Uzunca bir çizgi çekiyorum caddeye..uzun uzun adımladığım şeylerle…Hayaller temenniler teennilere peşkeşleşiyor..Peşince bir endişe..topu topu hendeselerle…


Kuru değil kimsenin düşleri..Müptelalığım, tiryakiliğim, meftunluğum, mecnunluğum, düşkünlüğüm gibi sonbahar değil…


Bıraksa da nerede un ufak olsun diyecek kadar melek-i akliyesini cununa kurban vermemiş muhakeme-i efkârı destinde muhkem vesair ve ila ahir…


O mangalların tutuşturduğu.. küllerin onlara edep olduğu üryan ateşlerde görünmüyor artık…,


Ve aslında astarında astarı yüzünü geçmiş yüz görümlüklerinde görünmüyor çünkü aranmıyorlar artık eriyesi ve uğruna ölesi ölümlerin vebalsiz taksiratlarıyla vesair ilaahir…


Yok yani…Ben ki elli Romanlık hülyayım bir arşın hikayelerim var yüzlerce masal yazmışım iki satırlık..Çıkamadım işim içinden..pervamı pervaneye kaptırdım..Sinek kadarı kadar da kıymetsiz ve çürümüş vesair ila ahir…


Özünden yanan kor muydu..Köz müydü aşikare aleni olan meşk-i yare..Yoksa sevda süveydasını yitirmiş evsedi bir nevresim miydi maaş maade ne bileyim…Yoksa o şahikasını töhmete yaslamış yılgın yılancık bir hastalık mıydı kurdeşen kıvranmalarında Onu da bilmem…


Benim bildiğim bir şey varsa bu dem ol karar gözümün nuru ben yok muşum..Varmışım da yok muşum…Varım ama ha var ha yok muşum gibi..hani bu yakanın bir karşı yakı yakası var..ha sen varsın ha o var ha herkes yerinde de ben yok muşum…Yani varmış gibiyim ama varım dediğin yerde ben yok muşum gibi bir şey vesair ila ahir…


Müddei umumi...mahkem-i farazi..Hakim mahkum maznun zanlı benmişim.. tahta tabure, kürsü, sağı solu her neyi varsa burada o da benmişim..sahiplenmişim eflakin bütün işlerini işgüzarlığımla...


Ya sen yün mü eğirirsin kalbimin kışında kalmış kelimelerime…


Yoksa ellerine kadar mı iplerin… Az mı var gel geçer üşümüşlüğünün inadına üşüdüğüne kadar çıkmaz mı… Vesair ila ahir…


Bakılacak camları var dertlerin..Binecek otobüsleri de..laf dağının ardında benim sümbülüm herhalde..belki doğmadı..belki ben görmedim yanımdan geçerken…


Suskun bir kitap sessiz bir hitaptı.. Tutup kendimi çıkarayım kuyumdan huyumdan vesair ila ahir…


Ya uzanmış bir ebedi elvan bir hüsündü belki vuslatı çıldırmış bir yangına koşuyordum.Bir şanı bir namı vardı elbet.. semti te ..mahallesini bir kasım kıstırmış aralık ta yakın ocak beyazın hakim olduğu bir dem ya onu da bilmiyorum…


Belki atık bir çerçeve gibi çevirip etrafını eski bir paltoya sarılıp varil kenarı bir iskanla beklemeliyim çöp arabalarını kendi kendime..Umursamaz bir sallantılarla..Yüzü ak bir kıvılcım adı pak bir yeminle…


Bilmiyorum..bilenler damalı damacana..Dolmuşlar doldurulmuşlara dolmuşlara akıyorlar tepsi tarak..Bağırmalıyım müstağni bir seda ile Aşkı da es geçip..Geride bırakarak albenili her boncuğu…


Belki neyim varsa ki yok.. neyim meyim olmayanımı var ile hem hal edip.. dışı pis içi süs bir bir vaziyet-i acubeyle eşiğine raptiyelesem diyorum …Üstüne bassında geçsin düğün dernek arabaları…


Bütün gülüşlerin donduğu bir afet sabahı gibi uyansam derin uykularımdan…


Ellerlim kıp kırmızı olsa..Gözlerim o al maveraya dalsa..yaldızım yalnız ağlasa bütün gün…


Dik dur boyu devrilesi hüzün dik dur dese dedemin asla eline alamadan göçtüğü bastonu…


Sırtımı inletse aşımın un çuvalları ..yorulsam adam akıllı bir şeylerden şöyle deliksiz dalsam dalgınlığa..başka bir şey var mı hani bardağın bu yanı böyle..madalyonun bu yüzü böyle renksiz vesair ila ahir…


Şimdi boynumu istiyor asiler..ne istiyorlarsa veriyorum ..ne istiyorlarsa..hani mavimi de maviş gözleriyle..hani mor bulutlarımı da ..yağmurlarımı da..kalemimi de ..kağıdımı da ..üstü lekelenmiş zarfımı kurumuş çiçeklerimi de..Direnmesiz inatsız amasız minnetsiz vesair ila ahir…

Kaçak köçek bir yazı kazıyıp bir duvara kaldırıp burnunu havaya genzine kadar bir derinlik çekip içine hoşça kal hoş kalası her şey.. göçer umutlarımla bir başka mevsimin beşine geçiyorum yeşilce yem yeşil…..Ölür müyüm.. gelir miyim bilmeden ………..gelirim diyemeden….vesair ila ahir……….





m_safiturk