Düşer Bakışlarım Yere Yine


Göğe merdiven dayadım, yıldız toplamak istersin diye
O yıldızları alıp bir fanusa yerleştirmek geçerse içinden bir de, gök mavisinde seçtim
Bak masanın üzerinde, tam da evin geceye nazır köşesinde; loş ve narin ve dilrüba...
Hani olur da yıldızlarla sohbet hoş gelir, oturursun bir köşeye; içine düşer nadide bir tını
Ve başlar geriden sadası kozmosun...
Kaybolursun,
Ben bulurum seni yıldızların arasında en parıldayan halinle,

en parıldayan halinle,

en parıldayan halinle...

Göğe merdiven dayadım, ‘sonu var mı şu evrenin’ merak eder de bakmaya çıkarsın diye
Uzayın içinde salınırsın da uçuşur eteklerin
Oraların da sokak kedileri vardır belki, ürkek bakarlar duvar diplerinde; okşarsın gıdığından birinin
Uzay okaliptüsleri kokusunu bırakır, dağ laleleri rengarenk açar belki; doyamazsın
Ve ırmaklar dökülür gezegenlerden,
Ve çöl fırtınası kumları tepelerden tepelere taşır,
Ve sen, ‘dünya da ne küçükmüş’ dersin
Ben seyrederim senin özgür gülüşünü kendi penceremden,
kendi penceremden,

kendi penceremden...

Göğe merdiven dayadım, bir de oradan bakmak istersin buralara diye
‘Nasıl görünüyoruz’ sorarım sana, olur da geri gelirsen yer’e
Hem belki özlemiş olursun beni, ben’li her şeyi; sevinirim, bir garip telaş kaplar içimi
Oralarda acı yoksa eğer, savaş yoksa eğer, zulüm yoksa eğer...
Beni de tutup elimden merdiven boyu sürüklersin belki, dolaşırız
Bana en sevdiğim tatlıdan yedirirsin, en sevdiğim renge boyarsın kaldırım taşlarını
Ve ben sana dilbeste,
Ve ben sana dildade,
Ve ben sana pervane...
Gezinirim peşinsıra o yıldız senin, bu yıldız benim;
o yıldız senin, bu yıldız benim;

o yıldız senin, bu yıldız benim...

Göğe merdiven dayadım, olur ya güneşe varmak istersin diye
Bir avuç sıcak alıp güneşten, üşüyen yüreklere dağıtırsın azar azar... azar azar...
Park köşelerinde uyuyakalmışlara; evsiz tüm insanlara, bir de hayvanlara
Belki biraz da bana;
Sensizlikten titreyen düşlerime, düş bahçelerime...
İçimde donan her ne var ise, soğuktan kararan her ne var ise, kanayan her ne var ise...
‘Çık sıcağını kendin al güneşten’ dersen bir de, düşer bakışlarım yere
Yine.
Eteklerinde dolaşan yıldızlardan biri kopar da konar avucuma,

konar avucuma,

konar avucuma...

Göğe merdiven dayadım; mümkün olanda değil, olmayanda hep arandığın için belki
Yer’de bulamadığın kendini orada belki
Yer’de bulamadığın sevgini orada belki
Yer’de bulamadığın her ne ise orada belki...
Göğe merdiven dayadım, gel de götür sen’i