Geleceğin ipuçları oyuncak sepetinde saklı!


Çocukların doğdukları andan itibaren en büyük uğraşısı olan oyunlar, onların fiziksel ve zihinsel gelişimini etkilemektedir. Oyunla çevresini anlamaya çalışan çocuk, gerçekleştirdiği davranışlarıyla iletişim kurmayı, başarılı ya da başarısız olmayı, empatiyi (duygudaşlık) ve sorumluluk almayı öğrenir. Oyun sırasında kullandığı oyuncaklar, onun gelecekteki kişilik yapısını ve mesleki başarısını şekillendirir.
Yetişkinlik dönemindeki davranışlar, çocukluk döneminin bir yansımasıdır. Çocukların zekâ potansiyeli 0–5 yaş arasında belirginleşir. Onları geliştirici davranışlar bu dönemde desteklenmezse, çocuklar ya yeteneklerinden farklı alanlara yönlendirilir ya da iletişim güçlüğü çekerler. Çocuklara oyuncak seçerken anne ve babanın dikkatle hareket etmesinde fayda vardır. Seçilecek oyuncaklar düzgün yüzeyli, kilitli ve kolay temizlenebilir özellikte olmalıdır. Oyuncağın uluslar arası standardını gösteren ‘CE’ işaretini taşımasına dikkat edilmelidir. Küçüğün; yutabileceği, boynuna dolanabilecek, çok yüksek ses çıkaran, kesici, delici ve kırılgan oyuncaklar tercih edilmemelidir.
İlk aylarda çocuğa direkt oyuncak vermek yerine, beşiğin üzerine asılan oyuncaklar, dikkat çekici sesli oyuncaklar kullanılır. Altıncı aydan itibaren rahat oynayabileceği, dökülmeyen yumuşak plastik oyuncaklar verilir. Sonraki dönemlerde çocuğun zihinsel gelişimine katkı sağlayan yutamayacağı büyüklükte legolar, yapbozlar, arabalar, evcilik malzemeleri yararlı olur. Çocuklara sadece kalıp oyuncaklar değil, onların hayal dünyalarını yansıtabilecekleri ve yeteneklerini geliştirebilecekleri oyun hamuru vb. oyuncaklar da verilmelidir.
Çocukların zihinsel gelişiminde beş yaşının önemi büyüktür. Çocuklara çok farklı oyuncaklar aynı anda verilmemelidir. Oyuncaklar farklı zaman aralıklarında verilmeli ve bu oyuncaklarla nasıl oynadıkları izlenmelidir. Okulda ya da kreşte öğretmenle de konuşulmalı, aynı uygulamanın onlarca da gerçekleştirilmesi istenmelidir. Küçüklerin seçtikleri oyuncaklar zekâ gelişimlerini de etkilemektedir. Oyun alanlarının çocuklarca nasıl kullanıldığı dikkatle gözlenmeli, sosyal alanlardan yararlanmaları teşvik edilmelidir. Oyuncakların destekledikleri zekâ boyutları, modellediği karakter görüntüsü ve bu profile (görünüş) uygun meslekler ya da yetenekler farklılık gösterir.
Oyuncaklar yapıları itibariyle geleceği belirlemede etkilidirler. Meselâ; oyuncak ayı ya da kedi, çocuğun sosyal yönde, iletişime açık, duygusal bir yapısı olduğuna işaret eder. Bu kişiler iletişim gerektiren halkla ilişkiler vb. alanlarda başarılı olurlar. Oyun hamuru, parça birleştirme gibi oyunları tercih eden çocuklar san'atsal gelişime meyillidirler. Top, sportif faaliyetlerin, girişimciliğin, takım ruhunun ve hareketliliğin öne çıktığı çocukların oyun aracıdır. Kendi yönlendirebileceği kukla, bez bebek vb. oyuncakları tercih eden çocuklar basın, iletişim alanlarında daha başarılıdırlar.
Neden böyle yan yan yürüyorsun yavrum? Düzgün yürüsene!’ der anne yengeç çocuğuna. ‘Pekâlâ, anne’ der çocuk. ‘Sen önümden düzgün yürü, ben seni takip ederim…’ Çocuğu oyuncaklarla tek başına bırakmak, onun iletişim yeteneği kazanması ve gelişmesi için yeterli değildir. Yetişkinler, onun oyunlarına katılmakla çocuğun iç dünyasına inebilir, ona olumlu yönde telkinde bulunabilirler. Pek çok ülkede yetişkinler de en az çocuklar kadar oyuncaklara ilgi göstermektedir. İngiltere’de oyuncak mağazalarını ziyaret eden her altı kişiden birinin yetişkin olduğunu düşünürsek durumu daha iyi kavrarız. Yetişkinler daha çok Monopoly, Amiral battı gibi klasik kutu oyunları tercih ediyorlar. Çocuğun diğer çocuklarla ve oyun alanlarında oynamasına izin verilmelidir. Bu kapsamda Millî Eğitim Bakanlığı ve Danone işbirliğiyle ‘Benimle Oynar mısın?’ filmi hazırlanmıştır. Geleneksel çocuk oyunları belgeseli formatında Türkiye’nin bölgelerindeki 40 çocuk oyununu kapsayan film, bütün MEB okullarına gönderilmekte ve MEB’in web sitesinde yayınlanmaktadır.
Günümüzde oyun tedavisi ile çocukların yaşadıkları sorunların belirlenmekte çözüm üretmesi öğretilmektedir. Fiziksel ve zihinsel engelli çocuklar oyun terapisiyle tedavi edilmektedir. Bu tedavide yönlendirici ve yönlendirici olmayan iki yöntem uygulanmaktadır. Oyun tedavi odalarında psikoterapistlerin kendi haline bıraktıkları çocuklar, kendilerini özgürce ifade etmekte ve öğrenmektedirler.