Sizden çok özür dilerim





Bugüne kadar kaç kalp kırdım, kaç gönül incittim, kaç kişiye hak etmediği şekilde davrandım, bilmiyorum. Çetelesini tutmadım. Ama bir gün hepsini bir yerde toplamayı ve karşılarına geçip bir özür konuşması yapmayı düşlüyorum.



Ey benim kalbi kırıklarım…



Ey benim gönlü incinmişlerim…



Ey benim cisimleşmiş haksızlıklarım…



Onlara nasıl hitap edeceğime karar vermedim. Onların birbirlerine ve bana nasıl bakacaklarına dair de net bir görüntü oluşturamadım hayalimde. Dahası, onları kendi hatalarımdan dolayı ayağıma getirmenin gerekçesini de oluşturamadım. Ve bunca farklı kalp kırıklığının hepsini kucaklayan genel bir özür cümlesi de kuramadım.



Ama hayal ettim işte. Acaba kaç kişiler, acaba gözlerine baktığımda ne göreceğim, onlar benim gözüme bakınca ne görecekler ve onlar bir araya gelince nasıl bir görüntü oluşturacaklar, merak ettim.



Evet, hayal ettim, ama sırf bir meraktan dolayı onlara bu kadar zahmet verdiğim ve hiç haberdar olmasalar da kırdığım için kızdım kendime.



Ve hayalimi revize ettim.



Tek tek kapılarını çalıp, yolda karşılarına çıkıp, arabalarına otostop çekip, en samimi duygularımla ve gözlerinin içine bakarak, belki gözlerimi an be an kaçırarak özür dilemeyi hayal ettim.



Cümlelerimi öyle dikkatli seçmeliydim ki, ne onlar benim bu af dileyiciliğim karşısında mahcup olmalı, ne de ben “özür dileyip büyüklük gösteren” biri durumuna düşmeliydim. Sadece helalleşmeli, gönlünü almalı ve kalbinde bana karşı en ufağın da ufağı bir kırgınlık kalmaması için dilimden geleni yapmalıydım.



Belki birçoğu, kalplerini nasıl kırdığımı hatırlamayacak, belki beni bile hatırlamayacaklardı. Belki beş saniye bile sürmeyen bir kırgınlıktı, beni kalbi kırığımın karşısına çıkaracak olan. Belki okunan bir ezanla, kapı ziliyle, telefon sesiyle, seyyar satıcının bağırışıyla, bilgisayar ekranındaki hata mesajıyla dağılıp gitmişti, gönüldeki incinme. Belki kırılmamıştı bile, ben öyle sanmıştım. Bir dost latifesiydi o kaş çatma, o an akla geliveren kötü bir hatıraydı o asık surat belki.



Hiçbiri önemli değil.



Çekmecemdeki eski bir mektubu okuduğumda, gıyabında bir haber duyduğumda, hiç tahmin etmediğim bir yerde karşılaştığımda, herkes unutsa da benim unutmayacağım bir hatanın vicdanımdaki yankısını duymayacaktım, önemli olan buydu.



Akşam başımı yastığa huzur içinde koyarken, beni onlarca kişiyle beraber bir yere toplayıp helallik istemeyi hayal edenlere de, yolumu kesip özür dilemeyi aklından geçirenlere de hakkımı helal edeceğim…
Murat CETİN//GeNC YaKLaSıM Nisan 2007