bahsinde bildirildiğine göre, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz hutbe îrad edip, buyurdular ki : “Cumâ size kıyâmete kadar farz kılındı. İster âdil imam, ister zâlim imam zamânında olsun, kim ki, Cumâ namazını sebepsiz yere terk ederse, iki elim yakasındadır. ALLAH işini rast getirmesin.. onun Ne namazı vardır, ne orucu, ne haccı, ne de zekatı... Vaktâ ki, tövbe ve istiğfar etmiş ola.”

    Büyük fıkıh âlimi İbn-i Nuceym buyururlar ki :

    “Zuhr-u âhir kılan kişi ilim yoksunudur.”

    Kütüb-i sitte’den olan Sünen-i Dârekutnî Tercümesi, 2. Cilt sahîfe 10’da şöyle ifâde olunur:

    “Zuhr-u âhir kılan şüphesiz günahkardır.”

    Diyânet İşleri Başkanlığı da Şerîat-i Muhammedî’de 92 hurâfa ve bidat tespit etti. Ama umûma îlânından çekindiler. Fakat ben bu listenin bir nüshasını elde ettim ve çoğaltıp, dağıttım. Bidat ve hurafaların başına yazmışlar, zuhr-u âhir diye bir namazın olmadığını. Merhum cennet-mekan Hamdi Akseki buyuruyor ki :

    “İmam efendilerimizin cumânın sıhhati ve vücûbu hakkındaki ihtilafları “muhtelefun fîh”tir (kesin olmayan, ihtilaflı konulardandır). Cumânın farziyetine te’sir edici değildir. Şöyle ki, Cumânın vücûbunun sıhhati hakkında ictihâdî ihtilaflar musallînin (namaz kılanın) daha mutmain olması içindir. Hiç bir içtihat cumânın farziyetini bozmaz. Nitekim öyle olmuştur.”

    Türkiye’den başka İslam ülkelerinde zuhr-u âhir diye bir şey bilmezler. Çünkü kesinlikle yoktur. Bir namazın iâdesi farzın terkinden îcap eder. Vâcibin terkinden, farzın te’hirinden sehiv (yanılma) secdesi lâzım gelir. Hazret-i ALLAH Türk milletini de bu gibi anlamsız ibâdetlerden kurtarsın.Amin. Kaynak: Mutasavvıf Kadiri ve Rufai meşayihi, Galibi piri H.Galip Kuşcuoğlu efendi hazretleri

  9. #9
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    Diyanet İşleri Başkanlığı da bunu tasvip etmiyor.Kararı şöyle:

    ZUHR-İ ÂHİR NAMAZI


    Son öğle namazı anlamına gelen zuhr-i âhir; bir fıkıh terimi olarak, Cuma namazının sahih olmaması ihtimalinden dolayı ihtiyaten kılınması kabul edilen öğle namazıdır.
    Bir kısım İslâm bilginleri, Cuma namazının toplanılması ve hutbe okunması için meşru kılındığı gerekçesine, Hz. Peygamber ve hulefa-i raşidîn döneminde tek bir yerde Cuma namazı kılınmış olmasına dayanarak, bir zorunluluk bulunmadıkça, bir yerleşim yerinde sadece bir yerde Cuma namazı kılınabileceğini ileri sürmüşlerdir. Böyle düşünen bilginlere göre ihtiyaç yokken, birden fazla yerde kılınması halinde, namaza ilk başlayanların Cuma namazları sahih olur, diğerlerinin o gününün öğle namazını kılmaları gerekir. Cuma namazını kimlerin önce kıldığının tespit edilememesi durumunda ise, ihtiyaten hepsinin öğle namazını kılmaları bir çözüm olarak öngörülmüştür.

    Bir kısım bilginler ise, şüphe ile yapılan ibadetin geçerli olmayacağı düşüncesinden hareketle, zuhr-i âhir namazının kılınmaması gerektiğini söylemişlerdir. Bunlara göre, "belki Cuma namazı sahih olmamıştır" diye zuhr-i âhir kılmak doğru olmaz. Ayrıca zuhr-i âhir namazı kılınması gerektiğini ileri sürmek, halkın gözünde, Cuma namazının farz olmayıp, sadece öğle namazının farz olduğu ya da bir vakitte ikisinin de farz olduğu zannını uyandırır.

    Diğer bir kısım bilginler ise, daha da ileri giderek, Hz. Peygamber, sahabe ve tabiîn döneminde böyle bir namaz bulunmadığından hareketle, zuhr-i âhir kılmayı bidat kabul etmişlerdir.

    Zuhr-i âhir ile ilgili olarak tarafların ileri sürdükleri görüşlerin delilleri göz önünde bulundurulduğunda, bu namazı kılmanın gerekli olmadığı anlaşılmaktadır. Hz. Peygamber zamanında Cuma namazının sadece bir yerde kılınmış olması, bir yerleşim biriminde birden fazla yerde Cuma namazı kılınamayacağı anlamına gelmez. Zira o dönemde böyle bir ihtiyaç söz konusu değildi. Ayrıca yeni inen âyetleri Hz. Peygamber'in ağzından işitme iştiyakı içinde bulunan sahabenin, başka bir yerde Cuma namazı kılmalarını düşünmek mümkün değildir.

    Bir yerleşim biriminde bir yerde Cuma namazı kılınmaması sebebiyle Cumanın sahih olmayacağını söyleyen müçtehitlerin tamamı, ihtiyaç halinde birden fazla yerde Cuma namazının kılınabileceğini kabul etmişlerdir. Günümüzde ise, çoğunlukla bir yerleşim biriminde tek camide Cuma namazı kılınması mümkün olmadığından birden fazla yerde Cuma namazı kılınması kaçınılmaz olmuştur.

    Diğer taraftan Cuma namazının farz olduğunu ifade eden ayet ve hadislere karşı, birden fazla yerde kılınmasının caiz olmayacağı konusunda dinî bir delil bulunmamaktadır. Bir yerde kılınması şartını ileri sürenlerin, ihtiyaç bulunduğunda kılınabileceğini belirtmeleri de bunu göstermektedir. Kaldı ki Kur'ân-ı Kerim'de, "Allâh bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar" (Bakara, 2/286); "Allâh dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi." (Hac, 22/78) buyrulmaktadır.

    İbadetler, kabul edileceği inancı ile kılınmalıdır. Hz. Peygamber Yüce Allâh'ın, "Ben kulumun benim hakkımdaki zannına göre muamele ederim" (Müslim, Zikir, 1; Tirmizî, Zühd, 51), "Ameller niyetlere göredir" (Buharî, Bed'ü'l-vahy, 1) buyurduğunu bildirmektedir Bu itibarla Cuma namazının kabul olunacağına inanarak kılınması ve bunda şüpheye düşülmemesi gerekir. Buna göre bir yerleşim yerinde birden fazla camide Cuma namazı kılınabileceğinden, zuhr-i âhir namazının kılınmasına gerek yoktur. Ancak, herkes dilediği kadar nafile ibadet yapabileceğinden zuhr-i âhir namazını kılmak isteyenler kılabilirler, bunun yadırganmaması gerekir. (İ.P.)

    Bunu diyorlar fakat zuhr-ı ahir nafile ile niyetiyle kılınmadığından tavsiye etmem,yadırgarım..Ya cum'a kılınsın ya da ögle,ikisi bir arada olamaz.!Elma desem çık,armut desem çıkma hesabı olamaz ibadette.Cum'am olmuyor diyorsansa kılmaz o zaman cum'ayı,yok kabuldür diyorsansa o zaman niye kılıyorsun zuhr-ı ahiri?

  10. #10
    Ehil Üye _MerHeM_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Alem-i şehadet
    Mesajlar
    2.225

    Standart

    Seyfullah kardeşimin ve zuhr-u ahır namazını bidat kabul edenlerin fikrine karşı değişik bir bakış açısı..



    "AHİR-İ ZÛHUR'UN" MAHİYET

    SORU : Mektubunuzda : " - Cıım'a namazından sonra kılınan zühr-i ahirenin mahiyeti nedir? Bunun öğle namazı manasına geldiğini biliyoruz. Fakat niyet hususunda kat'i bir bilgiye haiz değiliz, sadece ezberlediklerimizi söylüyoruz. Bu namaz; farz mı, vacip mi, sünnet mı? Ne zamandan beri kılınıyor?"
    CEVAP: Cuma namazının edasının şartları; mükellefin dışında bulunması gereken şartlardır, İmam-ı Serahsi; "Cum'a namazının ancak şehirde kılınabileceğini, köylerde eda edilmesinin mümkün olmadığını ve bu hususun Resûl-i Ekrem (SAV) 'in sünneti ile sabit olduğunu" (1) delilleriyle birlikte izah etmiş. Bilindiği gibi şehir; içerisinde hadleri ikâme eden ve hükümleri infaz eden bir emiri veya kadısı bulunan, mü'minlerden bir cemaatin ikamet ettiği beldeye verilen sıfattır. Zahir rivaye budur. (2) İmam-ı Azam Ebû Hanife (rh.a.)'den gelen iki rivayetten birisi; Cum'a namazının şehirde, ancak bir camide kılınabileceğidir. İmam-ı Kasani bu rivayetin zahir olduğunu bayan etmiştir. İmam-ı Yusuf (Rh.a.) gelen kavle göre ise; şehrin ortasından nehir geçiyorsa ve ulaşım güçlüğü mevcut ise, iki yerde kılınabilir. (3) İmam-ı Muhammed (rh.a.) ise; şehirde kılınacağına dair sünnetin varid olduğunu, fakat müteaddid yerlerde kılınmasını yasaklayan bir nâssın bulunmadığını ve bu sebeble bir şehirde birçok camide eda edilebileceğini beyan etmiştir!. İmam-ı Şafii (rh.a.)' den gelen zahir rivaye'de; cuma namazının bir şehirde, ancak tek bir camide eda edilebileceğidir. (4)
    Feteva-ı Hindiyye'de: "- Cuma namazının sahih olup-olmadığı hususunda bir tereddüt meydana gelirse; mukim olan cuma ehlinin, cuma namazından sonra, öğle namazı niyyeti ile dört rek'at namaz kılmaları münasip olur. Bir kimse böyle yapmakla; cuma namazının edası sahih değilse (öğle namazının farziyyeti avdet edeceği için), vaktin farzını eda etmiş olur. Kafi'de de, Muhıytte de böyledir. Kılınan bu dört rek'at namaza; nasıl niyyet edileceği hususunda görüş ayrılığı vardır: "- Bu namazı kılan kimse, üzerinde olan (henüz eda etmediği) son öğle namazı niyeti ile kılar" denilmiştir. En güzeli budur. İhtiyata uygun olan ise; "- Niyyet ettim, vaktine erişip de, henüz eda edemediğim son öğle namazına" demektir. Gunye'de de böyledir" (5) hükmü kayıtlıdır. Bu fetvanın; şehirin mahiyetini izahtan sonra yer alması, yukarıda izah ettiğimiz mahiyete dayanır. Nitekim Dürri'l Muhtar'da: "- Binaenaleyh cuma namazından sonra ahiri zûhru kılar. Bunların hepsi mezhebin hilafınadır. İtimada şayan değildir. Nitekim Bahır'da yazılmıştır.
    Mecma'âl Enhûr'da ise matluba nisbet edilerek: "En ihtiyatlısı vaktine eriştiğim son öğlene" diye niyet etmelidir" denilmiştir" (6) hükmü yer almıştır. Yani Ahiri Zuhur; üzerinde ittifak edilen bir konu değildir. İbn-i Abidin bu metni şerhederken : "-- Ben derim ki; belki itiyat olan onu ( Ahir-i Zuhru) kılmaktır. Bu mesuliyetten yüzde-yüz çıkmak manasına gelir. Zira müteaddid yerlerde (Cuma namazı kılmanın) caiz olması delil itibariyle daha kuvvetli olsa da, bunda kuvvetli bir şüphe vardır. Çünkü Ebû Hanife'den hilafı (ancak cum'anın bir şehirde tek yerde kılınabileceği) da rivayet edilmiş, bu rivayeti Tahavî, Timurtaşi ve Muhtar sahibi tercih etmişlerdir. Attabi ise onu (ancak tek yerde kılınabileceğini) daha zahir bulmuştur. İmam-ı Şafii'nin mezhebi bu olduğu gibi, İmam Malik'in meşhur olan kavli ve İmam-ı Ahmed'den rivayet edilen iki kavilden biri de budur. Nitekim Makdisi bunu "Nurû'ş Şema fi Zuhuru'l Cum'a" adlı eserinde zikretmiştir. Hatta Şafilerden Subki; ekser ulemanın kavli bu olduğunu, müteaddid yerlerde cuma kılmanın caiz olduğunu hiçbir sahabi ve tabiinden nakledilmediğini söylemiştir. Biliyorsun ki, Bedayi'de (İmam-ı Kasani' nin meşhur eseri) "Zahir rivayet budur" denilmiştir. Münye şerhinde Cevâmiû'l Fıkıh'tan naklen "bu kavil, İmamı Azâm'dan gelen iki rivayetin en zahir olanıdır" denilmiştir. Nehir ile El Havi'l Kûdsi'de "Fetva bunun üzerinedir" denilmektedir. Razi'nin tekmilesinde de: "- Biz bununla amel ederiz" ibaresi vardır. Şu halde bu kavil; mezhepte itimad edilen bir kavildir. Zaif bir kavil değildir." (7) diyerek; şüpheden kurtulmak için "Ahiri zuhur'un kılınmasını" tavsiye etmektedir.
    Günümüzde "Ahiri Zühur'un" tartışıldığını ve bundan rahatsız olduğunuzu beyan ediyorsunuz!.. Sanıyorum buraya kadar yapmış olduğumuz nakiller, sizin rahatsızlığınızı giderir. Ehl-i Sünnetin bütün müctehid imamlarına göre; "Cuma namazı bir şehirde tek bir camide eda edilirse", ayrıca öğle namazını (ahiri zûhru) kılmaya gerek kalmaz. Bu ilmi müzakere; Darû'l İslâm'da, mü'minlerin emirinin izniyle ve diğer edasının şartlarının mevcut olduğu bir ortamda, yapılmıştır!.. Bu mahiyet dikkate alınırsa; günümüzde öğle namazının (ahir-i zuhrun) kılınmasının ne kadar zaruri olduğu kavranır. Zira cuma namazının edasının sahih olduğunu iddia edebilmek (Hiçbir müctehid imamı tanımayıp, şahsi kanaatlere göre hüküm vermek ve kendini müctehid ilân etmekle mümkün olur, aksi takdirde) mümkün değildir. Bilindiği gibi cuma namazının edasının şartları mevcut değilken kılınırsa, nafile hükmünde olur. Bu gibi durumlarda; öğle namazının farziyeti avdet edeceği için, mükellefin dikkatli olması gerekir.
    Resûl-i Ekrem (SAV) 'in : "- Benim ve raşid halifelerimin sünnetine sanlınız" (8) buyurduğu bilinmektedir. Asr-ı sadette ve dört halife döneminde; sadece cum'a namazı eda edilmiş, öğle namazı (ahiri zuhur) kılınmamıştır. Çünkü cuma namazının edası için gerekli bütün şartlar, eksiksiz mevcuttur. Bazı çağdaş müelliflerin "Ahir-i zuhur bid'atttır" demesi; bu namazın sonradan ihdas (îcad) edildiği tezine dayanır. Gerçekten ahir-i zuhur; sünnet niyetiyle kılınırsa, bid'at olur. Çünkü "Resûl-i Ekrem (SAV) ve dört halife (Hülâfa-i Raşidiyn) döneminde, böyle bir namaz mevcut değildir. Farz-ı ayn ilimlerin geniş bir kitle tarafından ihmal edildiği günümüzde; mükellef olan bir-çok müslüman, ahir-i zuhrun mahiyetini bilmediği için, sünnet niyetiyle kılmaktadır ki, bu doğru değildir. Bûnun en güzel misali; son yıllarda; "Cuma namazının edasının şartları var mıdır, yok mudur?" şeklindeki ilmi müzakerelerde, çevresi tarafından âlim bilinen bir-çok kimsenin dahi " - Efendim bunu cahiller çıkarıyor. İşin arkasında Siyonist tuzağı, var" ..gibi gülünç iddiaları ileri , sürebilmeleridir. İşin daha da üzücü yönü,- " - Efendim cum'a namazının edası için ûlû'lemr'in iznine ihtiyaç vardır diyenler; Türkiye Cumhuriyeti 'nin, yani devletimizin düşmanlarıdırlar. Bunların kısa zamanda başı ezilmelidır. Emniyet kuvvetleri bu işi hafife almamalıdırlar" şeklinde; yetkili mercilere ihbar mektuplarının yazılmasıdır.
    İlmi araştırma süsü verilerek çıkarılan ve imzasız olan bir-çok teksirde de, aynı mahiyet mevcuttur. Nitekim bu insanların (Muhbirlerin) gayretiyle; bir-çok müslümana işkence edilmiş ve olay Uluslararası: "Af örgütü'nün" ilgileneceği bir boyuta sürüklenmiştir. Halbuki Cum'a namazından sonra 'ahiri zuhur' (öğle namazı) kılan her mükellef; kendi mezhebine göre cuma namazının edası için gerekli şartların bulunmadığını kabul ediyor demektir. Müctehid imamlardan Muhammed İbn-i Cerir Et Taberi'nin tesbitine göre; Cum'a namazından sonra Ahir-i Zuhuru (öğle namazını) eda etme hadisesi, Emevi Meliki Yezid'in iktidarı döneminde başlamıştır. Demek ki Cum'a Namazının, sıhhat şartlarının bulunup-bulunmadığı tartışması, Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili bir hadise değildir. Amelde Şafii mezhebini taklid eden müslümanlar; kırk kişilik cemaat bulunmadığı müddetçe bu namazı eda edemezler. Doğu Anadolu'nun bazı köylerinde, "kırk kişi " bir araya gelemedikleri için, cuma namazını eda edemeyen kardeşlerimiz vardır. Bunlar öğle: namazını eda ederler. Şahsen bu muhbirler için; "mezhepsiz" tabirini kullanamıyorum. Çünkü herhangi bir müctehidi taklid etmediği halde ; kendi şahsi kanaatine göre İslâm'ı yaşamaya çalışan ve insanların hukuklarına riayet eden bu insanlar, (yani hiçbir mezhebi taklid etmeyenler), bu muhbirlerle kıyaslanamazlar!..
    Sonuç olarak; Cuma namazından sonra kılınan öğle namazının (ahiri zûhrun) sebeblerini ve nasıl niyet edileceğini (ulemadan bir cemaatin hazırladığı "El Feteva-ı Hindiyye" namı ile maruf olan eserdeki fetvaya ve diğer kaynaklara dayanarak) izah ettiğimi sanıyorum. Dua buyurunuz.
    K A Y N A K L A R
    l) Geniş bilgi için/ İmam-ı Serahsi - El.Mebsut - Beyrut: ty C: 2 Sh: 121.
    (2) İmam-ı Merginani - El Hidaye Şerhû Bidayetü'l Mübtedi - Kahire: 1935 C: l Sh: 82, ayrıca Şeyh Nizamüddin ve Heyet o El Feteva-ı Hindiyye - Beyrut: 1403 Sh: 145.
    (3) İmam-ı Kasani - El Bedaiû's Senai - Beyrut: 1974 C: l Sh: 2CO, ayrıca Musannif İbra'him Halebi - Tam Kayıtlı Haleb-i Sağir ve Tercemesi - İst: 1973 S. Bilici Yay. Sh: 317.
    (4) İmam-ı Şafii - El Ümm - Beyrut : 1393 C: l Sh: 206 vd.
    (5) Şeyh Nizamüddin ve Heyet - A.g.e. C: l Sh: 145.
    (6) İbn-i Abidin - Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar - İst: 1983 C: l Sh: 209 (Metin; yani Dürrü'l Muhtar kısmı)
    (7) İbn-i Abidin - A.g.e. C: l Sh: 300.
    (8) Sünen-i İbn-i Mace - İst: 1401 Çağrı Yay. C: l Sh: 10 Had. No: 42, ayrıca İmam Ahmed b. Hanbel - El Müsned - C: 4 Sh: 126-127, Süııen-i Dârimi - Mukaddeme: 18, Molla Hüsrev - Dürerû'l Hükkâm fi Şerhû'l Gureri'l Ahkam - İst: 1307. C: l Sh: 119.

    "AHİR-İ ZUHUR" MESELESİ


    <FONT face="Times New Roman" color=#000080 size=4><SPAN style="FONT-FAMILY: Turan Latin"> 645 İmam-ı Serahsi: "Cum'a namazı şehirde edâ edilebilir, köylerde sahih olmaz. Ancak Hadis-i Şerifte şehir mutlak olarak zikredilmiştir, şehirde tek yerde kılınma hususu tasrih olunmamıştır"(525) hükmünü zikrediyor. İmam-ı Azam Ebû Hanife (rha)'dan gelen zahir rivayeye göre, şehirde ancak tek bir camide edâ edilebilir.(526) İmam-ı Yusuf (rha)'ın kavline göre; bir şehrin ortasından nehir geçiyorsa ve ulaşım güçlüğü sözkonusu ise, iki yerde edâ edilmesi caizdir.(527) İmam-ı Muhammed (rha) ve İmam-ı Azam (rha)'dan gelen bir kavle göre de; şehirde müteaddid yerlerde Cum'a Namazı edâ edilebilir. Bu da sahih olan bir kavildir"(528) İşte ahir-i zuhur (Zuhr-i Ahire) bu ihtilafa dayanan bir meseledir. Eğer bir şehirde birkaç yerde Cum'a Namazını edâ etmek sahih olmazsa (ki olma ihtimali de vardır), mükellefin üzerinde öğle namazı da borç olarak kalmıştır. Dolayısıyle hem Cum'a Namazını, hem öğle namazını kılmak suretiyle, bu tereddüd giderilebilir" diyen ûlema bulunduğu gibi; aksi görüşte ûlema da vardır. Bunlar da; "Ya Cum'a Namazı, ya öğle namazı farzdır. Eğer "ahir-i zuhur" (Öğle namazı) kılınması taleb edilirse, mükellef "Cum'a farz değildir" zannına kapılabilir. Dolayısıyle iki delilin kuvvetli olanıyla amel edilir" hükmünü zikretmişlerdir. Esasen İmam-ı Şafii (rha) bir şehirde birde fazla yerde Cum'a Namazı'nın kılınamıyacağını, iki yerde kılınırsa ikisinin de fasid olacağını esas almıştır.(529) Resûl-i Ekrem (sav) ve Hülafa-i Raşidiyn dönemlerinde, her şehirde tek bir camide edâ edildiği de bilinmektedir.

    Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı.

    Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok.

    Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok.


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Kadınlar Cuma Namazı Kılabilir mi?
    By SeRDeNGeCTi in forum Fıkıh
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 31.08.15, 11:41
  2. Cuma Namazı.......
    By nur_çarşı in forum Fıkıh
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 12.11.09, 20:00
  3. Cuma Namazı Vakti
    By mgoksu in forum Fıkıh
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 28.03.08, 11:13
  4. Cuma Namazı
    By Lebid24 in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 28.12.07, 21:13
  5. Cuma Namazı-Laiklik
    By umut46 in forum Fıkıh
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 30.10.07, 18:04

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0