+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: İman Çerçevesinde Zaman Yönetimi

  1. #1
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart İman Çerçevesinde Zaman Yönetimi

    Ne kadar zamanımız var?

    Yaratıcımız ne kadar verdiyse o kadar. Zaman kavramı izâfî/göreceli bir kavramdır. İnsanın zamanı ile dünyanın zamanı farklı farklıdır. Dünyanın kâinat içinde yeri ne kadarsa, insanın da dünya içindeki yeri o kadardır.

    “Yemin olsun asra. İnsan muhakkak hüsrandadır. Ancak iman eden, güzel işler yapan ve birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.” (Asr Sûresi).


    Allah kısa bir sûreye, zamanın bir bölümünü ifade eden asra yeminle başlamaktadır. Her insanın kendine göre bir hayat çizgisi vardır. Bu çizgide zaman zaman kırılmalar olur. Bunların tamiri bazen uzun zaman alır. İnsanların kendilerine göre hedefleri vardır. Hedefler önemli- önemsiz, küçük-büyük, yakın-uzak gibi tasnif edilebilir. Bir ömür bunların içinde sürüp gider. Başlamak bitirmenin yarısı kabul edilir, ama o yarılar çoğalır, bir bütün olamaz. Bundaki engeller nelerdir? Bir hedefe odaklandığımızda hayal edemediğimiz engeller sıralanır. Başka bir işe başlarız, onu da yarım bırakırız.


    An’ı doğru yaşamak


    An’ı doğru yaşayamamak, an’a zam yapamamaktan ileri gelir. Tıkır tıkır işleyerek zamanın geçişini seslendiren saatin, tik-tak’larının her biri, bir başka anın ifadesidir. An da, kendince başlangıcı ve bitişi olan bir zaman dilimidir. An, tik veya tak deyince hem başlar, hem biter. Anlar birbiri ardınca sürekli geçer ve zaman da akar gider.

    Her zaman dilimi gibi anın da bir süresi vardır. An, geçmişle gelecek arasında varlığı idrak edilen en kısa zaman dilimidir. Anın önü nisyan, sonu ise meçhuldür. Herhangi bir anın varlığı, iki uzun karanlık arasında bir anda yanıp sönen küçük bir yıldız pırıltısını andırır. Yanması ile sönmesi birdir. Ama o kısa anın içinde koca bir ömür gizlidir. Dışarıdan bakıldığı veya yaşanıp geçildiği takdirde anlar da, yıldızlar gibi küçük görünür. Mahiyetleri bilinip içlerine girildiği ve değerlendirilmek istendiği zaman ise, yıldızlar kadar büyük ve geniştir.


    Biriktirilemeyen sermaye


    Her sabah hesabınıza 86,400 altın yatıran bir zengin düşünün. Gün boyu istediğiniz kadar parayı harcamakta veya harcamamakta serbestsiniz. Bunu istediğiniz herhangi bir şekilde kullanabilirsiniz. Sadece bir şart var: Harcamayı başaramadığınız meblâğ ne kadarsa, ertesi güne devretmez. Onun hiçbir bölümünü her ne sebeple olursa olsun, saklayamazsınız. Bir önceki günün tutarının tamamını harcamış veya hiçbir bölümünü harcamamış da olsanız ertesi sabah hesabınızda yine 86,400 altın bulacaksınız. Farkında olsanız da olmasanız da, hayatınızın her gününde bu durumla karşılaşmaktasınız. Bu durumda ne yapardınız? Akıllı insan bu serveti hesabından çeker ve hemen harcamaya başlar. Zaman “zengin”dir ve size her gün istediğiniz gibi harcayabileceğiniz 86,400 saniye vermektedir. Bu saniyeleri kullanmayı başaramazsanız, onları ebediyen kaybedersiniz.


    Hiçbir an birbirine benzemez


    Her an; apayrı bir âlem, bambaşka bir dünyadır. Anların diğer varlıklar gibi kendilerine has kimlikleri, kişilikleri, sesleri, şekilleri, biçimleri, renkleri, âhenkleri, özellikleri, güzellikleri ve benzer hususiyetleri vardır.

    Anlar, kullanılışlarına göre değerli-değersiz, faydalı-zararlı, iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin, büyük-küçük, uzun-kısa gibi sıfatlar taşırlar ve onlara göre de farklı hâller alırlar. Ama anlara bu farklı sıfatları veren yegâne varlık insandır. Onun için insan ömrünü en iyi anlatan zaman ifadesi andır. Aynen anlar gibi insanlar da yaşadıkları şartlara, taşıdıkları hâllere göre değerlendirilirler. İnsanlar, anlardan müteşekkil zaman dilimlerinde iyi şeyler yaşar, güzel hâller taşırlarsa iyi ve güzel addedilirler.

    Ömrünün mühim bir kısmını teşkil eden gençlik yıllarında nefsine, hissine, hevesine kapılıp kötülüklerle, çirkinliklerle meşgul olan insanlar, yaşadıkları anları da ruhları gibi kirletirlerse, kötü ve çirkin sıfatlarla anılırlar. Yalnız kendileri o sıfatlarla anılmakla kalmaz, yeri geldiğinde tertemiz olan anları da lekelerler, kirletirler ve benzerlerinden farklı sayılmalarına sebep olurlar.

    Anlar gibi, anların birbirini takip etmesinden meydana gelen sâliselerin, saniyelerin, dakikaların, saatlerin, günlerin, haftaların, ayların, mevsimlerin, yılların, asırların ve çağların da işleyişleri aynıdır.

    Bazen olur, bir anda öyle bir olay meydana gelir ve fertler, cemiyetler, milletler öyle hâllerle hâllenirler ki; anlar, çağlar kadar uzun hissedilir.

    Bazen de yaşayan insanlar veya meydana gelen olaylar itibariyle çağlar, zamanın akışı içinde bir an kadar bile yer almaz.

    Anların da, anlardan meydana gelen zamanların da farkı, yaşanışındadır. Bu gözle bakıldığında, her anı yıllara bedel farklı zamanlar da vardır. Tıpkı kandiller ve Ramazanlar gibi. İnananların gözünde bunlar hiçbir zamana değişilmezdir. Lâkin bütün bunlar, onlara yüklenen kudsî mânâlar bilindiği, şartlarına uyulduğu, gerekleri yerine getirildiği ve âdâbına, erkânına riayet edildiği takdirde tecellî eder. Çünkü kandillerin ve Ramazanın da farkı yaşanmasındadır.

    Hazineden veya hazinedeki değerli mücevherlerden ziyade hazinedara müştak ve müheyya olanlar, mânevî hazinelere gark oldukları anda onlardan geçerler ve o hazinelerin sahibi ile müşerref olma heyecanına kapılırlar. O ana ancak, zamanı kazananlar ve yönetenler erişebilir. Ömür muayyendir, sınırlıdır.
    İnsanların, kendilerine ayrılan zamanı bir an bile uzatmaya veya kısaltmaya güçleri yetmez. Bu itibarla zamanı kazanmak veya yönetmek, ancak ömür dakikalarını iyi değerlendirmekle mümkündür.

    Zamanı kazanmanın yolu, anları fark etmekten geçer. Görünüşte bir nefes alıp vermeye bile yetmeyecek kadar kısa olan anların, hakikatte bazı canlılar için bir ömür olduğunu bilenler, anları fark ediyorlar demektir. Bu idrak seviyesine ulaşan insanlar, yaşadıkları her ânı güzel hâllerle, tatlı sözlerle, faydalı işlerle geçirerek onları kazanıp ebedîleştirmenin çarelerini ararlar.

    Ramazanda değeri bilinerek yaşanan her an bir öncekinden kuvvet alır, bir sonrakine zemin hazırlar, dayanak olur ve kuvvet verir. Bediüzzaman Said Nursî bunu; “Şu mübârek şehr-i Ramazan, Leyle-i Kadr’i ihata ettiği için kendisi de ömür içinde bir Leyle-i Kadir’dir ki, muvaffak olanın ömrüne bin ömür katar. Dakikası bir gün, saati iki ay, günü birkaç sene hükmünde bir ömr-i bâkîdir” sözleriyle ifade eder.
    Böyle anlar birleşince ömre ömür katar, kısacık dünya hayatı uzun meyveli hal alır. Bu nüansı fark eden mü’minler, anlara yılları sığdırarak ‘bâkî bir ömür’ kazanmak için yaşadıkları zamanın her anını farklı bir nimet kabul ederler ve o anları farklı hâle getirmek için her birinde değişik bir şey söylemeye, farklı bir şey yapmaya gayret ederler. Meselâ, oruçlu geçen bir günün içine Besmelenin, Kelime-i Tevhidin, Kelime-i Şahadetin sığdırıldığı anlar veya benzer zikirlerle, hamdlerle, şükürlerle geçen zamanlar, telâffuz edilen harflerin binlerce katı kadar uzun olacağından her biri bir ömür sayılabilir. Bu zikirlerin de birer telâffuz ömrünün olduğu, ancak söylendiği zaman o ömrün bahşedildiği, söylenmeyince başlamadan bittiğine dikkat edilirse zamanın Ramazan farkı daha iyi anlaşılır. Geçen her anın geriye gelmesi mümkün değildir. O anda yapılabilecek hayırlar da başka hiçbir şekilde telâfi edilemeyecektir. Zira ömür muayyen, zaman sınırlıdır. Buna karşılık, kandillerde ve Ramazanda değerlendirilen her an, yaşanan hayatın en hoş, güzel, bereketli, verimli ve tatlı zamanı olacağı için insan hayatında sonsuz lezzetler meydana getirecektir.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  2. #2
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart Zaman yönetimi nedir?

    Zaman yönetimi nedir?


    Günlük olarak bize verilen 24 saat, 1440 dakika, 86,400 saniyelik süreyi, hayatımıza katkı sağlayacak biçimde kullanmaktır.


    Zaman yönetimi karşısındaki engeller


    1. Mükemmeliyetçilik:


    Hepimiz yaptığımız işin iyi olmasını isteriz. Aynı şekilde yaptığımız planların da yolunda gitmesi en büyük arzumuzdur. Mükemmeliyetçi kişi, işler yolunda gitmediğinde büyük bir hayal kırıklığı yaşar, işleri bırakır, umutsuzluğa kapılır. Yine böyle bir kişi, kendine gerçekçi olmayan hedefler belirlediğinden, yaptığı işlerden bir türlü tatmin olmaz, yüksek beklentileri sebebiyle harekete geçemez. Böylece iyi yapabileceği şeyleri, “mükemmeli başarmak” adına ya yapabileceğinden daha kötü yapar ya da hiç yapmaz. Zaman yönetiminde de “mükemmel” bir zaman planlayıcısı olmak gibi bir hedefe sahip olmak, kısa bir süre sonra hayal kırıklığı yaşamak ve vazgeçmekle eşanlamlıdır. Hedefler belirlenirken esnek olunmalı ve muhtemel aksilikler göz önünde bulundurulmalıdır.


    2. Erteleme:


    Bir konu sizin için önemliyse ve siz konunun peşinden gitmiyorsanız, erteliyorsunuz demektir. Erteleme yalnızca büyük amaçların ertelenmesi olarak değerlendirilmemelidir. Gündelik hayatta küçük görünen işler de daha önemli amaçların alt basamakları sayılır. Ertelenen her iş bir diğerini etkiler. Sonuç; yoğun stres, sinir bozukluğu, başarısızlık duygusu ve yılgınlık olur.


    3. Kendine aşırı güven:


    Hayatta kendine güvenmek iyi ve faydalı bir özelliktir. Ancak fazlası boş verdiciliğe yol açar.


    4. Kendine güvensizlik ve yüksek kaygı:


    “Bu işi nasıl olsa başaramam, öyleyse hiç denememeliyim” tarzında düşünceler kendine güvensizlik belirtisidir. Buna benzer düşünceler, yüksek kaygıya da sebep olur ve kaygı da bizim için bir engel oluşturmaya başlar.


    5. Hayır diyememe:


    Zaman yönetimi, bazen çevremize “hayır” dememizi gerektirecek bir faaliyettir. Önemli bir sınava çalışırken telefon eden bir arkadaşımızın; “1-2 saat sana uğrayacağım” demesi üzerine, istemeye istemeye onu misafir etmemiz bizi daha sonra sınavda zor durumda bırakacaktır.


    6. Hafife alma:


    Bazen bazı işlerin kendiliğinden olacağına ya da bazı özelliklerin herkeste bulunduğuna ilişkin bir yanılgıya düşeriz. Meselâ “dinlemeyi” öğrenmek gereksizdir, çünkü zaten biliyoruzdur. Birileri gelip nasıl olsa bizimle arkadaş olacaktır. Ya da er-geç üniversite diploması bize sunulacaktır. Bu tür hafife almalar, çoğu kez sosyal ve akademik alanda başarıyı olumsuz yönde etkileyen sorunlara sebep olur ve bize büyük hayal kırıklıkları yaşatır.“Günlük hayatımda neleri hafife alıyor olabilirim?” gibi bir soruya verilecek cevap, bu konudaki farkındalığımızı arttıracak ve bizi “hafife alma” tuzağından koruyacaktır.


    7. Zaman yönetimi konusunda önyargılarımız:


    “Bu teknikler benim işime yaramaz.”

    “Bu toplumda organize olmak mümkün değil.”

    “Bu kadar organize olmak çok ürkütücü.”

    “İnsanlar beni sürekli arıyor ya da benden bir şeyler istiyorlar.”

    “O kadar çok işim var ki...”

    “Ben bunları zaten biliyorum.”

    “Okumaya/dinlemeye ne gerek var.”

    “Yeterli vakit yok.”

    “Başkaları niçin yapmıyor, hep ben mi yapacağım?”

    “Nasıl başa çıkarım?”

    “Zaman konusunda başarısızım.”

    “Verilen zamanda bunu yapamam.”



    Alışkanlık değiştirme prensipleri:


    Günlük hayatta değiştiremediğimiz veya değiştirmekte zorlandığımız alışkanlıklarımız bulunmaktadır. Bunları aşağıda sıraladığımız bazı prensiplerle değiştirebiliriz.


    * “Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.”

    * “Hayat bir faaliyettir, şevk ise matiyyesidir (bineğidir).”

    * “İnsanları canlandıran emeldir, öldüren yeistir.”

    * Değiştirmeyi istediğiniz alışkanlıklarınızı (her defasında birisini) belirleyin.

    * Tavrınızı pozitife ayarlayın.

    * “Her söylediğin doğru olmalı; fakat her doğruyu söylemek doğru değildir.”

    * “Zaman gösterdi ki, Cennet ucuz değil; Cehennem dahi lüzumsuz değil.”

    * Benimsemeyi istediğiniz yeni alışkanlığı tanımlayın.

    * “Gaye-i hayal olmazsa veyahut nisyan (unutkanlık) veya tenâsi edilse, ezhan (zihinler) enelere dönüp etrafında gezerler.”

    * Yeni alışkanlığı başlatmak için gerçekçi bir hareket planı geliştirin.

    * Benimsemek istediğiniz alışkanlığa göre davranmaya başlayın.

    * Alışkanlık haline gelene kadar yeni davranış kalıbınıza sıkı sıkıya bağlı kalın.

    * Planlı alışkanlık değişiminiz için yardım sağlayın.

    * “Safayı al, kederi bırak.”

    * Harekete geçin, ertelemeyin.

    * Şimdi başla! Şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla.

    * Her gün ve her saat çalışmanın en uygun zamanıdır.

    * Bir günde ve bir zamanda yapman lâzım gelen bir işi ertesi güne bırakma.

    * “Hakikî ömrünü, bulunduğun gün bil.”
    * Hayat sandığın durumlar, yalnız bulunduğun dakikadır.


    Ahmed Özdemir
    Yeni Asya

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  3. #3
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Zamanı zaman yapan, zamandaki anı; son an bilmekdir..

    Teşekkür ederiz. Bu da güzeldi.. En hoyratça kullandığımız sermayelerin bile semayesi...

  4. #4
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart Zaman yönetimi teknikleri

    I. Amaç belirleme:

    Başarmak istediğimiz bütün işlerde olduğu gibi, zaman yönetimi konusunda da öncelikle belirgin bir amacınızın olması gerekir. Peki "belirgin amaç" nedir ve nasıl belirlenir?

    Şimdi biraz düşünün ve üç tane "kısa vadeli amacınızı" bir kenara yazın. Bu kısa vadeli amaçlarınız, önümüzdeki bir yıl içinde tamamlamayı planladığınız amaçlarınız olsun. Bu amaçları belirlerken, bir yandan da amaçlarınıza ulaşabilmek için hayatınızda yapmanız gereken değişiklikleri de gözden geçirin. Daha sonra, kısa vadeli amaçların yukarısına üç tane de uzun vadeli amacınızı yazın.

    Amaçları alt amaçlara bölme:

    Amaçları belirginleştirmede "alt amaçlara bölme" işleminin önemli bir yeri vardır.

    Şimdi uzun vadeli amaçlarınızdan birini bir başka kâğıda yazın. Daha sonra bu amaca ulaşabilmeniz için gerekli alt amaçları belirleyin ve altına bunları yazın.

    Sonra da her biri için yeni alt amaçlar belirleyin. Alt amaçlar iyice belirginleştiğinde kısa vadede yapmanız gereken işler net bir biçimde karşınıza çıkacaktır.

    Zaman planınızı bu amaçlar doğrultusunda yapmaya başlayacaksınız.Böyle bir liste daha detaylandırılarak ve her bir amaç için bitirme zamanı belirlenerek yapılabilir.Bu tür bir liste sosyal alanda yapılmak istenen şeyler için de yapılabilir ve çeşitlendirilebilir.

    Amaç belirleme sürecinin önemli bir parçası da "aciliyet" ve "önem" konusudur. Yapmak istediğiniz işler ve gerçekleştirmek istediğiniz amaçlarınız çok çeşitli olabilir. Bunların bir kısmı hayattaki uzun vadeli amaçlarınızla doğrudan ilişkilidir, bir kısmı ise bize zevk veren meşguliyetlerdir. Ancak bazı işler, temel amaçlarınızla olan bağlantılarına göre daha önemli, bazı işler ise, tamamlama süreniz açısından daha acil olabilir. Bu iki durum temel alınarak, yapmanız gereken ve yapmayı istediğiniz işler dört kategoride toplanabilir. Bunlar:


    1. Acil olmayan ve önemsiz işler:

    Bu tür işler, özellikle de önemli işlere zaman ayırmanız gereken dönemlerde, boş yere harcanmış zamanların kaynağını oluşturur. Saatlerce bilgisayar oyunları ile uğraşmak, bütün bir akşam telefonla konuşmak vb.. işler bu kategoriye girer. Bunlar kişisel zevklerimizdir. Hayatî önemi yoktur ve sosyal anlamda da, akademik anlamda da hayatınıza pek bir şey katmaz. Bu tür meşguliyetlerin gerektiği durumlarda ertelenmesi ve boş zaman faaliyetleri olarak yapılması zaman yönetimi açısından önemlidir.


    2. Acil ama önemsiz işler:

    Bazen öyle işlerle uğraşırız ki, iki ayağımız bir pabuca girer ama aslında işin sonunda elde ettiğimiz kayda değer bir şey yoktur. Ders çalışmamız gereken bir zamanda, arkadaşımıza bizden istediği bir kaset kaydını yetiştirmeye çalışmak bu türden bir iştir. Arkadaşımızın kaseti ertesi gün almak istiyor olmasından ötürü iş, acil bir iş olabilir ama yaklaşan bir ara sınavdan daha önemli değildir. Bu tür bir durumda arkadaşımıza gerekli açıklamada bulunarak ek süre istemek, arkadaşlığımıza zarar vermeyecek, ama bizi başarıya götürecektir.

    3. Acil olmayan ama önemli işler:

    Bu tür işler yanıltıcı olabilir. Aylar sonra olacak olan bir sınav önemlidir ama acil değildir. Ne var ki, sınavlarda başarılı olmak ve öğrenilmesi gereken bilgileri sindirerek öğrenmek ancak düzenli tekrar ile olabilir. Zaman planımızda günlük tekrar için zaman ayırıp ayırmamak konusunu bu gerçeği düşünerek ele almak önemlidir. Sınav döneminde sıkışıp kalmak yerine uzun vadeli çalışma planı yapmak daha akıllıca görünmektedir. Zaman planlamada ve planın şekillendirilmesinde en önemli unsur olması gereken işler, bu kategorideki işlerdir.

    4. Acil ve önemli işler:

    Bu tür işlerle genellikle zamanı iyi planlayamadığımızda karşılaşırız. İyi hazırlanılmamış bir sınava bir gece önce çalışmaya başlamak ya da önemli bir dönem ödevinin başına teslim tarihinden iki gün önce oturmak bu tür işlerdendir. Zaman planınında, önemli bir aksilik olmadıkça bu tür işlerle karşılaşılmayacak biçimde yapılması önemlidir.

    Bize bir büyük kavanoz verdiklerini ve önümüze de bir miktar büyük taş, bir miktar küçük çakıl taşı ve bir miktar da kum koyduklarını düşünelim. Bizden, bu malzemelerin tamamını kavanoza sığdırmamızı istediklerini farz edelim. Böyle bir durumda kavanoza önce kum koyarsak, kavanoz ancak birkaç tane çakıl taşı daha alabilir, büyük taşlara ise hiç yer kalmayacaktır. Önce çakıl taşlarını yerleştirirsek, bütün kumu kavanoza yerleştirme şansımız olacaktır. Ancak yine büyük taşlara yer kalmayacaktır. Önce büyük taşları yerleştirirsek, aralara çakıl taşlarını sığdırabilir, geri kalan boşlukları da kumla doldurabiliriz. Kavanozu bize verilen zamana, büyük taşları "önemli işlere", çakıl taşlarını "daha az önemli işlere" ve kumu da "boş zaman etkinliklerine" benzetirsek; işlerin önemini belirlemenin zaman yönetimi açısından önemini de daha iyi kavrayabiliriz.

    İşlerimizin önem derecesini belirlemek için, kendimize uğraştığımız iş hakkında bazı sorular sorabiliriz:

    1. Eğer bu işle uğraşmaktan tümüyle vazgeçersem ne kaybederim?

    2. Bu iş, yerine daha önemli bir iş konulacak şekilde başka bir zamana ertelenebilir mi?

    3. Ben bu işe gerçekten önemli olduğu için mi, yoksa yalnızca zevk aldığım için mi konsantre olmuş durumdayım?

    Bu sorulara verilecek cevaplar, bize, uğraşmakta olduğumuz işin ne kadar önemli olduğunu gösterebilecek ipuçları verecektir.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  5. #5
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    II. Uzun vadeli takvim belirleme:

    Belirlediğimiz amaçlar doğrultusunda yapmamız gereken işlerin tamamlanma tarihlerini belirlemek, zamanı planlama konusunda önemli bir adımdır. Bunun için bir adet yıllık ajanda edinmek ve amaçladığımız işlerin bitiş tarihlerini (işin bitiş tarihi, ödev teslim tarihi, sınav tarihleri vb..) bu ajandaya kaydetmek, atacağımız ilk somut adımdır.

    III. Haftalık plan yapmak:

    Amaçlar belirlendikten ve gerekli tarihler yıllık ajandada işaretlendikten sonra gelinen aşama "haftalık plan" yapmaktır. Bunun için her hafta düzenli olarak çizelge hazırlamak en etkili yöntemdir. Bu işe girişmeden önce, bir hafta boyunca planlanmamış yaşantımızın bir listesini yapmak gerekir. Bunun için de yanımızda bir hafta boyunca boş bir kâğıt bulundurmak ve hangi günler hangi saatlerde nelerle uğraştığımızı not etmek yeterlidir. Bu bize, bizim zevk aldığımız ya da yapmamız gerekirken yeterince zaman ayırmadığımız işleri belirlememiz konusunda yardımcı olur.

    Bu aşama tamamlandıktan sonra işe belirlediğimiz kısa vadeli amaçları, haftalık plansız hayatımızda vakit ayırdığımız işleri ve zevk aldığımız faaliyetleri bir kâğıda yazarak devam edebiliriz.

    Bunu yaptıktan sonra listedeki işleri A, B ve C olarak sınıflandıralım.
    (A) olmazsa olmaz;
    (B) olmalı;
    (C) olursa iyi olur türünden işleri ifade etsinler.
    Bu ayrımı yaparken "Amaç Belirleme" bölümünde söz edilen "aciliyet ve önem" konuları göz önünde bulundurulmalıdır.

    Özetle; uzun vadeli hedeflerimiz için önemli olan işleri, kişisel ve sosyal gelişimimiz açısından önemli olan etkinlikler ile beceri ve yeteneklerimizi geliştiren ya da bize çok haz veren işleri A kategorisine koymamız bize önemli ölçüde kolaylık sağlayacaktır. Bu tür bir listeyi şöyle örneklendirebiliriz:


    Spor Yapmak A

    Kitap Okumak A

    Arkadaşlarla görüşmek A

    Ders Çalışmak A

    Bilgisayar Oynamak C

    Günlük Gazeteler B

    Bu listedeki faaliyetlerden A kategorisinde olanlara, planımızda öncelik vermek, daha sonra sırasıyla B ve C kategorilerine geçmek, plan yapmanın birinci şartı olmalıdır. Eğer A kategorisinde yer alan işlerin sayısı çok fazla ise, bunların bir kısmını B kategorisine kaydırmak, sağlıklı bir plan yapma açısından önemlidir.

    Şimdi de haftalık plan çizelgesi hazırlama konusuna bir göz atalım. Meselâ bir öğrencinin şöyle bir planı olsun:

    Faaliyet Planlanan Gerçekleşen

    Uyanma 07.00 08.27

    Kahvaltı 07.15 ------

    Okula Ulaşım 07.50-08.30 09.00-09.35

    Ders 08.40-12.30 09.35-12.30

    Ara 12.30-13.30 12.30-13.30

    Ders 13.40-15.30 13.40-15.30

    Şehre Ulaşım 15.40-16.15 15.40-16.15

    Arkadaşlara Uğrama 16.15-17.30 16.15-19.30

    Spor 17.30-19.00 -----

    Eve/Yurda Ulaşım 19.00-19.30 19.30-20.00

    Yemek 19.30-20.00 20.00-20.30

    Dinlenme/Ders Çalışma 20.00-24.00 20.30-01.15

    Uyku 24.00-07.00 ????????


    Görüldüğü gibi plan yaparken gerçekçi olmamak ve esneklik sağlayamamak, planlarımızı etkisiz hale getirebilmektedir. Böyle bir durumda ise büyük ihtimalle "başarısızlık" duygusu yaşarız. Buna engel olabilmek için, plan yaparken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır:

    1. Esneklik ve gerçekçilik:

    Zamanımızı planlarken, bazen işlerin yolunda gitmeyebileceğini göz önünde bulundurmak, kimi zaman ders çalışmak yerine başka işlerle uğraşmak hakkını kendimize tanımak ve bu tür durumlarda yapmak istediğimiz faaliyet için harcayacağımız zamana karşılık gelen başka bir zaman dilimini ders çalışmakla değiştirebilmek, esneklik kavramı içinde yer alan bazı unsurlardır.

    2. Ödüllendirici olmak:

    Bütün bir haftayı yalnızca dersle ya da sosyal faaliyetlerle doldurmak, mantıklı olmayan planlama biçimleridir. Önemli olan planlarımızda hem zorunlu, hem de bize zevk veren faaliyetlere zaman ayırmaktır. Çalışmak için ayrılan zamanların arkasından bize zevk veren işlere zaman ayırmak ödüllendirici ve motive edici etkiye sahiptir.

    3. Sürekli değerlendirme:

    Çizelgede planlanan, gerçekleşen ve düşünceler gibi bölümlerin yer alma sebebi, her hafta çizelgenin yeniden değerlendirilebilmesine imkân tanımaktır.
    Her hafta başında, bir önceki haftada plan ne kadar işlemiş, ne kadar aksamış, planın aksamasına neler sebep olmuş gibi sorgulamalar yapmak, giderek kendimize daha uygun ve sağlıklı planlar yapmamıza imkân tanıyacaktır.

    Zaman yönetimi teknikleri üzerinde durduktan sonra, vurgulanması gereken bir diğer konu da zaman yönetimini kolaylaştırıcı, bize zaman kazandırıcı bazı ipuçlarını ele almak olacaktır.

    a) Zaman kazanmak için e-mail, fax, telefon vb.. teknolojilerden yararlanın. Meselâ bankada halledilecek bir işinizi mümkünse telefonla yapın.

    b) Ders çalışmak gibi konsantrasyon gerektiren işlerinizi, en az rahatsız edildiğiniz ve en rahat olduğunuz saatlere koyun.

    c) Gün içerisinde, toplu taşıma araçlarında ya da kuyruklarda çok fazla saat harcanabilmektedir. Yapabileceğiniz işlerinizi böyle durumlarda yanınızda bulundurun. Bu size zaman kazanma açısından büyük yarar sağlayacaktır.

    a) Her gün yanınıza “yapılacak işler listesi” alın. Bu unutmalardan kaynaklanan zaman kayıplarını önleyecektir.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  6. #6
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart Zaman kazanmanın yolları

    Zaman yönetimi sayesinde, daha az zamanda ve daha az stresle daha çok iş yapabilir; yapmak istediğiniz diğer işlere daha çok zaman ayırabilirsiniz.

    Orada burada boşa geçen saatleri yeniden kazanabilir ve bu zamanı daha verimli kullanabilirseniz, günlük verimliliğinizi önemli ölçüde artırabilirsiniz.


    Aşağıda, zaman yönetimine yönelik bazı teknikler yer almaktadır.



    1. Dengeyi koruyun:


    Hayatınız, yedi kritik alandan oluşur: Sağlık, aile, maddiyât, eğitim, sosyallik, profesyonellik ve mâneviyât. Her gün her alana eşit zaman ayıramazsınız.


    Ama uzun vadede, her alan için yeterli miktarda ve kalitede zaman ayırırsanız, hayatınız dengelenir. Yok eğer bu alanlardan herhangi birini (İki ya da üç olması fark etmez!) ihmal ederseniz, dengenizi yitirir ve başarınızı sabote edersiniz. Sağlığınız için şimdi zaman ayırmazsanız, daha sonra hastalığa zaman ayırmak zorunda kalırsınız. Ailenizi ihmal ederseniz, terk edilebilirsiniz ve ilişkileri yeniden kurmak daha çok zamanınızı alabilir. Özellikle kendi işinin sahibi olan kişiler için dengeyi kurmak zordur, öyle değil mi?



    2. Kalemin gücünü kullanın:


    Zayıf bir kalem, en keskin zekâdan bile güçlü olabilir. Yapılacak işleri bir araç (bir planlayıcı, küp kâğıt, avuç içi bilgisayar, vb.) kullanarak yazma alışkanlığı edinin. Zihniniz, detaylardan ziyade resmin bütünü konusunda en iyi performansı gösterir. Ayrıntılar önemlidir; ama bunları kalemle yönetin. Bir şeyi yönetmek istiyorsanız, önce onu ölçmelisiniz. Yalnızca gelen siparişleri değil, bütün işleri not etmek, yapmanız gereken her şeyi daha kolay hatırlamanıza yardımcı olur.




    3. Günlük planlama yapın:



    Şöyle bir söz vardır: "İnsanlar, başarısızlığı planlamazlar; ama pek çok insan, planlamayı başaramaz." Her akşam oturup elinizin altındaki en değerli kaynağı "önünüzdeki 24 saati" kontrol edebilmek için zaman ayırın. İşinizi planlayın ve her gün planınıza uygun hareket edin. Bir sonraki gün yapmanız gerekenler ile yapmak istediklerinizin tamamını içeren bir "Yapılacak İşler" listesi oluşturun. Günlük planınız olmazsa, dikkatiniz kolayca dağılabilir ve üretkenliğinizi artıracak önemli işlerle uğraşmak yerine, zamanınızı gürültücü müşterilere hizmet vererek harcamak durumunda kalabilirsiniz.




    4. Öncelik sıralaması yapın:


    Yapılacak işler listenizde, önemli olan ve o kadar önemli olmayan işler olacaktır. Pek çok insanın verimli olmayı istemesine karşın, önemli olan ve o kadar önemli olmayan işler arasında seçim yapması istendiğinde, sıklıkla, o kadar önemli olmayan işleri seçer. Bunlar, genel itibariyle hayatî işlere oranla daha kolay ve hızlıdır. Yapılacak İşler listenizde her akşam öncelik sıralaması yapın. Listenizdeki en önemli işin yanına, 1 rakamını koyun. Listenizdeki ikinci en önemli işin yanına, 2 rakamını koyun, vb. Daha sonra, önem sırasına göre listenizdeki işleri yapın. Listenizdeki her şeyi yapamayabilirsiniz; ama en önemli işleri yapmış olacaksınız. Bu, daha fazla değil, daha akıllıca çalışmak ve daha az zamanda daha çok iş yapmaktır.




    5. Ertelemeyi kontrol edin:



    Dünyadaki en etkili planlama, yapılması gereken şeyin yerine geçemez. Önemli işleri erteleriz; çünkü bunu yapmamanın bedelinin ne olduğunu yeterince bilmeyiz ya da bu işi yapmaktan yeterince keyif almayız. Sürekli ertelediğiniz bir işi yapmak için, zihninizde bu işi yapmamanın bedelini ya da bu işi yapmanın keyfini yeterince canlandırmaya çalışın. Keyif alma düşüncesi çok daha iyidir. Ertelediğiniz bir işi seçin ve bunu bir oyuna dönüştürün. Belli bir zaman diliminde tek bir işle ilgilenin ki diğer işler dikkatinizi dağıtmasın. Bunu yönetilebilir parçacıklara ayırın. İşe başlayın, ilk adımı atın, büyük ihtimalle işi sonuna kadar götüreceksiniz.



    6. Bir "Kesintiler Defteri" tutun:



    İnsan, çalışırken günde ortalama 50 kez bölünür. Ortalama kesinti, 5 dakika sürer. Her gün ortalama 4 saat kesintilerle uğraşılarak geçirilir. Bunların pek çoğu, yeni siparişler gibi, önemli ve yapmamız için bize para ödenen işlerdir; ama birçoğu da çok az değer taşır ya da hiç değer taşımaz. Gereksiz kesintileri tesbit etmek ve ortadan kaldırmak için "kesintiler defteri" tutun.



    Bir blok kâğıt edinin ve bunu "Kesintiler Defteri" olarak adlandırın.

    6 sütun oluşturun: Tarih, Zaman, Kim, Ne, Süre ve Değerlendirme.
    Uğradığınız her kesintinin ardından, oluştuğu tarihi ve zamanı, bu işi size kimin getirdiğini, bir iki kelimeyle ne hakkında olduğunu, ne kadar zamanınızı aldığını ve önem derecesini (A=çok önemli, B=önemli, C=az önemli, D=önemsiz) kaydedin. Hayatınızda neler olup bittiğini daha iyi anlamak için bu uygulamayı bir hafta ya da daha uzun sürdürün. Daha sonra, sonuçları değerlendirin ve az değer taşıyan ya da hiç değeri olmayan C ve D kesintilerinin bazılarını ortadan kaldırmak için harekete geçin.




    7. Yetki verin:


    Hepimizin haftada 168 saati var. Uyumak için 49, kişisel bakım için 10 saati çıkardığınızda, yapılması gerekenleri yapmak için, geriye pek de fazla zaman kalmaz. Yetki vermek, işleri paylaşmak yoluyla zaman kazanmanızı ve böylece kişisel işlerinizi daha hızlı sonuçlandırmanızı sağlar. Yetki vermenin zor yanı, basitçe işi devredebilmektir. İşleri kendimizin yapmasıyla büyük gurur duyarız. "Bir işin iyi yapılmasını istiyorsan, o işi kendin yapacaksın." Günlük planlama kapsamında her gece, ertesi gün yapmanız gereken ve yapmak istediğiniz bütün işlere bakın. Her işte kendinize şunu sorun: "Zamanımı en iyi biçimde değerlendirmenin yolu bu mu?" Öyle ise yapın. Öyle değilse, bir başkasına aktarmaya çalışın. "Bunu ben yapıyorum" ile "İş yapılıyor" arasında çok fark vardır.




    8. Toplantı zamanını yönetin :


    İki ya da daha fazla insanın ortak bilgi alış verişinde bulunmak üzere bir araya gelmelerine toplantı denir. Bundan daha kolay ne olabilir? Maalesef toplantılar, katlanmamız gereken en büyük zaman öldürücü işlerden biri olabilmektedir.



    Bir toplantıdan önce şunları sorun: "Gerekli mi?" ve "Benim olmam gerekir mi?" Her iki soruya da cevap "Hayır" ise toplantıya girmemeyi ya da katılmamak için kendinize bir özür bulmayı tercih edin. Daha sonra, toplantı için, her işe yönelik başlangıç ve bitiş saatlerinin belirtildiği yazılı bir gündem hazırlayın. Yazılı gündemi toplantıya katılacaklara iletin. Bir toplantıyı tuzak kurarak uzatmanın anlamı yoktur. Katılımcılara neyin tartışılacağını önceden bildirin.




    9. Kâğıtları yönetin:


    Günümüzde insanlar, çevresindeki kâğıt yığınlarının altında kolayca ezilebilmektedirler. İnsan ortalama her gün e-posta, telefon, normal posta, notlar, el ilanları, fakslar, vb. yoluyla yaklaşık 150 mesaj almaktadır. Her geçen gün aynı kâğıt yığınlarını taramak ve gözden kaçan hataları düzeltmek ile çok fazla zaman kaybedilir. Kâğıt yığınlarıyla bir kez ilgilenmeye ve işi bitirmeye çalışın. Bir iki dakika içinde yapılabilecek bir şey ise yapın ve kurtulun. Zamanınızı en iyi kullanmanın yolu bu değilse, başkasına aktarın. Tamamlamanız biraz zaman alacaksa, bu işle ilgilenebileceğinizi düşündüğünüz günü takviminize işleyin ve bir kenara bırakın.



    10. Bir zaman defteri tutun:


    Bir şeyi yönetmek istiyorsanız, onu ölçmeniz gerekir. Zaman defteri, gün içinde zamanınızı aslında nasıl harcadığınızı görebilmenizi sağlayacak, fotoğraf albümü benzeri, basit ama güçlü bir araçtır. Zamanı harcarken sürekli olarak kaydını tutmanız yeterlidir. Eylemi, onun için harcanan zamanı ve yukarıda anlatıldığı gibi A, B, C ve D şeklindeki değerlendirmenizi kaydedin.



    Zamanınızı nasıl geçirebileceğinize dair birkaç örnek: Telefon görüşmeleri yapmak 35 dakika, A; sepet yapmak 48 dakika, B; toplantıya katılmak 55 dakika, C; Veli ile telefon konuşması, D. Zamanınızın nasıl geçtiğini daha iyi anlamak için, bu uygulamayı birkaç gün sürdürün. Sonra, bilgiyi analiz edin. Bütün A, B, C ve D zamanlarını toplayın. Pek çok insan, zamanının büyük bölümünü C ve D gibi az önemli ve hiç önemsiz işler için harcadığını keşfeder. Son olarak, hayatınızdaki gerçekten önemli işler için daha çok zaman kazanmak üzere C ve D gibi işleri azaltacak adımlar atın.




    11. Hastalığınızı sevin ve iyileşmek için onunla yaşamayı öğrenin:


    Hayata pozitif bakmanın temel kuralı başımıza ne gelirse gelsin bunu kazanç hanemize kaydetmektir. Hatta bu çaresi bulunmayan amansız bir hastalık da olabilir. Acılarımızı hayallerimizle büyütüyoruz. Eski yaşadıklarımızı, gelecekte yaşamayı umduklarımızla birleştiriyoruz. Bir yıllık hastalığımızı düşünürsek 365 günlük hastalıkları aynı anda yaşarız. Oysa çektiğimiz gerçek acı sadece şu saniyededir.


    Bediüzzaman Said Nursî, Hastalar Risâlesi'nde bize hastalığı sevdirmekte ve onunla yaşamayı öğretmektedir. Meselâ:

    "Hastalık, hazır bir elemi sana vermekle beraber; evvelki hastalığından bugüne kadar o hastalığın zevalindeki bir lezzet-i maneviye ve sevabındaki bir lezzet-i ruhiye veriyor.

    Bugünden, belki bu saatten sonraki zamanda hastalık yok, elbette yoktan elem yok; elem olmazsa teessür olamaz. Sen yanlış bir surette tevehhüm ettiğin için sabırsızlık geliyor. Çünkü bugünden evvel bütün hastalık zamanının maddîsi gitmekle, elemi de beraber gitmiş; kendindeki sevabı ve zevalindeki lezzet kalmış. Sana kâr ve sürur vermek lâzım gelirken, onları düşünüp müteellim olmak ve sabırsızlık etmek divaneliktir. Gelecek günler daha gelmemişler. Onları şimdiden düşünüp, yok bir günde, yok olan bir hastalıktan, yok olan bir elemden tevehhüm ile düşünüp müteellim olmak, sabırsızlık göstermekle, üç mertebe yok yoğa vücud rengi vermek, divanelik değil de nedir? Madem bu saatten evvelki hastalık zamanları ise sürur veriyor. Ve madem yine bu saatten sonraki zaman madum, hastalık madum, elem madumdur. Sen, Cenâb-ı Hakk'ın sana verdiği bütün sabır kuvvetini böyle sağa sola dağıtma; bu saatteki eleme karşı tahşid et; "Yâ Sabûr!" de, dayan." (Lem'alar, s.270).


    Hastalığın geçmesiyle elde edilen sonuçlar ise şöyle değerlendirilmektedir:
    "Geçmiş sıkıntılı yüz günün şimdi sürurlu yüz gün hükmündedir. Onları düşünüp, şekvâ etme; onlara bakıp şükret. Gelecek günler ise, madem daha gelmemişler. Rabbin olan Rahmanurrahîm'in rahmetine itimat edip, dövülmeden ağlama, hiçten korkma, ademe vücud rengi verme. Bu saati düşün; sendeki sabır kuvveti bu saate kâfi gelir. Bütün kuvvetini bu saate karşı tahşid et. Rahmet-i İlâhiyeyi ve mükâfat-ı uhreviyeyi ve fâni ve kısa ömrünü, uzun ve bâki bir sûrete çevirdiğini düşün. Bu acı şekva yerinde ferahlı bir şükret." (Lem'alar, s. 270).



    11. Dikkatinizi şimdi üzerinde odaklayın:


    Dikkatimiz bütünüyle şimdide olduğunda bir sorunumuzun olması mümkün değildir. Biz kendimizi geçmişe giderek bulamayız. Biz kendimizi şimdiye gelerek buluruz.


    Kurtuluş bir başka yerde ya da zamanda değildir. O, şimdi ve buradadır. Mutluluk olumlu olarak algılanan şartlara dayanır.


    Yarın yeteneğimi kaybedecek olsam, harika zaman geçirdim der ve yaşamaya devam ederdim. Bugün için yaşar, ama gelecek için plan yapardım. (Michael Jordan).


    Zamanın çoğu saatler değil, dakikalar halinde boşa harcanır. Dibinde ufak bir delik bulunan bir kova da, kasten boşaltılmış bir kova kadar boştur. (Paul J. Mayer)



    13. Hayatı olumlu düşünün:


    Olumsuzluk, bir durumla başa çıkmanın asla en iyi, en uygun yolu değildir. Olumsuz enerjiyle yapılan herhangi bir şey, onun tarafından kirletilecek ve zamanla daha fazla acıya, daha fazla mutsuzluğa sebep olacaktır. Her olumsuz iç hali bulaşıcıdır. İçiniz nasılsa dışarısı da öyle olacaktır. Olumsuzluğu bırakmak, elimizde tuttuğumuz kızgın kömürü bırakmak gibidir. Bardağın dolu tarafından bakmaya çalışın.



    14. Her neredeysek tamamen orada olalım:


    Eğer burada ve şimdimizi kabul edilemez buluyorsak ve o bizi mutsuz ediyorsa; önümüzde üç seçenek vardır: O durumdan uzaklaşmak, onu değiştirmek, onu bütünüyle kabul etmek. Eğer hayatımızın sorumluluğunu üstlenmek istiyorsak, bu üç seçenekten birini şimdi seçmeliyiz. Sonra sonuçları hiçbir bahane bulmadan kabul edelim. Eğer eyleme geçmeyi seçersek, önce, eğer mümkünse olumsuzluğu bırakalım. Korku bizim eyleme geçmemizi engelliyorsa, korkuyu kabul ve tasdik edelim, onu izleyelim, dikkatimizi ona verelim.



    15. Soruna değil, çözüme odaklanın:


    Şimdiki zaman bilinci, şu andaki işimize ne kadar odaklanabildiğimizi gösterir. Bir işi ona odaklanabildiğimiz oranda iyi yaparız. Bilinçlerini geçmiş-gelecek arasında dağıtanlar şimdiki işlerini yüzeysel yaparlar. Şimdiki enerjimizi geçmişin acısı ve geleceğin endişe ve tasalarıyla tüketirsek, şimdi çaresizleşiriz. Toparlanamayan zihin, düşünemeyen, hatırlayamayan, analiz yapamayan, en iyisini üretemeyen zihindir. Şimdiye odaklananlar bütün saniyelerini verimli hale getirirler. Şimdiyi yaşayabilirsek hayatımızı hissederiz; performansımız ve sabrımız gelişir; mutluluğumuzu arttırırız.



    16. Performansınızı güçlendirin:


    Performansımızla dikkatimiz ve odağımız arasında tam bir paralellik vardır. Dikkat ölçeği, performans ölçeğidir; yarım dikkat, emeğimizin yarısını yok eder. Şimdiki anı yaşadığımız dikkatimiz aynı konu üzerindedir. Beynimiz bildiklerini bilincimize çağırır. Şu andaki hayatı yaşamak, coşkulu yaşamaktır.
    Stres, vücudu gerer, hormonal dengeyi bozar; beyin aşırı enerji tüketir. Oysa "şimdi" bilinci, geçmişin acılarından ve geleceğin endişelerinden bizi uzaklaştırır. Moralimizi yüksek tutarsak, beynimizi küçülmekten kurtarırız. Bu sayede beynimiz hayatımızın hizmetçisi olur. Daha hızlı öğrenir, daha hızlı keşfeder ve daha hızlı üretiriz. En önemlisi, çalışmaya ve üretmeye daha fazla dayanabiliriz.



    Ahmet Özdemir

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Tahkiki İman-Taklidi İman Ayırımı
    By Ahsen Nur in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 41
    Son Mesaj: 03.12.09, 15:13
  2. 'Ey İman Edenler İman Edin..(Nisa, 136)
    By SoNDeM in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.11.08, 11:01
  3. Site Yönetimi Uyuyor Mu?
    By Biz in forum İstek, Öneri ve Forum Yardımı
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 30.07.08, 13:48
  4. İslamiyette Devlet Yönetimi Nasıldır?
    By ademyakup in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 43
    Son Mesaj: 12.03.08, 21:35

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0