+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Aşk Suya Düşünce....

  1. #1
    Dost el_can - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    24

    Standart Aşk Suya Düşünce....

    Ateş denizi.
    Gül bahçesi.
    Renk fırtınası
    Aşk seması.
    Işık ve bakış,
    Su üzerinde buluşuyor.
    Renk ve ahenk,
    Suya koşuyor.
    Aşkın yüzü suyu hürmetine
    ateş suya konuk oluyor.
    Gül suda diriliyor yeniden
    Renk kalbin derûnuna damlıyor.
    Su coşuyor, aşk oluyor,
    ateş oluyor, alev alıyor.
    Su yakıyor ve yanıyor.
    Rahmet su yüzüne çıkıyor
    Celal ve Cemal dalga dalga nöbetleşiyor.
    Bir manevi yangın oluyor
    Ve bir uhrevi serinlik sunuyor ebru...
    Yerçizgisi ile gökçizgisi suya düşen renklerde birleşiyor.
    Öylesine belirsiz, öylesine elden gelmez bir form oluyor ebru

    Ve ebruzen
    Yer ile gök arasında..
    Göklerin ötesini yere indirmeye çalışıyor.
    Kalbinde beslediği sözsüz şiirleri su üzerine nakşetmeye çalışıyor.
    Hep güzel gören gözleri, güzel bakışlarla süslüyor.

    Ebru, gören gözün ışığı ebru.
    Rengini gönülden alıyor.
    Ve gayba aşina gönlün,
    gördüğüne razı gelmeyen aklın ayinesi,
    Işıltılı, büyülü, ayartıcı.
    Aşkı ve tevhidi bir kor tereddüdüyle
    Avucunda tutmaya çalışıyor ebruzen.
    Gözleri güzelle süslemeye niyetli.
    Boyanın su üzerinde kaotik dansından
    nice gönüllere güzeller devşiriyor.
    Ebruzen aşkını suda arıyor.
    Ve buluyor da....

    Güzellik bakanın gözündedir ezelden.
    Bakılanı güzel eyleyen bakıştır.
    Aynı zamanda, aşkın en yalın tarifi bu
    Mecnun Leyla’nın gözünde güzeldir.
    Yusuf Züleyha’nın bakışıyla güzeldir.
    Ve kevn Mevla nazar ettiği için güzeldir.
    Mecnun’un Leylası neyse, ebruzenin ebrusu o.
    Önce ebruzeninin gözünde güzel ebru
    Ebruzen güzel baktığı için güzel görüyor,
    güzelin yüzünü öylece su üzerine düşürüyor.
    Bu defa Leyla Mevla’ya yol oluyor.

    Ebrunun verdiği huzur, toprağa yakın oluşundan gelir
    Sanatkar, semayı temsil eden herşeyi toprak renklerine yansıtır.
    Suya düşürür ve toprağa kazır ve çamura bular.
    Modern sanatın aksine, çığırtkan ve saldırgan renklerle değil,
    mutevazı toprak renkleriyle açar gönülleri.
    Ebru, su üzerindeki toprak renklerinden oluşur.
    O yüzden, ebru biraz dünya biraz insan...

    Ebru, aslında bir nefis terbiyesi.
    Modern yaşamın herşeyi
    determinist kalıplara vuran anlayışının aksine,
    belirsizliğe razı olmayı belletiyor,
    beklemeyi ve tevekkülü öğretiyor.
    Ebruzen eserinin son halini başından belirleyemiyor.
    Suyun ve boyanın esrarlı dansı,
    renklerin ve biçimlerin salınışları arasında
    sadece bekliyor.
    Tek bir yaprağın kıpırtısına bile bigane kalmayan Külli İradenin
    niyetini gerçeğe döndürmesini bekliyor ebruzen.
    Ebru biraz da kaderi öğretiyor.
    En küçük ve sıradan eylemlerin
    Kainatın Sahibince nasıl da ciddiye alındığını farkediyor.
    Sonsuz gökyüzü altında ve yeryüzünde
    değersiz ve terkedilmiş olmadığını anlıyor insan.
    Rengarenk bir ayinede, ebruda, kendini yeniden keşfediyor..
    Ebruyu elinizle değil gönlünüzle yaparsınız diyor ebruzen.
    Sanatkarın yeni bir şey yapmadığını, zaten var olanı yansıttığını kaydediyor.
    Tasavvuf tabiriyle, batını zahire çıkarıyor Ebruzen.
    Kainat sayfalarında saklı güzellikleri gün yüzüne çıkarıyor.
    Ebru, su üzerine kurulu evreni yine su üzerinde tasvir ediyor.
    Ve aslında bu fonksiyonuyla aşkın, yine başladığı yere,
    yani bakışa, güzel bakışa dönüşünü temsil ediyor.
    Ebru, kainatla birebir örtüşüyor.
    Modern fiziğin teorik tasvirlerle yakalamaya çalıştığı gerçeği
    çoktan beri biliyor ebruzen: hiçbir olayın tekrarı yoktur.
    Hiçbirşey tekrar edilebilir olmadığı gibi,
    Göründüğü gibi de değil.
    Eşyanın rengi, biçimi ve hacmi,
    İnsanın eşyaya eklenmesi ile
    gerçeküstüne doğru kanatlanıyor.
    Ebru, suretin sirete dönüşünü,
    Gözün gördüğünün gönüle düşüşünü temsil ediyor.
    Ebruzenin su ile serüveni ebru..
    Herserüven gibi nerede başladığı bilinse de,
    Nereye vardığı kestirilemiyor.
    Ve hangi kalbi fethedeceği bilinmeyen bir akın.
    Hangi gönülde durulacağı bilinmez bir coşku..
    Ruhunu renge ve ahenge tekne yapıyor ebruzen.
    Boyayı kalbinden damlatıyor.
    Göze bir sürme gibi çekiyor gönlünün karasını.
    Rengi ve ahengi, aşk denizine salıyor
    Aşkı suya düşürüyor..
    Yakıyor suyu..
    Tevhid sırrının yüzüsuyu hürmetine kesret ateşine salıyor,
    Ve ahenkle ve renkle serinletiyor insan yüreğini.
    Yandıkça su, alev alıyor aşk.
    Ve yüreğimiz kanlı bir ebruya dönüşüyor.

    Senai Demirci

    Hayatın lezzetini, zevkini isterseniz hayatınızı imanla hayatlandırınız ve feraizle ziynetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.


  2. #2
    Dost sabire - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    39

    Standart

    Allah Sendendende Razi Olsun

  3. #3
    Yasaklı Üye seyru suluk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    MERSİN,ANKARA
    Mesajlar
    989

    Smile

    KardeŞ Allah Sİzden Razi Olsun

  4. #4
    Vefakar Üye nihannn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Bulunduğu yer
    Nuristan
    Mesajlar
    541

    Standart

    çok hoş
    Yare açik yare yare açmaya yare ne hacet
    Feryadim duyulur asikare dile dökmeye ne hacet
    Güllerim döndü hare hare küsmeye ne hacet
    Dil avare dudak bi çare parelenmeye ne hacet...


  5. #5
    Ehil Üye Tılsım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    Meçhul...
    Mesajlar
    2.240

    Post

    Çok güzel bir paylaşımdı.Allah razı olsun...

    Bir erime anıdır aşk can ipinin yavaşça incelmesi ve görünmeyen sevgili nin yüzünde kopması..

    Sustum! Bir harf bile söylememin imkanı yok yoklukta artık. Aslı olmayan sözlerdir çünkü hep dilimde, gerçek değil surettir hep...Cana eziyetten başka bir şey vermez ki söylesem!..

    Sustum! çünkü hadden aşkın olacak söz, kabından taşacak...Ne kulaklarda onu anlayacak bir kudret var oysa; ne anlayışında ona uygun bir kabiliyet!..


  6. #6
    Ehil Üye yakaza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    2.467

    Standart



    Günün birinde bir gülle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. İlk önceleri arkadaşlık olarak devam eder bu durum. Tabiiki zaman lazımdır birbirini tanımak için. Gel zaman git zaman gül o kadar mutlu olur ki bu arkadaşlıktan ve birliktelikten, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki suya aşık olmuştur. Hayatında ilk kez aşık olan gül, burcu burcu açar ve etrafa kokular saçar. Suya dönüp der ki birgün:

    “Sevgili su, seni sevdiğim için böylesine değiştim, açtım ve etrafa kokular saçtım, yalnızca seni sevdim diye”

    Öyle zaman gelir ki artık su da içinde güle karşı birşeyler hissetmeye başlar. Zanneder ki güle aşık oldum. Günler ve aylar birbirini kovalar ve gülü sevdiğini zanneden su, artık eskisi kadar ilgilenmez gül ile. Gül ise;

    “Acaba su beni artık sevmiyor mu” diye düşünmeye başlar

    Çünkü suyun kendisine olan bu ilgisizliği onu üzmeye başlamıştır. İçin için bu soruyu sorar kendine. Birgün gül suya der ki:

    “Biliyor musun ben seni cok seviyorum” Su:

    “Ben de seni seviyorum” der

    Aradan zaman geçer ve gül yine suya: “Seni seviyorum” der

    Su sıradan bir ifadeyle “Ben de” der. Ama gül bu sözde sevgiyi hissedemez. Bu sıradanlaşma gittikçe sürer ama gül sabırla hep “Seni çok seviyorum ” der suya.. Ama artık öyle bir duruma gelir ki gül, etrafa o güzel kokuyu saçamaz ve burcu burcu açan dalları solmaya yüz tutar. Kendini toparlayarak ve son kez suya:

    “Biliyor musun seni hala çok seviyorum” der göz yaşları içerisinde. Su da ona döner ve yine o bildik ironik ve umursamaz edası ile:

    “Üfff söyledim ya ben de seni seviyorum diye” der. Gün gelir gül yataklara düşer.. Çok hastalanmıştır gül, rengi solmuş çehresi sararmıştır. Yataklardadır artık. Su ise başında bekler gülün, yardımcı olabilmek için onu çok seven ve sevdiğini her fırsatta söyleyen sevgili dostuna.. Ama bellidir ki artık gül ölecektir Ve son kez zorlukla başını döndürerek suya der ki:

    “Biliyor musun seni ben gerçekten seviyorum ve senin bilemediğin kadar sevdim üstelik”

    Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır. Nedir sorun diye doktora sorar Doktor muayene eder gülü. Muayeneden sonra şöyle der:

    “Hastanın durumu ümitsiz, artık elimizden birşey gelmez”. Su merak eder kendisini bu kadar çok seven gülün ölümüne sebep olan hastalık nedir diye, ve sorar doktora “Hastalığı nedir ki sevgili dostumun” diye. Doktor şöyle bir bakar suya ve der ki:

    “Gülün bir hastalığı yok dostum, hiç dikkat etmemişsin galiba sevgili dostuna, bu gül sadece susuz kalmış, ölümü onun için” der. Ve anlar ki su artik, sevgiliye sadece seni seviyorum demek yetmemektedir. Ama artık çok geçtir...




    Sevdiklerinize, geç olmadan onları sevdiğinizi söylemekle kalmayın gösterin...




    ''Madem ben de bu vatanın evlâdıyım,bu vatanın saadetine hizmet etmek benim için farzdır.''

    Emirdağ Lahikası

    ...EN GÜZELİ SİNELERDE BİR YAD-I CEMİL OLARAK KALIP GİTMEK...


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. suya su katılmaz!
    By bekliyoruz in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 04.10.11, 19:22
  2. Aşk Suya Düştü
    By Beste-i Rana in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03.02.09, 19:58
  3. Suya da Nazar Değer
    By akıncı in forum Bilişim Haberleri ve Bilimsel Makaleler
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 21.08.08, 13:08
  4. Suya Tesir Eden Dua...
    By LeMaLaR in forum Dualar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 05.01.08, 21:35

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0