Oyalıyormuşum meğer kendimi geçici heveslerle, kan çiçekleri açtı yüreğimde. İster aşk de, ister çıkmaz sokak."


Kan çiçeklerimdi gelincikler.. Sen su mu vermiştin ki büyüdüler?! Şefkatin yaktıkça, almıştı rengini.. Sevdaydı rengi..
Susuz büyüdü ya ondan narinceydi biraz.. Çabuk küser, eğerdi boynunu, dalına dokunmaya gör dökerdi yaprağını.. Nazlıydı öylesine! Güçlü değildi, dimdik duracak kadar. Hep yere doğru eğilirdi, mahzun.. Sen dokunsan, dökülürdü yaprakları; rüzgara asi, sana muti..

Çiçekler yine açacak gönüllerde, duydum ki gönlün düşmüş başka yare..
"İster aşk de, ister çıkmaz sokak" yok başka çare..


~♥~

"Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır."



Yaralar kabuk mu tutacak? Dokundukça acıtıyor beni..
Ya orada kalıp düşecek kurumuş yaralar.. Ya bile bile canımın yanacağını dokunacağım inadına.. İnadına seveceğim..!
Bekleyeceğim..

~♥~

"Derin bir denizin dibine çökmüş, bir hazine aşk denen; gafilen bir av olur aniden!"



Demek sana da yük olmuş bir gül.. Nasıl girmiş muhkem evine? Soldurma onu, solsa da bir başkası! Bir gülle sular taşmaz..!
Yük deme bana, yükün yük olduğunu düşünmek yükümlülüğü de yük bana..
Mecazlara hükümlü mü kalacak kalpler?
Garip, meçhul bir ağırlığın altında ezilen kalbim harplerdeydi çoğu kez..
Eziliyor.. Sızlıyordu..!
Adınıysa hiç koyamadım.. Hep "Garip" dedim..
Nasıl ağrıyordu içimin içinde bir yer?
Sordum..
Sordukça anladım..!

~♥~

"Bu mecazilerden geçip en hakikiye gidelim/ Cemal-i ba kemale seyredelim."



Mecazları taşıyamıyor, Hakiki'nin evi..!
Adı üstündeymiş hep, kör olmuşum.. Yükmüş, ondan ağrıyormuş kalbim..
Yükmüş, ağrıtan.. Ve ağlatan..!
Sen başkasına, ben sana..
Yanmışız ağla ağla..

~♥~


Yüküm şimdilik yüreğimde..
Terk-i diyarım içimde kurduğum şehirden, yıkıldı evleri şehrimin..
Bana gitmek kaldı, yüküm gönlümde..!
Başkasına açılan gönül evinden uzaklarda..
Yüküm yüreğimde..