Flu bir ölümü gerdanlık yapıp,
taktım boynuma.
Takıydı ölüm,
takılı kaldı boynumda….

Şizofrenik bir şâirin şiirindeki uyumsuzluk kadar uzağım sana..
Avuçlarımın içinde Allah’ın imzası,
Ve avuçlarıma bakıyorum,
Allah’ım diyorum,
Neden bu kadar yakın yarattın ki beni intiharlara…

Nefes alıyorum birkaç yudum tabiatın musluğundan,
Enfes hayaller kuruyorum ardından,
Ardından toparlanamıyorum.
Ardın kış..
Ve adın, ardın oluyor sonradan.

Gecelerin en zifiri karanlıklarında,
insanlara duygusal travmalar yaşatan,
bir ateşböceğiydi sana dair bir şeyler karalamak beyaz kağıtlara.

Ve ben karaladım,
Karalandım,
Kışın evine kar alandım.
Üşümedim.
Asla tedirgin olmadım.
Üşüdükçe dondum, dondukça seni yaşadım.
...

Gerdanlığı öldürdüm.
İntiharlara miras olarak parmak izimizi bıraktım.
...

Sende özlüyormuşsun beni,
Öyle duydum,
Özlemediysen de
benim sorunum,
Sağırdım, duymadım, uydurdum..

Sanki cennetteyim.
Annemin karnındayım yeniden..

Ve derken;
ellerime yuva kuran yalanları bir çırpıda kesiyordu giyotin,
Gece, gündüz oluyordu apansız..
Ve yeniden kulağımda yankılanıyordu sesin,

‘’Kulak zarım geleceğini duydu ya,
Hep düşeş atacağım diyor, bundan sonra…’’

- Hiç bir; şizofren gerçekle, geleceği ayırt edemiyor nasılsa.
Onun için kızmamalısın hakkında yazılanlara. -