Her kelime d/okumasından sonra, kelimelerden damlayan damlaların beni okyanusa sürükleyeceğini nerden bilebilirdim ki...
İçimdeki zemheri aylarının, ılıman iklimlere döneceğini...
Bir küçük kelime d/okumasında bile kaybolacağımı nerden bilebilirdim...
Mesela "vuslat"ın bu denli yürek yakacağını bilmezdim kelimeleri d/okumadan önce.
Yaz yağmurunda bile üşüyeceğimi...
Kışın ayazlarında buzlarda eriyeceğimi...
Nerden bilebilirdim ki...
Yağmurun bir b/aşka y/ağdığını...
Toprağın yanıp kavrulduğunu...
Aynaya b/akan g/özlerin bana gülümsediğini...
Ya da alaylı b/akan s/üzmelerini nerden bilebilirdim.
Gökyüzü, hiç bu kadar mavi gözükmemişti!
"Umut" deyince, kapalı kapılar ardında bekleyen umudun sabrını nasıl anlayacaktım ki kelimeleri d/okumadan.
Ya da umutsuzluğun korkularını...
Aralanan kapılardan içeri sızan umudun yansımalarını...
Doğruyu...
Yanlışı...
Mevsimleri...
Sabrı...
Kederi...
Kaderi...
S/özü...
Güzü...
Zikri...
Fikri...
Şükrü...

Ve artık anlıyorum ki ha kelimeleri d/okumuşsun ha hayatı...



name-i nur