+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 ve 8
Like Tree7Beğeni
  • 1 tarafından meleks
  • 1 tarafından meleks
  • 1 tarafından fezapilotu
  • 1 tarafından fezapilotu
  • 2 tarafından fakrime
  • 1 tarafından meleks

Konu: Rus Edebiyatında Kuran-ı Kerim

  1. #1
    Dost meleks - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2012
    Bulunduğu yer
    bize her yer TRABZON:)
    Yaş
    27
    Mesajlar
    30

    Standart Rus Edebiyatında Kuran-ı Kerim

    Rus yazarların İslâm merakı
    SEVİNÇ ÖZARSLAN - 15.07.2012


    Bakü Slav Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Asif Hacılı, bugüne kadar Rusya'da bile konuşulmayan, iddialı bir araştırma yayımladı. Rus Edebiyatında Kur'an-ı Kerim adlı eser, Puşkin, Dostoyevski, Gogol, Bunin ve Nabokov'a dair çarpıcı bilgilere yer veriyor.

    Birkaç hafta önce Günyüzü yayıncılık ve Dağıtım bir araştırma yayımladı. İçindeki bilgiler bir yana adı bile oldukça iddialı: Rus Edebiyatında Kur'an-ı Kerim. Rusya'ya bakış açımız 'Moskof kafiri' ve Baltacı Mehmet Paşa olayından öteye geçememişken Rus Edebiyatında Kur'an-ı Kerim'in varlığından söz etmek bile şaşırtıcı. Asif Hacılı yaptığı araştırmalara göre, Rus edebiyatının kurucusu olarak bilinen Puşkin, Nabokov, Dostoyevski, Gogol ve Tolstoy'un eserlerinde Kur'an-ı Kerim'in ve Peygamber Efendimiz'in (sas) kişiliğinin, yaşantısının ciddi bir etkisi var.
    Aslında 2005 yılında ünlü yazar Lev Tolstoy'un Hz. Muhammed'in bazı hadislerinden oluşan "Hz. Muhammed" adlı eseri Karakutu Yayınları tarafından Türkçeye çevrilmiş ve "Tolstoy Müslüman mıydı?" tartışmaları yeniden başlamıştı. Daha sonra da karşı görüşler medyada yer almıştı. Asif Hacılı, araştırmasında hiçbir Rus edebiyatçı için 'Müslüman'dı ya da değildi' gibi bir ifade kullanmıyor. Ancak hep bu düşüncenin izlerini sürüyor.
    Unutmamamız gerekir ki, biz Avrupalı değil, Asyalıyız..." diyen Dostoyevski'nin Asyacı fikirleri ve Müslümanlara olan farklı yaklaşımları, Suç ve Ceza, Budala, Komik Adamın Rüyası ve Ölüler Evinden Notlar gibi önemli edebi eserlerine yansımış. Kürek cezası sonrasında beş yıl Kazakistan'a sürgün gönderilen Dostoyevski, orada Müslümanların hayatı, gelenek ve görenekleriyle tanışarak İslam'a ilgi duymaya başlar. Omsk'tan Semey'e hareketinden önce kardeşine yazdığı bir mektupta kendisine Kur'an göndermesini rica eder.
    Dağıstanlı Tatarlarla, Lezgiler ve Çeçenleri anlattığı Ölüler Evinden Notlar'da Müslüman karakterlerin manevi ve psikolojik özelliklerinden bahseden Dostoyevski, özellikle Ali ile iyi niyetli ve saf Nurra'nın dini kimliklerinden kaynaklanan niteliklerine yer verir. Hacılı'nın dediğine göre benzer bir motif, Suç ve Ceza'nın sonunda da işleniyor. Ruhi ıstıraplardan, trajik manevi arayışlardan, isyandan sarsılan Raskolnikov, İrtiş kıyılarındaki sonsuz bozkırlarda birer nokta gibi görünen göçebe yurtlarına bakarak şunları söyler: "Oralarda hürriyet var ve buradakilere hiç benzemeyen başka insanlar yaşar, oralarda sanki zaman durmuş, sanki İbrahim ve onun sürülerinin çağı henüz devam etmektedir." Raskolnikov, ruhunun kurtuluşunu böyle bir Türk hayat tarzında arar. Manen sarsılan kahramanın düşüncelerine rağmen yazar, Hz. İsa ile Hz. Muhammed'in Allah'ın elçileri olduklarını ve aynı kurtarıcılık misyonunu üstlendiklerini vurgular.
    Aleksandr Puşkin: And içerim, akşam namazı üzerine...
    Kitapta okuru şaşırtacak olan, yeni Rus edebiyatının kurucusu olarak bilinen Aleksandr Puşkin'e dair verilen bilgiler. Hacılı'ya göre, Müslümanların kültüründen oldukça etkilenen Puşkin için İslam, bir ilham kaynağı, farklı anlamlar dünyası ve şiirsel bir mükemmeliyet örneği.
    Puşkin 1821-1824 yılları arasında sürgün hayatı yaşadığı dönemde Müslümanların kültürüyle yakından tanışıyor. İlk gençlik yıllarında ortamın modasına uyarak 18. yüzyıl Fransız aydınlanmacılarıyla, özellikle Voltaire'in ve Epikürcü zengin çevrelerin etkisiyle dini pek umursamayan Puşkin, bu yıllarda manevi bir buhran geçirir. Eserlerinde hayatın boşluğu, anlamsızlığı ve yalnızlık gibi duygular hakimdir. 17 yaşındayken yazdığı 'İmansızlık' adlı şiirinde "Aklım Tanrı'yı arar, kalbim bulamaz" der. 1825'te kaleme aldığı 'Gizli Mağarada' şiirinde görüleceği gibi Kur'an-ı Kerim'le tanışması, onun manevi yönden canlanmasına vesile olur: "Gizli mağarada, sürgünlerde/Ben tatlı Kur'an'ı okudum/Aniden bir teselli meleği/Uçup geldi, bana tılsım getirdi/Onun sırlı gücü/Kutsal sözcükler yazdı/Üzerinde bilinmez bir el"
    Kur'an'dan 17 kez bahsetmiş
    Puşkin, yine aynı dönemde 'Bahçesaray Çeşmesi' şiiri üzerinde çalışırken Kur'an-ı Kerim şairi öylesine etkilemiş ki, Kur'an motiflerine dayalı özel bir dizi kaleme almış. Araştırmacılara göre 33. surenin 81. ayetinden doğrudan alıntı yapmış. Şairin 'Kur'an Taklitleri' adını verdiği bu eser, edebiyat kuramcısı V. G. Belinski'ye göre kaynak metnin içeriğini, lafzını ve üslubunu yansıtma gayretiyle dikkat çekiyor.
    Ünlü edebiyatçı, Hz. Muhammed (sas) ile önce bir şair olarak ilgileniyor. Daha sonra Kur'an'ın dini ve felsefi anlamlarını keşfettikçe onun atmosferine giriyor ve İslami değerleri ve Hz. Muhammed'in (sas) misyonunu samimi hayranlık duygusuyla terennüm ediyor. Bir şiiri bu açıdan çarpcı:
    "And içerim, çift ve tek üzerine/And içerim, kılıç ve kutsal savaş üzerine/And içerim, tan yıldızı/And içerim, akşam namazı üzerine."
    Asif Hacılı, çalışmasında bazı istatistiki bilgilere de yer vermiş. Puşkin'in eserlerinde Kur'an 17, İncil 13, Tevrat 8 kere anılmış. Puşkin, Kur'an-ı Kerim'le yakından tanıştıktan sonra Hıristiyanlıkla da ilgileniyor ve Kur'an Taklitleri eserinden iki yıl sonra Peygamber adlı bir şiir yazıyor. İncil'den Yeşaya, Yeremiya veya İyezekil peygamberlerden biri için yazıldığı tahmin edilen şiirde şair, bazı araştırmacılara göre Kur'an-ı Kerim'in Fâtır, Müddesir, Hâlak, Kadir surelerinden istifade etmiş.
    Şiir şöyle: "Ve o göğsümü kılıçla yardı/Ve titrek kalbimi çıkarttı/Ve ateşli koru/Yarılmış göğsüme koydu" Asif Hacılı ise bu dizilerin, "Biz senin sineni açıp genişletmedik mi!" ayetiyle başlayan İnşirah Suresi menşeli olduğu iddiasında.
    "O, Müslüman değil mi?" Bu soru, Puşkin'den sonra yetişen ünlü edebiyatçı Fyodor Dostoyevski'ye ait. O diye bahsettiği kişi Puşkin. Ünlü şair kendisinden sonra pek çok şair ve yazarı tesiri altına alarak Rus edebiyatında Doğu'ya yönelik ilginin gelişmesine ve İslam'a dair eserlerin çıkmasına sebep olmuş

    Yazar, Tolstoy ile ilgili ise şöyle bir bilgiye yer veriyor: "Bilindiği üzere kilise konseyinin verdiği karar doğrultusunda aforoz edilip Ortodoks kilisesiyle ilişiği kesilen Tolstoy'un felsefi çalışmalarında İslam önemli bir yer işgal eder. Tolstoy tanınmış tasavvuf şeyhlerinden Kunta Hacı Kişiyev, Mısır Başmüftüsü Muhammed Abduh, Başkurt Müslüman münevverlerinden Muhammed Şah Rahmetullin ve benzeri çok başka isimle şahsi ilişki kurar... Hayatının en zor dönemlerinde (mektup ve günlüklerinde yazdığı üzere) herkesin, hatta aile fertleri ile arkadaşlarının bile ona sırt çevirdiği, bazılarının onu da Gogol gibi deli ve aklını yitirmiş, devrimcilerin, geveze, mistik, devlet görevlilerinin tehlikeli bir devrimci, Ortodoksların ise şeytan olarak gördüğü ve kendisinin de "Durumum zor" dediği bir dönemde Tolstoy, bütün bu olanları şöyle özetler: Bu yüzden beni iyi niyetli bir Müslüman olarak görün, o zaman her şey güzel olacak, der."
    Asif Hacılı, "Bu konular Rusya'da konuşuluyor mu, biliniyor mu? Türkiye'de pek bilinmiyor." şeklindeki sorumuza, "Rusya'da da yeni konuşulmaya, araştırmalara henüz konu olmaya başladı... Türkiye'de ise ne biliniyor ki!" cevabını veriyor. Ancak Sezai Karakoç'un Puşkin'in İslam'a bakışını anlatan yazıları olduğunu not düşelim.
    Harun er-Reşit hayranı Gogol
    Asif Hacılı, kitabında ünlü yazarlardan Nikolay Gogol'ü, Petesburg Üniver-sitesi'nde Umumi Tarih Kürsüsü'ne yardımcı doçent olarak atandığı dönemdeki makalelerini aktararak inceliyor. Gogol (1809-1852), Arapların kurduğu İslam medeniyetini ne Doğu'da ne de Batı'da, daha önce benzeri görülmeyen bir mucize olarak değerlendiriyor ve bu halkın bizzat Hz. Muhammed'in (sas) yaydığı İslam dini sayesinde tarih sahnesinde parladığını ifade ediyor. Gogol, devlet teşkilatlanmasını anlattığı, "Al-Mamun" başlıklı makalesinde bir filozof, siyasetçi, savaşçı ve edebiyat adamı olarak gördüğü Harun er-Raşit'ten hayranlıkla bahsediyor. Üniversitede bu makalesini işlediği dersine V. Jukovski ile A. Puşkin de katılmış.
    Vladimir Nabokov: Muhammed'in gözleri nur saçıyor
    1917 Rus devrimi sonrasında çok sayıda Rus aydını İstanbul'a iltica eder. Rus muhacir edebiyatının ünlü temsilcilerinden Vladimir Nabokov da bu isimler arasındadır. Nabokov, İstanbul izlenimlerinin etkisiyle 1918 yılında yazdığı 'Sessiz Akşam' şiirinde hem İstanbul'u hem de Peygamberimiz'i anlatıyor.
    "Gece sessiz, cevap bekliyorum/Muhammed'in gözleri nur saçıyor/Turuncu çizginin üzerinde.../Minarenin kubbesi ışık saçıyor/Çılgınca cevap bekliyorum
    Ateşli bir hasretle can atarak/Müezzin şarkısını bitirmiş/Siz gülleri, ışık gülleri/Solar yükseklerde/Sesleniyorum/Cevap yok..."
    Şair belki Eminönü'nde belki de Sultanahmet'te pek çok kez ezanı dinlemiş olmalı. Müezzinin şarkısı diye bahsettiği elbette ezan. Eski seyyahlar da ezanı, şehre okunmuş bir şarkı olarak algılamış ve metinlerinde ezandan hep böyle bahsetmişler.
    Fyodor Dostoyevski: Kardeşim, bana Kur'an gönder Hacılı Dostoyevski'nin İslam diniyle ilişkisini, yazarın Asyacılığı ve Puşkin'in doğum yıldönümünde yaptığı ünlü konuşması üzerinden anlatıyor: "Dostoyevski bu konuşmasında Puşkin'in edebi çalışmalarında önemli yer işgal eden İslam motiflerinin ve Kur'an Taklitleri dizisinin hümanist özünü ve şairin İslam dünyasını ruhen benimsemiş olmasına bağlayarak şu soruyu yöneltir: Bu bir Müslüman değil mi, bu Kur'an'ın gerçek ruhu ve onun kılıcı değil mi, inancın saf ihtişamı, onun kanlı ve korkunç gücü değil mi?" Hacılı, Dostoyevski'nin Rus milli şuur ve kimliğinin oluşmasında önemli rol oynadığını düşündüğü Puşkin'le ilgili bu sözleri, sadece şairin değil, aslında onun bizzat kendi dünya görüşünde İslam'ın önemini ortaya koyduğunu belirtiyor

    fezapilotu bunu beğendi.

    ''benim trajedim şu bir kaç satırda: Sevebileceklerim dilsiz, dilimi konuşanlarla konuşacak lakırdım yok.'


  2. #2
    Vefakar Üye turabuakdamululema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    Yeryüzü
    Mesajlar
    436

    Standart

    baslıktaki Kuran yazarken k buyuk harf olabılır mı azızım
    İNSAN MEFTUN OLDUĞU ŞEYİN KOLLARINDA CAN VERİR....

    EKMEKSİZ YAŞARIM HÜRRİYETSİZ YAŞAYAMAM ...B.S.N

    ”Şu yığın yığın yalanlar karşısında ağzını açıp iki kelime söylemeyen insanlardan öyle şeyler öğrendik ki inanın birkaç tane post-doktoraya bedel.”

  3. #3
    Dost meleks - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2012
    Bulunduğu yer
    bize her yer TRABZON:)
    Yaş
    27
    Mesajlar
    30

    Standart

    Denedim fakat düzeltemedim

    ''benim trajedim şu bir kaç satırda: Sevebileceklerim dilsiz, dilimi konuşanlarla konuşacak lakırdım yok.'


  4. #4
    Vefakar Üye fezapilotu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    29
    Mesajlar
    433

    Standart

    "Aklım Tanrı'yı arar, kalbim bulamaz"
    Bu gerçekten hem rus edebiyatı hemde türk edebiyatı için çok önemli bir tesbit...düşünün ki çok önemli soylu bir ailenin çocuğusunuz herşeye ulaşmak elinizde fakat siz tatmin olmak için başka bir yol arıyorsunuz: "Dünyada sonsuz bir mutluluk yoktur; ne ünlü bir soy, ne güzellik, ne güç-kuvvet, ne zenginlik, hiçbir şey bizi felaketten kurtaramaz." puşkin gerçekten zeki biri... islamı araştırdı diye söylemiyorum daha 24 yaşında bu dizeleri yazdığı içindir belkide... ama netice bizim edebiyatımızda öyle değil; bizim edebiyatımız daha çok batıda böyle ismini duyurmuş ve önemli bir çağa adını yazdırmış olan bu zeki insanları bize farklı yanlarıyla anlatmak... belki yanlış bilgi vermiyorlar ama verdikleri bilginin doğru yanı az...düşünelim dostoveski, tolstoy, balzac vs daha bir çok önemli isim bilim, edebiyat ve felsefe gibi alanlarla ilgilenmiş ama neticeyi nedense KUR-AN la birleştirmiş... günümüzde hemen hemen hergün yeni bir bilgi ortaya çıkıyor. sokratesin peygamber olma ihtimali, edison'un çalışma masasında kavanoz içinde nur ayetleri ve daha kimbilir adını bilmediğimiz kaçtane bilim adamının kitaplarının arasına gizlenmiş islam merakı..!

    fakat bence biz çok farklı denizlerde balık tutuyoruz... mesela nasıl bulduğuyla değil ben nasıl kullanırımla ilgileniyoruz... olmamalımı evet olmalı... ama tarih neden var ders almak için değilmi... gelişme bunun ürünü olsa gerek... arada ki küçük büyük önemsiz noktalara değil bütündeki manaya bakmayı öğrenmeliyiz...

    eğer biz öğrenmezsek bazılarının ezberlediği edebiyata çocuklarımızı emanet etmek zorunda kalıcaz gerçekten iyi bir yazıydı teşekkürler ZAMAN
    meleks bunu beğendi.


    Ey gönül Hakk'a Aşk'ı olmayanın,
    Aşk'a Hakkı olur mu..?


  5. #5
    Vefakar Üye fezapilotu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    29
    Mesajlar
    433

    Standart

    'Muhammed her zaman Evangelizm'in (Hıristiyanların) üstüne
    çıkıyor. O, insanı Allah saymıyor ve kendini de Allah ile bir
    tutmuyor. Müslümanların Allah'tan başka ilâhı yoktur ve
    Muhammed onun peygamberidir. Burada hiçbir
    muamma ve sır yoktur.'
    Lev Nikolayeviç TOLSTOY


    "Kalbimizde Allah'ın nuru vardır,
    onun adı da vicdandır."
    Tolstoy

    meleks bunu beğendi.


    Ey gönül Hakk'a Aşk'ı olmayanın,
    Aşk'a Hakkı olur mu..?


  6. #6
    Gayyur fakrime - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2012
    Mesajlar
    93

    Standart

    Kur'anı kim görse hayran olur.Kim insaf nazarı ile baksa istifade eder.Bu derin düşünebilen,derin enfüsi gözlemler yapabilen zekaların,o dönemlerde Kur'anı görmemeleri mümkün değil.Ustadın da Rusya'daki esareti hikmetsiz değil.Fakat,keşke bu insanlar kendilerine in'am edilmiş bu nimeti,bu şansı kullanabilselerdi.Kalemlerini Kur'an adına kullanabilselerdi.Bugün sosyal felsefe klasikleri olarak,hayran olunan eserler yerine ,kimbilir,ne derde derman eserler yazılırdı.Keşke kendileri de,Kur'an nazarı ile okuyup yazabilselerdi.Hamdolsun ki bütün o boşlukları Bediüzzaman,muhteşem eserleri ile doldurdu.
    fezapilotu ve meleks bunu beğendi.

  7. #7
    Dost meleks - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2012
    Bulunduğu yer
    bize her yer TRABZON:)
    Yaş
    27
    Mesajlar
    30

    Standart

    Tolstoydan Necip Fazıla Varlık Muamması
    Tahir TANER
    ttaner@sizinti.com.tr

    “Ne için yaşıyorum, ne için arzuluyorum, ne için çalışıyorum?” ya da daha başka şöyle dile getirilebilir bu soru: “Hayatımda benim kaçınılmaz olankendi ölümümle yok olmayacak bir anlam var mıdır? Ne için olduğunu bilmeden bir şey yapamam, yaşayamam ben... Bu sıralarda beni meşgul eden iktisat düşüncelerinin ortasında birden şimşekler çaktı kafamda: “Güzel Samara eyaletinde altı bin dönüm arasan olacak, üç yüz altının; peki sonra? İnsan cevap bulamazsa yaşayamaz. “1

    Varlığının gayesi konusundaki arayışlarını, “İtiraflarım” adlı eserinde bu şekilde dile getiriyordu Tolstoy.

    Rus yazar adeta “Bilmecesine yol arayan” mistik şairin çile yoluna düşmüş var oluşun gayesini arıyordu. Doğulu olsun Batılı olsun, mütefekkirlerin kaderidir varlığın ve kendi varlığının gayesini sorgulamak. Tolstoy yazarlığını sürdürdüğü Samara’daki evinde düşünüyor, düşünüyor, düşünüyordu. Zengin olacağım diyordu; peki ya sonra! Ah gayesizlik! Hedefi bulamamış ve inancı oturmamış büyük beyinlerin kaderi hep fikir çilesi olmadı mı?! Ben neyim, niçin varım ve ne olacağım? İşte bu sorular, mütefekkirin tırnaklarıyla kazıp aşmaya çalıştığı, bağrında granitten kayaların barındığı dev bir dağdır.

    Necip Fazıl, pozitivist düşüncenin kara bulutlarla ufkumuzu kapladığı bir dönemde ıssız kaldırımlarda kudsi hakikat düşüncesi arayışıyla sabah ışıklarına dost bir insan. Dünyanın cazibedar güzellikleri Tolstoy gibi onu da hakikati arayıştan alıkoyamaz ve mistik şair kendini sorgular:

    “İş Bankası’nda müfettiştim, oturuyordum odamda, büyük bir konfor içindeyim öyle sırmalı elbiseli hademeler.... Bir ayağa kalkışım var orda... Nedir bu mu gayem?”2

    Arayışlar arayışlar... Ötelerin hakikati soluklanacağı ana kadar. Entelektüel beyin arayışlar yolunu düşe kalka, kan ter içinde adımlar. ‘Yol O’nun, varlık O’nun” hakikatine ermek için fikrin kaçak ve kurnaz yollarında çile soluklamak gerekmektedir.

    ”Ufuk bir tilkidir kaçak ve kurnaz
    Yollar bir yumaktır uzun ve dolaşık
    Her gece rüyamı yazan sihirbaz
    Tutuyor önümde bir mavi ışık.”

    Fikirleri, ölüm ve ölüm ötesi ilahi hakikatlere, vücudunun sebeb-i hikmetine ulaşamayan entelektüel için ne zor bir yoldur hayat. Tolstoy, teslis (üçleme) inancını reddettiği için Hıristiyanlıktan da uzaklaşmış, fikrin kavurucu çöllerinde ızdırap soluklamış ve bu beyin zarındaki sülük düşünce Çoğu defa onu intihar fikrine yöneltmiştir: ‘Fakat ben ormanda yolunu kaybetmiş, kaybolduğu için de telaşa düşmüş ve yeniden doğru yola çıkmak için elinden gelen bütün gayreti sarf eden biri gibiydim. Bu durumdaki bir insan, attığı her adımın kendini karışıklığın daha bir içine götürdüğünü bilmektedir Ama yine de çabalarını sürdürmeyi kesememektedir. Korkunç olan buydu işte. Kendimi bu korkudan kurtarmak için intihar etmek istedim.”3

    Sadece Tolstoy mudur kutsi hakikatin arayıcısı?

    Aslında Nietzche’den Andre Gide’ye kadar Batı ‘nın hakikati arayış yolunda beyin törpülemiş nice mütefekkiri vardır ki, onlar da bozulmuş bir dinin inandırıcı olmayan fikir sisteminden sıyrılınca hakikatler hakikatini, solmaz ve pörsümez rengi, ışığı aramış, ışığa kavuşamayınca da hayatları bir çıkmaz sokak olmuş ve bu Çıkmaz sokakta sadece bunalımların çığlıkları duyulmuştur.

    Necip Fazıl bu bunalımda, kendi ifadesiyle “kriz entelektüel”de, Tolstoy gibi intiharı düşünmediyse de ışığa erene kadar hafakanların girdabında ölüm terleri dökmüştür:

    “Evet her şey bende bir gizli düğüm:
    Ne ölüm terleri döktüm nelerden!
    Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm
    Yetişir çektiğim mesafelerden.”

    Tolstoy kah inanarak, kah şüphelere düşerek yürüdüğü yolun sonunda bir anlamda hakikate erer. Bu hakikat onu bizim inanç perspektifimizde muvahhit çizgisine getirir. İnanca eren Tolstoy intihar düşüncesinden de kurtulmuştur: “Sebep diyordum kendi kendime, mekan ve zaman gibi bir düşünce kategorisi değil.Eğer beri varsam bunun bir sebebi var ve bütün sebeplerin sebebi var ve her şeyin sebebi Allah’tır(cc),Allah’ı arayarak yaşa.O’nsuz hayat olmaz.Eskisinden çok güçlü bir şekilde içimde ve çevremde her şey ışıdı ve bu ışık beni bir daha terk etmedi.”4

    Sanatta gaye, güzellikte sonsuzu yakalamak ve her eserde sonsuzluğa ulaşmak olduğuna göre; sanatçının sonsuzluğun Yaratıcı’sına ulaşmadan ciddi eserler vermesi ve bu düşünceye ermeden huzurla yaşaması mümkün değildir. Sanatçı hakikatin, sonsuz hakikatin arayıcısı değil midir?

    “Anladım işi sanat Allah’ı aramakmış
    Marifet bu gerisi yalnız çelik çomakmış”

    Gerçek sanatçı sonsuzun bestecisi
    Gerçek sanatçı ötelerin müjdecisi...




    Kaynaklar:
    1) İtiraflarım-Tolstoy-1syf. 33-43
    2) Türk Edebiyatı Dergisi N.F.Kısakürek sayısı

    ''benim trajedim şu bir kaç satırda: Sevebileceklerim dilsiz, dilimi konuşanlarla konuşacak lakırdım yok.'


  8. #8
    Dost meleks - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2012
    Bulunduğu yer
    bize her yer TRABZON:)
    Yaş
    27
    Mesajlar
    30

    Standart

    Anlaşılan bazı insanlar, Kuran da ki' Hiç düşünmez misiniz, akıl etmez misiniz ' gibi ayetleri Kuranı okumadan fıtratlarında keşfetmişler de MUTLAK DOĞRU ya uaşmışlar.Yani helal olsun önce fıtratlarını okuyabilmişler.
    Aslında baktığımızda bu normal üstü bir durum degil.Sonucta Kuran da bizi anlatıyor ama- tabi hiçbirimiz sütten cıkmıs ak kasık degılız-biz annelerimizin karnındayken öyle bir karsılama töreni düzenlenmiş ki dünyada dogduguzdan beri onun etkısınden kurtulabilmiş degiliz.Hatta bazen Kuran ı okudugumuz halde bu korkunç tören de yeni gelecekler için haırlıklara katkıda bulunabiliyoruz.
    fezapilotu bunu beğendi.

    ''benim trajedim şu bir kaç satırda: Sevebileceklerim dilsiz, dilimi konuşanlarla konuşacak lakırdım yok.'


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Kuran-ı Kerim Videoları
    By muhibbülkurra in forum Ezgi, İlahi ve Kur'an-ı Kerim Tilavetleri
    Cevaplar: 290
    Son Mesaj: 05.01.10, 02:07

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0