+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: M. Esed’in ve Ötekilerin Meâl ve Tefsirlerindeki Yanlışlar

  1. #1
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart M. Esed’in ve Ötekilerin Meâl ve Tefsirlerindeki Yanlışlar

    Bu yaziyi bugün tevafuken buldum internette.
    Görüslerinizi bekliyorum.


    M. Esed’in ve Ötekilerin Meâl ve Tefsirlerindeki Yanlışlar

    panzehir tarafından Çar, 2007-08-15 21:54 tarihinde gönderildi.BELÇİKALI mühtedi Müslümanlardan Abdülaziz kardeşimizden bizzat dinledim: Şu anda tam tarihini hatırlamıyorum, 1975 veya 1977’de olacak, hacca gitmiş, dönüşte bazı İslâm ülkelerine de uğramış. Tanca’da meşhur Muhammed Esed’i de ziyaret etmiş. Bu zat Avusturyalı bir Yahudi iken ihtida eden çok zekî, çok kültürlü, çok ziyalı (aydın) bir kişidir; Arapça dahil olmak üzere beş altı lisan bilirdi. Bizde daha ziyade, İngilizce’den Türkçe’ye çevrilen Kur’ân meâli ve tefsiri ile tanınır.
    Muhammed Esed, Tanca’da bahçe içinde bir villada yaşıyormuş. Abdülaziz ve yanındakiler kaşane gibi evde hazretin üçüncü hanımını görmüşler. Amerikalı bir hanımmış, dekolte kıyafetliymiş, elinde bir sigara ağızlığı varmış, misafirleri görünce “Hello!..” demiş.
    Belçikalı mühtedi dostum, büyük ve tanınmış bir İslâm mütefekkirinin (düşünürünün) hanımının kıyafetinden rahatsız olmuş; bize taaccüp ve üzüntü ile bahs etmişti.
    Muhammed Esed, rahmet-i Rahman’a kavuşmuş bulunuyor. Aleyhinde konuşmak istemem. Lâkin İngilizce’den Türkçe’ye çevrilen ve epey “sükse” yapan Kur’ân meâli ve yorumu hakkında Müslüman kardeşlerimi uyarmak isterim.
    Beyan dergisinin 47’nci sayısında (Ocak 2003) Ahmet Tekin imzasıyla bir makale yayınlanmış, bunda Esed’in kitabı tenkit edilmişti. Bu tenkitler üzerine Yeni Şafak gazetesinde Sami Hocaoğlu takma adıyla Mustafa İslamoğlu, Esed’in müdafaasına soyunmuş, yedi gün boyunca Ahmet Tekin’in, Esed’i tenkit eden bendenizin, tefsir profesörü Suat Yıldırım’ın haksız olduklarını iddia etmişti.
    Esed’in Kur’ân meâl ve yorumu “Kur’ân Mesajı” adını taşıyor. Bir gazete tarafından Ramazan’da okuyucularına dağıtıldığı için hayli yayılmıştır.
    Önce bu kitabın İngilizce aslı ile ilgili bilgi vereyim:
    “Bu tefsirî meâl, merkezi Mekke’de olan Rabitâtü’l-Âlemi’l-İslâm tarafından M.Esed’e yayınlanmak üzere sipariş ediliyor. İlk cildi Cenevre’de basılıyor. Rabıta, Nedvî’nin, sekreterinin ve merhum Hasanü’l-Benna’nın damadı Dr.Said Ramazan’ın da içinde bulunduğu sekiz kişilik bir heyeti bu kitabı inceleyip duyurmak ve Avrupa’da dağıtımını sağlamakla görevlendiriyor. Heyet, inceleme sonucu, bu kitabın yayılmaması, Müslümanlara dağıtılmaması sonucuna varıyor ve basılan 100 bin adet kitabı, hamur yapılmak üzere kâğıt fabrikasına gönderiyorlar. Bunun için M. Esed’e ödenen paranın da geri istenmemesine karar veriyorlar. İslâmî bir kuruluş olan Rabıta’nın yayınlamaktan vazgeçtiği bu kitabı M.Esed Darü’l-Endülüs’te basma yoluna gidiyor. Bu hadisenin bütün safahatı ile birlikte görgü şahidi sayın Doç. Dr. Mustafa Bilge bu yazdıklarımızı te’yide her an hazırdır.” (Kur’ân Yolunda Kalem Oynatanlar, Ahmet Tekin, Kelâm Yayınları, İst. 2006, S. 170)
    Değerli Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Esed’in tefsirli meâlini okumuş ve konu hakkında ilmî bir rapor hazırlamıştır. Kitapta vahim ve büyük yanlışlıklar olduğunu iddia etmektedir. Prof. Suat Yıldırım da Esed’in kitabını tenkit edenlerdendir.
    Şimdiye kadar değerli eserler telif etmiş ve yayınlamış bulunan Ahmet Tekin hoca, “KUR’ÂN YOLUNDA KALEM OYNATANLAR” adıyla 335 sayfalık bir kitap çıkartmış bulunuyor. Bu kitapta:
    (1)Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 300 bin dolar telif ücreti ödenerek Prof. Hayreddin Karaman’a, Prof. Mustafa Çağrıcı’ya, Prof. İbrahim Kafi Dönmez’e, Prof. Sadettin Gümüş’e hazırlatılan “Kur’ân Yolu Türkçe Meâl ve Tefsir”,
    (2) Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Süleyman Ateş’in “Yüce Kur’ân’ın Çağdaş Tefsiri”,
    (3) Yahudilikten İslâm’a dönmüş merhum M. Esed’in “Kur’ân Mesajı”,
    (4) Meşhur Yaşar Nuri Öztürk’ün Yüce Kitabımızın meâllendirilmesi ve yorumlanması konusundaki sayısız büyük yanlışları ortaya konulup tenkit edilmektedir.
    Son yıllarda ülkemizde Kur’ân meâllerinin ve tefsirlerinin sayısı hayli çoğaldı. Bu meâl ve tefsirler niçin yayınlanıyor? Bu konuyu aydınlatalım:
    (1) Bir kısım müfessirler sırf Allah rızası için, Kur’ân-ı mübîne bir hizmet olsun diye meâl ve tefsir yazmakta ve bunları ya kendileri bizzat yayınlamakta, yahut bir yayıncıya verip telif ücreti almaktadır. Meâl ve tefsiri para kazanıp zengin olmak niyet ve kasdı ile hazırlamayanların bir miktar telif ücreti almalarında bir mahzur (sakınca) ve ahlâksızlık olmasa gerektir.
    (2) Bazıları Allah rızası için değil de sırf para kazanmak, zengin olmak, köşeyi dönmek için meâl ve tefsir hazırlayıp bastırmaktadır. Bunların yaptıkları “Âmeller niyetlere göredir” hadîsine göre değerlendirilir.
    (3)Meâl ve tefsir yazan bazı kimseler icazetli din âlimidir, kendilerinde müfessirlik ehliyeti vardır. Tefsirlerini rivâyet ve dirayet metodu üzerine yaparlar ve Ehl-i Sünnet yolundan ayrılmazlar. Tefsir perdesi altında dinde reforma, tahrife kalkışmazlar. Bunların tefsirleri muteber tefsirdir.
    (4) Bazı kimselerin ilmi, Arapçası, ehliyeti, icazeti yoktur.Bu gibilerin yazdığı meâl ve tefsirler “Hevâ ve re’y tefsiridir” ve kesinlikle makbul değildir.
    (5) Bazı yayınevleri Fransızca’dan, İngilizce’den Kur’ân meâli tercüme ettirmektedir ki, bunun ciddiyetsiz bir iş olduğunu söylemeye bile lüzum yoktur.
    (6) Birtakım fesat komitaları dinimizi bozmak, Müslümanların kafalarını karıştırmak, İslâm’ın temellerini dinamitlemek için kasıtlı olarak bozuk fikirler, görüşler, ihtiva eden tefsir ve meâl çıkartmaktadır. Son olarak “Dinde Reform... Dinde yenilik...Dinde değişiklik... Light/ılımlı İslâm... Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü...” modaları ve cereyanları çıkartılmıştır. Birtakım tefsir ve meâllerde bu fikirler işlenmektedir.
    (7) Ülkemizde bazı ilâhiyatçıların (bazı dedim, hepsini kasd etmiyorum) Farmason Cemâleddin Afganî’nin müridi oldukları herkesçe bilinen bir gerçektir. Cemâleddin Afganî her Müslümanın ictihad yapmasını isteyen bir kişiydi. İşte onun bugünkü talebeleri, ağlarına düşürdükleri Müslümanlara yanlışlarla dolu meâl ve tefsirler vermekte ve “Alın kutsal kitabınızı elinize ve dininizi kendi kafanıza göre yorumlayın” dercesine cahillere ictihad kapısını açmaktadır.
    Reformcuların, yenilikçilerin, mezhepsizlerin, Afganîcilerin, Diyalog ve Hoşgörücülerin üzerinde en fazla durdukları ayet Bakara Sûresi’nin 62’nci ayetidir. Onlar bu ayeti yanlış yorumlayarak; Hz. Muhammed’i (Salat ve Selam olsun ona), Kur’ân-ı Kerim’i, İslâm dinini inkâr eden Ehl-i Kitabı cennete sokmakta, onları ehl-i necat olarak görmektedir ki, bu yorumları İslâm dininin ruhuna, Kur’ân’a, Peygamberin risaletine ve tâlimatına tamamen aykırıdır.
    Milyonlarca Müslümanın yeni Kur’ân tercüme, meâl ve tefsirleri konusunda mutlaka uyarılması gerekmektedir. Bu uyarı birkaç bin tiraj yapan kitaplarla olmaz. Konuyu çok güzel anlatan ve aydınlatan broşürler hazırlanmalı ve bunlar milyonlarca adet basılmalıdır.
    Bazı bozuk meâl ve tefsirlerde “Üç semavî din... Üç tevhid dini... Üç İbrahimî din...” gibi tâbirler geçmektedir. Bunlar İslâm’a uygun değildir.
    * Hazret-i Adem’den bugüne kadar tek geçerli din İslâm’dır.
    * Atamız İbrahim aleyhisselam Yahudi ve Nasranî değildi, Müslümandı.
    * Allah İslâm’dan başka bir din kabul etmez,
    * Allah katında hak ve geçerli din İslâm’dır.
    * İslâm’ın dışında necat yoktur.
    * Bütün peygamberlerin, Hz. İbrahim’in, Hz. Musa’nın, Hz. İsa’nın dini İslâm’dır.
    Resûl-i Kibriya aleyhissalâtü vesselâm efendimizin risâleti ve dâveti kendisine ulaştıktan sonra bunları inkâr ve tekzip eden kâfirdir ve cehennemde muhalled kalacaktır.
    Müslümanlar Müslümanlar Müslümanlar!... Kur’ân ve meâl ve tefsiri alırken şu hususlara dikkat ediniz:
    (1) İcazetli bir din alimi tarafından yazılmış olsun,
    (2) Bu âlim, müfessirlik ehliyetine sahip bulunsun,
    (3) Ehl-i Sünnet ve Cemaat yolunda ve çizgisinde bulunsun,
    (4) Mezhepsiz ve reformcu olmasın,
    (5) Diyalogcu ve hoşgörücü olmasın.
    (6) Mason Afganîci olmasın.
    (7) Tefsire ve meâle kendi kafasından, heva ve re’y mahsulü fikir ve görüşler koymasın.
    Muhammed Esed’e Allah’tan rahmet diliyorum, taksiratının afv edilmesi için dua ediyorum. Esed kesinlikle müfessir değildir. Mühtedi olmak, çok geniş bir kültüre sahip bulunmak, zeki olmak tefsir yazmak için yeterli şartlar değildir. O bir fikir adamıdır. Vaktiyle Cenevre’de basılan ve sonra bir heyet tarafından tedkik edilen ve nüshaları kağıt fabrikasına gönderilerek imha edilen bir “Tefsir bi’l-heva ve’r-re‘y” nasıl oluyor da Türkiye’de yayınlanıyor ve halkımıza, gençliğimize sunuluyor?
    Ben bir Müslüman olarak dinimi Esed’den öğrenmem.
    Allah’ın rahmeti her şeyi kuşatmıştır. Ona rahmet dilerim, yanlışları konusunda din kardeşlerimi uyarırım.
    Sevgili Müslümanlar!.. Akıllı olalım, mantıklı olalım, uyanık olalım, firasetli olalım, dikkatli olalım, ihtiyatlı olalım...
    (Ahmet Tekin hocanın kitabını okuyunuz. KUR’AN YOLUNDA KALEM OYNATANLAR. Kelam Yayınları. Tel: 0 216/651 78 21... 0 533 336 65 70... e-mail: canday@mynet.com.)





    Mehmet Şevket Eygi, Millî Gazete, 27.02.2006


    http://www.zehirli.org/konu/m.-esed-...yanlislar.html

  2. #2
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Yazida maalesef M.Esed'in yanlis tefsirlerinden örnekler vermemis...

  3. #3
    Pürheves Ebû Dücâne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    262

    Standart

    ebubekir sifil hoca'nın bi yazısı var:
    http://www.ebubekirsifil.com/index.p...r=soylesi&no=7
    "Korkaklıkta zillet, utanç; ileri atılmakta, izzet, şeref vardır. İnsan, korkaklık etse bile; kaderinden kaçamaz."

  4. #4
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Alıntı Ebû Dücâne Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ebubekir sifil hoca'nın bi yazısı var:
    http://www.ebubekirsifil.com/index.p...r=soylesi&no=7
    Sagolasin.

    Linklere, aradan biraz zaman gectiginde, ulasilmiyor bazen...
    Buraya ekleyeyim bari...

    MUHAMMED ESED ÜZERİNE

    UYGAR - Ocak-Haziran 2000

    Uygar: "Biliyoruz ki siz Esed’e eleştirel açıdan yaklaşan birisiniz. Esed’i en çok hangi konularda eleştiriyorsunuz ? Bakış açınızı öğrenebilir miyiz ?"

    E.S: Milli Gazete'deki yazım üzerine böyle bir kanaate varmış olmalısınız. Esed'in mealini okurken bir kısım notlar almıştım. O yazıda da sadece bir-iki noktaya temas etmiş ve ağırlıklı olarak (bir "köşe yazısı"nın teknik olarak izin verdiği ölçülerde) "nesh" konusu üzerinde durmuştum.

    Evet, Esed'in meali için ilk adımda söylenebilecek şeylerden birisi, "farklı" bir meal olduğu. Ancak bu ifade tek başına söz konusu çalışmayı olumlulama ya da olumsuzlama anlamına gelmiyor. Temel bir tesbit olarak öncelikle şunu söylemeliyim: Esed'de yoğun bir Muhammed Abduh etkisi görmemek mümkün değil. Bana göre Esed mealinin bütün "imajinatif ihtişamı"nın içini boşaltacak derecede baskın ve "sırıtkan" bir etki bu. Melekler, şeytan, mucizeler ve nesh konusundaki tutumu bu tesbiti en net şekilde doğrulamaktadır.

    Meleklerin ve şeytanın ontolojik varlığı hakkındaki "serbest yorumlar"ına örnek olarak Bakara, 14 (burada yaklaşımını er-Rağıb el-Isfehânî'ye dayandırmaktadır; oysa er-Râğıb tam aksini söylemektedir), Âl-i İmrân, 125 gibi ayetleri tefsir ediş tarzına bakılabilir.

    Mucize (burada özel olarak Hz. Peygamber (s.a.v)'in mucizelerini kasdettiğimi belirtmeliyim) hakkındaki yorumları da böyledir. Örnek olarak İsrâ, 59 ile ilgili düştüğü açıklama notuna bakılabilir.

    Esasında bu ayete düştüğü notta Hz. Peygamber'den önceki peygamberlerin (hepsine salât ve selam olsun) mucize gösterdiğini kabul eden bir yaklaşım sergilerken, Hz. İsa'nın gösterdiği bazı mucizeleri, ilgili ayetleri zorlama yorumlara başvurarak çevirmek suretiyle yok sayması da önemli bir çelişki olarak not edilmelidir. Örnek olarak Âl-i İmrân, 49. ayeti çeviriş tarzına ve aynı ayete düştüğü nota bakılabilir. (Hz. İsa'nın çamurdan kuş yapması hadisesi)

    Esed'in, Hz. İsa'nın göğe kaldırılmasıyla ilgili olarak söyledikleri de tartışmaya değer. Nisa, 157. ayet ile ilgili olarak yaptığı açıklamada önceki müfessirlere ağır töhmetler yöneltir ve onları "şaşkın teşebbüsler"de bulunarak "hikâye üretmek"le itham eder. Esed'in nesh hakkındaki (zaman zaman önceki müfessirler hakkında istiskal içeren) tavrı ile ilgili olarak da Bakara, 106 ayeti ile ilgili nota bakılabilir.

    Esed meali ile ilgili olarak burada zikredebileceğim bir diğer olumsuz eleştiri de, ayetlerin Kitab-ı Mukaddes'e dayanarak tefsir edilmesi noktasındaki olumsuz tavrı ile çelişen ifadeleridir. Bakara, 67 ve 73. ayetlere düştüğü notlarda bariz bir şekilde görülmektedir ki Esed merhum, bu ayetleri, tamamen Tevrat'ta yer alan (Tesniye, XXI, 1-9) ifadeleri esas alarak çevirmiş ve bunu yaparken de ayetin ifadelerini oldukça zorlamıştır.

    Sözü fazla uzatmış olmamak için son bir örnekle bağlayalım: Âl-i İmrân, 184 ayetini "Ve seni yalanladıklarında, aynı zamanda, senden önce hakikatın tüm kanıtlarını, ilahî hikmet yüklü kitapları ve aydınlık saçan vahyi getiren [diğer] peygamberleri de yalanlamış olurlar" şeklinde çeviren Esed, Bakara, 62 ayetine düştüğü notta "kurtuluş fikri"nin sadece üç şarta bağlanmış olduğunu söylemesi (ki bu şartların içinde ne Hz. Peygamber'e, ne de diğer peygamberlere inanma yoktur), keza Bakara, 112 ve 113. ayetler ile ilgili olarak düştüğü notlarda bu tavrını daha da netleştirmesi son derece dikkat çekicidir. Bu notlarda şöyle der: "Böylece Kur'an'a göre kurtuluş, herhangi bir "özel" zümreye tahsis edilmiş olmayıp, Allah'ın birliğini kavrayan, kendini O'nun iradesine teslim eden ve dürüst şekilde yaşamak suretiyle bu ruhsal tercihe pratik bir anlam kazandıran herkese açıktır." "Bu ifade yalnız kendi zümrelerine mensup olanların öteki dünyada Allah'ın rahmetine mazhar olacaklarını iddia eden herkese işaret etmektedir."

    Burada ortaya şöyle bir durum çıkıyor: Bir kimse Allah'ın birliğine ve ahirete inanır, bir de dürüst yaşarsa kurtuluşa erer ve öteki dünyada Allah'ın rahmetine mazhar olur; hangi dine ve felsefî kanaate bağlı olursa olsun, fark etmez. Oysa Kur'an, Allah'ın birliği yanında (başka bazı hususlarla birlikte) bütün peygamberlere ve bütün ilahî kitaplara imanı da kurtuluş için zorunlu kılmıştır. Mesela Nisa, 150-151. ayetlerde şöyle buyurulur: "Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler ve Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isteyip, "bir kısmına inanır, bir kısmını inkâr ederiz" diyenler ve bunlar arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu! İşte gerçek kâfirler bunlardır ve biz, kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır." Benzeri uyarılar başka ayetlerde de mevcuttur. Şu halde Esed'in, yukarıdaki kanaati nihai olarak benimseyip mealinde zikretmek suretiyle kalıcılaştırmadan önce konuyla ilgili bütün ayetleri göz önünde tutmamış olmasının altı çizilmelidir diye düşünüyorum.

    Bunlar, dediğim gibi Esed meali ile ilgili aldığım notlardan sadece birkaç örnek. Kısmet olursa ileride geniş bir makale çerçevesinde (teknik ayrıntılara girmeyi de gerektiren) bütün bu hususları ele alacağım.

    Uygar: "Esed’le ilgili olumlu fikirleriniz nelerdir ?"

    E.S: Pek çok müfessir ve meal yazarının, özellikle müteşabih ayetlerle ilgili olarak maruz kaldığı sürçmelere (hatta bazan "önemli hatalara") Esed'in düşmemiş olması önemle altı çizilmesi gereken bir husus. "Allah'ın eli, yüzü"... gibi "sıfâtullah" ile ilgili tavrının müsbet bir çizgiye oturmuş olmasında da sanıyorum yine Muhammed Abduh etkisini görmek mümkün. Bunun yanında bazı kavram ve tamlamaları "yeni" ve farklı biçimlerde ifade etmiş olması, meale orijinalite katan hususlar. Mesela "kâfirler"i "hakikati inkâra şartlanmış olanlar", "takva"yı "Allah'a karşı sorumlulukların bilincinde olmak", "Ehl-i Kitab"ı "geçmiş vahyin izleyicileri" gibi ifadelerle karşılamış olması, her ne kadar kavramlara müdahale sınırına girdiği için şahsen benim katılmadığım bir ifade biçimi ise de, okuyucuda farklı bir anlama çerçevesi oluşturmuştur diyebiliriz.

    Uygar: "Diğer eserlerle karşılaştırdığınız takdirde Esed’le diğer müellifler arasında bir fark görüyor musunuz? Eğer varsa bunlar neler?"

    E.S: Ayetlerle ilgili olarak tercih ettiği bazı anlama biçimlerini hangi müfessirlere dayandırdığını söylemesi ilmî dürüstlüğün ve hassasiyetin gereği olarak işaretlenmeli.

    Ayetleri çevirirken parantez kullanmanın önemine ve titiz bir meal çalışması için parantezin vazgeçilmezliğine değinmiş olmasını (her ne kadar Türkçe çeviride de anlam bütünlüğünü korumak için Esed'in parantezleri yanında köşeli parantezler kullanılmış olması okuyucuyu yoran ve yer yer metni parantezlere boğan bir manzara tevlit etmişse de) önemli bulduğumu belirtmeliyim.

    Meal metnine tercih ettiği anlamı kaydetmekle birlikte, açıklama notlarında ayetlerin lafzî tercümelerini zikretmesi de meali farklı ve özgün kılan bir diğer özellik.

    "Bilimsellik" adı altında sürdürülen "ideoloji"nin, egemenliğini küresel ölçekte sürdürdüğü bir dönemde (Bakara, 17. ayetinde geçen) "ateş yakanlar" temsilini "bazı insanların, hayatın ve inancın ölçüye ve tahmine gelmeyen yanlarını açıklamanın ve aydınlatmanın bir aracı olarak yalnızca "bilimsel yaklaşım" adı verilen şeye güvenmelerine ve sonuçta, insan aklının kavrayış alanı dışında herhangi bir şeyin bulunabileceğini küstahça reddetmelerine bir atıf..." diyerek devam eden nefis tesbitlerle açıklaması da doğrusu takdire şayan.

    Uygar: "Esed’in kişiliği ve İslam dünyasına katkılarıyla ilgili neler düşünüyorsunuz?"

    E.S: Esed merhumun "kişiliği" ifadesinden, mealde ortaya koyduğu tavrı kasdettiğinizi düşünerek şunu söyleyebilirim ki, benim dikkatimi çeken en önemli husus, pek çok mühtedide göremediğimiz tevazu ve itidaldir. Mühtedilerin bir çoğunda (İslam'ı bireysel çaba ve arayışlar neticesinde benimsedikleri için) Müslüman otoritelere (ilmî otoriteleri kastediyorum) karşı da –en hafif tabiriyle– bir "kayıtsızlık" görülüyor. Bu tavır çoğu zaman onları hafife alma ve küçümseme olarak tebarüz ediyor ve uçlarda gezinmelerine yol açıyor. Garaudy örneği bu hususta oldukça dikkat çekicidir. Mühtedilerin hepsi böyledir demek istemiyorum tabii. İşte Esed merhumda bu yok.

    Muhammed Esed'in, Arapça'yı Kur'an'ın nazil olduğu dönemdeki –dejenere olmamış– kullanılış biçimiyle öğrenmek için bedevî kabileler arasında yıllarca yaşaması takdire değer bir gayret doğrusu.

    Bunun yanısıra geçmiş müfessirlerin çalışmalarına yaptığı atıf (bkz. Kur'an Mesajı, I, XXVII) onun bir "meal yazarı" olarak nasıl bir ilmî ve ahlakî sorumluluk idrakine sahip bulunduğunu gösterir.

    Bu bağlamda onun, Kur'an'ın anlaşılmasında Sünnet'in önemine yaptığı vurgunun da altını çizmemiz gerekir.

    Bütün bu hususlar Esed merhumun İslam dünyasına önemsenmesi gereken bir renk ve ses kattığını göstermekle birlikte, bence daha önemlisi, onun, bu duruşuyla İngilizce meal çalışması yapmış birisi olarak Batı'da ne tür etkiler yaptığının araştırılmasıdır. Meselenin bu yönünün araştırılması bence ilginç sonuçlar getirebilir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 03.02.13, 11:46
  2. Risale-i Nur Meal ve Kaza Namazı
    By iktibas in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 05.06.11, 13:38
  3. Cevaplar: 25
    Son Mesaj: 22.11.08, 20:52
  4. Meal Okunurken Secde Edilir mi?
    By aciz_kul in forum Fıkıh
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 28.10.07, 19:30
  5. Verimli Bir Meal Okuma Nasıl Olur?
    By Yeni Said in forum Fıkıh
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17.03.07, 22:01

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0