Bir yaz türküsü de son nağmelerini çağırıyor işte.

Sen küçücük bir saksıda karşılamıştın gelen yakıcı baharı. Bense koskoca bir dünyanın yalnızıydım. Ben pencere önlerinde yol gözleyendim. Sen kokulu çiçekleriyle tüm güzellikleri çağırandın erguvan zamanı. Ahir zaman düşleri çağırırdı bizleri zaman zaman. Ben pencerelerin ta ötelerine yelken açardım. Hayal gemilerim vardı ipekten. Rüzgarla savrulurdum gelinciklerin peşi sıra. Seni çok arayanın vardı.

Bense unutulandım.



Sen küçük bir fesleğendin pencere önlerinde.

Ben yol gözleyen...

Senin adın fesleğen...

Benim adım güz... Yaza söyledim yitik sevdamı. Pencere önlerindeki muhabbetimizi rüzgarlar çalsa , hasretim yılların omuzuna tünese , bütün ırmaklar birbirine aksa , ziyâd gemileri yaksa da seninle bir olurdu uçurumlarımız. Bizim sevdamız, Erciyeş’in rüzgarı gibi karışırdı Beydağının karına. Hiç kimsenin olmayan yollardan yürüsek sonsuzluğa diyordum. Sen bir çiçeksin fesleğen. Kokularından sevdim seni. Pencere önlerinde bitmek bitmez bekleyişini bilirim bir de.

Sen küçük bir fesleğendin pencere önlerinde...

Ben yol gözleyen...

Kederli göklerden üzerime yağan yağmur tanecikleri gibi her yaz üstüme yağıyorsun. Yine birisi ağlamış bak diyorum. Şarkılar matemin karasına bürünüyor. Kimsenin olmayan bir caddede kaldırımlar ıslanıyor. Geceler var tadımlık bir de hüzünlü geceler. Sabahları bekleyen. Bahçelere şebnem düşüyor seher vaktinde. Maviler giymiş menekşeler uyanıyor. Sabahın sisini rahvan atlara yüklüyorum son soluk... Hüzünden erken dökülüyor yaprakları erguvanın. Bozuluyor baharın dengesi. Yasemin çiçekleri ağlıyor. Zaman akıyor, bizden habersiz. Sonbahar tozum tozum sarartıyor düşleri...

Sen küçük bir fesleğendin pencere önlerinde...

Ben yol gözleyen.

Sen küçük bir fesleğen.

Sen ötelerden gelen sıcak bir yaz türküsü. Sen gurup vaktinin efsunlu tacı. Kucağında gülün uyuması, toprakla suyun kavuşması gibidir. Sen karanfil ile yasemin. Sen kokulardan bir demet...Sen pencere kıyısında el eden aşıklara.

Sen gitmek dilersen kalmazsın. Bir güz akşamı toplayıp gidersin feraceni. Ben gitmek dilersem... Dumanım göğe çıkar. Yaşamak kadar zor ölmek de... Hüzünle, yağmurun tüllediği gözlerim kan ağlar. Yetim bir akşamın iniltisi olur ağlayışlarım. Meryem tebessümüm donar kalır yüzümde.

Sen küçük bir fesleğendin pencere önlerinde.


Ben yol gözleyen.



Sen gidersen fesleğenim....

Meryem tebessümüm donar kalır yüzümde. Toprak söylenir, su dillenir... Ellerim duaya değer, yüreğim semaya... Dillerim söylemez olur yaz türküsünü. Sabrın ince eli değmez yüreğimin en matemine. Yüreğimin mahzeni daralır. Kayalara vurur hüzünden dalgalarım.

Sen pencere diplerinin en güzeli...İskambil falı açan beyaz papatyalara inat, sensin yanı başım, türküm, yoldaşım. Sen gidersen eksik kalır pencere önleri. Yarım kalır türküm. Ezberimden tüm türküler silinir. Eksilirim. Tutsak olur yüreğimdeki şarkılar. Sen gidersen fesleğenim pencereler karalanır, perdeler harelenir.


Sen küçük bir fesleğendin pencere önlerinde...


Ben yol gözleyen.








Meryem Aybike Sinan