+ Konu Cevaplama Paneli
4. Sayfa - Toplam 8 Sayfa var BirinciBirinci ... 2 3 4 5 6 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 31 ile 40 ve 76
Like Tree3Beğeni

Konu: Başörtüsü Farz mıdır?

  1. #31
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Haşiye 1: Mahkemeye karş? ve mahkemeyi susturan lâyiha-i temyizin müdâfaât?ndan bir parçad?r; bu makama Haşiye olmuş.
    "Ben de adliyenin mahkemesine derim ki: Bin üç yüz elli senede ve her as?rda üç yüz elli milyon insanlar?n hayat-? içtimâiyesinde en kudsî ve hakikatli bir düstur-u ?lâhîyi, üç yüz elli bin tefsirin tasdiklerine ve ittifaklar?na istinâden ve bin üç yüz elli sene zarf?nda geçmiş ecdâd?m?z?n îtikadlar?na iktidâen tefsir eden bir adam? mahkûm eden haks?z bir karar?, elbette, rûy-i zeminde adâlet varsa, o karar? red ve bu hükmü nakzedecektir."

    Haşiye 2: Tesettür-ü nisvan hakk?nda Otuz Birinci Mektubun Yirmi Dördüncü Lem'as? gayet katî bir sûrette ispat etmiştir ki, "Tesettür, kad?nlar için f?trîdir; ref-i tesettür, f?trata münâfidir."





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  2. #32
    Yasaklı Üye abdussamedfani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    kayseri
    Yaş
    45
    Mesajlar
    1.195

    Standart

    ......Ve tesettürle, nâmahremin iştahını açmamak ve tecavüzüne meydan vermemek, zayıf hilkati emreder ve kuvvetli ihtar eder. Ve bir siperi ve kalesi, çarşafı olduğunu gösteriyor....
    .................................................... ............
    Nasıl ki kadınlar kahramanlıkta, ihlâsta, şefkat itibarıyla erkeklere benzemedikleri gibi, erkekler de o kahramanlıkta onlara yetişemiyorlar. Öyle de, o mâsum hanımlar dahi, sefahette hiçbir vecihle erkeklere yetişemezler. Onun için, fıtratlarıyla ve zayıf hilkatleriyle nâmahremlerden şiddetli korkarlar ve çarşaf altında saklanmaya kendilerini mecbur bilirler. ......

    bir şeyi yapmamak başkadır, kabul etmemek başkadır.
    bu yüzden; çarşaf giymiyor isek de; tesettürün aslının çarşaf olduğuna inanmak mecburiyetindeyiz. (en azından nur talebesi olmak bunu gerektirir)
    tesettür emrinden murad olunan gayeler (kadının muhafazası, na mahremin iştahını açmamak vb.) çarşaf ile tam sağlanıyor.
    çarşaf harici kıyafetler ise; çarşafa benzediği ölçüde amacına yaklaşıyor. aksi takdirde, bir çok tesettür adı altındaki kıyafetler, açık-saçıklıktan daha berbat bir şekil arzediyor.
    tesettürün aslı çarşaftır. nur taleberi bunu böyle kabul ediyor. şehirli kadınlar ile köylü kadınları aynı statüde düşünemeyeceğimizi üstad belirtiyor.
    çarşaf giymeyen (veya giyemeyenler) ise; evvela, tesettürde çarşafın asıl olduğunu kabul etmelidirler ve mümkün oldukça, çarşafa yakın tarzda kıyafetler giymelidirler. Ta ki; tesettür emrinden murad olunan gayeye yaklaşılsın.
    halk partisi oligarşisi döneminde, halkı çarşaf ve peçeden uzaklaştırmak için, bu gün müslümanların savunmak zorunda kaldığı türban ve manto tarzı kıyafetlere insanlar yönlendirilmiş. geldiğimiz son noktada malesef onlar amaçlarına ulaşmıştır.

  3. #33
    Yasaklı Üye yatağanlı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    1.014

    Standart

    Son inen ayetteki cilbab kelimesini müfessirleri dinlemeden ve bahusus Üstad'?m?z? dinlemeden kendi kafam?za göre veya abilerin görüşüne göre anlarsak bu ç?kmaz sokaktan bir türlü ç?kamay?z.
    Üstad Hz.leri tesettür risalesini yazd?ğ? zaman kad?nlar aç?k saç?k değil, çarşafatn ç?kar?larak baş örtüsü ve mantoya bürünmüşlerdi. Okul kitaplar?na bakabilirsiniz!...

  4. #34
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Zaruri olan nedir? tesettür. tesettürün farziyeti hakkında kesinlikle bir ihtilaf yok.Tüm mezhepler birleşmiş. Peki ihtililaf olan konu dedir? Tesettürün nasıl sağlanacağıdır, kimi çarşafla sağlar, kimi battaniye ile sağlar, kimi pardusoyla veya başkabirşeyle.. Bu kişilerin kendi hür iradelerine bırakılmıştır. (Giyilen tesettürü tam sağlamıyorsa bile, kimse insanlar arasında hüküm verici değildir.)

    usul nedir? tesettürün farzıyeti

    furuat nedir? çarşaftır, dikişlidir, dikişsizdir, başörtüsü ve pardusodur,

    furuatta hak çeşitlenir. Tek değildir.


    Şimdi kalkıp bazı kardeşler ısrarla kendi fikirlerini, kendi anladıklarını tek doğru gösterip diğerlerini "hata etmekle" suçluyorlar.

    Bakınınız üstad ne diyor?


    (Tahtiecilik: Bir kimseyi veya birşeyi, kendi dışındakileri, kendi anladığının dışında anlayanları hatalı gösterme hastalığı)



    Zaruriyat-ı diniyeyi, mesail-i cüz'iye-i fer'iye-i hilâfiyeyle mezc edip, ona tâbi gibi kılmakta büyük bir hatar vardır.


    Zira Musavvibenin muhalifi olan Tahtiecilerden biri der ki:

    "Mezhebim haktır; hatâ ihtimali var. Başka mezhep hatâdır; sevaba ihtimali var."

    Halbuki cumhur-u avam, mezhepte imtizaç etmiş olan zaruriyatı, nazariyat-ı içtihadiyeden vâzıhan temyiz etmediğinden, sehven veya vehmen Tahtieyi filcümle teşmil edebilir.

    Bu ise, hatar-ı azîmdir. Bence,



    Tahtîeci, hubb-u nefisten neşet eden inhisar zihniyeti illetiyle malûldür.



    Ve Kur'ân'ın câmiiyetinden ve umum tabakat-ı beşere şümul-ü hitabından gafletle mes'uldür.



    Hem Tahtîecilik fikri, sû-i zan ve tarafgirlik hissinin menbaı olduğundan,


    İslâmda lâzım olan tesanüd-ü ervah, tevhid-i kulûb, tehâbbüb ve teâvüne büyük rahneler açmıştır. Halbuki hüsn-ü zanla, muhabbet ve vahdetle memuruz.

    --




    İşte aynen bunu yapıyorsunuz, şimdi bizim(başlık gereği hem de) kalkıp Kur'an'ın kesin emri ve zaruriyattan olan tesettür emrini güzelce anlatıp insanlara tebliğ etmemiz gerekirken, birçok konuda olduğu gibi bu konuda da gelip füruat ve hakkın taaddüt ettiği şekil kısmını, sizin anladığını şekli insanlara dayatıyorsunuz.Üstadın dediği gibi, inhisar zihniyeti.

    Okuyanlar da zannedecekki, islamiyette hiçbirşey açık değil, herşey ihtilaf mevzusu olmuş.



    Sunuhattan:

    İçtihadî olan mesail-i hilâfiye ise, yüzde on nispetindedir.


    Kıymetçe mesail-i hilâfiye ile erkân ve ahkâm-ı zaruriye arasında azîm tefavüt vardır.


    Mesele-i içtihadiye altın ise, öteki birer elmas sütundur.


    Acaba doksan elmas sütunu on altının himayesine vermek, mezc edip tâbi kılmak caiz midir?



    ---

    Artık bunları bir kenara bırakıp, ayrıntıya takılıp asılı gözden kaçırmayı bırakıp benim ki haktır, kardeşiminki de haktır diyerek, ihmal edilen elmas kıymetindeki "zaruriyata tahşidat yapma" zamanı çoktan gelmedi mi?
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  5. #35
    Yasaklı Üye yatağanlı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    1.014

    Standart

    Alıntı elff Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Zaruri olan nedir? tesettür. tesettürün farziyeti hakkında kesinlikle bir ihtilaf yok.Tüm mezhepler birleşmiş. Peki ihtililaf olan konu dedir? Tesettürün nasıl sağlanacağıdır, kimi çarşafla sağlar, kimi battaniye ile sağlar, kimi pardusoyla veya başkabirşeyle.. Bu kişilerin kendi hür iradelerine bırakılmıştır. (
    Eğer ayette kadınlar tesettür etsin dese idi haklı idiniz. Herkes istediği gibi tesettür ederdi. amma bu iş insanların anlayışına bırakılmamış. "Cilbablarını üzerlerine " ifadesi hem cilbab ile örtünmanin farz olduğunu hem de nasıl örtünüleceğini göstermiştir. Üzerlerine...
    Cilbab kelimesi neden zikredilmiş? Düşünsene...

  6. #36
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    ah ah, o kadar sözü boşuna söylemişim yatağanlı abi.

    herneyse,

    konu aşağıda, bu konuyla ilgili paylaşımı olan kardeşler "konuyla ilgili" devam edebilirler:

    Forumu inceledim ancak baş örtüsü farz mıdır? Sualine karşılık dini kaynaklara dayanan bir cevap ile karşılaşamadım. Eğer gözden kaçırmadı isem başörtüsünün farz olduğuna dair ayet, hadis ve dini alimlerin görüşlerini paylaşır mısınız?


    Not: Bu gün televizyon denen iğrenç makineyi karıştırırken bir ilahiyat profesörünün farz olmadığı iddası beni şok etti! Dinde farz olan bir şeyin. Bu kadar farklı nasıl yorulabildiğini de anlamış değilim. Yorum ve paylaşımlarınız siyasi değil sadece ve sadece dini olursa çok sevinirim...


    Selam ve Saygılarımla...
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  7. #37
    Yasaklı Üye yatağanlı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    1.014

    Standart

    ?nsanlar 1400 senedir devam eden, en son ve en mükemmel din olan islamiyette tesettür var m? yok mu onu tart?ş?yorlar. 1400 senedir fiilen tatbik edilen bir farz? tart?şman?n ne anlama geldiğini yazam?yacağ?m....

  8. #38
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    Alıntı yatağanlı Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Eğer ayette kadınlar tesettür etsin dese idi haklı idiniz. Herkes istediği gibi tesettür ederdi. amma bu iş insanların anlayışına bırakılmamış. "Cilbablarını üzerlerine " ifadesi hem cilbab ile örtünmanin farz olduğunu hem de nasıl örtünüleceğini göstermiştir. Üzerlerine...
    Cilbab kelimesi neden zikredilmiş? Düşünsene...

    Yatağanlı abi , sen daha iyi bilirsin zaten, meallerden fıkıh hükmü çıkarılmaz..Hele hele bizim gibi avam kısmı, meallere göre, "bak ayette şu kelime var, o zaman hüküm böyledir" gibi yorumlarda bulunması asla caiz olmamış..Sen zaten biliyorsun bunu hatırlatmak istedim sadece..

    İkincisi abi, ben hiçbir fıkıh kitabında "cilbab sadece çarşaftır" dendiğini görmedim..Eğer böyle bir kaynak varsa, nakledersen sevinirim..İlave olarak da, hiç bir fıkıh kitabında "tesettür sadece çarşafla sağlanır" dendiğini de görmedim..
    Hiçbir tefsirde de, "cilbab sadece çarşaftır" dendiğini de görmedim..

    Gelelim Üstad'ın tesettür risalesinde "çarşaf"ı zikretmesi..Evvela, Risale-i Nur bir fıkıh kitabı değildir,yani fıkıh hükümlerini ayrıntısıyla ,teferruatıyla beyan eden bir eser değildir, fıkıh hükümlerinin bazı hikmetlerini beyan eder ve fıkıh hükümleri hakkında icmali bilgiler verir..Tesettür risalesi de , tesettürün bütün fıkhi hükümlerini beyan etmez ,tesettürü sağlayan giysilerden "çarşaf" zikredilmiş sadece..Sadece çarşafın örnek verilmesi, başka hiçbirşeyin tesettürü sağlamayacağı manasına gelmez tabi ki..
    Üstad şafi mezhebine tabi idi ve hiç bir şafi fıkıh kitabında "tesettür sadece çarşafla sağlanır" denmiyor..Üstad madem yeni bir ictihad yapacak değil, çünkü ictihad risalesi ortada, o zaman biz tesettür için teferruatlı bilgi için fıkıh kitaplarına başvurmalıyız..Tesettürü sağlayan giysilerden birisi de çarşaf olduğu için, Üstad "çarşaf"ı örnek vermiş..

    ayrıca "cilbab" kelimesi, değişik manalara geliyor..
    Mesela erkeklerin de "cilbab" ı vardır, erkeklerin giydiği gömleğe de cilbab denmiştir..
    Mesela bir hadis-i şerifte:"(Cilbabı [gömleği] haram olan erkeğin namazı kabul olmaz.) [Bezzar]

    Görülüyor ki, cilbab değişik manalara gelebiliyor..Erkeğin, çarşaf giydiğini de söyleyemeyiz herhalde..

    Cilbab, hımarın [tülbentin] üstüne örtülen ve göğse kadar inerek gömleğin ceybini [yakasını] boynu örten baş örtüsü. (Ebüssüud tefsiri)

    Cilbab, tek parça örtü. (Celaleyn)
    Cilbab, göğse kadar inen baş örtüsü. (Ruh-ul-beyan)
    Cilbab, milhafedir. (Beydavi)
    Cilbab, hımardan büyük örtü veya vücudunu örten dış elbise. (Kurtubi)
    Cilbab, bedeni baştan aşağı örten çarşaf, ferace, çar gibi dış giysi. (Elmalılı)
    Cilbab, dışa giyilen örtü. (Tibyan, A.Fikri Yavuz ve Hasan Basri Çantay’ın meali)
    Cilbab, milhafe, entari veya hımar. (El-Envar) [Milhafe = dış örtü ki buna ferace de denir.]
    Cilbab, feracedir. (Ö. Nasuhi Bilmen tefsiri)

    Yine görülüyor ki, tefsirlerde de "cilbab sadece çarşaftır" denmiyor..

    Fıkıh kitaplarında da aynı şekilde, tesettürün nasıl sağlanacağı teferruatıyla anlatılır ama "tesetür sadece çarşafla sağlanır,çarşaf olmadan olmaz" denilmiyor..

    Ünlü fıkıh eseri Dürer-ül Mültekıt adlı kitapta:
    "Kadınların vücut hatlarının belli olmayacak herhangi bir elbise ile örtünmesi farzdır. İslam dini, kapanmayı emretmiş, ama belli bir örtü şekli bildirmemiştir." (Dürer-ül-mültekıte)

    Hanefi fıkıh kitabı Fetavay-i hindiyye de şöyle buyruluyor:
    "
    Kadına gelince, ona müstehab olan da, şu üç elbise ile namaz kılmasıdır : (Gömlek, izâr ve baş örtüsü.)
    Kadının, başını ve bütün bedenini tamamen örten iki elbise ile ve hatta aynı şartları taşıyan bir elbise ile namaz kılması da caiz olur. Serahsî'nin Muhıyt'inde de böyledir."


    Ayrıca, 1400 yıldır tesettürün çarşafla sağlandığı da yanlış..Tesettür değişik giysilerle sağlanmıştır, Yukarda naklettiğim gibi, kadınlarda tesettür,"milhafe,hımar,ferace,entari,izar,çarşaf" gibi giysilerle sağlanmıştır..
    Zaten bugün çarşaf diye bildiğimiz giysi Osmanlı'nın son döneminde ortaya çıkmıştır:

    "Çarşaf kelimesi, Farsça çader-şepten [gece örtüsü] bozularak Türkçe’ye girmiştir; tesettür için ev dışında giyilen üstlüktür. Tanzimatta hacca giden İranlılardan alınan çarşaf, önceleri bid’at sayılıp pek tutulmamışsa da, 1870’ten sonra yaygınlaştı. Daha sonra II. Abdülhamid Han, 4 Ramazan 1309 (2 Nisan 1892) tarihli bir emirle çarşafı yasakladı." (Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi)

    Yaşmak ile ferace giyilirken, 1872’de Subhi Paşanın Suriye valiliğinden dönüşünde ailesi Suriye’den getirdikleri çarşafla görününce, İstanbul’da çarşaf moda oldu. (Musahibzade Celal, Eski İstanbul Yaşayışı )

    3 Ekim 1883’te Şeyh-ül-islamın teklifi ve padişahın emriyle ferace dışında bir şey giymek yasaklandı. Daha sonra çarşaf da giyildi. O zamanki çarşaflar farklı idi. (Vakit gazetesi. 4.10.1883)

    Ayrıca meşhur Hanefi fıkıh kitabı Reddül Muhtarda ,
    "..âdet olan yerlerde, kâfirlerden gelmiş olsa bile, kadınların çarşaf ve erkeklerin bol pantolon veya şalvar giymeleri caizdir, günah olmaz. Elbisenin şekli ibadet değil, âdettir. Çünkü Peygamber efendimiz, papaz ayakkabısı, Rum elbisesi giymiştir. (Redd-ül muhtar)


    Mesela aşağıda sanırım Üstad'ın hemşiresinin bir fotoğrafı var,orada tesettürün nasıl sağlandığı gayet net bir şekilde gözüküyor..
    Alıntı mihrişah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bediüzzaman'ın kardeş ve yeğenleri



    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

  9. #39
    Yasaklı Üye abdussamedfani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    kayseri
    Yaş
    45
    Mesajlar
    1.195

    Standart

    üstadın hemşiresi bizim annemizdir.
    ben annemin resmini, internette görmek istemem.-velev tesettürlü dahi olsa...-
    lütfen o resmi kaldırın.
    ben kendi şahsıma çok rahatsız oldum.

  10. #40
    Müdakkik Üye Gül-ihamra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    810

    Standart

    Kuranda ''bu onlar?n tan?n?p eziyet cekmemeleri icindir''ifadesi geciyor.Burdan anl?yoruz ki, kuran kad?na carsaf giy demez ac?kca...Ama tan?n?p eziyet görmiyecek sekilde giyin der.Yani bunu ister carsafla,ister pardüsü ile yap...
    S?n?rlar? koruduktan sonra farketmez.Ama gecenlerde bi tv proğram?nda izledim,Sahabeler, tabin ve tebetabiin bu cilbab olay?n? şöyle yorumlam?ş;
    Kimi agz?n? ve vücudünu örtmeli,kimide sadece gözler meydanda olmal?,onun d?s?ndaki her yeri örtmeli demiş...Art?k gerisi bize kalm?ş...
    Bir dilenci gelse kapıma onu bu cüz'i şefkatimle geri çevirmiyeceğim.Rabbim! Bana vermiş olduğun şefkatinin yüzde biri,o dilenciyi kapımdan boş çevirtmiyorsa,ben ümitvarım ki;
    o yüzde doksan dokuz şefkatin beni senin kapından boş çevirmiyecek

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Tesettür Teferrüat mıdır? eSASAT mıdır?
    By yozgati in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 08.11.16, 12:41
  2. Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 27.11.09, 13:17
  3. Akrabalarımız İle Görüşmek Farz mıdır? İbadet midir ve Neden Bu Kadar Önemlidir?
    By *YEŞİLLİ* in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12.09.08, 00:22

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0