+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 19

Konu: Dünyadan Kur'ani Haberler

  1. #1
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart Dünyadan Kur'ani Haberler

    Ünlü Kurân üstadı Şeyh Mustafa İsmail Mısır'da anıldı

    Mısır'ın dünyaca ünlü Kurân üstadı Şeyh Mustafa İsmail, bu ülkenin kültür bakanlığı tarafından düzenlenen bir programla Kahire'de bulunan çok eski ve tarihi saraylardan birinde anıldı.

    İran Kurân Haber Ajansı İkna'nın Muhit Haber Merkezinden naklettiği habere göre Mısır'ın kültürel değerlerini yayma kurumu, yayınladığı bir bildiride 1905 ile 1978 yılları arasında yaşamış olan bu Kurân üstadının eski yazıları, fotoğrafları ve yaşamının çeşitli dönemine ait filimlerden bir belgesel yapıldığını duyurdu.

    Şeyh Mustafa İsmail Kurân tilaveti konusunda yorum sahibi olan sayılı üstatlardan biri idi. O sahip olduğu altın ses telleri ve büyük ustalığı ile 'kıraat ilmi ve tilavet hükümlerini' adeta yutmuş biri idi. İlahi ayetleri okuduğunda ortaya koyduğu ses ritmi ile 'dahi kâri' ünvanını almıştı.

    Bu anma programı çerçevesinde Şeyh Mustafa İsmail'in hayat öyküsünü anlatan bir kitapçık katılımcılara dağıtıldı.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  2. #2
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Medineli Sıddık hoca Eyüpsultan'a defnedildi
    Türk asıllı annesinin mezarını ziyaret etmek için bir haftalığına İstanbul'a gelmişti




    Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi'ye imam yetiştiren Medine'deki Bilal-i Habeşi Camii'nin imamı Muhammed Sıddık el Meymeni (73) İstanbul'da vefat etti. Türk asıllı annesinin mezarını ziyaret etmek için bir haftalığına İstanbul'a gelen el Meymeni, vasiyeti üzerine annesinin yanına, Eyüpsultan Mezarlığı'na defnedildi.

    Ömrünü Peygamber aşkı ile geçiren Muhammed hocanın İslam dünyasında ayrı bir yeri var. Medine'de açılan ilk resmî Kur'an kursunun kurucusu. Yetiştirdiği hafızlar bugün başta Suudi Arabistan olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde görev yapıyor. Şu anda Kâbe imamı olarak tanınan Şeyh Mahir ile Şeyh Abdullah da onun yetiştirdiği talebeler arasında. Hafızlığa büyük önem veren Muhammed hoca, aynı zamanda Suud'daki Kur'an kurslarının da genel müfettişliği görevini sürdürüyordu.

    El Meymeni'nin en büyük özelliklerinden biri de Türkiye ve Türk insanına duyduğu sevgiydi. İstanbul' da Hakk'ın rahmetine kavuşan annesi Sabriye Hanım'ın 1991'deki vefatına kadar her yıl en az bir-iki ayını Türkiye'de geçiriyordu. Bu seyahati aksatmaktan korktuğu için evlenmeyen hoca, geçtiğimiz pazartesi yine annesinin mezarını ziyaret etmek için İstanbul'a gelmişti. Gelir gelmez hastalanan el Meymeni, kaldırıldığı hastanede cuma akşamı vefat etti. 'Türkiye'de ölürsem cenazemi annemin yanına defnedin.' vasiyeti üzerine dün Eyüpsultan Camii'nde kılınan ikindi namazından sonra annesinin yanına defnedildi.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  3. #3
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    doğumunun 125. ve vefatının 57. yılında muhammed rifat 13 mayısta tarihi gavri sarayında anılacak.İhtifale ammar şerii,afaf razi,nusayr şemme,ezher kıraat reisi muasravi ve torunu henna rifat katılacak.Torunu insani yönlerini anlatacak.Ayrıca muhammed hulv,ahmed ibrahim ve helbavi kaside ve ilahi söyleyecekler.Şeyhin 1992 zelzelesinden kurtarılan mirası sergilenecek.Meryem suresi cd'si meccanen dağıtılacak.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  4. #4
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Çocukların Kur'an ziyafeti Diyanet'in düzenlediği erkekler Kur'an-ı Kerim Güzel Okuma Yarışması'nda tecvit, ses ve makamlarıyla yılların hafızlarına taş çıkaran yarışmacılardan İzmir Kestane Pazarı Kur'an Kursu talebesi 16 yaşındaki Yunus Emre Vural birinci oldu.

    İSTANBUL
    Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen 'Erkekler Kur'an-ı Kerim'i Yüzünden Güzel Okuma Yarışması Finali'nde mücadele eden çocuklar güzel sesleri ve düzgün makamlarıyla gönülleri mest etti. Tecvit, ses ve makamlarıyla yılların hafızlarına taş çıkaran yarışmacılardan, İzmir Kestane Pazarı Kur'an Kursu talebesi 16 yaşındaki Yunus Emre Vural birinci oldu. Ümraniye Atakent Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen yarışmaya, finale katılmaya hak kazanan 7 Kur'an kursu öğrencisi, salonu hınca hınç dolduran kalabalığa Kur'an ziyafeti verdi. “Kur'an-ı Kerim'i Yüzünden Güzel Okuma Yarışması” için her ilden seçilen birinciler, bulunduğu bölgede yarışmaya girdi. DİNLEYENLER MEST OLDU
    Yapılan yarışmada Türkiye'nin 7 bölgesinin birincisi, finale katılmaya hak kazandı. Dinleyenlerin mest olduğu finalde bazı vatandaşlar, yanlarında getirdikleri Cüzleriyle, yarışmacıları takip etti. Juri üyeleri tecrübeli imamlardan oluşan yarışmada tecvit, ses, kaide ve makam yönünden değerlendirilen yarışmacılardan İzmir Kestane Pazarı Kur'an Kursu'nda okuyan 16 yaşındaki Yunus Emre Vural birinci oldu. İstanbul Çekmeköy Mehmet Çakmakçı Kuran Kursu'undan katılan Enis Zengin 2. olurken, Güngören Güven Kursu'ndan katılan Enes Ceylan ise üçüncülüğe hak kazandı. Yarışmayı kazandığı için çok mutlu olduğunu belirten Vural, birinci olabilmek için çok çalıştığını söyledi. Finalin sonunda birinci olmaya hak kazanan Yunus Emre Vural'a 2 bin TL ve 9 tam altın hediye edilirken, ikinciye 1500 TL ile 8 tam altın, üçüncüye ise bin TL ve 7 tam altın verildi.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  5. #5
    Pürheves Melih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    ...
    Yaş
    29
    Mesajlar
    162

    Standart

    Var mıdır acaba ses kaydı falan muhibbülkurra ağabey.

    "Güzel söz, sadakadır."
    [ Hadis-i Şerif ]


  6. #6
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Kur'an bülbülleri mest etti Dünyaca ünlü hafızlar Kızılcahamam'da buluştu. Kur'an okuyan hafızlara halk yoğun ilgi gösterdi.
    KIZILCAHAMAM(AA)
    Kızılcahamam Belediyesi tarafından ilk kez düzenlenen Kur'an-ı Kerim'i güzel okuma programı Soğuksu Milli Parkı'nda yapıldı. Programa, dünyaca ünlü hafızlar Muhammed Tusi, Ahmet Ebul Kasım ile Türkiye'nin önde gelen hafızları, Kızılcahamam Belediye Başkanı Coşkun Ünal ile çok sayıda davetli katıldı.

    BURASI CENNET GİBİ
    Programın açılışında konuşan Belediye Başkanı Coşkun Ünal programı bundan sonra her yıl düzenleyeceklerini belirterek,şunları söyledi: “Kızılcahamam bizim kanaatimizce cennet diye tarif edilen yer. Burası vatanını milletini seven insanların yaşadığı ihlâslı halk topluluğu. Bundan sonra Temmuz'un ilk haftası kimseye söz vermeyin, çünkü her Temmuz'un ilk haftasında dün yaptığımız bu organizasyonun ikincisi, üçüncüsü, dördüncüsünü yaparak devam edeceğiz. Biz Temmuz'un ilk haftasında sizleri burada bekliyoruz.' Programının sonunda sema gösterisi yapıldı ve konser verildi.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  7. #7
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Dünyanın en güzel Kur'an okuyan hafızı Bünyamin Topçuoğlu: Taşıdığım yük şimdi daha ağır
    Bünyamin Topçuoğlu Senenin en bereketli zaman diliminde, yani üç aylarda Kur'an-ı Kerim okuma ve dinleme iştiyakı duyuyor insan. Burada da teknoloji imdadımıza yetişiyor ve bir CD'yi takıp dalıyoruz ilâhî kelâmın huzur dolu iklimine.

    Artık sadece Abdüssamet, Ahmet Naina gibi Mısırlı hafızların CD'lerinden de dinlemiyoruz hatimleri. Çünkü dünyanın en iyi Kur'an okuyan karileri arasında bizim ülkemizden yetişen hafızlar da var. Nitekim İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) tarafından geçtiğimiz hafta Rusya'nın başkenti Moskova'da gerçekleştirilen ve bu yıl 10.su düzenlenen yarışmanın 'en güzel Kur'an okuyan' hafızı Bünyamin Topçuoğlu oldu. Bağcılar İSTOÇ Camii imamlığını yapan Topçuoğlu Mısır, Malezya, Endonezya, Cezayir, İran ve Suudi Arabistan gibi Kur'an tilavetinde öne çıkan bütün ülkelerin hafızlarını geride bıraktı. Çok istedi, çok çalıştı, çok dua etti, Allah da karşılığını verdi. Şimdi o hamd makamında.
    Bünyamin Hoca'yı diğerlerinden farklı kılan ve birinciliğe yükselten özelliği derli toplu ve harfleri yaymadan yani tam bir İstanbul usulüyle okumasıymış. Diğer yarışmacıların okuyuşları ise Abdüssamet ve Ahmet Naina gibi bu işin üstadlarını taklit ediyor gibi anlaşılmış. Jürinin yüzde 90'ı Arap olmasına rağmen Topçuoğlu'nun İstanbul'a has okuyuşu takdirleri toplamış, üstelik En'am gibi kıraati zor bir sûreyi okuyarak. Bünyamin Bey, "Bir anlık dil sürçmesiyle her şeyi mahvedebilirdim, ama bana edilen duaların bereketini tam bu esnada gördüm." diyor. Okumasının bitmesiyle salonda bir alkış kopmuş. O an içini bir rahatlık ve huzur kaplamış. "Birinci olmasam da önemli değildi, çünkü ben görevimi en iyi şekilde yapmıştım, başardığımı da hissettim." şeklindeki ifadesi sezilerinde yanılmadığını ortaya çıkarıyor. Ama heyecan içinde sonuçları bekleyen her yarışmacı gibi ümitsizliği de son dakikada yaşıyor. Çünkü ikinci olacağını tahmin ederken, Cezayir'in adı okunuyor. "Önümde Endonezya ve Mısır varken birinci yapmazlar herhalde, sağlık olsun." dediği anda 'Türkiye' ismi anons ediliyor. O andan sonraki mutluluğu ise tarifsiz.
    Çin, Rusya, Finlandiya, Norveç ve pek çok Arap ülkesinin katıldığı organizasyonda Çinli yarışmacının Kur'an okuması Bünyamin Hoca'yı ve salondakileri duygulandırmış. Şimdi onun ismi de İsmail Biçer, Fatih Çollak, Ramazan Pakdil, Abdülkadir Şehitoğlu ve Davut Kaya ile yan yana yazılabilecek.
    Mahalle kursunda öğrenmiş
    Erzurum'da beş kardeşin en küçüğü olarak dünyaya gelen Bünyamin Topçuoğlu, henüz 29 yaşında. Arap harfleriyle tanışıklığı bir mahalle Kur'an kursunda 6 yaşında iken başlıyor. İlkokulu bitirince hafızlık yapıyor ve imam hatipe kaydediliyor. Bundan sonra hep Kur'an okuma üzerine yoğunlaşıyor. Ortaokuldayken Bolu'da yapılan yarışmada ilk birinciliğini kazanıyor, derken lisede başka bir Kur'an okuma yarışmasında yine birinciliği hak ediyor. Okul döneminde dört birincilik alınca kafaya koyuyor küçük Bünyamin: 'Türkiye'nin en güzel Kur'an okuyan sesi olacaktır'. Bu noktada ailesinden ve kendine güvenen hocalardan büyük destek alarak İstanbul'a, ta o zamanlardan okuyuşuna hayran kaldığı Fatih Çollak Hoca'nın yanına geliyor ve talebesi oluyor. Bir yandan Kur'an kıraatini en güzel şekliyle öğrenmeye çalışırken diğer yandan da 2000'de Avcılar Merkez Camii'nde imamlığa başlıyor. Son dört yıldır da 8 bin iş merkezinin bulunduğu Bağcılar İSTOÇ Camii'nde görevine devam ediyor.
    Yarışmadan sonra, taşıdığı yükün ve sorumluluğun daha da arttığını düşünen Bünyamin Hoca "Artık hiçbir şekilde Kur'an-ı Kerim'i baştan savarak okuyamam. Hep dünya birincisine yakışır şekilde okumam gerekiyor." diyerek bir örnek olma durumunun ortaya çıktığını anlatıyor. Yarışmanın akabinde hiç tanımadığı kişilerden günlerce tebrik telefonları almış. Bunlar içerisinde onu en çok duygulandıran Kur'an-ı Kerim okuma yarışmalarına hazırlanan bir gencin "Mısır, İran, Endonezya, Malezya varken sıra bize gelmez diye düşünüyor ve ümitsizliğe kapılıyordum, ta ki sizin birincilik haberiniz gelene kadar. Artık yarışmaya daha sıkı hazırlanacağım." şeklinde açtığı telefon olmuş. Topçuoğlu'nun dünyanın en güzel Kur'an okuyan kişisi olduğuna bakmayın, hâlâ hocasının biricik talebesi. Ama artık onun da yetiştirdiği 200'e yakın öğrencisi var. Ve bundan sonraki tek ideali öğrencilerine en iyi eğitimi verip ülkemize yeni birinciler kazandırmak
    Konu muhibbülkurra tarafından (07.07.09 Saat 12:34 ) değiştirilmiştir.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  8. #8
    Ehil Üye yakaza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    2.467

    Standart

    10 kıraatlık hafız: Ahmet Naina



    Ahmet Naina, Kur’an-ı Kerim’i makamına, manasına göre on ayrı kıraat üzerine okuyabilen ender hafızlardan. Aynı zamanda hekim olan Naina’ya göre yakın bir gelecekte Türkiye’den de dünyaca ünlü hafızlar çıkacak.


    --------------------------------------------------------------------------------

    ‘Kur’an-ı Kerim Mekke’de nazil oldu, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı.” Hemen herkesin aşina olduğu bu sözün doğruluk payı oldukça yüksek. Osmanlı’nın eşsiz hat sanatıyla bezenen Kur’anı Kerim’in en güzel okunduğu yerlerin başında Mısır geliyor. Çocuk yaşlarda Kur’an eğitimi almaya başlayan Mısırlıların arasından çok sayıda hafız yetişiyor. Okullarda resmî olarak öğretilmesi nedeniyle Hıristiyan olduğu halde Kur’an-ı ezbere bilen ‘Hıristiyan hafız’lar bile var. Mısır’dan bir isim, geçtiğimiz günlerde İstanbul’daydı. Üç yaşında Kur’an okumayı öğrenen, beş yaşında ezberleyen ve on yaşında Kur’an’ı on farklı kıraat üzerine okumak için eğitim alan Ahmet Naina, tilavet ettiği Kur’an-ı Kerim ile İstanbullulara Ramazan’ın manevî havasına yakışır bir ziyafet sundu.

    Ahmet Naina, Kur’an tilavetini öğrendiğinde henüz üç yaşındadır. O yaşlarda yakın camilere Kur’an dinlemek için gider, çocuk bünyesinin el verdiği kadar dayanır ve oralarda uyuyakalır. Beş yaşına geldiğinde Kur’an’ın tamamını ezberleyerek hafız olur. On yaşında kıraat ilmini, gelmiş geçmiş en önemli hafız olarak anılan Şeyh Mustafa İsmail’den öğrenir. Daha sonra İskenderiye Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olur. Usta hafız, bugün aynı zamanda çocuk doktoru. Her ne kadar hafızlığı asıl mesleğinin önüne geçse de hâlâ hekimlik vazifesine devam ediyor. Kur’an-ı Kerim’de ana rahmindeki çocuğun yaratılışı ile ilgili ayetlerden çok etkilendiğini belirterek, “Modern bilim ile Kur’an-ı Kerim örtüşüyorsa bu Kur’an’ın mucizesidir. Örtüşmüyorsa bu bilimin yeterince olgunlaşmadığı manasına gelir.” diyor.

    Diğer bir görevi ise Mısır’ın resmî hafızlığı. Yapılan imtihanlar neticesinde verilen resmî hafızlık unvanına 1979’dan bu yana sahip. Mısır eski Devlet Başkanı Enver Sedat, Naina’yı devletin resmî Kur’an okuyucusu makamına getirmiş. Mısır’ın sadece bir tane resmî hafızı yok. Yaklaşık yüz yılı aşkın bir süredir yapılan imtihanlar neticesinde önceleri saray-kraliyet ailesi için, daha sonra Mısır radyo ve televizyonları için hafızlar tespit ediliyor. Görevleri, devletin önemli toplantılarının açılış ve kapanışlarında, devlet başkanlarının yurtdışı gezilerinde, önemli gün ve gecelerde radyo ve televizyonlarda canlı olarak Kur’an-ı Kerim okumak. Resmî hâfızlar seçilirken sadece seslerine ve güzel okumalarına bakılmıyor. Ayrıca güçlü bir hâfız olmaları, farklı kıraatlarda ilimlerini tamamlamış olmaları, tecvid kurallarına riayet etmeleri, harfleri düzgün çıkartmaları, kendilerine has bir makam ve okuyuş tarzlarının olması bunlardan birkaçı. Dört ülkede Kur’an-ı Kerim kıraatı yarışmalarında birinciliği olan Ahmet Naina, tüm bu özelliklere sahip biri. Sadece Mısır’da değil bütün dünyada tanınan hafız, 70’e yakın ülkeye giderek Kur’an okumuş.

    Türkiye’de Kur’an-ı Kerim genelde “Kıraat-i Asım ve Rivayet-i Hafs.” olarak bilinen kıraat üzerine okunuyor. Dünyada ise on çeşit kıraat var. Kıraatları öğrenmek için mutlaka bir medresede ya da okulda ciddi ve uzun bir eğitim almak gerekiyor. Ahmet Naina 10 kıraatta, manasına, makamına göre Kur’an okuyabilen dünyadaki ender hafızlardan. Fatih Çollak gibi bazı ünlü hafızlara göre bu alanda şu an Naina’dan daha başarılı bir isim yok.

    Türkiye’den dünya çapında hafızlar çıkacak

    Ahmet Naina, Türkiye’deki hafızlarla Mısır’dakiler arasındaki en önemli farkın kendi ülkesindekilerin Kur’an’ın manasını anlayarak okumaları olduğunu söylüyor. İstisnaları olsa da Türkiye’de çoğu hafızın manasını bilmeden Kur’an okuduğuna değiniyor. Özellikle Fatih Çollak ve rahmetli İsmail Biçer’i çok başarılı bulan Naina’ya göre Mısırlı hafızların en büyük avantajı Arapçayı bilmeleri. Bu nedenle Mısır’da hafızlığın tamamlanma süresi yaklaşık bir yıl. 6-8 ay gibi kısa sürede Kur’an-ı Kerim’in tamamı, çocuklar tarafından ezberlenebiliyor. Mısır’da 7-10 yaşlarındaki çocukların hemen hepsi hâfız. Özel kursların dışında devlet okullarında da resmî olarak Kur’an eğitimi veriliyor. Hatta El Ezher gibi bazı üniversitelerden mezun olmak için hafızlık şartı aranıyor. “Biz Arapça yazmayı öğrenmeden önce basit ve kısa sureleri ezberlemeye başlarız. Büyüklerimiz bizlere sureleri okuyarak öğretir. Böylece okuma yazmayı öğrenmeden Kur’an’ın dörtte birini ezberlemiş oluruz.” diyor.

    Naina’ya göre Arapça biliyor olmalarının yanı sıra çocuk yaşta bu eğitime başlamaları da önemli. Türkiye’deki Kur’an eğitiminde çocuklara getirilen yaş sınırlamasını nasıl değerlendirdiğini sorduğumuzda, “Peygamberimiz ‘beşikten mezara kadar okuyun’ diyerek yaş sınırlaması yapmamıştır. Bir ülke dinini sonraki nesle iyi öğretmek için projeler hazırlamalıdır. Müslüman bir ülkede dinin öğrenilmesi için alınan kararlar önemlidir. Çünkü dini sağlam bir toplum yetişirse, yönetenlerin de işi kolaylaşır.” diyerek kendini örnek gösteriyor: “Mesela bana destek oldular. Böylece beş yaşımda hafız olup Kur’an’ı ezberledim. Daha sonra tıp fakültesini bitirerek çocuk doktoru oldum. Şimdi bu vasıflarımla ülkeme ve Allah’ın kitabına hizmet ediyorum.”

    Bugünkü okuyucuların makam ve kıraat noktasında kendilerini geliştirdikten sonra cemaatin karşısına çıkmalarını tavsiye eden Naina, “İyi bir hafız, iyi bir okuyucu birkaç senede yetişmiyor, bu onlarca seneyi alabiliyor.” diyor. Kendisini geliştirmek için 35 yıl çalıştığını belirten Ahmet Naina, bazı Türk hafızların seslerinin güzel olmasından umutlu. “Ben inanıyorum ki belki 5-10 sene sonra Türkiye’den dünya çapında dikkat çekecek hafızlar yetişecek.” diyor. Dünyaca ünlü hafızlara gittikleri her ülkede gösterilen büyük ilgiyi Allah’ın kitabı olan Kur’an-ı Kerim’e bağlayarak, “Gittiğimiz yerlerde en çok çocuklar ve gençler heyecanlanıp teveccüh gösteriyor, bizim gibi okumak için hayaller kuruyorlar.” diyor.

    Mısır’da hafızlık o kadar yaygın ki kapıcısından şoförüne, esnafından öğrencisine kadar her kesimde Kur’an’ı ezbere bilen kişilerle karşılaşmak mümkün. Verilen eğitimlerin yanı sıra televizyonlarda, radyolarda sık sık yapılan Kur’an yayınlarının da bunda etkisi var. Mısır’da sık sık Kur’an okuma yarışmaları yapılıyor. Türkiye’de bu yarışmalar ilk defa bir buçuk yıl önce gerçekleştirilmeye başladı; fakat Mısır’da bu gelenek yüzyıllardır devam ediyor. Naina, günümüzde teybin, internetin, CD’lerin gençlerin Kur’an eğitimini kolaylaştırdığına inanıyor. Ahmet Naina tam bir profesyonel. Kur’an’ı manasına göre günün her vakti saatlerce okuyabiliyor. Sesini nasıl korumayı başardığını sorduğumuzda ise, bunun tamamen düzgün yaşamakla alakalı olduğunu anlatıyor. Sesin de insanlar gibi olduğunu hatırlatarak, “Ona ne kadar iyi bakarsanız o kadar genç ve sağlıklı kalacaktır.” diyor.




    ''Madem ben de bu vatanın evlâdıyım,bu vatanın saadetine hizmet etmek benim için farzdır.''

    Emirdağ Lahikası

    ...EN GÜZELİ SİNELERDE BİR YAD-I CEMİL OLARAK KALIP GİTMEK...


  9. #9
    Ehil Üye yakaza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    2.467

    Standart

    Reisu’l-Kurra Abdurrahman Gürses’in talebesi Fatih Çollak: Tilavette artık İstanbul tavrı da etkili

    ERKAN ACAR
    Son yıllarda ülkemizde Kur’an-ı Kerim okuma programlarında Mısırlı hafızlarla karşılaşmaya başladık. Yetişen bir neslin üzerinde de Abdussamed, Mustafa İsmail, Ahmed Naina gibi ünlü hafızlar etkili oldu. Durum böyle olunca ‘İstanbul tavrı’ olarak bilinen Kur’an okuma da etkisini yitirdi ve tartışılır hale geldi. 28 Şubat sürecinin Kur’an kursları üzerinde oluşturduğu baskı da bu durumu tetikleyen bir başka unsur olarak görülüyor.
    ‘İstanbul tavrı’ Kur’an okumanın günümüzdeki önemli temsilcilerinden biri olan Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Kürsüsü Kur’an-ı Kerim dersi öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. Fatih Çollak, her şeye rağmen tüm yaşananlara olumlu yaklaşarak sıkıntıların Kur’an-ı Kerim hizmetine engel olmaması gerektiğine inanıyor. Türkiye’nin önde gelen hafızlarından Çollak, yurtiçi ve yurtdışında Kur’an-ı Kerim yarışmalarında görev alıyor. Kur’an-ı Kerim okumaya altı yaşında, hafızlığa ise yedi yaşında başlayan Çollak, dokuz yaşında da hafız olmuş. Memleketi Erzurum’dan İstanbul’a gelince Reisü’l-Kurra Hendekli Hafız Abdurrahman Gürses Hocaefendi’nin talebesi olan Çollak, bugün, onun en önemli temsilcileri arasında sayılıyor. Gürses Hocaefendi, hayatının son yıllarında bizzat Çollak’ın evine giderek kendisine ders vermiş. Çollak da geçtiğimiz günlerde 1999 yılında vefat eden hocasının hayatını anlatan biyografik bir esere imza attı.

    Yerleşik bir kanaat vardır; “Kur’an-ı Kerim, Mekke’de indi, Kahire’de okundu, İstanbul’da yazıldı.” diye. Bu genel bakış bugün de geçerli mi?

    Dünyada Kur’an tilavetinde İstanbul ve Mısır olmak üzere iki büyük üslup, tavır var. Mısır çizgisi ki; bu Arap tavrıdır ve İslam aleminde bu tavrın bir ağırlığı söz konusu. Ancak özellikle son yıllarda yapılan güzel Kur’an-ı Kerim okuma yarışmalarında biz de sesimizi duyurmaya başladık. Türkiye’deki mevcut potansiyelin geliştiğini ortaya koyduk. Bu şehirde henüz sayıları yeterli olmasa da İstanbul tavrı ile güzel okuyan hocalarımız var. Bütün gayretimiz bu memleketin çocuklarının da Kur’an-ı Kerim’i güzel okuyabileceğini ispat etmek.

    İstanbul ve Mısır tavrı arasındaki fark nedir?

    Mısır okuyuşunda makam zenginliği fazla yok. Üç beş makamın dışında Kur’an okumuyorlar. Bizde makam zenginliği çok fazla. Gerek ana gerek ara olmak üzere 30-40 makam söz konusu. Önemli olan Kur’an-ı Kerim’e kendisine has ölçülerinden taviz vermeden makamı giydirebilmektir. Kur’an’ı kurallarına göre okumaya önem veren bizden başka millet yoktur. Arap olmadığımız halde ve İslam’ı sonradan kabul ederek ona büyük hizmetler etmiş bir millet olarak Kur’an-ı Kerim’i okurken kurallara tam riayet etmeye büyük önem veririz. Biz hep şunu söyleriz okurken, makamı Kur’an’a uydurmak lazım, Kur’an’ı makama değil. Yani kurallar önde, makam arkada olacak. Tecvid kuralları lokomotif, makamlar vagon olmalı.

    Mısır tavrını bütün Arap âlemi benimsemiş durumda. Hatta Türkiye’deki programlara bile Mısırlı hocalar davet ediliyor. İstanbul tavrı o zaman bize mahsus bir usul mü?

    Marifet-iltifat meselesi. Tanıtmakla ilgili bir durum. Türk okuyucusunun tanıtılması resmî veya gayr-ı resmî Türk tavrının reklamını yapması gerekiyor. Mesela son birkaç sene içerisinde Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde yapılan Kur’an ziyafetlerine bizzat iştirak ettim. Geçmiş yıllarda da böyle davetler alırdık; ancak son yıllarda davet sayısında artış yaşanıyor. Gittiğimiz yerlerde Mısır’dan gelenler bizi tanıdıktan sonra hayretlerini gizleyemedi.

    Biz Arapça konuşmuyoruz. Manasını bilemediğimiz bir dildeki kutsal mesajlar buna rağmen bizleri nasıl etkileyebiliyor?

    Kur’an-ı Kerim ile bir mü’minin muhatap oluşu üç noktadadır. Birincisi tilavetiyle, ikincisi anlamıyla üçüncüsü de yaşanmasıyla. Birinci basamakta okunmalı; ancak bu noktada durmamalı, okuduğumuz şeylerin manasını anlamaya gayret etmeliyiz. Yani “Allah burada ne diyor?” sorusuna cevap aramalıyız. Üçüncüsü ise yaşamalıyız. Cenab-ı Hak bize Kur’an’da, “Doğru olun!” diye emrediyorsa mü’min okuduğunu anlamalı ve yaşamalı ki tam bir okuma olsun. Sadece okuması da bir ibadettir. Birkaç dakika sürer; ancak okuma esnasında yani Kur’an’ın akışı içinde insan heyecanlanır. Çünkü İlahî Kelam ruhları etkiler.
    Sayı: 234




    ''Madem ben de bu vatanın evlâdıyım,bu vatanın saadetine hizmet etmek benim için farzdır.''

    Emirdağ Lahikası

    ...EN GÜZELİ SİNELERDE BİR YAD-I CEMİL OLARAK KALIP GİTMEK...


  10. #10
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    2008 malezya dünya kuran okuma yarışmasında Yarışmanın birincisi Endonezyalı Hacı Mumin Mubarek Ğafir suresi 1 ve 2.ayetlerle , Haşr Suresi 23.ayeti okuyor.

    Yarışmaya Türkiye'den katılan arkadaşımız, bu okuyuştan çok etkilendiğini ve gözyaşlarını tutamadığını söylüyor.

    http://www.4shared.com/file/12354789...ngsa_2008.html
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bediüzzaman Hakkında Basında Çıkan Haberler
    By gündüzalp_58 in forum Kitap, Dergi, Albüm Tanıtımları ve E-Kitap Paylaşımları
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 19.03.09, 14:03
  2. Dış Haberler
    By zeet06 in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30.01.09, 17:58
  3. Vesvese Veren Haberler
    By Bîçare S.V. in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.01.09, 09:02
  4. Kainattan Haberler
    By Beste-i Rana in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 16.01.09, 20:37

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0