Sis oluyor sabahları..mevsimin hüzün perdesi gibi kapanıyor kapanacakların kapanası yüzlerine…


Sarı yine ayrılığın rengi..Önceden de öyleydi hatırladığım kadarıyla hatıralarımda..Sarı ölümün, sarı ayrılığın rengiydi yine...


Sonbahar sonuna doğru kalan yapraklarda herkesin bildiği gibi dökülüyor…Bu yıl uzun sürdü yaz biraz ..Sekeratı mı ömrümü uzadı yaprakların bilmiyorum..Ama zamanında bir tane olsun yerinden terki mekan eylese geridekiler hep kalandır ona göre..Ve Rüzgar son bağlarını da söküyordur ağaçların…Acelesi var gibi sarılıyor dallara taşkıncasına..O zaman daha da çok dökülüyorlar yapraklar...


Yağmur gibi yaprak yağıyor denilebilir yani… Gerçi yağmurda yağıyor artık... Bu ara kesintisiz…


Üşümek ıslanan yerlerde daha çok…Seviyorum bende çok insanlar gibi yağmurda yürümeyi..Sağanak filan ayırmadan..Az çok demeden Üşümeyi de seviyorum içimin yangını gereğince...


Bir şeyler işte..Yaşıyorsan yürüdüğün sokaklar hep ve her yerde sokaktır..Sokakların bir çıkası varsa varacağı yerde caddedir..Cadde ise dönüp dolaşıp bir sokağa sırtını yaslayacaktır…


İntizar gölgesinin vurduğu pencerenin ardında bekleyenin varsa adımlar başkalaşır..Yoksa orada da seni bekleyen bir sen mutlaka vardır..O da bir şey…Ya o kadar ses olmasa içinde…Hani aklınla kalbin, kalbinle ruhun, ruhunla vicdanın… Vicdanınla kendin baş başa kalmasa..heveslerin tutuşmasa..ne bileyim çatışmasan içinde olur mu ki…


Yoksa gece karası bir çift göz uyuşturur mu seni..elası belası vedası deyip…


İnsanlık işte..Bazı yar ile yar kenarında..Uçurum derinliğine dalmışlığıyla..sanki salsa kendini boşluğun merdivensizliğinden aşağıya bir masal ülkesine konacak kanatları bile kırılmadan..ne mümkün…


Şu sıkıntıların kestiği biletler güvensizlik peronlarının anarşistleri…Yakasına yapışıp sardığında sözlerin kemendi..ne istediğini bilmez kırmızı burunlu bir inatla karşılaşırsın…Dik ve havalı…


Karnın ağırıyor mu..ya başın..ya miden..sende üşüyor musun ve düşecek gibi oluyor musun yürürken ..başın dönüyor mu …aynı evet her şey…ne oluyor bize..Hengam-ı kıyamet-i kübrada..Arz a ne oluyor denileceği denildiği gibi …Ne oluyor buna şuna o na……….Bana sana…Neler oluyor bu çatırtı ne ne yıkılıyor..Biz mi felek mi………..


Acaba sonsuz yaşamak arzusu mu sığmıyor sevgilinin gözlerine..İnsan öteleri özlüyor da aşkın aksırığımı onu hicran içinde bırakır…


Bilmiyorum..bildiğim her uyanışın bir dokunuşu vardır rüya firarı gerçeğe..canın yanar belki..belki trene de yetişemezsin…


Gidecekse insan gider, bir şey de diyemezsin gitme demekten başka…Bu gitmeler bazen iştahını öyle arttırır ki firakın gö yaşı mermi sessizliğinde batar bir yerine..patladığını duymamışsındır..Kulağın kabarmamıştır öyle olsun istemezsin şenlik yerinde ..ama olur işte…


Beraberlik ülfete mi sarılır bilinmez..Alışkanlık müptelalık değil de bıkkınlık mı yapar..Ellerini tutmak var mı..ya kendini kaybetmek kadar içine girmek Ondan da emin değilim..


Elektrikler kesildiğinde ve karanlık bir duvara çarptırırsa ve aradığını el yordamı ile bulamazsan ve kırışırsa sevdanın yüzü ve sende topallarsan fazla kilolarınla…Başka bir şey mi bu yoksa…


Onur mu ..gurur mu vefa mı..Sonsuzluk arzusuyla dalabildiğine dalmak mı deryalara..Sahi ölünür mü sevdiceğin ruhuna bakarak..Çeşm penceresinden bir su damlası gibi içeri akarak…Ne bileyim...


Belki artık hiç bir şey bilmiyorum ..Evet bilmiyorum…Bilmediğimden midir artık korkmuyorum…


Veya nasırlaştı mı acıyan yerim..hasır gibi mi oldu ipeksi muhayyilenin düşkünlüğü ile süpürüldüğü kapı arkası…


Herkesin hayat anlayış ve yaşayışı başka..Benimkide o başkalıktan bir başkalık işte..Büyümemiş ve çocukça..Masum değil tabi ki..hani sevimli filan hiç değil..Sadece çocukça ve çabukça..ayva çalmış gibi…


Traş olmuyorum bu günlerde..göğsüme kar yağmış fark ettirmeden..Bazı çizgilerim var yol boyu çizilen..Şakaklarım heybeleşmişliğimin yükünü taşıyor..Yanıyor hayat çerçevemin çitaları…Yoruluyorum üzülünce hemen…Kendimi kahveye vuruyorum çay ile yıkıyorum çamurlarını sıçramışlığın…


Maktul güllerimin katili iyilik...Ve ben iyiyim diyemiyorum..Normal bir şeyim kendimle konuşunca..Kuyruğa girmiyorum..sözümün anlaşılmamasına kızıyorum..Kazıklanırsam manavın maharetinde çıldırıyorum..Ve bana göre doktorlar bir şeyden anlamıyorlar..Ve otobüsler yıllardır aynı kokuyor..İyi biri değilim herhalde…


Herkes gibi eve dönüyorum bende..Şükür çatıya deyip ihsan edene mahcup bir teşekkürle…


Bende ürperiyorum bazen şiirden..Bazen bir şarkı yumuşatıyor içimi..Bazı kurup oyunumu kendim oynuyorum salonda..Sonra bisiklete biniyorum kendimden iyice geçerken…


Söylemişimdir..belki daha öncede anlatmışımdır..Belki denizi çok sevdiğimi kesin söylemişimdir…Belki mavi beyaz sandalları da severim demişimdir…Belki yıldızlardan da konu açılmıştır..Gök kuşağı vs muhabbetini de etmişizdir..Hiç adını sormadan adını adımı ne demeden dökmüşüzdür içimizi..güldük mü onu hatırlamıyorum…Ve ben hep bir dumanı tutmaya çalıştım biliyor musun…genzimi yaktıkça daha bi hevesle…Neyse baktım da biraz daha sakallarım beyazlamış………………………….





m_safiturk