Bir rüya görür insan, bir kervan bekler, bir umut taşır kalbinde.

Bekler; beklerken rengi değişen nesnelerle, sözcüklerle, razı olmakla tanışır.
Taş bir caminin merdivenlerinde gözden geçirir yaşadıklarını.
Birkaç satırla özetlemek ister zamanı ve geride bıraktıklarını…
Tam da “Her şeyden vazgeçtim” pozlarındayken ve rüyalarını ateş ağaçlarına emanet etmişken…
Bir şehre ramazan gelir, bir rüya yeniden girer gecenin bir vakti gündeminize…
Küçük bir kızın ruhu ferahlar…
Bir şehir kendi kendini aklar, paklar…
Dualar yükselir, yıldızlar parlar…
Bahtı açılır tüm inananların, yazılmış tüm yazılar kaderden nasibini alır.
Bir şehre, bir ülkeye, dünyaya…
Âlemlere ramazan gelir…
Düşler kervanından herkes kendine uyanın peşine gitmektedir…
Kapılar açılır, temize çekilir defterler, hep bir ağızdan dualara “Âmin” denir…
Çiçeğin, gecenin, toprağın rengi değişir…
Bir şehre ramazan gelir…
Ramazan en çok da iftardan sahura, sahurdan iftara kurulmuş iyilik düşleridir.