+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 19 Sayfa var 1 2 3 11 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 187

Konu: Müzik Helal midir, Haram mı?

  1. #1
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart Müzik Helal midir, Haram mı?

    Alıntı nefis Nickli Üyeden Alıntı
    Müziğin haram olup olmama durumunu, hangi şartlarla haram, hangi şartlarla mubah olduğunu Bedîüzzaman, her an şehit olma ile yüz yüze bulunduğu Pasinler savaş cephesinde at sırtında yazdığı İşârâtü’l-İ’câzda özetleyivermiş.
    Üstad Bedîüzzaman orada der ki: “Kulaktaki zar nûr-u îmân ile ışıklandığı zaman, kâinâttan gelen mânevî nidâları işitir. Lisan-ı hal ile yapılan zikirleri, tesbihatları fehmeder. Hattâ o nur-u iman sayesinde, rüzgârların terennümatını, bulutların na’ralarını, denizlerin dalgalarının nağamatını ve hakeza yağmur, kuş ve saire gibi her nev’den Rabbanî kelâmları ve ulvî tesbihatı işitir. Sanki kâinat, İlahî bir musikî dairesidir. Türlü türlü avazlarla, çeşit çeşit terennümatla kalblere hüzünleri ve Rabbanî aşkları intıba’ ettirmekle kalbleri, ruhları nuranî âlemlere götürür, pek garib misalî levhaları göstermekle, o ruhları ve kalbleri lezzetlere, zevklere garkeder. Fakat o kulak, küfür ile tıkandığı zaman, o leziz, manevî yüksek savtlardan mahrum kalır. Ve o lezzetleri îras eden avazlar, matem seslerine inkılab eder. Kalbde, o ulvî hüzünler yerine, ahbabın fıkdanıyla ebedî yetimlikler, mâlikin ademiyle nihayetsiz vahşetler ve sonsuz gurbetler hasıl olur. Bu sırra binaendir ki, şeriatça bazı savtlar helâl, bazıları da haram kılınmıştır. Evet ulvî hüzünleri, Rabbanî aşkları îras eden sesler, helâldir. Yetimane hüzünleri, nefsanî şehevatı tahrik eden sesler, haramdır. Şeriatın tayin etmediği kısım ise, senin ruhuna, vicdanına yaptığı tesire göre hüküm alır.”36
    Bedîüzzaman’ın müzikle ilgili görüşlerini açmak gerekirse: 1- Ulvî hüzünleri ve Rabbanî aşkları canlandıran müzik menduptur, helâldir, dinlenir. 2- Yetîmâne hüzünleri ve nefsanî şehevatı tahrik eden müzik haramdır, dinlenmez. 3- Şeriatın tayin etmediği kısım ise, dinleyenin ruhuna ve vicdanına yaptığı tesire göre hüküm alır.37 Eğer dinleyende yetîmâne hüzünler veya şehevî hisler uyandırıyorsa, haramdır. Eğer dinleyende yetîmâne hüzünler veya şehevî hisler uyandırmıyor; bilâkis, dinleyen kulağına gelen müziği ulvî biçimde –İmam-ı Gazâlî’nin de işâret ettiği şekilde istiârelerle- yorumlayabiliyorsa helâldir ve mubahtır.
    Kadının şarkı, türkü, ilâhî vb. gibi musîkî icra etmesi meselesinde, âyette geçen “edâlı ve cilveli söz söylemekten sakınma” şartını esas almak zorundayız. Cilveli ve câzibeli olarak türkü, şarkı ve sâir musîkî parçalarını okuyan bir kadın sesi işittiğimizde, “kalbinde fesat bulunan kimse kötü şeyler ümit eder” âyetini kendimize rehber yapmalı; fesat, bozukluk, meyil ve sâir kalbî hastalıkların ağına kapılıp kötü şeyler ümit etmekten kalbimizi ve nefsimizi sakındırma çabası içinde olmayı ihmal etmemeliyiz. Bu kalbî ve hâlisâne çaba, kulağımıza çarpan gayr-i meşrû seslerin günahından bizi muâf kılmaya inşallah yeterli olur.



    Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Müziğe, kayıtsız şartsız “haram” veya kayıtsız şartsız “helâl” demek mümkün değildir. Sahabe-i Kiramdan Ebu’d-Derda Hazretlerinin, “Hak şeylerin talebinde daha şevkli, daha gayretli olabilmek için kalbimi hak olmayan şeyle dinlendiriyorum”40 sözüyle ifâde ettiği ve nihâyet Bedîüzzaman Hazretlerinin müzik dinleme ölçüsü olabilecek biçimde, “Beşer hakikate muhtaç olduğu gibi, bazı keyifli hevesâta da ihtiyacı var. Fakat bu keyifli hevesât, beşte birisi olmalı.”41 Sözüyle ifade ettiği ölçüyle önemli ve faydalı işlerimizi aksatmamak ve gevşetmemek, bilâkis kalbimizi dinlendirerek faydalı iş ve ibâdetlerimize ivme kazandırmak amacıyla meşrû müziği dinlemekte bir sakınca yoktur.
    Söylenmesi, yayınlaması ve dinlenmesi mubah olan müzik parçasında aşağıdaki özellikler bulunmalıdır:
    1- Müziğin sözleri ve klibi yetîmâne hüzünleri işlememelidir.
    2- Müziğin sözleri ve klibi şehveti ve nefsânî arzûları tahrik edici olmamalıdır.
    3- Müziğin sözleri ve klibi kötülüğü teşvik edici olmamalıdır.
    4- Müziğin sözleri ve klibi İslâm’ın haram kıldığı bir şeyi övücü olmamalıdır.
    5- Müziğin sözleri gıybet, iftira, dedikodu… vb gibi başkası hakkında hoş olmayan, başkasını hicveden ve kötüleyen sözler ihtiva etmemelidir.
    6- Müziğin sözleri ve klibi kin, intikam, düşmanlık, haset, kıskançlık, adâvet ve nifak tohumları ekmemelidir.
    7- Müziğin sözleri yaşayan bir kadını veya erkeği fitneye sürükleyici ölçüde teşhir ihtiva etmemelidir. Meselâ yaşayan bir kadının saçlarını, gözlerini, kaşlarını… vs güzelliklerini nâmahreme karşı teşhir edici olmamalıdır.
    8- Şarkıyı ve türküyü okuyan kimse, müziğinde sesini yumuşatarak, edâ ve cilve yaparak, karşı cinsin kötü arzûlarına itaat edeceğini çağrıştıran bir müzikal, müzik sözü ve ses tonu kullanmaktan kaçınmalıdır.

    9- Şarkının sözleri mubah, söyleyiş tarzı mubah, klibi mubah, söylenme veya dinlenme ortamı mubah olmalıdır.


    (Yazının tamamından alıntıdır.Müzik hakkında daha çok örnekler var,aşağıdaki siteden okuyabilirsiniz)
    http://www.saidnursi.de/fikih/index.php?goster=ders_detay&katagori=28&k=510
    Üstadın müzik vb ihtiyaçlar için verdiği ölçü:

    “Evet beşer, hakikate muhtaç olduğu gibi, bazı keyifli hevesata da ihtiyacı var. Fakat bu keyifli hevesat, beşte birisi olmalı. Yoksa havanın sırr-ı hikmetine münafi olur. Hem beşerin tembelliğine ve sefahetine ve lüzumlu vazifelerinin noksan bırakılmasına sebebiyet verip beşere büyük bir nimet iken, büyük bir nikmet olur, beşere lâzım olan sa'ye şevki kırar.”
    Emirdağ Lahikası, s. 307
    Konu Meyvenin Zeyli tarafından (29.05.07 Saat 20:28 ) değiştirilmiştir.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  2. #2
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    Altıncısı: Bana bidayette hizmet eden Ömer, namaza başladı, şarkıları bıraktı. Fakat bir akşam, kapıya yakın bir şarkı kulağıma geldi, evrad ile meşguliyetime zarar verdi. Ben, hiddet ettim, çıktım. Gördüm ki, hilâf-ı âdet, Ömer'dir. Ben de hilâf-ı âdet bir tokat vurdum. Birden, sabahleyin hilâf-ı âdet olarak Ömer başka hapse gönderildi.

    Yedincisi: Hamza namında, on altı yaşında sesi güzel olmasından şarkı söylüyor, başkalarının da iştahlarını açıyor, haylâzlık ediyordu. Ona dedim: "Böyle yapma, tokat yiyeceksin." Birden, ikinci gün bir eli yerinden çıktı, iki hafta azabını çekti. (Şualar, s. 295.)
    Konu Meyvenin Zeyli tarafından (29.05.07 Saat 20:29 ) değiştirilmiştir.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  3. #3
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    "...Şeriat-? Ahmediye (a.s.m.) lehviyat? istemez;

    Baz? alat-? lehvi tahrim edip, bir k?sm? helal diye izin verip. Demek, hüzn-ü Kurani veya şevk-i tenzili veren âlet, zarar vermez.

    Eğer hüzn-ü yetimi veya şevk-i nefsani verse, âlet haramd?r. Değişir eşhasa göre; herkes birbirine benzemez."

    Lemaat

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  4. #4
    Müdakkik Üye nurçi38 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    759

    Standart Müziğin Hükmü

    b- Gınanın Hükmü; Gına; Şiiri terennümle söylemektir.
    Ulema gınanın ve onu dinlemenin hükmünde ihtilaf etmişlerdir.
    Hanefiler; Demişlerdir ki gına, ya kadından veya erkekten olur. Eğer kadından olursa ve insanların duymayacağı bir şekilde, yüksek sesle olmazsa ona bir mani yoktur. Amma gına yabancı erkeklerin duyabileceği bir şekilde yüksek sesle olursa haramdır. Hususan şehveti harekete geçiren sözlere şamil olduğu, fitneyi işar eder olduğu halde, mesela içkileri ve kadınların vasıflarını güzel göstermek veya sevgi veya aşka veya bunların benzerlerine davet ettiği zaman haramiyeti daha da artar.
    Erkeğe gelince; eğer onun gınası kendisinden vahşet ve yalnızlığı def için olur veya askeri teşci için olur veya bir işe ve cihada teşvik için olursa bu caizdir. Ama gına sevginin ve aşkın zikri üzerine şamil olduğu ve onu dinlediği zaman, yabancı bir kadının fitneye düşmesinden korkulduğu zaman bu halde haram olur. Nitekim radyoda teganni edenlerin hali ile, sinema, oyun ve temsil evlerinde hasıl olan hal böyledir. Aynı şekilde mübah olan bir sevinçten dolayı aletsiz olduğu ve şehveti harekete geçirecek ibare ve lafızlar bulunmadığı, bir harama sebebiyet vermediği zaman erkeğe gına mübahtır. Amma bu şartları cami olmadığı zaman o erkeğin gınası haramdır. Nitekim bugün teganni edenlerin tegannilerinde bu şartların bulunmaması haramiyetine kesin delildir.
    Malikiler; Demişlerdir ki, gına kadınlara haramdır ve onu dinlemeleri de haramdır. Ancak harplerde askerleri teşci edici veya sahrada develeri yürütmek için alet-i lehv ve zevk olmadan erkeklerin terennümleri haramdır.
    İmam Malik (RA)’den Medine halkının ruhsat verdiği gına hakkında sorulduğunda o, şöyle buyurdu;
    - Bize göre onu işleyenler fasıklardır.
    İbn-i Mes’ud (RA)’den rivayet olunduğuna göre Resulullah (SAV) Efendimiz şöyle buyurmuştur.
    suyun sebzeyi bitirdiği gibi, gına da kalbde nifakı bitirir, yeşertir.”
    Yezid b. El Velidden rivayet olunduğuna göre o, şöyle dedi;
    “Ey beni Ümeyye! Sizi teganniden ve onu dinlemekten sakındırırım. Çünkü o, hayayı eksiltir. Şehveti artırır. Kişiliği, mürüvveti yıkar ve o hamrin yerine geçer ve sarhoşluğun işlediği şeyi işler.”
    Şafiiler; Demişlerdir ki, zevk ve lehv aleti ile beraber laubalilikle söylenen gına hem kadınlara hem de, erkeklere haramdır. Onun dinlenmesi de haramdır. İmam Şafii (RA) şöyle buyurmuştur;
    “Gına mekruh olan bir lehvdir. Batıla benzer onu çokça işleyen kişi sefihtir. Sefihinde şahidliği merduttur.”
    Hanbeliler; Demişlerdir ki, gına haramdır. İster kadınlardan, ister erkeklerden olsun. Bu söz işiten kimseye şehveti iras ettiği veya erkeklerle kadınları biraraya getirmeyi vesile olduğu veya kişiyi hayadan ve vakardan uzaklaşmaya götürdüğü zaman böyledir.
    Dinlemekte gınanın hükmünü alır. Çünkü bir kişi içkinin, kadının, göğsün, yanağın evsafını, şevk ve visalin zikrini dinlediği zaman, şehveti harekete geçer, şeytan onun kalbine üfler, onun hayaline bir fahişe kadını tasvir eder. Yüreğinde şehvet ateşi alevlenir, şer amilleri keskinleşir, fitne iticileri uyanır. Azalar gayrı meşru lezzeti tatmak için intibaha gelir. Bunlar ise, hizb-i şeytan için bir yardımdır. Ona mani olan aklı rüsvay etmektir. O akıl ki, Rahmanın Hizbidir.
    Böylelikle o gınanın dinlenmesi, kişiyi harama sürükler. Harama götüren şey de haramdır. Bu yabancı bir kadına şehvetle bakmak veya ona dokunmak veya onunla yalnız kalmak gibidir. Kitab-ul Fıkh ale-l mezahib-il erbaa / 7.cilt / shf 93
    Hülasa; Lehvle terennümler ve gınalar, şiirlerle teganniler;
    1. Şiir ister meşru, ister gayrı meşru olsun alet-i lehvle olsa kesin haramdır.
    2. Meşru olan şiirler, Resulü Ekrem (ASM)’ın medhiyeleri, Allah’ın zikri, Kur’ana ait medhu senalar, cihada ve askeri harbe teşvik için olan şiirler veyahut develeri seferde harekete geçirmek için söylenen şiirlerdir. Bu şartlara haiz olan şiirlerin erkeklerin erkeklere, kadınların kadınlara tegannisi caizdir.
    Kadınların erkeklerden, erkeklerinde kadınlardan bu tür şiirleri ve tegannileri dinlemelerine ve söylemelerine gelince mezheplerce haram veya mekruhtur. Eğer teganni edenin sesi güzel ve kendisi genç ve cemal-i suret sahibi ise erkeklerin bu vasıflara sahip olan kadınlardan, kadınlarında bu vasıflara haiz olan erkeklerden meşru olan bu tür şiirleri ve tegannileri dinlemeleri caiz değildir.
    3. Şab-ı emreden yani güzel, tüysüz gençlerden siması görünmek ve şehveti uyandırmak şartıyla meşru olan şiirleri yani medayih-i Kur’aniye ve Nebeviyeyi, cihada ait olan şiirleri dinlemek kadınlara kesin haram olduğu gibi erkeklere de haramdır.
    4. İhtiyar (Yani pir-i fani) veyahut sesi veya sureti güzel olmayan birisi develere terennüm ederse mübahtır. Hatta yerine göre ihtiyaç varsa sünnettir. Erkekler kadınları, kadınlarda erkekleri eger bu vasıflara haizse dinleyebilirler.
    5. Aletlerden ise yalnız tef ile yera haram değildir. Tefin içinde velev ki celacil bulunsun, yine helaldir. Envar / 2 cilt / shf. 429
    Tef; Bir tarafı kapalı, diğer tarafı açık deriden mamul alete denir.
    Yera ise; neyin bir çeşididir ki, sade olup, içinde sesi netleştirecek evtar olmayandır.
    Fıkıhta müziğin hükmü budur. Artık kendimizi ona göre düzenlememiz gerekir.

    İstisnalar Çoğalırsa Kaide Olur...


  5. #5
    Vefakar Üye Yeni Said - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar
    342

    Standart

    Müzik ve İslamdaki yeri


    --------------------------------------------------------------------------------

    Güncel bir o kadarda ilgi çeken bu ve benzeri konular hakkında, hemen caizdir veya değildir denmesi, İslamı hafife almanın bir göstergesidir. İslam sadece siyah ve beyaz renklerden müteşekkil olmadığından, aradaki “gri” şartlarında değer kesb etmiş olması mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır!

    A) Kur’an-ı Kerimde Müsiki

    Kur’anı Kerimde Musiki, direkt olarak geçmemekle beraber, “Allah yolundan saptıran faydasız sözler “ şeklinde geçmiş olması bazı Alimleri “Şarkının” bu Ayeti Kerime ile haramlığına hükmetmişlerdir:

    'İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.'(Lokman, 31/6)

    Elmalı Hamdi Yazır bu Ayetin nuzul sebebinde, Nadr b. Hâris ‘in Kur'ân dinlemesine engel olmak için ve bunu yaparken bir şarkıcı câriye satın alıp, birinin müslüman olacağını işittiği zaman onu alıp câriyesine: 'Haydi buna yedir, içir, söyleyiver.' der, böylece eğlendirip: 'Gördün ya bu, Muhammed'in çağırdığından, namazdan, oruçtan, onun önünde çarpışmaktan daha iyi değil mi? ' dediğinden bahsetmiş olması, Musikinin genelinin değil, Allah yolundan alıkoyan şarkı ve sözlerin, men edilidiğine vurgu yapmaktadır.(1)

    Yine Ayetin nuzuli ile ilgili geçen Sahih bir Hadisi Şerifte, Şarkıcı cariyelerin alınıp satılması nehyedilerek, cariyelere musikinin öğretilmesinin men edilmiş olmasını İslam Alimler: 'Allah'ı zikirden alıkoyan haram şarkıcı sesleri satın alan' şeklinde anlamış, boş söz (Lehve'l- hadis) tabirinin içine her çeşit zararlı, faydasız hakikatı olmayan şeyleri dâhil etmişlerdir. (2)

    B) Hadis-i Şeriflerde

    İslam’da Müziğe Cevaziyet veren Sahihi Rivayetler olduğu kadar, men eden rivayetlerinde varlığı, cevaziyetin veya haramlılığın Şarta bağlı olduğunun en açık göstergesidir!
    Konu ile ilgili cevaziyet veren birkaç Hadis-i Şerifi inceliyelim:

    Hz. Âişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: 'Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) , benim yanımda iki cariye, Buas (savaşı ile ilgili hamasi) türküler söylerken çıkageldi. Gidip yatağın üzerine (yan üstü uzandı ve yüzünü de (aksi istikamete) çevirdi. Derken (babam) Hz. Ebû Bekr (radıyallahu anh) girdi. Derhal beni azarladı ve: 'Resulullah'ın hane-i saadetlerinde şeytan çalgısı ha! ' dedi. Bunun üzerine Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) , ona yönelip: 'Bırak onları (söylesinler!) ' buyurdu. (Onlar sohbete dalıp, bizden) dikkatlerini çekince, ben cariyelere göz işareti yaptım, kalkıp gittiler.'Hz. Aişe devamla der ki: 'Bir bayram günüydü. Siyahiler, mescidde kılıçkalkan oyunu oynuyorlardı. Ben mi Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) 'dan taleb etmiştim (bilemiyorum) , yoksa o (kendiliğinden) mi, 'Seyretmek ister misin? ' buyurdular. Ben:'Tabiî! ' dedim. Kalktı, beni geri tarafına aldı yanağım yanağının üstünde olduğu halde durduk.'Ey Erfideoğulları göreyim sizi (oynayın) ! ' diyordu. Ben usanınca(ya kadar böyle devam ettik. Usandığımı farkedince) :'Yeter mi? ' buyurdular. Ben:'Evet! ' dedim.
    'Öyleyse git! ' dediler.' (3)
    - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: 'Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    'Nikahı ilan edin, onu mescidlerde yapın. Üzerine de def vurun.' (4)

    - Yine Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: 'Bir kadını, ensardan bir erkekle evlendirmiştik. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) : 'Ey Aişe! Eğlenceniz yok mu? Zira ensar eğlenceyi sever! ' buyurdular.' (5)

    Ebû Hüreyre'nin bir rivâyetine göre, bir seferinde Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) 'ın huzurunda Habeşliler harbeleriyle birlikte oynarken, Hz. Ömer (radıyallahu anh) çıkagelir. Derhal yere eğilip, avuçladığı çakılları atacağı sırada Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) müdâhale eder: 'Ey Ömer, bırak onları, zîra bunlar Benî Erfide'dir (Habeşlilerdir) '(6) Bu son cümleden, İbnu Hacer, Resûlullâh (aleyhissalâtü vasselâm) 'ın şunu demek istediğini anlar: 'Bu onların işidir, âdetleridir ve mübahdır da'. Bu yüzden Resûlullâh (aleyhissalâtü vasselâm) hoş karşıladı.

    İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: 'Hz. Aişe ensardan, bir yakını kızcağızı evlendirmişti. Resûlullah gelince: 'Genç kızı (kocasına) gönderdiniz mi? ' diye sordu. Evdekiler 'evet! ' deyince 'Kızla birlikte bir de çalgıcı gönderdiniz mi? ' dedi. Onlardan 'Hayır göndermedik' cevabını alınca, Aleyhissalâtu vesselâm: 'Ensar, aralarında gazel okuma adeti mevcut olan bir cemaattir. Keşke onlara: 'Size geldik size geldik, size selam bize selam' deyiverecek birini gönderseydiniz' buyurdular.' (7)

    - Ashâb'dan bir çoğunun sünnette eğlenceye de yer veren husûsî bir merasim yaptıklarını ifade etmektedir: 'Abdullâh'ın rivayetine göre, babası Hz. Ömer, bir çalgı sesi duyunca endîşelenir, ancak bunun düğün veya sünnet eğlentisi olduğu söylenince sükut ederdi. Buhârî el-Edebü'l-Müfred'de, bazı Sahabelerin çocukları eğlendirmek için çalgıcı Adiyy'i çağırttığını kaydeder.

    Evet, tüm bunların yanında, yukarıda izah ettiğimiz üzere, Musikiye cevaz vermeyen hadisi şerfileride gözönünde bulundurursak, şu sonuca varmak mümkündür: Mûsikiye, mutlak olarak 'haram' veya 'helal' demek mümkün değildir. Cevaz ifade eden sahih rivayetleri, hadis ilmini objektif ve rasyonel prensiplerine mutabık düşmeyen tekellüflü (zorlamalı) tevil yollarına başvurarak, mensuh addedip musikinin mutlak şekilde haram olduğunu söylemek caiz değildir. Öte taraftan, bir kısım zaaftan hali olmasa bile, mûsikîyî yasaklayan rivayetleri de görmemezlikten gelmek mümkün değildir. (8)

    İmamı Gazali, İhya-yı Ulumiddin eserinde tam 35 Sayfayı bu meseleyi ayırararak derin tahliller sonunda, Musikiyi Haram, mekruh, mübah ve müstehab olmak üzere 4’e ayırmıştır:
    1-) Dünya arzusu ve şehvet hisleri ile dolup taşan gençler için yalnızca bu duyguları tahrik eden müzik haramdır.

    2) Vakitlerinin çoğunu buna veren, iştigâli âdet haline getiren kimse için mekruhtur.

    3) Güzel sesten zevk alma dışında bir duyguya kapılmayan kimse için müzik mübahtır, serbesttir.

    4) Allah sevgisi ile dolup taşan, duyduğu güzel ses kendisinde yalnızca güzel sıfatları tahrik eden kimse için müstehabdır.
    (9)

    Gazali incelemesinde,Musikiyi haram kılan şeyin kendisi değil, dıştan ârız olan beş sebepten ibaret bulunduğunu ifade ederek şöyle devam ediyor:

    1) Şarkı söyleyen kadın olur, dinleyen de kadın sesinin şehvetini tahrik edeceğinden korkarsa dinlemek haramdır. Burada haram hükmü müzikten değil, kadının sesinden gelmektedir. Aslında kadının sesi haram değildir; ancak şehveti tahrik ederse Kur'ân okumasını bile dinlemek haram olur.

    2) Müzik âleti içki meclislerinin sembolü olan âletlerden ise bunu kullanmak haram olur; diğerleri mübah olmakta devam eder.

    3) Şarkı ve türkünün güftesi bozuk, İslâm inancına ve ahlâkına aykırı ise bunu müzikli veya müziksiz söylemek ve dinlemek haramdır.

    4) Gençliği icabı şehevî duyguların mahkûmu olan bir kimse aşırı derecede müziğe düşer, müzik onun yalnızca cinsî arzusunu tahrik ederse onun müzikten uzak durması gerekir.

    5) Sıradan bir insanın müzik şehvetini de ilâhî aşkını da tahrik etmediği halde bütün vakitlerini alır, onu başka işlerden alıkorsa yine haram olur.(
    10)

    Benzer bir yaklaşımı, Bediüzzaman Hazretlerinde görmek mümkündür: “Evet beşer, hakikate muhtaç olduğu gibi, bazı keyifli hevesata da ihtiyacı var. Fakat bu keyifli hevesat, beşte birisi olmalı. “ (11) diyerek Musiki gibi keyifli hevesata ruhun ihticı olduğunu, lakin bu konuda ifrata kaçılmamasını teyit etme babında “beşte bir” ifadesi kullanmış ve bir sınırlama getirerek: “Bu sırra binaendir ki, şeriatça bazı savtlar (sesler) helal, bazıları da haram kılınmıştır. Evet, ulvi hüzünleri, Rabbani aşkları iras eden sesler helaldir. Yetimane hüzünleri, nefsani şehevatı tahrik eden sesler haramdır. Şeriatın tayin etmediği kısım ise, senin ruhuna, vicdanına yaptığı tesire göre hüküm alır. (12) diyerek Musikiyi 3 ‘e ayırmıştır:

    1-) Haram olan Musiki: Şehveti ve nefsi tahrik edip her türlü harama sebebiyet verebilecek, insanın içinin kararmasına vesile olup hayattan bezip intihar’a teşebbüs etmeye meyilli Musiki Haramdır!

    2-) Helal olan Musiki: Kişide Rabbani ve Rahmani Aşk-şevk veren, manevi bir hüzün neticesinde kişiye Allah’ı hatırlatan musiki Helaldir.

    3-) Niyete bağlı Musiki: Kişinin Ruhuna bıraktığı tesir ve intibaya göre Helal veya Haram olan Musiki. Bu şekle güzel bir örneği, muhterem Fethullah Gülen Hocaefendiden dinliyelim: Alvarlı Efe Hazretleri, radyodan nezaman dört güzeller (elleri şöyle, gözleri şöyle vs) türküsünü dinlemiş olsa, gözleri yaşarır ve adeta farklı bir Aleme giderdi. Birgün kendisine neden hüzünlenip daldığını sorarlar? O da şu muhteşem cevabı verir: “ Duymuyormusunuz, dört güzellerden bahsediyor, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali'den bahsediyor. “ deyip iki göz iki çeşme ağlarmış. (13) Şimdi aynı Türküyü dinleyen başka bir insan, farklı mülahazaları anlıyor ve hatırına geliyorsa,o zaman bu Türkü o kişiye Haram olmaktadır.

    Konu ile ilgili son örneği, Bediüzzaman Hazretlerinin has Talebelerinden Ceylan Çalışkan Ağabeyin hatırasından dinliyelim:

    “ Üstad bir gün arabada giderken Ceylân Çalışkan'a radyoyu açtırmış. Mustafa Sungur bu durumu bilmediği için, Ceylân hem radyoyu kapamıyor, hem de gülüyormuş. Mustafa Sungur'un ısrarıyla Ceylân radyoyu kapatınca, Üstad, 'Ceylân, radyoyu aç, Sungur da dinlesin! ' demiş ve 'Kardaşlarım, ben sizin dinlediğiniz gibi dinlemiyorum' diyerek radyodaki hava zerrelerinin vazifeleriyle alâkalı dersler vermiş. (14)

    Bediüzzaman Hazretleri burada manevi bir konsantrasyona giriyor, şarkıyı değil, o şarkının ötesinde hava nimetini dinliyor, onu tefekkür ve temâşâ ediyor ve Allahu Alem, bir saat tefekkür bir sene nafile ibadetten hayırlıdır fehvasınca, bu vesil eile ibadet sevabı kazanıyor!

    Allah inşallah bizleride, dinledikleri ile Allah’a yakınlaşabilen talihli kullarından eylesin!


    (1) Elmalı Hamdi, Lokman Suresi: 6.Ayetin Tefsiri
    (2) Tirmizî, Büyû 51, (1282) , Tefsîru'l-Kur'ân, Lokman, (3193): İbnu Mâce, Ticârât 11, (2168)
    (3) Buhârî, Iydeyn 2, 3, 25, Cihad 81, Menâkıb 15, Menâkıbu'l-Ensâr 46, Nikah 82, 114; Müslim, Iydeyn 19, (892): Nesâî, Iydeyn 35-36, (3, 195-197)
    (4) Tirmizî, Nikah 6, (1089)
    (5) Buharî, Nikah 63
    (6) Fethu'l-Bâri: 3/97.
    (7) Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof.Dr.İbrahim Canan , 601. (1900) (6588) No’lu hadis
    (8) Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof.Dr.İbrahim Canan
    (9) İhya-yı Ulumiddin C. II, Sayfa. 120-145.
    (10) İhya-yı Ulumiddin C. II, s. 279-281
    (11) Emirdağ Lahikası, Sayfa 307
    (12) İşaratü'l-İ'caz, Sayfa 72
    (13) Kırık Testi, herkul.org, 22.04.2002)
    (14) http://www.ispartanur.net/ceylan_caliskan/INDEX.HTM

  6. #6
    Ehil Üye Tılsım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    Meçhul...
    Mesajlar
    2.240

    Standart

    Bilgilendirdiğiniz için Allah raz? olsun.

    Bir erime anıdır aşk can ipinin yavaşça incelmesi ve görünmeyen sevgili nin yüzünde kopması..

    Sustum! Bir harf bile söylememin imkanı yok yoklukta artık. Aslı olmayan sözlerdir çünkü hep dilimde, gerçek değil surettir hep...Cana eziyetten başka bir şey vermez ki söylesem!..

    Sustum! çünkü hadden aşkın olacak söz, kabından taşacak...Ne kulaklarda onu anlayacak bir kudret var oysa; ne anlayışında ona uygun bir kabiliyet!..


  7. #7
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    Alıntı Meyvenin Zeyli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    "...Şeriat-ı Ahmediye (a.s.m.) lehviyatı istemez;

    Bazı alat-ı lehvi tahrim edip, bir kısmı helal diye izin verip. Demek, hüzn-ü Kurani veya şevk-i tenzili veren âlet, zarar vermez.

    Eğer hüzn-ü yetimi veya şevk-i nefsani verse, âlet haramdır. Değişir eşhasa göre; herkes birbirine benzemez."

    Lemaat
    Burası yazılanların tamamını özetler nitelikte. Fazla söze ne hacet?

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  8. #8
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Selamun Aleyküm,


    Dinlediğimiz müziğe ölçü koymakta bize, üstadın zelzele bahsindeki açıklaması da çok yardımcı oluyor:

    Birinci suâl: Bu zelzelenin maddî musîbetinden daha elîm, mânevî bir musîbeti olarak, şu zelzelenin devamından gelen korku ve me'yusiyet, ekser halkın ekser memlekette gece istirahatini selb ederek, dehşetli bir azab vermesi nedendir?

    Yine mânevî cevap: Şöyle denildi ki: Ramazân-ı Şerîfin terâvih vaktinde, kemâl-i neş'e ve sürur ile, sarhoşçasına, gayet heveskârâne şarkıları ve bâzan kızların sesleriyle, radyo ağzıyla bu mübârek merkez-i İslâmiyetin her köşesinde câzibedarâne işittirilmesi, bu korku azabını netice verdi.

    On Dördüncü Sözün Zeyli'nden
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  9. #9
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart

    www.hayrettinkaraman.net


    Mûs?kî veya müzik (semâ', g?na) kad?n veya erkek taraf?ndan ses ve âlet (çalg?) ile icrâ edilen malûm san'at?n bütün şubelerine şâmildir. ?slâmî hüküm bak?m?ndan bu şube ve şekiller aras?nda fark vard?r. Ayr?ca müziğin icrâ edildiği yer ve maksad?n da hükme tesiri sözkonusudur.
    Müziğin hükmünü tayin eden delillere geçmeden önce f?k?h mezheblerinin telâkkisini özetleyelim:
    1) Hanefî mezhebine göre mûs?kî icrâs? ve bunu dinlemek haramd?r. Bu hüküm, değnek ve çubuğun bir yere âhenkli bir şekilde vurulmas?n? dahi içine almakta ve haram saymaktad?r.53
    Hükmün baz? istisnâlar? vard?r: Savaşta vurulan kös ile düğünlerde çal?nan tef.
    Müzik başkalar?na dinletmek için değil de kendini dinlendirmek ve yaln?zl?ğ? defetmek için yap?l?rsa ?mam Serahsî'ye göre caizdir; Merginânî'ye göre bu da haramd?r.54
    ?mam Ebû-Yusuf'a sormuşlar: Düğün d?ş?nda, meselâ kad?n?n ve çocuğun kendi evinde tef çalmas?na ne dersin? Şu cevab? vermiş: Bunda kerâhet yoktur. Aş?r? oyun ve teğannî olursa onu mekruh görürüm.55
    Hanbelî mezhebi bu konuda-genel çizgileriyle- hanefî mezhebi gibidir.
    2) ?mam Şâfiî ve Mâlik'ten ikişer görüş nakledilmiştir. Bunlardan birine göre bu iki imam müziği mekruh saym?şlar, diğerine göre ise -yan?nda bir haram işlenmediği, harama âlet edilmediği takdirde- mübâh görmüşlerdir. Şâfiî mezhebinden Gazzâlî ile malikîlerden Kettânî'nin görüşlerine aşağ?da daha genişce yer verilecektir.
    3) Zahiriyye mezhebi ile genellikle sofiyye tarikatlar? mus?kînin bütün nevileriyle mübah olduğunu müdâfaa etmişlerdir.56
    Mûs?kînin lehinde ve aleyhinde görüş bildiren f?k?h bilginleri baz? âyetlerle istidlâl etmişlerse de (Lukmân: 31/6; Zümer: 36/18) bunlar?n mûs?kîyi hedef ald?ğ? kesin değildir.
    Hadislere gelince, Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)'in düğün, bayram, karş?lama gibi münasebetlerle icrâ edilen müziği tasvib ettiği, düğünlerde bunu teşvik eylediği sağlam rivayetlere istinad etmektedir.
    Ayr?ca müziğin -bir harama âlet edilmeden yaln?zca saz ve ses müziğinin- haram k?l?nd?ğ?na dair sahih hadisin bulunmad?ğ? söylenmiştir.57
    Fasl? Abdulhayy el-Kettânî, Hz. Peygamber devri kültür ve medeniyetinden bahseden iki büyük ciltlik eserinde (et-Terâtibu'l-idâriyye) mûs?kîye 25 sayfa ay?rm?ş, bütün çeşitleriyle caiz olduğunu gösteren deliller getirmiş, bu mevzûda yaz?lm?ş 20 eserin ismini vermiştir.58 Bu müellifin tesbitine göre sahâbeden Ömer, Osman, Abdurrahman b. Avf, Ubeyde b. el-Cerrâh, Sa'd b. Ebî-Vakkas, Ebû-Mes'ûd, Bilâl, Abdullah b. ez-Zübeyr, Hassân, ?bn Amr, el-Mugira b. Şu'be gibi zevât?n müzik dinledikleri rivayet edilmiştir.
    ?mam Gazzâlî ?hyâ isimli eserinin 35 sayfas?n? bu meseleye ay?rarak bütün söylenenleri tahlil etmiş, delilleri karş?laşt?rm?ş ve şu neticeye varm?şt?r:
    Mûs?kî ister ses ister âlet ile olsun tek hükme bağl? değildir: Haram, mekruh, mübah ve müstehab olabilir.
    1) Dünya arzusu ve şehvet hisleri ile dolup taşan gençler için yaln?zca bu duygular? tahrik eden müzik haramd?r.
    2) Vakitlerinin çoğunu buna veren, iştigâli âdet haline getiren kimse için mekruhtur.
    3) Güzel sesten zevk alma d?ş?nda bir duyguya kap?lmayan kimse için müzik mübaht?r, serbesttir.
    4) Allah sevgisi ile dolup taşan, duyduğu güzel ses kendisinde yaln?zca güzel s?fatlar? tahrik eden kimse için müstehabd?r.59
    Gazzâlî incelemesini sürdürürken müziğin duruma göre ya mübah veya mendûb olduğunu, onu haram k?lan şeyin kendisi değil, d?ştan âr?z olan beş sebepten ibaret bulunduğunu ifade ederek şöyle devam ediyor:
    1) Şark? söyleyen kad?n olur, dinleyen de kad?n sesinin şehvetini tahrik edeceğinden korkarsa dinlemek haramd?r. Burada haram hükmü müzikten değil, kad?n?n sesinden gelmektedir. Asl?nda kad?n?n sesi haram değildir; ancak şehveti tahrik ederse Kur'ân okumas?n? bile dinlemek haram olur.60
    2) Müzik âleti içki meclislerinin sembolü olan âletlerden ise bunu kullanmak haram olur; diğerleri mübah olmakta devam eder.
    3) Şark? ve türkünün güftesi bozuk, ?slâm inanc?na ve ahlâk?na ayk?r? ise bunu müzikli veya müziksiz söylemek ve dinlemek haramd?r.
    4) Gençliği icab? şehevî duygular?n mahkûmu olan bir kimse aş?r? derecede müziğe düşer, müzik onun yaln?zca cinsî arzusunu tahrik ederse onun müzikten uzak durmas? gerekir.
    5) S?radan bir insan?n müzik şehvetini de ilâhî aşk?n? da tahrik etmediği halde bütün vakitlerini al?r, onu başka işlerden al?korsa yine haram olur.61




    --------------------------------------------------------------------------------


    53. el-Merginânî, el-Hidâye (kerâhiye bahsi)
    54. ?bn el-Hümâm, ag. esr., C.VI, s. 36.
    55. el-Aynî, Umdetu'l-Qârî, C. III, s. 359.
    56. ?yi bir hülâsa için bk. S. Uludağ, ?slâm aç?s?ndan Mûsikî ve Semâ, ?st. 1976, s. 168-187.
    57. Şevkânî, Neyl, C. VIII, s. 107.
    58. C. II, s. 120-145.
    59. C. II. s. 302.
    60. Hanefilerden Buhârî şârihi allâme Aynî de "Bayramda iki cariyenin okuduğu şark?y? Hz. Peygamber'in ve Ebû Bekr'in dinlediklerinden hareketle ayn? neticeye varm?şt?r. Umdetu'l-Qârî, C. 3. s. 360.
    61. C. II, s. 279-281. (özetlenmiştir.)
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

  10. #10
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Musiki!!! ruhun terennümüdür.. Ruh ise rabbinin emrine amadedir..Öyleyse Efendisine asi olmayan bir ruhdan gelen musiki de insana huzur ve sadet verir.. vesselam

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hangi Çalgı Aletleri Haram - Helal?
    By terennüm in forum Fıkıh
    Cevaplar: 26
    Son Mesaj: 14.08.19, 09:43
  2. Haram-Helal
    By Hümâ Sultan in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.10.14, 11:16
  3. Haram-Helal Enstümanlar?
    By mephistoteles in forum Fıkıh
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 25.10.08, 13:58
  4. Helal Ve Haram
    By __tİryakİ in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07.10.08, 23:31
  5. Helal mi Haram mı?
    By serapsek in forum Fıkıh
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19.06.08, 13:55

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0