+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Qari ve Mukriler Diyarı Mısır

  1. #1
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    El Ezher Camii



    Muhammed Ali Camii-Kahire



    Mahmud Paşa Camii




    Soldan sağa:Sultan Hasan Camii, Rufai Camii ve Mahmud Paşa Camii



    İbni Tulun Camii





    Asvan Camii





    Ebu Abbas Mursi Camii




    Seyyide Aişe Camii





    Amr b. As Çamii(Blue Mosque)





    Seyyide Zeyneb Camii

    Sultan Zahir Baybars Camii(M.İsmail kayıtlarında Azzahir diye geçiyor)





    Midan Huseyin Camii(M.İsmail'in 1946 Rad kaydı burada okundu)







    İskenderiye ile Tanta arasında yer alan Damanhur Camii





    Mescid-i Hüseyin





    Al-Azhar-Masjid





    Ahmet Bedevi Camisi Mısır ( Bu camı Mustafa Ismaılın Memleketı Tanta dadır. Dedenın bu camıde kayıtları bulunmaktadır)





    1897 yılında Ezher Camii





    Şeyh Kamil Yusuf Behtimi'nin Camisi Omer Makram...Tahrir Meydanında bulunuyor...Genellikle ünlü şahıslar(politikacılar gibi) vefat ettiğinde cenaze namazları bu camide kılınıyor...Ömer Makram Mısır tarihinde bir kahraman olarak biliniyor(Napolyon zamanında fransızlara karşı)...




    Mustafa Kamil Sarayı-Kahire





    Abdeen Sarayı-Kahire





    Sultan Hasan Camii-Kahire





    Şeyh Muhammed Cibril'in okuduğu Cami-Amr b. As Camii-Kahire





    Halid b. Velid Camii-Kahire(Zemalik Camisine yakın)





    Mescid-i Fetih-Zagazig





    Ahmed Seyyid El-Bedevi Camii-Tanta





    Kaid İbrahim Camii-İskenderiye






    Ebul Abbas el-Mursi Camii-İskenderiye





    Asvan Camii-Aswan





    El-Lamati Camii-Minye





    El-Foley(veya Fulli) Camii-Minye





    Mescid-i Nur-Kahire






    mehmet ali paşa camii




    caminin içinden bir görünüş

    Konu muhibbülkurra tarafından (01.09.09 Saat 12:43 ) değiştirilmiştir.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  2. #2
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Fatma Nur ZENGİN
    Ölüler şehrine gece indiğinde



    “Hepimizin döneceği yer burası değil mi?” diye soruyla cevap veriyordu kendisine “ölülerle bir arada yaşamaktan korkmuyor musunuz?” diye soran muhabire. Belki de, Mısır’a istinaden Mısırlıların söylediği, “Mısır, üç harften oluşur. Mim, Sad ve Ra. Mim—müşkilat (zorluk), sad—sabır, ra—rehavet” tabiri en çok onun kıyısından köşesinden geçmişti… Belki de değil, kim bilir.
    Herkes bilmez, ama daha önce duyanlar, gelir gelmez orayı görmek ister: “Beni ölüler şehrine götür!” der. Mısır’daki birçok şey gibi ancak tahminen belirtilebilen rakamlara göre 2 milyon gibi bir nüfusun yaşadığı bu ölüler şehri, Kahire’nin tek gizeminin piramitler olmadığını bilip, yollara düşenleri bekler sanki. Adına yakışır gibi, sessizce… Yolunuzun üzerinde, kenarında, ansızın süzülüp, duran çatısız odacıklar görürsünüz, hepsi Mısır’ın toprağı gibi boz rengi… Güneşi içine almamak istercesine, boz renkli bu odacıklar aslında biraz da Kahire’nin aynası…
    Mısır’a dair ilk izlenimlerim oluşurken, her gün yeni bir şey öğrenmenin verdiği şaşkınlıkla, bu kültür zengini ülkeye doyamadığımı hissediyordum. Bilinen ve her yerde uygulanan gerçeklerin tam aksine tekabül eden Mısır gerçekleri, bazen insanı hayal kırıklığına uğratıyor, bazen de tebessüm ettirip ilgiyle kendini dinletiyordu. Mezar evlerin yani “ölüler şehri”nin hikâyesi de tıpkı bunun gibi…
    Arkadaşım, babasının mezarıyla ilgilenen bir aile olduğunu söylemişti. Ve onlara aylık 25 TL gibi bir miktar verdiklerini, bunun karşılığında mezarlığın bakımı ve özellikle de korunmasıyla bu ailenin ilgilendiğini belirtmişti. Bakımı anlamıştım, ama korunmasının neden bu kadar önemli olduğunu bir türlü çözemiyordum. Sonradan öğrendim ki, bu çatısız odacıklar, evsiz barksızlar tarafından istilâ ediliyormuş ve kendilerine buraları ev yapıyorlarmış. Bunu engellemek amacıyla, ölü sahipleri, evsiz barksız aileler arasından bir aile bulup, mezara kendileri yerleştiriyorlarmış. Böylece aile; kira ödemeden kalacak yere sahip olurken, ölü yakını da 25 TL gibi bir ücrete, mezarın bütün bakımını sağlayan ve gece gündüz orada kalarak emniyet altında tutan bu aile sayesinde rahat uyku uyumuş oluyor…
    Görmeyenler bilmez tabiî, ama orada duş yok, lavabo yok, mutfak yok, oda yok; belki bir yatak, ailenin dönüşümlü uyuduğu, belki köşede bir küçük mutfak tüpü ve hijyenden ve hayattan uzak hayat- lar… İşte bunu görünce insanın başı dönüp, hayretler içinde kalmaması mümkün değil…
    Biliyorum, gözlerinizin önünde ürkütücü bir tablo canlanmış olabilir… Ama o ölü şehrin sokaklarından geçerken, mezar evlerin önündeki hayat dolu, gülümseyen, kaygısız insanları görmek daha bir hayrete düşürüyor insanı. “Çocuk her yerde ve her zaman çocuktur” düşüncesine dayanarak, sokaklarda kendi yaptıkları toplarla oynayan, icat ettikleri oyunlarla neşelenen çocukları görmek çok şaşırtmıyor insanı. Ama ki o çocuğun annesi-babası… Onları kapıların önünde sanki tatile bir sahil kasabasına gelmiş de, deniz kenarında oturuyormuş gibi dertsiz, tasasız, endişesiz görmek insana “ama nasıl” sorusunu sordurtuyor.
    Bunun kaynağı da tabiî ki sadece hijyen şartları, yahut diğer hayat şartlarının elverişsizliği değil. Herkesin zihninde bir yerlerde gizli olan başka bir şey var: Ölülerle aynı ortamda olma fikri. Hele de gece olup, karanlık herkesi gizlediğinde ve gündüz bile “ölüler şehri” ismini layıkıyla taşımak için güneşten daha az nasiplenen bu şehre ay doğmadığında, “ölüler”le bu insanların beraber kalıyor olması düşüncesi herkesin zihninin bir köşesinde yer alıyor…
    Dedim ya, diğer şartlar değil ilk etapta bizi dehşete düşüren. Aslında diğer şartlarda yaşayan insanlar çok. Apartmanların girişinde bazen bir divan görürsünüz. Bu divanda kapıcı uyumaktadır. Ha kendisi, ha annesi, ha çocuğu, kimin fırsatı varsa yahut kimin sırasıysa o uyur. Kapıcı dairesi bile olmayan apartmanlardaki bu içler acısı manzara, evi, barkı olmayan, karın tokluğuna çalışan ve çoğunlukla da beyinlerindeki ve hayatlarındaki “sınıf ayrımı” düşüncesinden yola çıkarak bu insanlara “insan”lık dışı davranmaktan çekinmeyen ev sahipleri mevcutken, mezar evlerde yaşayanlardan çok da farklı olduklarını söyleyemiyoruz… Ama diyorum ya, ya “ölüler”?
    Bu soruyu ben de kendime her gün soruyorum, cevabını her türlü verebiliyor olsam da. Aklıma ecdadımızın mezar yeri ile ilgili yaptıkları geliyor. Eskiden mezarlıklar, evlerin yakınında, mahalle aralarında olurmuş. Ta, kendisini hiç ölmeyecek zannedenlerin “bir gün öleceklerini unutmamaları” için.
    “Her nefis bir gün ölümü tadacaktır,”(Al-i İmran Sûresi, 185. âyet) gerçeği gün gibi ortadayken, muhabire cevap veren ölüler şehri sakini gibi rahat ve tasasız olamamamız ve onun yerine telâşlanmamız biraz garip değil mi?
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sessizlik Diyarı...
    By Muntesip in forum Edebiyat
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 07.04.09, 17:41

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0