+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Ömür-ü Esvap...

  1. #1
    Müdakkik Üye m_safiturk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Mesajlar
    773

    Standart Ömür-ü Esvap...






    Dünyaya gelmek bir takdir ile ve gitmekte öyleymiş…Ömür bir süre ve bir sermaye…Ve içi dolu veya boş bir süreçmiş..Ve yaşamın telaşlı veya telaşsız..ama endişesi mutlak adımları varmış..Düşünce, gelecekmiş düşünce…Ve geleceğin ya kısacık olanı yazgıymış..yani ne olacağım yarın ..ya da ellim de atmışımda vs..


    Ya elliyi altmışı bulduktan sonraki toprak yolculuğu..Tünel seyahatleri…Ne düşünülürse düşünülsün ..nasıl yaşanırsa yaşansın..Ölüm demek denge demekmiş..Yani herkes canını veriyormuş aldığı gibi..Bu hayatın nasıl yaşanıldığını sorgulama süreci değil bu ölümün her canlıyı eşit kıldığı bir noktaymış..her canlı gibi ölüyormuşuz velhasıl…


    İstediğin gibi yaşamakta özgürsün..ve bu özgür tercihler aslında ne kadar ürpertici..Önün ve arkandan sağın ve solundan gün ve yarından haberin yok..her an başına bir şey gelmesi mümkün..her an yarın göz kapaklarının arkasına çekilebilir…her şey gizlenebilir temaşadan ve sende çekilebilir alına bilirsin pencere kenarından…


    Ve insanın kendi hakkındaki bu tercih özgürlüğünün onu sorumsuzluk vurdum duymazlık gibi bir başı bozukluk anlayış ve yaşayışına taşırken aslında..hayatta ve içindekilerde olan kontrolün göz ucuyla olan tesellisinin demlenir bilencesi…


    Yoksa her şey kendini düşündüğü gibi kendince özgür olsa..evrende hiç bir şeyin yerinde durmasına gerek yok..ecramdan hücrelere kadar her şeyin kaçışması lazım..Bir gezegen için uzayın uçsuz bucaksızlığı ne kadar merak edilesidir…Ve ya ne zoru var ki.. Atomlar neden omuz omuza versin de burnuna dizilsin..neden ellerini parmaklarını işlesin..Onlarında gitmek istediği bir sıla yok mudur ateşten sudan ve türabi yurtlarına…


    İnsan beklide sadece hayalinin hürriyetinde hür..Belki aklının düşünebilmesinde hür..belki müreccih bir iradenin sevkinde özgürdür…


    Nerede olursa olsun dünyaya bir çok kullanılmış eşya bırakıp buradan götürülüyor…Beklide insan düşündüğü kadar hatta düşünemeyeceği kadar bir takdire aczi ile bağlanmıştır..Bir küçük mikroba yenilecek kadar zayıftır..Benliğinin iddia ettiği kadar bir mülke sahip değildir ve muhayilesinin ulaştığı yer ise ancak ihtiyaç dairesidir kim bilir…


    Çok insan başkasına ait şeyleri kendi namına sahiplenebiliyor..taraftarlık bunlardan biri mesela..Örneğin bir dizi bir oyun bir parti tanımadığı yabancı bir artist bir gazete..bir at bir araba markası bir ayakkabı ökçesi vs…


    Mevsimleri kaç kişi tutar ..Mesela hangi necmin seni beni heyecana getiri ışığı vardır…ve ne olursa olsun ..ister isteyerek ister istemeyerek olsun insan ve bütün canlılar yolculuklar,ebedi mesafeler üzerine yaşıyorlar …


    Ve herkesin kendine özel veya bulunduğu ortama özel sebeplere sarılmış bir ayrılışı ve bir uyanışı var bu rüyadan..Nasılsa bir şekilde çıkılıyor bu alemden..Cesedini ruhundan sıyırıp..Ya izzetle ya zilletle…Dürülmüş saatler eşliğinde bir beyaz bayrak bir defter…Hani nasılsa gelinmiş..Hani nasılsa yaşanılıyor yaşatılıyor insan..Şöyle dolu dolu olsa…Vay be’si olmasa..Şakaklarına yüklenmese mesela..Parmaklarını çıtırdatmasa..Kendini bir koyunla kıyaslayıp ondan aşağı bir konumda kalıp utanmasa…Değil mi..Yününden derisine derisinden ciğerine kadar kendini yaşama bu kadar adayan ve hayat hakkı bu amaçla bir başkasının elinde..hatta damak tadında olan bir koyuncuk işte..ve insan cesedinden hiçbir fayda sağlanamayan ve aklını bir koyun kadar da kullanmayan bir küçük hayvancık..hatta görevsizlik ve işlevsizliği ile hayvancık bile olamayan bir mahluk olabilir mi…Ömür dediğin işte nedir ki..Dününü bugün alel acele gömdüğün..yarının yastığa bastığın..Bir gün yokluk sesine kulaklarını tıkadığın mıdır?


    Onurluluk var mıdır hayatta..Ve başkaları için yaşamakta olur mu..Örneğin desinlerin kişilik yesinleri olur mu..Öyle bilindikliğin hayat alanı hep makyajlı mıdır…Kim nereye kadar gelir ki ardından..Şu makber ayırıken dünyadan bir cibindirik ..iğrelti bir çaputla kim geçirir seni asilce ve azizce…Kadeh kenarlarında kalmış, ar kırmızısına sebep alaydan başka bir şey midir yaşamanın kendine bakan yanının ittirdiği..Çabucak yedini beklemeden bir günde ölür ve unutulur o kavle göre insanın iyisi…


    Ve hayat devam ediyor derken..bir şans mı tanıyor insan kendine ..aynı şekilde kalmak için…


    Çıkarıp mercimek kadar hafıza merkezini eline alıp..arşivini arşınladığında her şeyin ben bellek sen bellek yazıldığını okur insan..ve yazılır insan…


    Şu et penceresinden ne varsa seyreden ve Samanyolulun bağlı olduğu güneşin altında bu nasıl milyon senedir yanıyor diye düşünmeden yatmak mıdır..sahili kum ..kumu kumsal bir kenarcıkta…


    Yüzüne baka baka yüzün yüzlerine baka baka ..iyisin diyen yalancı bir ağzın kulağına iyiyim demek midir.. Oyunun bu perdesi..nereye açılıyor maveranın kapısı..gayesi nesi ki insanın alıp onu abad edesi…


    Belki olduğu gibi bırakmak..Seni olduğu gibi bırakmadan..belki olduğun gibi görünmekte olmadık bir temaşaysan..Manzaranı değiştirmektir yeşil ve mavi..Derince bir nefes uzunca bir hu söylemektir belki gitmek öncesi...


    Bir bir dost bulmaktır kimsenin kolayına bulamadığı..ancak dostum diyenlerin ulaştığı..Bir tepede belki..belki bir kümbette belki elini yıkamakla belki kendini soğukça suları olan bir kuyuya dişlerini kenetleyerek kalbinle kenetlenerek sokmaktadır…


    Belki avucuna aldığın tavlı toprakla haşir neşir olmaktır haşir öncesi..Şöyle ayak bileklerini sarabildiğince ve siyahi bir endişe..Eflatun bir gülümsemedir..turkuaz bir umutla…Belki komşu görmeden silkelemektir kendini balkondan..bal gibi kaçmaktır şehrin kuytusundan gölgelerin emekliliğini verip..Korkmadan iki minare boyu divanelikten nadim defler semahında pervane gibi dönmektir ateşe nazır..yaylım yayılım sermest…


    Her gün bir düğüm atmaktır belki güncene..her gün mor bir iplikle..İşlemek hattat hassasiyetinde kelimelerini bir dua gümüşlüğüne belki..belki son deminde asude bir endam biçip nazına nazından da geçip..Niyazi kapı durmaktır Süleymaniye mahvelinde… Belki kaçmaktır kuytunun boyalı yüzünden beyaz meyaz bakmayarak..geri uzatıp tellak telalarını artık bir yeteri vardır beterinin kim bilir…


    Adını andıkların hayırla yad ederler mi adını..kaç kişi Sübhanekeyi bilir..ninesinden kaç kişi öğrenmiştir annesi ölmeden evvel yas yastık kalmayı saygıyla..Kim ıslar çeşmini hüznün alâsıyla…Kim bilir…Kaç kez bulutlara baktı bu gözler ..kaç yıldızı düşündü falsız ..aa küçük ayı büyük ayı..bak bak şu cezve bak burası heybeli..Bak burası haybeli kabristanı içinde hiç ölü görünmüyor..çünkü çökenin hayali bile siliniyor lezzet-i hayat sevdalıları tarafından aman aman bir telaşla...İşte Karaca Ahmet dedem babam burada yatıyor şeytan kulağına kurşun…


    Ne kadar sallanır bu beşik ne kadar emzikli rüyası vardır Âdem oğlunun ademden evveli…


    Çok sevmenin sevilmek beklentisi vardır..Zaten sevmek sevilmek içindir..Sevilmeden sevmek bir taşra türküsü.. aşkında kötüsüdür…Kaç sevda akar gözlerinden içine insanca..Ruhun kaç sevmekten pişman değil..Vicdanın mahyasında ne yazıyor ömrünce açlık çektiğin ve sahursuz iftarsız yalnızlıklarına neler kazınmış…


    Ve zamanı gelmiş yitiklikler soluklarken çizgilerini, sorgular içinde sevgiyle bakan kaç göz var sevgine…


    Kim tutuyor bileğinden şimdi..Kim o ..Çocukluğun mu…Misket misket koştuğun sokakların hatıra düğünlerimi işittiğin…Bir pis koku mu var geniz yakan..geç mi kaldı tramvay Beyoğlu’na… Belki diriliş haşin fırtınaların eseri..Geçmişine yandığın bir çığlıkla..Şöyle sadrın en ücra köşesine yıkıllll diye bağırarak…Taşını putunu yıkarak yıkıl!!!Ve ayrıl sırtımdan nemli semli yapışıklığınla..Ayrıl uykumun canıma okumuş ağırlığı…Medet kandilleri yakıp Sarayburnundan denize inmeli ..Bir yıldızdan aldığını yaldızlayıp bir diğerine vermeli..Henüz tık tık atarken kalbin..Kim bilir…


    Hazır kış geldi ..Hazır üşümenin güzel olduğu şadırvanlarda var..Hazır titremenin bir mumluk ısıya hasret olduğu ayazlar yakıncacık..Mahrumiyet ve mağduriyet iç çekiyor çorbasız bir yoklukla..Varını hiçe koymak zamanı zemherir alnında kim bilir…Bayırdan ayrılıyorum hayır dileklerime..Güzelliğin her zaman el şaklattığı bir sürgün diliyorum bayramıma..geldim gidiyorum diyebilmenin kafadarlığıyla gitmekte var.. dar zamanların kısacık yolculuğunda vadenin vadeli vadesiz kucağına doldurduklarıyla bir nefes alarak ..enfes bir nefes vererek vedalayıp akşamları…


    İşte böyle ne geç kalınmış bir şeye.. ne erken hiç bir şey için…Ne de vakit var sallanmaya ..nede vakti geçmiş eve dönmenin…………………………….



    m.safiturk

    Konu m_safiturk tarafından (08.11.09 Saat 16:16 ) değiştirilmiştir.



    Yâni: Sakalımın beyazlanmakla parlaması seni korkutmasın. Zîra nûr-u mütecessim gibi dimağdan erimiş sakaldan mecra bulup kendini gösteren fikir ve edebin tebessümüdür.



    Bediüzzaman



    Muhakemat


  2. #2
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    Alıntı m_safiturk Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster



    Ve herkesin kendine özel veya bulunduğu ortama özel sebeplere sarılmış bir ayrılışı ve bir uyanışı var bu rüyadan..Nasılsa bir şekilde çıkılıyor bu alemden..Cesedini ruhundan sıyırıp..Ya izzetle ya zilletle…Dürülmüş saatler eşliğinde bir beyaz bayrak bir defter…Hani nasılsa gelinmiş..Hani nasılsa yaşanılıyor yaşatılıyor insan..Şöyle dolu dolu olsa…Vay be’si olmasa..Şakaklarına yüklenmese mesela..Parmaklarını çıtırdatmasa..Kendini bir koyunla kıyaslayıp ondan aşağı bir konumda kalıp utanmasa…Değil mi..Yününden derisine derisinden ciğerine kadar kendini yaşama bu kadar adayan ve hayat hakkı bu amaçla bir başkasının elinde..hatta damak tadında olan bir koyuncuk işte..ve insan cesedinden hiçbir fayda sağlanamayan ve aklını bir koyun kadar da kullanmayan bir küçük hayvancık..hatta görevsizlik ve işlevsizliği ile hayvancık bile olamayan bir mahluk olabilir mi…Ömür dediğin işte nedir ki..Dününü bugün alel acele gömdüğün..yarının yastığa bastığın..Bir gün yokluk sesine kulaklarını tıkadığın mıdır?



    m.safiturk

    Alıntı m_safiturk Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster



    Adını andıkların hayırla yad ederler mi adını..kaç kişi Sübhanekeyi bilir..ninesinden kaç kişi öğrenmiştir annesi ölmeden evvel yas yastık kalmayı saygıyla..Kim ıslar çeşmini hüznün alâsıyla…Kim bilir…Kaç kez bulutlara baktı bu gözler ..kaç yıldızı düşündü falsız ..aa küçük ayı büyük ayı..bak bak şu cezve bak burası heybeli..Bak burası haybeli kabristanı içinde hiç ölü görünmüyor..çünkü çökenin hayali bile siliniyor lezzet-i hayat sevdalıları tarafından aman aman bir telaşla...

    İşte böyle ne geç kalınmış bir şeye.. ne erken hiç bir şey için…Ne de vakit var sallanmaya ..nede vakti geçmiş eve dönmenin…………………………….



    m.safiturk

    Harika bir paylaşımdı.Yazının bütünü çok güzeldi ..en çok ibret aldığım noktaları belirtmek istedim.Forumda bazen aynı konular deveran edip duruyor..Böyle güzel,yeni paylaşımlar görmek güzel..
    Bu istidatınızı sık sık konuşturmalısınız..
    vesselam..

  3. #3
    Ehil Üye yakaza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    2.467

    Standart

    Beklide insan düşündüğü kadar hatta düşünemeyeceği kadar bir takdire aczi ile bağlanmıştır..Bir küçük mikroba yenilecek kadar zayıftır..Benliğinin iddia ettiği kadar bir mülke sahip değildir ve muhayilesinin ulaştığı yer ise ancak ihtiyaç dairesidir kim bilir…

    İnsan beklide sadece hayalinin hürriyetinde hür..Belki aklının düşünebilmesinde hür..belki müreccih bir iradenin sevkinde özgürdür…
    COOK COK GUZEL BIR YAZIYDI...
    ALLAH RAZI OLSUN.




    ''Madem ben de bu vatanın evlâdıyım,bu vatanın saadetine hizmet etmek benim için farzdır.''

    Emirdağ Lahikası

    ...EN GÜZELİ SİNELERDE BİR YAD-I CEMİL OLARAK KALIP GİTMEK...


  4. #4
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    Alıntı m_safiturk Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster


    Ya elliyi altmışı bulduktan sonraki toprak yolculuğu..Tünel seyahatleri…Ne düşünülürse düşünülsün ..nasıl yaşanırsa yaşansın..Ölüm demek denge demekmiş..Yani herkes canını veriyormuş aldığı gibi..Bu hayatın nasıl yaşanıldığını sorgulama süreci değil bu ölümün her canlıyı eşit kıldığı bir noktaymış..her canlı gibi ölüyormuşuz velhasıl…
    m.safiturk

    Geldi geçti ömrüm benim
    Şol yel esip geçmiş gibi
    Hele bana şöyle gelir
    Şol göz açıp yummuş gibi

    bizim Yunus

  5. #5
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    Hayat bir oyuna benzer.Uzunluğu değil,iyi oynanıp oynanmadığı önemlidir.
    seneca

  6. #6
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    ''neye bakıyorsun ihtiyar?'' diye sordum.
    Gözlerini akan sudan ayırmadan cevap verdi:
    ''Hayatıma oğlum,akıp giden hayatıma..''

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ömür Dediğin
    By Şahide in forum Şiirler
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 13.12.08, 23:10
  2. Secdede Bir Ömür
    By Yeni Said in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 18.06.08, 07:52
  3. Gıybetsiz Bir Ömür
    By serab in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 24.09.07, 16:42

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0