+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Çocukta Din Eğitimi Nasıl Olmalıdır?

  1. #1
    Dost eslem_beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    40

    Standart

    Dini eğitimi çocuğa sadece ihtiyac? olan dini bilgileri aktar?p öğretme ve onlar? zihinine yerleştirme ameliyesi değildir.?slam'?n insan? ulaşt?rmak istediği nihai hedef,iman ahlak ve davaran?ş olgunluğu ile beraber ,ahiret mutluluğu da olduğuna göre bu çerçevede yetiştirilmesi gerekir.

    Çocuk görerek,duyarak taklit ederek öğrenir.Kişiliği de çevresinde görüp-duydukalr?na göre oluşur.Bundan ötürüdür ki din eğitimine en sağl?kl? başalang?ç çocuğun dinin yaşand?ğ? bir ortamda ,hayat?n? dinin gereklerine göre düzenleyen bir aile ya da çevre içinde bulundurulmas? ile gerçekleşebilir.


    RABB?M ?Y? EVLATLAR OLAB?LMEY? VE AHLAKLI ?Y? EVLATLAR

    YET?ŞT?REB?LMEY? B?ZE NAS?P ETS?N......
    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 13:42 ) değiştirilmiştir.
    ALLAH'IM BENİ SENDEN UZAKLAŞTIRACAK SEVGİYİ KALBİMDEN SÖK AL.BENİ SANA YAKLAŞTIRACAK SEVGİYİ KALBİME VER.

  2. #2
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    ?DEAL D?N EĞ?T?M?

    D?N EĞ?T?M? hakk?nda belki de ilk söylenecek şey, bu kavram?n değişik çevrelerce değişik anlamlarda kullan?ld?ğ?d?r. Baz?lar?, din eğitimi denince sadece okullarda ya da Kur’ân kurslar?nda verilen din eğitimini anl?yor. Böyle anlay?nca da, çocuğa din eğitimi on beş yaş?ndan sonra verilsin gibi kendince önerilerde bulunabiliyor. Fakat ideal din eğitimi bu tan?mdan çok daha geniş bir çerçeveye sahiptir.
    ?slâm’da din eğitimi, bir aç?dan bak?l?rsa çocuk doğduktan itibaren, bir aç?dan bakarsan?z ondan da önce, eş seçimiyle birlikte başlar. Bu eğitimi eş seçimiyle başlatan din âlimleri, uygun bir eş seçilmediği takdirde çocuğun ilk ve temel okulu olan evde taşlar?n hiçbir zaman yerli yerine oturmayacağ?n? hakl? olarak öne sürerler.
    Dinimize göre eğitim, ne sadece okul duvarlar? aras?na ne sadece eve, ne de belli bir yaştan sonras?na hasredilen bir şeydir; daha çok “hayat boyu ve her yerde” bir niteliğe sahiptir.
    Bu aç?dan bak?ld?ğ?nda, çocuk doğduğu andan itibaren ona verilen her şey eğitim kapsam?na girer. Onun emzirilmesi, alt?n?n temizlenmesi, kucağa al?nmas?, sevilmesi bile bu eğitimin bir parças?d?r. Neyin eğitim olup olmad?ğ?yla ilgili bir soruya dinin vereceği cevap, “Çocuğun duygular?n?, düşüncelerini, bedenî gelişimini, Rabbine olan yak?nl?ğ?n?, ileride olgun bir iman sahibi olup olmamas?n? etkileyecek her şey eğitimin konusudur” olacakt?r. O bak?mdan okulda öğretmenlerden önce evde anne baba, çocuk için en önemli “eğitici” olduklar?n?n fark?nda olmal?d?rlar.


    Günümüz gelişim psikolojisi bilgileri de bu yarg?yla uyum halindedir. Uzmanlar, çocuğun 0-7 yaş aras?ndaki eğitiminin asla ihmal edilmemesi gerektiğini belirtmektedirler. Hele hele “el kadar çocuk ne anlar” anlay?ş? çok yanl?ş bir ç?karsamad?r. Çünkü o hiçbir şeyden anlamad?ğ?n? sand?ğ?m?z çocuk bir yaş?na kadarki dönemde anne ve baban?n konuşmalar?yla, kelimeleriyle haf?zas?n? doldurur. Sonra da yaş?n? tamamlamaya yak?n haf?zas?na ald?ğ? kelimeleri kullanmaya yeltenir. Telaffuzu kolay kelimelerle de bunu başar?r.
    Yine bu dönemde çocuğun konuşmaya başlamas?n?n yan?s?ra, emeklemesi, düşe kalka yürüme egzersizleri yapmas? da daima bir “öğrenme faaliyeti” içinde olduğunun delilidir.
    Öte yandan, çocuğun hayat boyu sürecek karakterinin kimi psikologlara göre ilk dört yaş, kimilerine göre ise ilk yedi yaşta şekillendiği hususu çok önemli bir tespittir. Hal böyle olunca, psikologlar taraf?ndan “ahlâkî gelişmesi” şeklinde nitelenen inanç ve ahlâk kurallar? çocuğa doğru biçimde verilmelidir. Çünkü bu kurallar iç kontrol gücü denilen vicdan?n gelişmesini de beraberinde getirir. ?ç kontrol gücünün gelişimi demek, çocuğun kendi kendisini yönetme yeteneği demektir. Aile ve çevre faktörünün oluşturduğu d?ş kontrol gücü, iç kontrolün gelişmesine paralel olarak etkisini azalt?r.
    Çocuğun ilk yaşlar?nda konuşmay? kavramas?ndan sonra dini duygu ve düşüncelerin sağl?kl? bir zeminde yürümesi için öğretilecek ilk şey, Peygamber Efendimizin emirleri doğrultusunda “Lâ ilâhe illallah” lafz? ya da cümlesi olmal?d?r. Allah’?n varl?ğ?n? ve birliğini ifade eden bu gizemli ve ürpertili gerçekle hayata başlayan çocuk, o küçük yaşta büyük ad?mlara, yarat?l?ş gayesine haz?rl?k için en ciddi başlang?ç aşamas?n? geçmiş demektir. Aileler bu konuyu asla ihmal etmemelidirler.
    Çocuğun hayata ad?m att?ğ?, düşe kalka yürümesini öğrendiği ve yar?m yap?ldak kelimeleri telaffuz edip ailenin neşe kaynağ? haline geldiği bu süreçten itibaren “oyun” da asla ihmal edilmemesi gereken bir eylemdir. Bu süreçte sevgili Peygamberimizin “Çocuğu olan çocuklaşs?n” buyruğu ebeveyn taraf?ndan ilke edinilmeli ve çocuklar? eğlendirmek, onlarla oyunlar oynamak için özel çaba sarf edilmelidir.
    Çünkü oyun çocuklar?n en sevdiği eylemdir. Anne baban?n ve diğer aile bireylerinin çocukla oyun oynamas?, çocukla aile fertleri aras?ndaki ilişkiler için sağlam bir zemin oluştururken, ayn? zamanda çocuğun zekâs?n? geliştirip, psikolojik aç?dan gelişimine de ciddi manada katk? yapacakt?r. Biricik önderimiz olan Peygamber Efendimizin çocuklar? oynamaya, eğlendirmeye teşvik etmesinin yan? s?ra, kendisinin de çocuklarla bizzat oynad?ğ?, torunlar?n? omuzlar?na ve s?rt?na bindirdiği, böylelikle onlar? güldürüp eğlendirmesi oyun konusunun önemini bütünüyle ortaya koymaktad?r.
    Çocuğun alg?lamas?n?n artt?ğ?, karakterinin şekillenmeye yüz tuttuğu bu dönemde çocuk, anne baban?n yan?nda namaz ibadetiyle, dua ibadetiyle tan?şacak ve onlar? gözlemleyecektir. Taklit yönteminin genel geçer olduğu bu dönemde anne ve baba çocuğa çok iyi bir örnek teşkil etmelidirler. Çocuğa dini eğitim vermede anne baban?n örnek olmamas? durumunda başar? şans? oldukça zay?ft?r. Çünkü çocuğa örnek teşkil edemeyen aile bireylerinin çocuğa dini eğitim vermesi mümkün olmad?ğ? gibi, verse de etkili olamaz.


    Din eğitim ve öğretiminde en ideal yöntem, çocukla birlikte ibadet etmek, ona anlayabildiği bir dille ibadetin önemini kavrat?p, ibadete teşvik etmektir. Çocuğa eğitim ve öğretim s?ras?nda onun psikolojik durumu gözden ?rak tutulmamal?d?r. Korkutucu örnekler yerine, ergenlik çağ?na değin biteviye sevdirici, teşvik edici örnekler verilmelidir.
    Bu dönemde hoşgörü ve müsamaha etken unsurlar olarak öne ç?kar?l?rken, çocukla olan iletişim beden diliyle güçlendirilmeli ve sevgi muhteval? sözcüklerin albenisi kuşan?lmal?d?r. Sevgi içerikli kelimeler, güzel sözler, takdir ve iltifat yüklü kelimeler, çocuğun inançla olan bağlar?n?n kavileşmesini sağlarken, çocuğun aileyle olan bağlar?n? da olumlu olarak etkileyecektir.
    Ayr?ca, ibadet sonras?nda çocuğun baş?n? okşamak, s?rt?n? s?vazlamak, onu takdir dolu kelimelerle yüreklendirmek, daha çok manevi içerikli ödüllendirmelerdir. Bu ödüllendirme biçimi çocuğa özgüven, huzur ve inanç aş?s?n?n da etkili olmas?n? sağlayacakt?r.
    Sevgide dengeli olmak, bu nokta da önemli bir faktördür. En sevdiklerimizi çocuğunda sevmesi için ayn? zamanda lüzumlu da bir hareket tarz?d?r. Disiplinli sevgi şeklindeki bir vasat sevgi, ideal bir sevgi biçimidir. Çocuğun ilk mürebbiyeleri olan anne ve babalar verdikleri eğitimde, sevgi, anlay?ş, merhamet, düzen, disiplin gibi davran?ş şekillerini öne ç?karmal?d?rlar.
    Yine bu koşutta ebeveynler çocuğun yetiştirilmesi için seferber olurken, çocuklar?n?n hay?rl? bir evlat olas? için yüce Yarat?c?ya el aç?p, yalvar?p yakarmay? da asla ihmal etmemelidirler. Tabii yakar?şlar?nda “dünya hayat?n?n süsü, meyvesi olan” çocuk nimetini kendilerine bahşettiği için şükran duygular?n? da mutlaka sunmal?d?rlar.
    Çocuğa temel eğitimin verildiği bu süreçte anne ve babalar birlikte hareket etmeli ve görevlerini ihmal etmedikleri gibi, asla birbirlerine de b?rakmamal?d?rlar. Taraflardan birinin bu sorumluluğu yüklenmekten kaç?nmas? eğitimin yar? yar?ya sekteye uğramas? demektir. Deyim yerindeyse, çocuğun eğitimi bir tahterevalli oyunudur ve bu oyunda uçlarda anne baba otururken ortada çocuk durmaktad?r. Bu oyun öylesine dengeli oynanmal?d?r ki, taraflar birbirini ağd?rmamal?d?r.


    Buraya kadarki izahlardan da anlaş?lacağ? üzere, çocuğun küçüklüğünden itibaren aile içinde kuvvetli bir iman dersi almal?d?r. Bediüzzaman’?n dediği gibi, “bir çocuk küçüklüğünde kuvvetli bir iman dersi almazsa, ?slâmiyetin ve iman?n erkânlar?n? ruhuna almas? sonra çok zor olur, yabani düşer. Özellikle anne ve babas?n? dindar görmezse ve yaln?z dünyevî fenlerle zihni terbiye olsa, daha ziyade yabani olur.”
    Bu ifadelerden ç?kar?lacak önemli bir husus, gerçek dinî ibadetlerini yerine getirebilecek yaşa gelene kadar çocuğu yapt?ğ? işlerden zevk al?r halde tutmakt?r. Maneviyat konusunda çocuk için başka her yerden daha çok, evde yaşad?klar? önemlidir. Anne baba çocuklar?na dinî bir şeyler anlat?rken “yetişkin odakl?” değil, “çocuk odakl?” olmaya dikkat etmelidir. Başka bir ifadeyle çocuğa yetişkin gibi davranmal?, ama ondan yetişkin gibi davranmas? beklenmemelidir.

    Bir diğer husus ise, anne baba ile okulda verilen eğitimin çocuk nezdinde “eğitimin bütünlüğünü bozucu” bir niteliğe dönüşmesine izin vermemektir. Yine Bediüzzaman’?n “okulda öğretmenlerimiz Allah’tan bahsetmiyorlar” diyen lise talebelerine “Öğretmenleriniz bahsetmiyorsa da, her bir fen kendi lisan?yla Allah’tan bahseder. Onlar? dinleyiniz.” şeklindeki öğüdü bu çerçevede son derece manidard?r. Laik eğitim anlay?ş?nda keskin çizgilerle birbirinden ayr?lan dinî-dünyevî eğitim, din odakl? bak?şta geçersizdir.
    Dindar bir anne baba ya da öğretmen için, bir çocuğun namaz k?lmas? da, gezegenler hakk?nda bilgi sahibi olmas? da, ayn? dünya görüşünün izlerini taş?mal?d?r. Bu konuda kâinat?n da, Kur’ân’?n da, Peygamber’in de ayn? hakikati öğreten farkl? öğreticiler olduklar? san?r?m konuyu aç?klay?c? mahiyettedir. Söz gelimi, binlercesi içinden sadece bir örnek olarak, “Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler” Kur’ân âyetini, kâinatta cari olan gerçekler yalanlamaz. ?kisi birbirine destek olurlar. Yine Kur’ân’?n övdüğü her bir hasleti Peygamber yaşant?s?nda en kemal düzeyde tezahür ettirir.


    ?deal din eğitiminin nihaî hedefine gelince, çocuğun kendisini yaratan, büyüten, besleyen ve terbiye eden Rabbini bilmesidir. Ev, okul ve toplum hep beraber bu hedefe ulaşmas? için çocuğa yard?mc? olmal?d?r. Bu yard?m s?ras?nda, çocuğa öğretilmek istenen konunun onun gelişim çağ?na uygun olup olmad?ğ?n? göz önüne al?nmal?d?r.
    Özellikle çocuğun ahlâkî gelişim basamaklar?, bu çerçevede son derece önem arzetmektedir. Ahlâkî gelişimin birinci basamağ?, bebeklik dönemidir. Bu dönemde çocuğun doğru ve yanl?ş hissi, sadece iyi ve kötüyle ilgili ne hissettiğidir. ?kinci basamak, çocuğun yeni yürümeye başlad?ğ? dönemdir ve çocuk bu dönemde de, başkalar?n?n anlatt?klar?ndan “doğru” ve “yanl?ş”? öğrenir. Okul öncesi y?llara denk gelen üçüncü basamakta ise, çocuk aile değerlerini, sanki kendi değerleriymiş gibi, içselleştirmeye başlar; ve kendi davran?şlar?n?n sonuçlar?n? alg?lamaya, anlamaya başlar.

    Dördüncü basamak, 7-10 yaş dönemini kapsar. Bu dönemin ay?r?c? özelliği, çocuğun anne babas?n?n, öğretmenlerinin ve diğer yetişkinlerin yan?lmazl?ğ?n? sorgulamaya başlamas?d?r. Çocukta güçlü bir “yap?lmal?” ve “yap?lmamal?” duygusu hakimdir. Ön ergenlik ve ergenlik y?llar?n? kapsayan beşinci basamağa gelen çocuk ise yetişkinlerden ziyade, arkadaşlar?na önem verir ve arkadaş sistemi içinde farkl? değer sistemlerini deneyerek, bunlar?n içinde kendisi için en uygun olan?n? bulmaya gayret eder.
    Anne baba aç?s?ndan bak?ld?ğ?nda, çocuğun terbiye olacağ? gelişim dönemleri daha farkl? bir düzleme oturur. Anne baba ve eğiticiler aç?s?ndan kaba bir tasnifle ifade edilirse, 0-6 yaş dönemi “telkin”, 7-10 yaş dönemi “teşvik”, 10-14 yaş dönemi “ikaz”, 14 yaş üzeri üzeri ise “müsamaha dönemi” olarak isimlendirilebilir.
    Tüm bu aç?klamalardan şöyle bir sonuç ç?karmak doğru olur: ?slâm’da din eğitimi hem bilinçli olmay? hem de büyük çaba göstermeyi gerektirir. Bu yolda en büyük sorumluluk da, herkesten önce anne-babaya düşer.
    Hilmi Orhan-Zafer Dergisi
    Konu elff tarafından (29.05.07 Saat 13:43 ) değiştirilmiştir.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bir Öğretmen Nasıl Olmalıdır?
    By muallim-necm in forum Eğitim
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.11.08, 00:51
  2. Bir Mümin Nasıl Olmalıdır?
    By selmanyildirim in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 30.01.08, 16:54
  3. Cumhurbaşkanı Nasıl Olmalıdır?
    By hasandemir in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.09.07, 09:48

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0