+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Pervaneler...

  1. #1
    Müdakkik Üye m_safiturk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Mesajlar
    773

    Standart Pervaneler...



    Evvel zaman içinde kalbur zaman içinde karanlık alıyorum sokak satıcılarından ..Yaz yüzlü şemsin ufule meylettiği anlardan mürekkep ...Yumak yumak bir akşam üstü...
    Geceye verilmiş sözüm var...Aynı şarkıyı dinleyeceğiz yine..Sözlerinin bir bir kaçtığı aynı şarkıyı…
    Dalgakıran bir inatla rüzgâra karşı tutuyorum kalbimi… Ve bu aralar mevsimin bahtında ne varsa benim karın ağrım sanki... Yağmursa yağmur... Soğuksa soğuk… Ayaz yemedi henüz gönlümün ekenekleri…
    Ne de çabuk boşalıyor ortalık..kaldırımlar kalıyor ağlamaklı…Gölgelerin hepsi, nevi şahsına münhasır…Terk edilmiş kuş yuvaları açığa çıkmış..Çile ipi açıyor sarmaşıklar…
    Düğümlüyorum hayallerimi artık desem yalan olmaz. İnanıyorum olmazların gerçekçi sözlerine ve yüzlerine bakmaktan ürkmüyorum gerçeklerin…
    Aynalar ah aynalar… Tekerlekli bir sandalye buldum arzularıma… Birkaç boş saksı… Birkaç tahtadan iskemle…
    Balığım öldü...evveli günde diğer bir balığım ölmüştü...Camdan dışarıya baka baka öldüler sanki…Bir tane kaldı.Sonra yine iki tane de küçük var.Evet benim iki fanusum var..Biri küçük,onda küçük balıklar.. biri büyük ve şimdi onda sadece bir balık var.Üstelik üst tarafı da kırıldı büyük olanın…Birde benim içinde olduğum bir fanus var.. her neyse…
    Büyük bir mezar alacağım onlara nasipse akvaryumdan..büyük ve derin…
    Derinlik engebeli arazim benim...Sürüm sürüm olduğum yer…Yutuyor bazı şeyler beni..bazen de ben boğuluyorum bir zerrenin içine girip…Hardal kadar bir muhalin üstüne binip…
    Kaç defa idam ediyorum şiirlerimi…Kaç defa siliyorum notalarını melodilerin…Anlaşıyoruz yoklukla eskiden de olduğu gibi..güneşin kuruttuğu çocukluk yıllarımdan beri…
    Çok şey mi yaşadım çok şey mi yaşadı beni… Enikonu elimde kalanlar evvelde sayfalara sıçramışlardan farklı değil… Yine küt bir vurgu var yolun bittiği yerde… Yine iç çektiğim çekinceli sevdiceklerim…
    İyi ve kötü bir şeyleri sevebildim korkmadan ya..ellerim yandı şerefe kandilleriyle beraber.Vay be,ne teselli oldu bana ateş…Ne korlar yutkunmak varmış...Ne kelimeden lokmalar dizilecekmiş tespihime…
    Bir öğlen vakti mercan yokuşunda fikrime patika bir sadmeyle en iyisinden aldım güya..biraz siyah başlı ve biraz koyu kahve renkliydi taneleri..ölünesi gözler gibi gözenekleri…Hem de gümüş saçaklı…
    Hem tekrar hem de ikrarıyla, güneşler güneşinden medet alan doksan dokuz yıldıza benzer, takdir, tekbir, tahmid kehkeşanında anlı şanlı…
    Sessiz sessiz dönüyoruz dönülecek her yerden..Ardımıza bakmadan..terk edilecek her şeyi terk ediyoruz her şeye rağmen…Sevmeye sevdaya rağmen…
    Uzadıkça uzuyor leylin saatleri..dişi dökülüyor çarkların…Gelmek bildiğinde de Nehar, gül çiçeği burcunda ne bahar ne leyla var…
    Hiçbir şeyin aynı olmaması kaygısını taşımak da var belki..değişiyor her şey…
    Ben araklıyorum bazı evkatı koynuma saklayıp, öksürür gibi yapıp kıp kırmızı kızarsa da kulaklarım…
    Bir nalbant çaldım köy yolundan..köpek yavruları için bir kaçta yumurta folluktan…sarı balçıkça çamurlu çizmelerimi..kiremit toprağından yuvarladığım türabi misketlerimi…Bir sonbahar..Sürülmüşte bir tarla..yığınla da bulut…bir küçük çapa ve tembel çabayla yokuş aşağı peşine revan olduğum kediciği ve emsali anılarımı toparladım..Çoraplarımın içine kadar doldurdum…Kağıt para almadım üzerime..bir kaç kuruşluk servetim var ciklet çekirdek yoluna kurban…
    Güzeldi..ve güzeller…büyümekte öyle zaman zaman sıkılsam da…
    Gözünün içine bakman gerekiyor çok şeyin..Vazife addettiğin şeyler var yargılara…Ve nasıl anladıysa hayatı merhabamın yarenleri..nasıl kavradıysa lafın yerindeliğini taş gediğini saç başa dalaşılan emelleri bilmiyorum… Belki hep ben yanlış anladım.Elimde nereye bağlı olduğu belli olmayan bir urganla savaşıyorum aylardır..Bananeli bir silkinme istedim yapabileyim..Oy farfara farfara diye takılayım mizansız bir türküye de halay çekeyim ata yadigarı bar bir şeylerle barbarca..Hınca hınç ağlayım olmadı…
    Vicdanımın avazı çıktığı kadarıyla, fıtratımın haykırdığı sesler ve sonsuzluk akitleri nikabını kefen gibi sardı hüznümün yetimliğine…
    Tutuklu olmakta güzeldi belki işimin işine gelmese de… Ulaşamamakta öyleydi belki ömrü kısa, ömrün kısa olduğu şeylere…
    Adını koyduğum ismini tanımadı..Tanıyamadı belki…Belki kör olmak lazım hesapsız kitapsız…Beklide her şeyi yaftalı bir kütüphane…Bilmek fışkırmalı duvarlardan lamsız cimsiz…
    Belki de ben kaçıktım dileklerime yağlı ilmik..gazeller gibi…Durmadan İstanbul mu yakalanır oltayla…Bacalar bocalar mı hep fırtınalarda…Taşıyamaz mı toz kanatlı kelebekler dünyayı..Sığmaz mı incir nüvesinin içine kos koca incir ağacı…Kırk kanatlı kırk bin başlı melekeler atmış dört trilyon mu basardı kelimeleri..temiz sözler ..teşekkürler mi kanatlanır tüm kanatlılar gibi…Semaya ve daha Semaya doğru…
    Dualar gibi… İnciye benzer sırlar gibi… Gizli mahcup hisler gibi… Aşk gibi… Pervaneler gibi...
    Yitiğim bitiğim bittiğim dön baba dönelim dönekliğine kahır mı etmeliyim..hep mi masum hüzünlerim…Pat pat potlarımın rotu çıkmış rölantisi bozuk düzenekliğinin hırçın ve abuk gürültüsü de olmadı mı…Bilet mi kesmeliydim kendime…Milattan önce…
    Sonra her şeyimi rafadan kaldırıp yarım haşlak beklentileriyle raflarımı paftalamalıydım ser sergen…
    Yoksa seyreyle seyrani temaşası güzel kaderin kazâna yazdıklarını…Emin ol kederden..Ata’sı Arife muştu, Keremkâr namdar sultanın eylediğini bin bir edeple…Boşa yaşanmıyor anladığım..boşu boşuna yaşanmıyor…Yüz yamalı bir bohça gibi olsa da elbisesi amalin,lime lime de olsa..hep eşkiyalar yol kesede..yağmalansa da varlık zannının gulyabanileri..umud tebdili seyyiat-ı hasenat ile male mal bir ihsan ile serfiraz…ne mutlu.....................................
    O da olur gülcem..o da olur kisvesi uyarsa intizarın en ahsenine o da olur..bende olurum cünundan cüda elbisem, uyarsa elbisesine.................Kal sağlıcakla kalbi sıcak ve
    mesrur……………………



    m.safitürk



    Yâni: Sakalımın beyazlanmakla parlaması seni korkutmasın. Zîra nûr-u mütecessim gibi dimağdan erimiş sakaldan mecra bulup kendini gösteren fikir ve edebin tebessümüdür.



    Bediüzzaman



    Muhakemat


  2. #2
    Ehil Üye yakaza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    2.467

    Standart

    allah razı olsun...




    ''Madem ben de bu vatanın evlâdıyım,bu vatanın saadetine hizmet etmek benim için farzdır.''

    Emirdağ Lahikası

    ...EN GÜZELİ SİNELERDE BİR YAD-I CEMİL OLARAK KALIP GİTMEK...


  3. #3
    Müdakkik Üye m_safiturk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Mesajlar
    773

    Standart

    Ecmain...Var olunuz...



    Yâni: Sakalımın beyazlanmakla parlaması seni korkutmasın. Zîra nûr-u mütecessim gibi dimağdan erimiş sakaldan mecra bulup kendini gösteren fikir ve edebin tebessümüdür.



    Bediüzzaman



    Muhakemat


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0