Bir yıl kadar önce, hiç unutmadığım bir rüya görmüştüm. Sınıfa benzer bir yerdeyim. Yanımda gayet iyi tanıdığım çok sevdiğim ama ne hikmetse ismini bilmediğim bir genç var. Ben o gence güya türkü öğreteceğim. İlk dersimiz biraz eski ama çok meşhur, çok sevilen bir türkü.
Hani şöyle başlar: ‘’Bu dünyada üç şey vardır yenilir/ Biri elma biri ayva, biri nar/ Elma size, ayva size nar bize!’’ Önce ben söyledim. Sonra öğrencime döndüm: ‘’Hazır mısın dedim, tamam mı?’’ cin gibi bakıyor, öyle sevimli bir duruşu var ki!
Cevap verdi: ‘’Tamam ağabey hazırım’’ Ve başladı: ‘’Bu dünyada üç şey vardır yenilir/ Biri elma, biri ayva, biri MUZ’’
Hemen kızmadım daha çok şaşırdım, bu muz da neyin nesi idi, nereden çıkmıştı? İyi bir öğretmenin özelliklerini hatırladım. Her şeyin açıklanması gerektiğini düşündüm. ‘’MUZ’’dan sonra devam etmesine imkân vermeden ‘’Bak kardeşim dedim, yanlış söyledin. Son kelime MUZ değil, nar olacak. Çünkü türkü bu kadarla bitmiyor. Gerisi var. İkinci bölümde: ‘’Bu dünyada üç şey vardır sevilir/ Biri anne, biri baba, biri yar!’’ denecek. Hele bir düşün hiç yarla muzla kafiye olur mu? Olmaz tabi değil mi? İyi o halde bir daha söyle ‘’ özür diledi ve başladı:
‘’ Bu dünyada üç şey vardır yenilir/ Biri elma, biri ayva biri MUZ’’ Ne yine mi MUZ! Sinirlerim gerilmiş sabrım tükenmeye başlamıştı. Yine de irademe baskı yaptım. Öfkelendiğimi belli etmeden Belki hata bende idi, açıklama yetersiz kalmıştı. Bir daha denemeli niçin MUZ olmayacağını inandırıcı deliller bularak bir daha anlatmalıydım. Olmadı yavrum yine yanlış söyledin ‘’MUZ’’ olmaz. Neden? Kafiye meselesini bir tarafa bıraksak bile, başka sebepler var. Türkülerimizde adı geçen hayvanları düşünelim. En başta bülbül sonrada at, ceylan, turna, keklik, horoz var mı? Var değil mi? Peki türkülerimizde gergedan, hipopotam, penguen gibi hayvanların adı hiç geçer mi? Niye geçmez? Çünkü onlar milletimizin tanımadığı topraklarda, yabancı ülkelerde yaşayan hayvanlardır; folklorumuza girmemişlerdir. Tıpkı bunun gibi türkülerimizde elma, ayva, nar, üzüm, dut, kiraz meyveler vardır; fakat nasıl ananas yoksa avokado yoksa öylece muzda yoktur. Şimdi iyice anladın değil mi? Genç öğrencim; anladım efendim cevabını verdi ve başladı. ‘’ Bu dünyada üç şey vardır yenilir/ Biri elma, biri ayva, biri MUZ!’’

Siz olsanız ne yapardınız? Öfkenin faydasızlığını, iyi bir öğretmenin özelliklerini hepsini unuttum. ‘’Hala MUZ öyle mi? İstemiyorum, gözüme sakın görünme, Muzunu al ve çabuk git. Vazgeçtim, her şey bitti artık türkü öğretmeyeceğim. Derslere son veriyorum.’’ Öyle bir bağırmışım ki, sesimin şiddetinde uyandığımı hala hatırlarım.…..

Son bir söz: Bazıları diyebilir ki; büyütmeye değer mi? ‘’Türküyü (Bu dünyada üç şey vardır yenilir/ Biri elma, biri ayva, biri MUZ/ Elma size, ayva size, MUZ bize/ Bu dünyada üç şey vardır sevilir/ Biri ana, biri baba, biri KIZ/ Ana size, baba size, KIZ bize.) Şeklinde söyleseler olmaz mı?’’ Nar yerine muz, yar yerine kız… Olmaz, hiç olmaz. Zzz’lerin vızıltısı bir yana her ‘’KIZ’’ bize ‘’YAR’’ değildir.




Galip ERDEM