Deniz bitti..Kıyıda..Bir yer kalmadı sanki…Karşıda dağlar var ve onlarda ben yürüdükçe yürüyorlar..Serap aşılası gurbet tepeleri…Yollar şiirden göründüğü kadar yine yoldular..Yolcular denizin olduğu yerde kaldılar…Acıyamıyorum kendime sızlanırken….Hani koydu mu şöyle sineye inleteninden..Hani o içine sığmayanından..Hani amuduyla boynuna asılmış bir gül Nihal…Dokunaklı ama vazgeçilmez…

Bağlamak dersen hani hayata bir halat olsun hani pamuk ipliği gibi durmasın..hani açıksa yarası bırak kapanmasın..Hani belki bir Eyyüb çıkar içinden…Hani karanlık gece.. hani kocaman kocaman dalgalar.. hani işte denizin içinde denizin seni hiçlediği yer..hani yutulmuşluğunun iplenmediği bir yer.. İhtimal yunus geçer derinden…
Belki ardını dönersin asma dallarına..Niye düşüyor yapraklar diye bakmazsın..Hani küsersinde soğuğa biraz yağmura da kızarsın..Açık renkli esvapların çamurlanır..ayakkabıların burunların kıl aldırmazlığına bulaşır lekeler, üstten üstten paçalarına doğru ihtilalci bir sıçrayışla façanı bozar…

Kendini toplu taşıtmaya kalkarsın sırık sıklam olmamaklık düşüncesiyle..yeni yetme bir muavine mevkii mualla-i nefsaniyeyi bırakırsın milletin içinde…Kötü gidiyor her şey..Daha ne kadar diyecek olursan, kendi kendimin kendiliği, beterin beterinin daha beter edildiği arbedelerde var..Yıkıldığın kadarına şükür..kaldırana hamd olsun…

Bana bir şeyler oluyor…Ne oluyorsa olmuşlardan başka…Ayağımın altından kaydılar sanki yüksünmelerim..Değerimi bilemediler, beni ufak tefek Karamürsel sepeti sandılar..Allah’ın mübarek günü gülüm…Elimdeki ekmeğe bakmadan…Çürük çarık meyveler aldım oysa..hayat yorgunuyum ..Islandımda ıslananlar gibi..ne olduysa..beni saymadılar oyunda..Baş rolümü benden alıp bir mağdura verdiler…Bir evsizlik kaldı bana bir boş hayal..içi dolu bir bakır düşünce..Bir de uçsuz ve bucaksızlık kucak dolusu sevgilerle...Dersin bir dersim türküsüyle ne dediğini anlayana aşk olsun kabilinden…

Neyse.. ağzımda birikmiş bir sürü kelimeyi şu caddenin soluklandığı yerde bırakacağım dolu dizgin..Galiz galvaniz bakmadan..Çukurdan toprak yola kadar…Bir boyacıya nereli olduğunu sormadan..Simitçi çocuğa okuyormusun demeden atacağım kendimi posta kutusuna pulsuz..Bir sürü yazı bin ton atıklıkla katılacağım isimsizliğin kulaklarının çınladığı yerlere…

Ne oldu..neredesin..çok mu acil...Hastamısın…Çok mu incindin..ve bilseydim belki sevgi yol gösterir sabır örer sepetlerini nil nehrine..Ve Asiyeler vardır dualarıyla diye bilseydim keşki…Olmadı içimin yüzsüz afacanı mesul Musul velveleye verdi kibrit başı kadar dünyasını..Bittim ben baba duyulmuyor feryadım..üç üç dilde sesleniyorum bir de aman diliyorum emen vermiyor aralıklarda ki ayrılıklar..Aralık gibi on ikinci ay bir düzine firak…Böyle mi olmalı…Cama mı gelsin cana gelmeyen..veya Cama gelmeyen cana mı gelsin..Nedir şu ak saçlı dirence…İyiliğimi istiyor iyiliğim birkaç parçalı dönence…vs vs vs…

Yalnız ölüyorum..Bir an bir vakit bir gün bir mevsim bir yıl içinde…hemen bayram sonrası..Arefe öncesi..Haftanın birinde..Saatin o kaçında…kadrim kıymetim kıymetliler kıymetlisinin biçtiği libasa göre..Eğer o abadan değil..Bir başka abaya da bende olamadıysam..ve memluk değilsem efendiler efendisine……………………İşte sıradan ve kıytırık bir görüntü..Bir kaç dostun hayat acelesinden olabildiğince çabuk bırakılıp..Sohbet-i çayda..Gitmiş bir körüm ben badem gözlü…Hep gidiciyiz Ömerim..Ömer kimse..saatin on biri ve haziran nereden geldiyse…

İşte aysberge çarptığım gönlümü.. gece kürekleriyle kürüyor beni…Kenera kenara vehimleriyle öbek öbek yapıp…Dolu bastırır birazdan.. sonra kristalleşirim..sonra sabahı bulursam.. eğer havanın ısınacağı varsa eririm mazgallardan aşağı..Sonra yağlı dere sonra gölün bir yeri..deniz bitti ya…Bu suyun sılası, ekleriyle nidalarımla naraladığım yer..Utana utana sıkıla sıkıla..Kendime bir ara..Sen fena adam değilsin bile dedim her şeyimi bilmeme rağmen…

Aradığım Azra bir teselliydi..Dünyam Meryemin dünyası..Bana bakan penceresi sadece yanmaktı uğur uğruna..Büyük bir ant.. Kebir bir yemin.. Azim bir kasem ve külli bir yakarıştı sonsuzluğa…
Hiçbir yere uzak değilim..ıraklık bana yalancı..Çöl yağmurlarıyla ki o bir melodi bu makamda ıssızlığa teneke çalıyorum..Kara karga korkuluğuna saksağan…Şimdi dehlizine iniyorum pervanın..Kırk pare top atışı ve bir Kağnı ağrısıyla…Orada kimse var mı……………….Çıt yok başka bir şeyde olmadığı gibi..sanki yelkovan gözünü çıkaracak saatin…Akrebim baid, kurbum kulpsuz her halde tutamıyor tutulamıyorum ellikten elsizlikten…

Hak etmiyorsun dediğim hiç bir şeyi hak etmiyordum oysa..hak diye bir şeyim varsa Hakkındı..benim hakkım o Hakkın bana verdiği haktı..hakkımı muteriz eğleşmek ve müşteki mübalağası ile fazla ilişmekten hakkın bende ahı kaldı ihkak-ı hakkımı ak hakladı..hak yerini buldu…

Cami avlusunda züğürt avuntusundan verdiler verdiklerini, verdiklerimi geri iteleyerek…Kaçmalıyım buralardan demir yoluyla trenle mirenle sarkarak tünellerden..belki beş kuruşa kâr verirler bana da tanımazdan gelirim şimendifer hademesini..beni tanımadığını umarak..bir kez daha dinlerim…Gittiğim yerden bir Zümrüt-ü Anka kuşu ile geri gelirim…Kısmet……………..

Kulağıma oku ezanımı yeniden..Yeniden kundakla beni…Sıkı sıkı sarıp sarmala ve ben zırladıkça sende ağla…Hatırımın istasyonunda bavulum umudlarımı toparlamış.. birkaç yüz kilometrelik ne varsa beraberinde onlarıda almış… Şu kıvrım kıvrım düşünceler mi sancılarımın yumağı ..Gök yüzü, orada mı gökyüzü sadece… bu esen rüzgarlar hiç tanıdık değil sanki..Sanki her şeyim orada kaldı.. Belki de burada kalanlarda oradan yadımda kalanlardı…Yada Hüdai hülyada bir kapıdır kapıldığım……………………….Neyse Hayırlısı…………………………………




m_safiturk