+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Eskiden Ayrılık Sahneleri Çok Dramatik Olur-du-

  1. #1
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart Eskiden Ayrılık Sahneleri Çok Dramatik Olur-du-

    Seçim yazısı
    Mustafa KUTLU


    Yine mevsimler geçecek, yine yapraklar düşecek, giden sevgililer, geri dönmeyecek...Veya "Bakakalırız giden geminin ardından".

    Eskiden ayrılık sahneleri çok dramatik olurdu. İster tiren, ister vapur (Kara yolları o kadar gelişmemişti) ayrılanlar önce peronda birbirlerine sarılır, uzun süre ağlaşırdı. (Şimdiki nesiller ne doğana doğru-dürüst seviniyor, ne ölene doğru-dürüst ağlıyor. Bu gibi işleri çabucak geçiştiriyor. Sanki çok daha önemli işleri varmış gibi). Son kampana çalar, ayrılanlar birbirlerinden âdeta zorla kopar, yaşlı gözlerle kompartıman penceresine veya güvertenin ucuna kadar gelirler, oradan geride bıraktıklarına bakarak ağlamayı sürdürürlerdi.

    Sonra beyaz mendiller çıkar (Tercihen ipek) bu mendillere gözyaşları akıtılır, önce ağır ağır sonra telaşla sallanmaya başlardı. (Burada "Uzanıp giden o tren yolları" şarkısını hatırlayabilirsiniz).

    (Mendiller sallanırdı. Kağıt mendil çıkalı bez mendil kayboldu. Artık gidenlerin ardından mendil sallamak da yok). Tâ ki gidenle kalan birbirlerini kaybedinceye kadar. Ayrılığın acısı o kadar güçlü idi ki; bazen ayrılanlar gerçekten kendilerini kaybederlerdi. O sebeple şöyle denilmiş: "Ölüm ile ayrılığı tartmışlar. Elli gram ağır gelmiş ayrılık".

    Eski ayrılıklar niçin bu kadar yakıcı, kavurucu oluyordu acaba? Sevgilerin derinliğinden, hakikiliğinden, aşkların şiddetinden mi? Yoksa o dönemlerdeki ulaşım ve iletişim imkânlarının yetersizliğinden mi? Hani gitmek var, dönmek şüpheli... Şimdiki nesiller hemen ikinci ihtimalin doğru olduğunu söyleyeceklerdir. Bu arkadaşlara:

    "Men ta senin yanında hasretem sana"

    mısraını nasıl anlatacağız? Galiba anlatamayacağız. Konuşmamızın sonunda genç arkadaş:

    - Bırak ya! Adam psikopata bağlamış çakmadın mı, diyecek.

    Anlayışsız, duygusuz, bencil nesiller mi yetiştiriyoruz? Çocuklarımız bizi sevmiyor mu, arkadaşlarını sevmiyor mu?

    Sanmıyorum. Lakin hayatımıza maddî unsurların daha fazla ağırlık koyduğunu, mutluluğun tüketimle sınırlandığını, bunun bir ideoloji, alışkanlık, hatta bağımlılık haline geldiğini söyleyebilirim.

    Böyle bir atmosferin içinde soluyoruz. "Soluyoruz" fiilini "solgunluk, rengini kaybetme" mânasına da alabilirsiniz.

    Markalı bir gözlük, bir ayakkabı, çıtayı yükseltirseniz bir araba, görkemli bir tören, bir seyahat, bir ev, hadi buna makamı ve elbette parayı da katalım.

    Bunların karşısına koyacağımız bir çift gözyaşının ne kıymeti olabilir?


    İnsanlar hayatta yaptıkları seçimleri hangi ölçülere dayanarak yapıyor?

    Meslek, eş, arkadaş, giyim-kuşam, yeme-içme, eğlence; her gün her saat binlerce seçim yapıyoruz. Bu yolu değil ötekini tercih ediyoruz. Neden, en önemli sebep nedir?

    Herhalde "yaşam tarzı"dır.

    Seçimleri de artık "piyasalar" belirliyor desek "uçuk" bir yorum olur mu? Olmaz diyorum ben. Çünkü artık hayatımızda "yaşam tarzı piyasası" diye bir şey var.

    Bir dünyayı (hayatı) terk edip, ondan ayrılarak, ötekine koştuğumuzda; bir ayrılık acısı, bir burukluk, bir gözyaşı yok artık. Bir heyecan, gözü kapalı bir arzu, adam hizasına girmiş olmanın tatmini var.

    "Yaşam tarzı piyasası" her ne kadar, baş örtmede, mayoda, parti tercihinde falan farklılık gösterse bile, son hesaplaşmada herkes şurada birleşiyor: Plazma TV, Klima, DVD player, termostatik duş, ikiz yatak, fitness center, jakuzi, SPA, buhar odası, havuz, kreş, tenis kortu, bilardo, bowling, internet cafe, brokoli, kahve ve dondurma çeşitleri, kozmetik, moda. Piyasaya sunulmuş ve sunulmakta olan binlerce mal, söz, kavram vesaire.


    Dünyanın en ücra köşesinde de bu "tek yol" bulunuyor. Tek yolu tek yol yapan zihniyet inançların, seçimlerin, mücadelenin, barışın, savaşın, ideolojinin, ayrılığın, birleşmenin, sevgilerin, aşkın, mâna dünyasına ait her unsurun üzerine kendi şalını örtmüştür. Seçim neredeyse mânasını kaybetmiştir. Ayrılık gündemden düşmüştür. İlkelerin önemi kalmamıştır. Görüntü bizi esir almıştır.

    Hayat "görüntüden" ibaret kalmıştır. Bunu savunan filozoflar çoğalmıştır.

    Bende size bu yazıda bir propaganda yaptım. Sizi yönlendirmeye çalıştım. Oyunuzu ona göre verin diyorum. Çare-sizsiniz.


    YENİ ŞAFAK 14 HAZİRAN 2007
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

  2. #2
    Yasaklı Üye Lebid24 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    alem-i muhabbet
    Mesajlar
    2.298

    Standart

    Ben havuz hariç öbür sayılan ihtiyaçları seçenek olarak görmüyorum.Havuz yüzme sporu zaten tavsiye ediliyor efendimiz asm tarafından..Evet insanlar materyalist oluyolar gittikçe...Ne sevgi ne şefkat hep gösteriş...Insan yapmacıklık içinde yaşamak bile istemiyor.Yaşam mi bu.Yada bu mu yaşam diyesi geliyor...Terki diyar edip fakir gönlü zengin memleketlere gidesi geliyorr...Felan filan...

  3. #3
    Gayyur nuryagmuru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    55

    Standart

    evet güzel bir yazı olmuş gerçekten bu neslin ne kadar vefasız olduğunu anlatıyor ama şöylede bir durum söz konusu insnaların birbirini özlemeye fırsatı kalmıyor yollaçıkıyorsunuz otobusten inmeden telefon açıyorlar aradan 2 gün geçmeden internette konuşyorsunuz aslın gözle görülür bi uzaklık kalmıyor insnalar sürekli birbirle konuşuyor görüşüyor buda iletişim faydasımı desem zararımı bilemiyecem
    Medeniyet atmaksa iffet ve arı (utanmayı), Medenidir Afrika Yamyamları.
    Cennet ucuz değil, Cehennem dahi luzumsuz değil.

  4. #4
    Pürheves izgiey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    219

    Standart

    Ayrılık kaldı mı ki hasreti olsun. Adam otobüse binip gidiyor, mola yerinden telefon açıyor;varınca vardığını bildiriyor. Şimdi görüşmenin görüntülüsü de çıktı. Neyi merak edecksin ki ayrılırken hasret olsun. ayrılık bitmiştir. hayatın da tadı kalmamıştır. kesin olan şu ki yaşanan ortam insanları etkiler.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Eskiden İnsanlar..!
    By BiRDüNYaUMuT in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16.12.12, 22:51
  2. Eskiden
    By Şahide in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 05.01.09, 21:12
  3. Eskiden...
    By yasemenn in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 03.07.08, 20:12
  4. Eskiden Beri İhaneti Kabul Etmediğimden
    By karatoprak1975 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 02.03.07, 10:37
  5. Mesela, Eskiden Tanımadığı...
    By karatoprak1975 in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 18.11.06, 12:56

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0