Dalgınlığıma geldi.
Gönlüm dalmış öyle hayallere. Uzak yerlere gitmiş düşlerim, çok uzak yerlere… Yanımda olduğun çıkmış aklımdan. Kalbim şaşkın şaşkın gezdirmiş içinde haramileri.Kırk yamalı acı bırakmışlar giderken.
İçim yandı. Bilirsin onun belasından çektiğimi. İçim içim diye binlerce kez bir şeyler gevelediğimi. Döndürüp dolaştırıp lafı gediği meçhul bir taş üzerine gömdüğümü.
Dalgınlığıma geldi.
Öyle diyorum ya da…
Ya da çocukça bir hevesle koştum pervanelerin ardından.
Kocaman bir derinlik vardı seninle aramızda..kendimi her sularına bıraktığımda senli bir sahile çıkardım.
Korkmazdım sessizliğin koyu ve lacivert görüntüsünden. Ünsiyet içinde dolaşır, kelebeklerden sineklere kadar ve birçok taife ile de beraber kitap okurduk.
Ben koşardım yokuş yukarı, yıldızların altında zıplardım, oh der gecenin kandiline sarılırdım. Sevincin türlü türlüsü ayaklarıma dolanır, sabahın en erken saatlerinde sokaklara düşerdim. Gece o demlerde muhabbetin inbiğinden sadrımıza bırakılmış huzurdan ibaretti.
Kahır zelzeleye gelmiş. Endişe enkaz altındaydı. Nasıl solurdum aynı bilgisizliğin hoyratlığıyla hayatı. Nevamisin adil örgülü duvarından atlamaya çalışırdım gözyaşlarıyla.
Ağaç dalları arasında ata-i bir nesime ikna etmeye çalışırdım seni. Ve hâlâ da aynıyım bu yönümle biliyorum…
Nereden bulduysam, allı güllü perdeler getirdim dışarıdan. Onları çektim elesti bir hasretin önüne. Tam mevsimi gelmiş, tam yumuşamışken taç mahalin taşları.
Belkısın geçtiği sahanlıktan geçerken eteklerini toplayan şiirler ne güzelde ıslanmıştı..
Ne olduysa oldu ellerimdeki yumağa dolandım oynarken.
Dedim ya dalgınlığıma geldi…
Çayhanede dervişlerle oturur,pirin nakillerini dinlerdik duman altı.Muhabbetin rayihası okşardı başımızı.
Sonra gider tedriste canımızı çıkarırdık ki canan yüzünü göstersin de bayılalım hüsnü ezelisinden…
Birkaç satır düşürürdüm mahfele..Kendimde düşerdim..kağıtlar uçardı vitirden sonra korkardım iliklerime kadar.O zamanlar rüyalar ılık bir iklimi yaşardı ve yaşardı içinde bir şeyler.
Şimdilerde oyalamak için sevdamızı aşk diyoruz bir şeylere..Mukarrebin utanıp adabını abasına gizliyor.Ne olursa olsuna pervasız kılıç sallıyor kör şovenler.Irkçı bir inat eylem yapıyor havatırda.
Geçilmez köprübaşlarında dumrul bir inat saltanatını ilan etmiş.
Dikenliğe takılmış ipek bir tül gibi havasın hassaları
Kavruldukça kavruluyor hicabın dünleri.Hazır günün gülleri tedirgin el olmaktan.Sen bilirsin sözüm sana söz olduğunda şahı divanda nücüm akar beytime.
Mahbubum; döndüğümde eflakın yirmisekizbinine dağılır toplanırdık.Susar kıskanırdık mücellayı.Müberra bir sükunla hallenirdik..
Yine hallenir miyiz..
Yoksa,eskidendi mi..
dalgınlığıma geldi ya o zamandan beridir böyle mi..bir daha da olmayacak belki…………


Ela-i çeşm ile ayn-ı ahsende çok gazel söyledik va esefa..
Hem,şems bir, kamer bir güzel
Derya bir, lale bir güzeldi…
Sen en güzeldin…


m.safitürk