'Azabım tüm çirkinliklerle hamur halinde. Keşke azabım mukaddes olsaydı. Belki o vakit rahatımın tesellisi bu olurdu. Dünyanın tüm cünûnları parçam, cinnetin her nev’înin bir a’zası bende… Ve her azap biraz benden; ve sen, benden yani azaptan, müteşekkil.. Heyhât! .. Ne gelenim var, ne gidenim; metruk kâşâneyim... Azabımı anlayacak değil; telaffuz edecek dîl sahibi dil yok. Ülfetim, 'aşk'ım kadar asil; 'aşk'ım yani isyanım.'