+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 ve 9
Like Tree1Beğeni
  • 1 tarafından muhibbülkurra

Konu: Gizli Telkinle Kuran Terapisi

  1. #1
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart Gizli Telkinle Kuran Terapisi

    İnsanı en aktif eden gizli telkinlerdir


    Son yıllarda çekim yasası ile ilgili kitaplar oldukça revaçta. Bunlardan biri de Kubilay Aktaş’ın “Gizli Telkinle Kur’ân Terapisi” kitabı. Diğerlerinden farkı ise, Kur’ân, Cevşen ve Celcelutiye üçlüsü ile hazırlanan telkinlerin kaydedilerek bilinçaltına gönderilmesi. Aktaş, Ördekli Kültür Merkezinde düzenlenen seminerde konuyla ilgili yaptığı çalışmalarını dinleyicilerle paylaştı.
    Konuşmasında sesin insan üzerindeki öneminden bahsederek, gizli mesajların algılayamadığımız bir frekansla kaydedilip, bilinçaltına iletildiğini söyleyen Aktaş, “Kur’ân’da sayha (ses) kavramı geçiyor. Bir sayha ile bir kavim yok edilebildiği gibi, İsrafil’in Sur’a üflemesiyle çıkan sesten, insanlık yeniden diriltilebiliyor. Bu yüzden ses çok önemlidir. Günümüzde filmlerin, çizgi filmlerin ve müziklerin altında şeytanı öven âyetler var. ‘Ey şeytan sen bizim tanrımızsın’ gibi. Geçenlerde bir deney yapılmış. Bir mağazanın önünde içinde babaannem, eski pardösü, yaşlılık, 70’li yıllar, sonbahar gibi sözler içeren bir müzik çalınmış. Mağazanın önünden geçenlerin on metre sonra omuzları çöküyor. Kasavet havasına bürünüyorlar. Seslerden, sözlerden etkileniyoruz. Ben kitabımda bu konuya dikkat çekmek istedim” şeklinde konuştu.

    KUR’ÂN-I KERİM’İ DİNLEMEK
    Farkında olmadan bilinçaltımıza giren âyetlerin, zihne direkt ulaştığını, bunun da bütün yaşayışımızı etkilediğini ifade eden Aktaş, “Kur’ân’ı bol bol dinlemek çözüm olabilir. Kısık sesle, duymakla duymamak arasında kulak vermeli. Edilgen olan benim, etken olan Allah’tır görüşüyle dinlemeli. Dinlediklerinden bir beklentin olursa, Üstad’ın dediği gibi ihlâs kırılır” dedi. “İnsanı en aktif eden strateji gizliden verilmiş olan telkinlerdir. Çünkü bilincin sınırlılıklarına dokunmuyor, bilincimizde şekillenmiyor” diyen ve sahabenin de bilinç sınırlılığıyla dinlemediğini kaydeden Aktaş, “Bir saray düşünün, sarayın kapısında bir bekçi var, bu bekçi bizim bilincimiz. Sadece tanıdıklarımızı içeri alıyoruz. Hz. Musa (as) Hz. Hızır’ı biraz zor içeriye aldı. Çünkü onun verileri Hz. Musa’ya çok tanımlı gelmiyordu. Hz. Mevlânâ Şems’i biraz zor içeriye aldı. Çünkü onun saptamaları Mevlânâ’ya çok uymuyordu. İşte subliminaller (gizli telkinler) de, bilinç düzeyinde alınamayan mesajları, bilinçaltı düzeyde telkin eder” diye konuştu.
    Aktaş, “Sen içeri almıyorsun, ama yıllarca ‘Ey Rabbim hakikati bana göster’ diye duâ etmişsin” sözlerine ek olarak, “Rabbin her defasında geldi, ama sen korktun, çünkü tanımadığın şekilde geldi. Subliminaller (gizli telkinler) ile âyetleri hiç genetiğiyle oynamadan, zihnin bulaşıklıklarına dokundurmadan, saf bir şekilde alabilirsin” diyerek bilinçaltına direkt gönderilen âyetlerin etkisini anlattı.

    GÜLE GÜBRE ATMAK,
    MUSÎBETE MARUZ KALMAK
    Gülün üstüne gübre atılmasının, gülü öldürmek için değil, daha güzel koku versin diye olduğunu söyleyen ve başımıza gelen sıkıntılı olaylara da, gözlemci konumuyla, geniş açıdan bakmak gerektiğini tavsiye eden Kubilay Aktaş, böyle düşünen insanın ferahlayacağını anlattı. Aktaş, “Yaşadıklarının başka kimsenin başına gelmemesi seni o kadar özel kılıyor ki… Musîbet, isabet kökünden gelir. İsabet, özellikle ‘sana atılan ok’ demektir. Fakat ok, her halükârda Rabbinden geliyor. Kula bir musîbet gelir, Haktan olduğunu bilirse rahmete dönüşür. Bunun yolu izlemektir, farkında olmaktır. Gözlemci konumuna gelirsen merkezde olursun. Merkezin özelliği şudur; zihne aittir, zamana ve mekâna ait bir şey yoktur. Gözlemci konuma geçen insan etkilenmeyen, etkileme potansiyeline gelendir. Birilerinin övmesi veya sövmesi seni etkilemez. Çünkü sen merkezsin, kendine karşıdan bakabiliyorsun. Yanlış varsa bu benim eksikliğim dersin. Çünkü Allah, Sübhan'dır” dedi.

    HAYATIMIZDA TESADÜF YOK
    Tesadüfi hiçbir şeyin yaşayışımızda yer almadığını, sadece seçtiklerimizi hatırlamadığımızı ifade eden Aktaş, konuşmasını şöyle tamamladı:
    “Hiçbir şey tesadüf değildir. Şu anki anne babamız bile tesadüf değildir. İçinde bulunduğunuz hayat, hiçbiri tesadüf olamaz. Çok derin bilinçaltıdır. Öte âlemde yaptığın şeyler var, ama hatırlamıyorsun. ‘Duânız olmazsa ne ehemmiyetiniz var’ deniyor âyette. Taleplerinizle varsınız. Taleplerinizle ölecek, taleplerinizle yeniden diriltileceksiniz. İstekleriniz dışında size bir şey verilmiyor.”
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  2. #2
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Avatar filmi Kuran-ı Kerim ilişkisi

    Gazeteci Yazar Ahmet Taşgetiren, 15 yılda çekilen ve tam 500 milyon dolara mal olan Avatar filmini seyrettikten sonra bakın neler düşündü:


    Ahmet TAŞGETİREN yazdı...
    Miladi 571, Peygamberimiz Hazreti Muhammed (s.a.)'in doğum yılıdır. Tarihlere 'Fil vak'ası' diye geçen hadisenin Peygamberimiz'in doğduğu yıl gerçekleştiği rivayet edilir.
    Yemen Kralı Ebrehe, kendi hükümranlığına rakip bir merkez olabilir endişesiyle Kabe'yi yerle bir etmek üzere harekete geçer. Ordusunda, zamanın en güçlü savaş araçlarından olan filler vardır.
    Mekke'nin yakınlarına kadar gelirler.
    Mekke civarında otlamakta olan deve sürülerine el koyarlar.
    Onlardan bir kısmı Peygamberimiz'in dedesi Abdülmuttalip'e aittir.
    Abdülmuttalip, Ebrehe'nin çadırına gider ve develerini ister.
    Ebrehe ona istihza ile bakar ve:
    -Hem bu memleketin büyüğü olacaksın hem de şehri savunmayı bırakıp develerinin peşinde koşacaksın der.
    Abdülmuttalip, Ebrehe'ye şu cevabı verir:
    -Kabe'nin sahibi var, onu O korur. Ben ise develerimden sorumluyum.
    Sonra Ebrehe ordusu şehrin üzerine yürür ve bu sırada, Kur'an'da Fil Suresi'nde anlatılan olay gerçekleşir:
    'Görmedin mi Rabbin ne yaptı fil sahiplerine.
    Boşa çıkarmadı mı onların kötü tasarılarını.
    Onlara sürü sürü kuş gönderdi.
    Onlara balçıktan pişirilmiş sert taşlar atarak,
    Ve sonunda O, yenilmiş ekin yaprağına döndürdü onları...'
    Kuşlar, ayaklarında taşıdıkları balçıktan pişirilmiş taşları Ebrehe'nin dev ordusu üzerine atar, Ebrehe ordusu, yenilmiş ekin yaprağına döner.
    Bütün bunları neden anlatıyorum?
    Avatar'ı seyrettikten sonra, bunları hatırladığım için anlatıyorum.
    Ülke Pandora.
    Tabiatı tahrip edilmemiş bir dünya Pandora.
    İnançlı ve mutlu bir halkı var. Naviler.
    İnançlarının sembolize olduğu, kutsal ağaçları ve zikri andıran ritüelleri var.
    'Gök insanları' dedikleri bizim dünyamızdan farklılıklarının farkındalar.
    Ama Pandora'ya, süper bir güç, deyin ki 'Beyaz Adamlar' göz dikiyor. Çünkü orada çok kıymetli bir maden bulunuyor. Maden tam da kutsal ağacın altında.
    Beyaz Adamlar, Pandora'yı teslim almakta ve kutsal ağacın altındaki madene el koymakta kararlı.
    Pandoralılar ise ülkelerini vermemekte kararlılar.
    Sonunda Beyaz Adam'ın istila girişimi başlıyor.
    Deyin ki İsrail Gazze'ye saldırıyor ya da Amerika Vietnam'a...
    Filmde, Beyaz Adam'ın silah gücü, olabilecek en korkunç boyutta sergilenmiş.
    Bu silah gücüne karşılık, Pandoralılar'ın oklarının hiçbir anlam taşımayacağından eminsiniz.
    Bu bölümde, bilgisayar ortamında üretilmiş müthiş sahneler yer alıyor. Hele üç boyutlu seyrettiğinizde filmin içinde yaşıyorsunuz.
    Savaşın seyrini tersine çeviren şey, Pandoralılar'ın sırtlarına binerek uçak gibi kullandığı kuşlar...
    O kuşlarda kuşları aşan bir şey var.
    Bir ayrı güç.
    Film, bence bunun özenle altını çiziyor.
    Filmin hikâyesi içinde olabilecek en güzel biçimde eritilerek, bu ilahi güce sık sık atıf yapılıyor.
    Film hikâyesini yazanlar ya da yönetmen, 'Fil vak'ası'nı biliyor muydu, 'Ebabil'den haberdar mıydı bilmiyorum. Ama dev Ebrehe Ordusu ile çağın 'Beyaz Adam'ının birbiriyle birebir örtüştüğü, kutsallıklara yapılan atıfların ve 'Olağanüstü Kuşlar' temasının 'Kabe' ve 'Ebabil'i çağrıştırdığı çok net.
    Avatar, kesinlikle moral mesajlar taşıyan bir film.
    Ve Avatar, Kur'an'da geçen kıssaların manevi muhtevasının, çağımız insanına, olağanüstü güzellikte taşınabileceğini örnekleyen muhteşem bir sinema eseri.
    Gerekli olan ne?
    Kur'an'daki kıssalarla çağımız arasında ilişki kurabilecek bir zihin grafiği ve orada üretilenleri perdeye taşıyacak sanat performansı...
    İnsan, James Cameron mu gelip bunları filme dönüştürsün diye sormaktan kendini alamıyor. Ve her alanda olduğu gibi, sinema alanında da yetişmiş insanın ne kadar hayati önem taşıdığını düşünüyor.
    Bugün.com.tr
    meleks bunu beğendi.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  3. #3
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Modern Kolomb: AVATAR Yazar: Davut Şahin

    “Hırs sebebi hasarettir” der Bediüzzaman Hazretleri.
    Hiçbir canlıda var olmayan hırs, sadece insanda bulunur.
    Dipsiz bir kuyudur. Yedikçe azdıran, azdıkça, şımartan muazzam bir gayya kuyusudur.
    Halbuki insan bir hazinedir. Hislerini hem hayra hem de şerre kullanır.
    Hırsın kaynağı nedir?
    Acaba gelecek endişesi mi?
    İnsanlar geleceğin kendilerine ne getireceğini bilmediğinden nasıl bir yaşamlarının olacağını çok merak eder.
    Merak elbette fıtri bir reaksiyondur. Ancak bu duygu olumsuz yönde gelişirse, gereksiz bir endişeye dönüşmez mi?
    Avatar filmini izlerken bunları düşündüm.
    Çok yakın bir gelecek… İnsanlar Pandora ismini verdikleri yeni bir gezegen keşfeder. Bu gezegende dünyada çok az rastlanan ancak çok değerli olan bir element vardır.
    Problem(!) şu ki, bu gezegenin sahipleri Na’vi adı verilen insanımsı garip yaratıklardır ve tam da bu madenin üzerinde yaşamaktadır.
    Her ne kadar bilim adamları, ölü Na’vi bedenleri kullanarak onlarla temas etmek derdindeyse, silahlı paralı askerleri kullanan şirket yöneticileri, bir an önce bu madeni ele geçirip Na’vileri yok etmek derdindedir.
    Avatar projesiyle felçli bir asker bir Na’vinin bedenine girer ve onlarla iletişim sağlar.
    Na’viler bu “yabancı” askere kucak açar. Bir Na’vi gibi yaşamayı öğretirler.
    Nihayetinde gözünü hırs bürümüş şirket yöneticileri fazla beklemez ve paralı askerlerle birlikte Na’vilerin kutsal bildikleri ağacı kökünden koparmaya başlar, yaşadıkları yeri dümdüz ederler.
    Tıpkı 1492’de İtalyan kökenli İspanyol denizci Kolomb’un Amerika’ya girip “Yeni Dünya’yı keşfedip, sonrasında on milyonlarca yerliyi kıtır kıtır doğradığı gibi… Bu keşif, Avrupalı sömürgecilerin korkunç bir açgözlülükle Amerika kıtasında sergiledikleri vahşete mal oldu.
    Benzer gözü dönmüşlük Vietnam’da hortladı.
    Sonrasında Afganistan ve Irak işgalleri.
    Avatar filmi sanki bunun modern versiyonu gibi. İnsanlık teknolojide dev adımlar da atsa, galiba gözü dönmüşlük ve hırs hiç değişmeyecek.
    *
    Yeri gelmişken iki filmden daha sözetmek istiyorum.
    Malum, Hollywood “Müslümanları” terörist gibi gösteren filmleri peşpeşe vizyona sokmaya devam ediyor.
    İşte bunlardan biri “Hedef” ismini taşıyor.
    CIA’da her Müslümanı potansiyel terörist gibi gösteren diyalog var ki, akıllara zarar.
    Diyor ki:
    “Dünyada şu kadar Müslüman olduğunu düşün… Hepsi takıyye yapsa biz bunlarla nasıl baş edebiliriz?”
    Adamlar sanki “barış havarisi.” Kanla yoğrulmuş tarihini ne çabuk unuttular.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  4. #4
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    Alıntı muhibbülkurra Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İnsanı en aktif eden gizli telkinlerdir


    Son yıllarda çekim yasası ile ilgili kitaplar oldukça revaçta. Bunlardan biri de Kubilay Aktaş’ın “Gizli Telkinle Kur’ân Terapisi” kitabı. .”
    Kubilay Aktaş'ın moralfm de yaptığı programlar benim manevi dünyamda bambaşka etkiler bırakmıştır..Kendisine ayrı bir muhabbetim vardır..
    Risale-i Nurlarla tanışmama sebep olanlardan birisidir kendisi..


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

  5. #5
    Ehil Üye Muntesip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    ....şehr-i güzin...
    Yaş
    33
    Mesajlar
    3.241

    Standart

    bende bunu merak ediyorum...bir arkadaşımız sağolsun bir ksımını göndermişti lakin devamlı surette devam edememiştmi ama insanda hoş bir etki bırakıyordu ki..biliçaltı denen hadise çok ilginç..bir muamma..Kubilay Beyi çalışmalarından dolayı tebrik ediyoruz...merak edenler için ara ara tarih kültür vakfının programlarına katılıyor oradan takip edebilirler...
    Konu Muntesip tarafından (08.01.10 Saat 18:21 ) değiştirilmiştir.

    Anlamaya başlama belirtilerinden birisi de ölme isteğidir...


  6. #6
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    Avatar filmi benimde çok merak ettiğim bir film...
    Keşke izlemek nasip olabilseydi...




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  7. #7
    Ehil Üye Muntesip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    ....şehr-i güzin...
    Yaş
    33
    Mesajlar
    3.241

    Standart

    ben kubilay aktaşın Kuran terapilerinden bahsediyroum..tavsiye ederim...

    Anlamaya başlama belirtilerinden birisi de ölme isteğidir...


  8. #8
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    Alıntı Muntesip Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ben kubilay aktaşın Kuran terapilerinden bahsediyroum..tavsiye ederim...

    Anladım zaten...
    Bende filmden bahsediyorum...




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  9. #9
    Dost leylanur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    39

    Thumbs up

    Alıntı muhibbülkurra Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Modern Kolomb: AVATAR
    Yazar: Davut Şahin 06.01.2010



    “Hırs sebebi hasarettir” der Bediüzzaman Hazretleri.
    Hiçbir canlıda var olmayan hırs, sadece insanda bulunur.
    Dipsiz bir kuyudur. Yedikçe azdıran, azdıkça, şımartan muazzam bir gayya kuyusudur.
    Halbuki insan bir hazinedir. Hislerini hem hayra hem de şerre kullanır.
    Hırsın kaynağı nedir?
    Acaba gelecek endişesi mi?
    İnsanlar geleceğin kendilerine ne getireceğini bilmediğinden nasıl bir yaşamlarının olacağını çok merak eder.
    Merak elbette fıtri bir reaksiyondur. Ancak bu duygu olumsuz yönde gelişirse, gereksiz bir endişeye dönüşmez mi?
    Avatar filmini izlerken bunları düşündüm.
    Çok yakın bir gelecek… İnsanlar Pandora ismini verdikleri yeni bir gezegen keşfeder. Bu gezegende dünyada çok az rastlanan ancak çok değerli olan bir element vardır.
    Problem(!) şu ki, bu gezegenin sahipleri Na’vi adı verilen insanımsı garip yaratıklardır ve tam da bu madenin üzerinde yaşamaktadır.
    Her ne kadar bilim adamları, ölü Na’vi bedenleri kullanarak onlarla temas etmek derdindeyse, silahlı paralı askerleri kullanan şirket yöneticileri, bir an önce bu madeni ele geçirip Na’vileri yok etmek derdindedir.
    Avatar projesiyle felçli bir asker bir Na’vinin bedenine girer ve onlarla iletişim sağlar.
    Na’viler bu “yabancı” askere kucak açar. Bir Na’vi gibi yaşamayı öğretirler.
    Nihayetinde gözünü hırs bürümüş şirket yöneticileri fazla beklemez ve paralı askerlerle birlikte Na’vilerin kutsal bildikleri ağacı kökünden koparmaya başlar, yaşadıkları yeri dümdüz ederler.
    Tıpkı 1492’de İtalyan kökenli İspanyol denizci Kolomb’un Amerika’ya girip “Yeni Dünya’yı keşfedip, sonrasında on milyonlarca yerliyi kıtır kıtır doğradığı gibi… Bu keşif, Avrupalı sömürgecilerin korkunç bir açgözlülükle Amerika kıtasında sergiledikleri vahşete mal oldu.
    Benzer gözü dönmüşlük Vietnam’da hortladı.
    Sonrasında Afganistan ve Irak işgalleri.
    Avatar filmi sanki bunun modern versiyonu gibi. İnsanlık teknolojide dev adımlar da atsa, galiba gözü dönmüşlük ve hırs hiç değişmeyecek.
    *
    Yeri gelmişken iki filmden daha sözetmek istiyorum.
    Malum, Hollywood “Müslümanları” terörist gibi gösteren filmleri peşpeşe vizyona sokmaya devam ediyor.
    İşte bunlardan biri “Hedef” ismini taşıyor.
    CIA’da her Müslümanı potansiyel terörist gibi gösteren diyalog var ki, akıllara zarar.
    Diyor ki:
    “Dünyada şu kadar Müslüman olduğunu düşün… Hepsi takıyye yapsa biz bunlarla nasıl baş edebiliriz?”
    Adamlar sanki “barış havarisi.” Kanla yoğrulmuş tarihini ne çabuk unuttular.

    GÜZEL SÖZ:

    Yoksul çok şey ister. Hırslı ise her şeyi.
    (Syrus)


    DAVUT ŞAHİN
    Diğer Yazıları



    Copyright © EuroNur - www.SaidNursi.de - Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir.


    Allah razi olsun

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Gizli Telkinle Kur'an Terapisi
    By aysima36 in forum Kitap, Dergi, Albüm Tanıtımları ve E-Kitap Paylaşımları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.02.09, 23:02
  2. Asabilere Tefekkür Terapisi
    By Müellif-e in forum Sağlık
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 18.08.08, 12:49
  3. Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 29.06.08, 14:12
  4. Şaşırtıcı Su Terapisi
    By aşur in forum Sağlık
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.08.06, 12:33

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0