+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 16

Konu: Gül İle Bülbülün Muhabbeti

  1. #1
    Ehil Üye Müellif-e - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Zindan-ı dünya'da bir garib yolcu
    Mesajlar
    4.073

    Arrow Gül İle Bülbülün Muhabbeti



    Gül İle Bülbülün Muhabbeti




    Her şey bir geceyle başlamıştı
    yorgunluğun, sessizliğin, yalnız kalmışlığın en yoğun anlarıydı
    bülbülün ötüşüyle başlamıştı
    sevdasını güle anlatmasıyla
    sesinin gecenin sessizliğine karışmasıyla başlamıştı
    bülbül ötmede
    gül dinlemedeydi
    sevdasını anlatıyordu güle
    gül ise en mahçup haliyle dinliyordu bülbülü
    günler gecler geçiyor
    aradaki sevda git gide büyüyor
    dur durak bilmiyordu
    her gece bülbülün sesi duyulur olmuştu
    bir gece duymazsa gülün boynu bükülüyordu
    arada gülün mahçup sesi karışıyordu sevdiğinin sesine
    bazen bülbülün uykuya dalışı ve sessizliği
    gül dinlerdi onu nefes alıp verişini
    bir annenin bebeğini dinlediği gibi
    herşey birbirine karışıyordu
    gece,sessizlik,gül,bülbül
    sabahın seher vaktindede ötüşür olmuşlardı
    bazen en güzel ses Ezan-ı Muhammedi ekleniyordu muhabbetlerine
    ezan sesleri yükseliyordu
    ezan seslerinin ardı sıra
    şadırvandan çeşmelerden duyulan abdest sesleri
    bülbülün,sevgilinin tenine değen abdest sularının sesi
    sesler tanınmaz haldeydi artık
    hepsi bir bütün olulmuş
    onların muhabbetinde kaybolmuşlardı
    seslerin ardı sessizliğe..........
    HUZURA
    belkide en çok sesliliğe
    sevgiliyle beraber SEVGİLİNİN HUZURUNA durmak
    gülün en güzel haliydi bu hal
    ve...
    bülbülün sesinde o en güzel kelam
    işte gülün sevdasının çoştuğu anlardan bir an
    gülün hali bir başkaydı artık
    gül gül değil
    bülbüldü
    bülbülde bülbül değil
    gül olmuştu
    ezanla o en güzel kelamla
    raks ediyordu gül ile bülbül
    bir başkaydı onların sevgisi ,sevdası,muhabbeti
    az kelimeyle çok şey anlatıyolardı birbirlerine
    bülbülün güle gülüm demesi yetiyordu
    artık konuşulmayan her an onlar için özlemdi
    her geçen gün özlem büyüyordu onlara
    dayanılmaz hal alıyordu artık vuslatı bekliyorlardı
    kavuşmalarına az kalmıştı ki...
    ......................
    o gece
    işte o gece
    yine sessiz,yine yorgun
    ama bir o kadar da heyecan dolu o gece
    bülbül yine ötmeye başlamıştı
    ama bu ötüş diğerlerinden çok farklıydı
    bunda hicran vardı
    gözyaşı,hüzün,acı
    bülbül ötüyor
    o öttükçe gülün içi acıyor
    gözünden yaş damlıyordu
    neden böyle olmuştu
    niçin bülbülün dili
    hicrandan bahsediyordu
    gül anlamıyor ya da anlamak istemiyordu
    vellhasılll
    gecenin sessizliğine birde bülbülün ki eklenmişti
    gülün boynu bükülmüştü
    içten içe yanıyordu
    acıyordu ve damlıyordu gözyaşı
    düşünüyor düşünüyor düşünüyordu
    bülbülü
    belki anlıyor
    belki anlamıyor
    belki de inadına anlamak istemiyordu
    gülde gece gibi kalmıştı bir başına
    sessiz ve de yorgundu
    bülbül ötmüyordu artık
    ne seherde ne de gecede
    Ezan-ı Muhammediyi'de duyamaz olmuştu gül
    uykuya mahkum etmişti kendini
    bütün hıncını öfkesini uykudan alıyordu
    en acımasız haliyle uykuya gömülmüştü
    olmasını istemediği bir haldi bu hal
    sevmezdi uykuyu gül
    ama bir tek ondan çıkarabiliyordu öfkesini
    bütün sessizliği onda yaşıyordu
    yorgunluğunu uykuya yüklemişti
    gül sevdasıyla yarım bir şekilde kalakalmıştı
    sesi çıkmaz oldu
    gece gibi
    ...
    şimdi güle sadece hasret vardı..
    bir bülbülün sesine hasret
    bir de Ezan-ı Muhammediiiye...


  2. #2
    Müdakkik Üye sırr-ı gurbet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    Güzelliklerin Olduğu Her Yer
    Yaş
    40
    Mesajlar
    736

    Standart

    çooook güzel paylaşımınız için teşekurler

    Allahümme salli ala seyyidina Muhammedini'n -Nebiyyi'l-Ümmiyin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim!.

    Sizin herşey'iniz muhafaza ediliyor. Her ameliniz yazılmıştır. Mektubat - 227


  3. #3
    Ehil Üye yuşaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Bulunduğu yer
    kendi dünyamdan
    Mesajlar
    1.808

    Standart

    çok güzel yaa eline sağlık
    spas
    çavreşamın delalamın ji testede birindarım

  4. #4
    Ehil Üye yakaza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    2.467

    Standart

    Gul ve bulbul turk edebıyatının ayrılmaz ıkılısı.
    Cok guzeldı.
    Bende buraya uygun bır sıır ekleyeyım.
    Gül ve bülbül
    gule sordum ask nedır?
    Dedı bulbulu dınlemek.
    Dedım severmısın?
    Dedı cook.
    Dedım hıc guldunmu?
    Dedı yok.
    Hep agladım,cok agladım.
    Bulbule sordum ask nedır?
    Dedı gulu seyretmek.
    Dedım kokladınmı?
    Dedı yokk.
    Dedım ıstermısın?
    Dedı cokk.
    Dedım solsunmu?
    Dedı yokk.
    Dedım asıkmısın?
    Dedı,cokk,cokk...




    ''Madem ben de bu vatanın evlâdıyım,bu vatanın saadetine hizmet etmek benim için farzdır.''

    Emirdağ Lahikası

    ...EN GÜZELİ SİNELERDE BİR YAD-I CEMİL OLARAK KALIP GİTMEK...


  5. #5
    MuM
    MuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Guest MuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    3.600

    Standart

    Bir gül dedi bülbül güle, Gül gülmedi gitti,

    Gül bülbüle, bülbül güle, Yar olmadı gitti...

  6. #6
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    BÜLBÜL

    Bir gamlı hazânın seherinde,
    Isrâra ne hâcet yine bülbül?

    Bil, kalbimizin bahçelerinde,
    Cân verdi senin söylediğin gül.

    Savrulmada gül şimdi havada,
    Gün doğmada bir başka ziyâda.


    Ahmed Haşim





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  7. #7
    Ehil Üye Müellif-e - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Zindan-ı dünya'da bir garib yolcu
    Mesajlar
    4.073

    Standart



    Bülbülün Güle Sevgisi Ne Zaman Başladı


    İbrahim aleyhisselamın, Nemrud tarafından ateşe atıldığını, ehli ve vahşi hayvanlar dahi, Allah Tealanın ihsan ettiği bir his ile idrak etmiş oldukları için, onlar da ağlamakta, feryad etmektedirler.

    İşte bülbül ağlıyor. Ve ortasının gülistan oluşundan bihaber,(haberi yok) etrafı hala kor ve alev halindeki büyük ateşe doğru koşuyor. Cenab-ı Hakk, Cebrail aleyhisselama emrediyor:

    *** Ya Cebrail koş, Nemrudun ateşine doğru uçan bülbülü tut, ne istiyor, sor.

    Hazret-i Cibril yetişiyor, ateşe varmak üzere olan bülbülü tutuyor ve soruyor:

    *** Küçük kuş, burada işin ne? Bülbül ağlayarak cevap veriyor:

    *** ((((Allahın Halilini ateşe attılar; madem ki ben onu kurtarmaya kadir değilim, bari ben de onunla beraber yanayım, diyorum)))). Cebrail aleyhisselam bülbüle:

    *** Gel, diyor ve İlahı tecelliyi ona gösteriyor... Bülbül şimdi ne yapsın?.. Feryadı dinmiştir. Sevincinden mesttir. Dili tutulmuştur. Kıyamete kadar böyle kalabilir. Cenab-ı Hakk Hazret-i Cibrile yine emir veriyor:

    *** Bülbüle söyle: Benden ne dilerse, şimdi dilesin.

    *** İste bülbül, Rabbinden, ne isteyeceksen iste!.. Bülbül dile geliyor:

    *** Ben, diyor, kendimi bildim bileli, Rabbimin zikri ile meşgulüm. İşittim ki, Rabbimin bin bir güzel ismi varmış; ama ben, yalnız yüz birini biliyorum. Diğer dokuz yüzünü de öğrenmek isterim.

    Bülbülün dileği, derhal kabul edilmiş, bilmediği Esma-i Hüsnayı da hemen öğrenivermiştir. Ve şimdi bülbülün vazifesi var: Hazret-i Cibril bülbülü alıyor; narın, nur olduğu yere, Hazret-i İbrahimin bulunduğu gülistana koyuyor ve ona ırmağın kenarındaki gül ağacını göstererek;


    *** Bülbül, senin yerin burası, diyor.


    Bülbül, güle konmuştur. Ötüyor... ötüyor... ötüyor...

    ***İşte bülbülün güle muhabbeti böyle başlar.


    Şimdi o, her seher vakti konacak bir gül dalı bulur, öter, öter, öter...


    Baygın düşünceye kadar...

    ((((Bülbülün seher vaktindeki bu hali, gafiller uyurken, uyanık aşıklarla beraber, binbir Esma-i Hüsnayı tesbih edişidir.)))


    ((((***Eğer siz; seher vakti, bülbül ile beraber uyanmış da secdede iseniz, onun sizi zikirde geçmeğe çalıştığını duyarsınız.***)))

    Yok, eğer o sizden daha evvel uyanmış, pencerenizin önündeki güle konmuş ötüyor da; siz onun nağmeleriyle uyandı iseniz, biliniz ki o, sizin kalbinizdeki gaflet külünü eşelemekte, oraya kendisinin küçücük kalbindeki büyük aşk ateşinden bir kıvılcım sıçratarak, ruhunuzu tutuşturmak istemektedir.

    Alıntı


  8. #8
    Garip_Maznun
    Guest Garip_Maznun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Gül İle Bülbülün Hikayesi...

    Bahçenin birinde bir kırmızı gül vardı. Ne var ki, eşsiz güzelliğine rağmen tomurcuk olduğu günden beri kendini sıradan bir `ot` sanıyordu. Gülün bu zannı, zaman içerisinde bir kabullenişe dönüşmüş, gül mevsimi gelip de bütün güzelliğiyle etrafa türlü renkler ve kokular saldığı günlerde bile devam etmişti.

    Mevsimlerin güzü göstermesine yakın günlerde bahçeye bir bülbül girdi. Bülbül, adeta kabuğuna sığınmış bir inci tanesi gibi gül olduğunu unutup kendini saklamış gülü daha ilk gördüğünde yıllardır aradığı şeyi bulduğunu hissetti. Kalbi çarptı, içi titredi. Daha önce hiç öyle olmadığı için ruhuna işlenmiş aşkı ilk görüşte tanımıştı. Yıllardır aradığı işte oradaydı.

    Tanışıp uzun uzun konuştular. İlk günlerde gül şaşkındı. “Gül olmadığım halde bu bülbülü neden sevdim?” diye geçiyordu içinden... Ama yanlış ta olsa yılların kabullenişini değiştiremiyordu. Herşeye rağmen içine “acaba ben gül müyüm?” sorusu da düşmüştü.

    Çok geçmeden bülbül, aşkını haykırdı gülün güzel ve mahcup yüzüne bakarak... Gül, içinde ilk defa rastladığı ve anlam veremediği kıpırtıya rağmen bülbülün aşkına ve vuslat arzusuna çok şaşırmıştı. Öyle ya?... Güle aşkıyla meşhur bülbülün kendisi gibi bir `ot`la ne işi olabilirdi? Hayır, hayır... Bülbül yanılıyor olmalıydı. Kendisi gül olamazdı.

    Bülbülse içinde yıllardır usul usul yanan ateşin sahibini bulmanın o engin coşkusuyla şakıyor, tekrar tekrar güle olan aşkını ve vuslat arzusunu haykırıyordu güle ve bütün dünyaya...

    Gül, telaşa kapılmıştı. Gül olduğuna dair işaretler çoğalmıştı ama aniden ortaya çıkan bu durum kendisini tedirgin ediyordu. İçindeki türlü şüphelere rağmen:

    -Ben gül değil, sıradan bir otum, sense güle olan aşkını şiirlerle, şarkılarla ve nice efsanelerle anlatmakla meşhur bir bülbül... Beni nasıl seversin?” diye sesleniyordu sürekli bülbüle... Bülbül, güle aşkla bakıp konuştu:

    Yıllar yılı aşkını arayan bir bülbülüm,
    Artık senle doldu bak gecelerim, gündüzüm.
    Gülü sevmek için yaratılmış yüreğim,
    Bir otu nasıl sever, söylesene ey gülüm!

    Günler hızla geçiyordu. İlk günlerdeki gülün bülbüle olan ve tarifini yapamadığı ilgisi ve sevgisi, azalmak üzereydi. Gül için, kendisini sıradan bir ot olarak görmek kolay geliyordu belki de... Aşk, kişisel sorumluluk gerektiriyordu, bir ot olarak hissetmeden, düşünmeden kısaca bir armağan gibi sunulan hayatı gerektiği gibi yaşamadan geçirmek ve hatta belki de baştan savmak varken... Ama ya bir gülse ve bunun farkına ancak solduktan sonra varırsa yaşamadan, gül olmanın hakkını vermeden geçip giden günler, yüreğine bir hançer olup saplanmayacaklar mıydı? Yüreği, gel-gitler içinde yüzüyordu.

    Bülbül, çaresizdi. Gülünün, içinde yanan ateşi paylaşmak yerine söndürmek için üzerine su dökme telaşı, onu yaralıyordu. Zira bu gayretin beyhude olduğunu, ateşi söndürmenin bülbülün bülbüllüğünü yok etmek demek olduğunu, gül, bilmiyordu.

    Bülbül kararını vermişti. Her ne pahasına olursa olsun güle olan aşkını ve daha da önemlisi gülün, onun içini aşkla dolduran hakikî bir gül olduğunu ona ispat edecekti. Aşkı bulunca söylemek yakışır.
    Har daim güle gönül vermek yakışır.
    Haydi uzat dikenini, işte burda yüreğim,
    Bülbüle gülün aşkıyla ölmek yakışır.

    diyerek kalbini gülünün dikenine batırdı ve oracıkta öldü. O an, gül, onu tekrar hayata döndürmek için uğraşsa da nafileydi, çünkü kendisinin bir gül olduğunu anlaması, çok sevdiği bülbülünün hayatına mal olmuştu...


    SELAM VE DUA İLE...

  9. #9
    Garip_Maznun
    Guest Garip_Maznun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Bülbülün Güle Aşkı...

    Hergün geçtiği o yolda, sayısız güllerin bulunduğu bir de bahçe vardı
    bülbülün. Kiminle geçse o bahçenin yanından; yanındakiler güllerin büyüsüne kapılıp, güllerin ne kadar güzel olduğundan bahsederdi. O ise aldırış etmeden "Alt tarafı gül işte" der geçerdi bahçenin yanından. Güllere
    bakmazdı bile. Sevmek istemezdi gülleri. Solardı çünkü güller, terkederdi
    bir süre sonra. Ha! Bir de dikenleri vardı güllerin.Batırırlardı dikenlerini sevenlerine hiç acımadan.
    Bir gün geçiyorken bülbül yine o bahçenin yanından yalnız başına, gayri
    ihtiyari dönüp baktı herkesin hayran kaldığı güllere. Evet sayısız gül vardı
    o bahçede ve güzel bir ahenk oluşturmuşlardı. "Sana ne" dedi kendi kendine.
    Sahip olamayacağı güzelliklerden uzak durmaya çalışırdı çünkü. Yüzünü
    çevirirken bülbül, gözüne bir gül takılıverdi. Onca gülün arasında
    duruyordu. Gözleri kilitlendi ona görür görmez, "Alt tarafı gül işte"
    diyemedi dili bu kez. Olduğu yerde durdu, bakakaldı. Korktuğu başına
    gelmişti. Elde edemeyeceklerinden uzak durması gerektiği aklına geliyor ama
    bunu kabullenemiyordu.

    Neydi farklı olan? Ne vardı ki onda, bülbülü kendisine hayran bırakan?
    Benzese de hepsi birbirine, gözleri ve yüreği ile ayırabiliyordu onu
    diğerlerinden. Ama gözlerini ayıramıyordu bülbül, o gülden. O an "Kendine
    gel" dedi ve istemeye istemeye ayırdı gözlerini.
    Gözlerine hükmetmişti ama kalbine hükmedemiyordu. Anlam veremiyordu bir
    türlü. Onca gülün arasından seçtiyse onu bir sebebi olmalıydı. Aşk bu muydu?

    Gün boyu onu düşündü. Gece uyutmadı hasreti. Bir daha görememe korkusu
    büyüdü içinde. Daha fazla duramazdı görmeliydi onu bir kez daha. Yine o
    bahçenin kenarında uzaktan uzağa seyretti gülünü ertesi gün doyasıya.
    Evet, onun gülüydü o artık. Bir başkasının olmasına tahammülü yoktu. Her gün o bahçeye gidiyordu, geceleri ise gülünü hayal ediyordu. Güzel hayalleri
    güzel planları vardı gülü için. Bir gün sevdiğini söyleyecekti gülüne, gülü
    de onu sevecekti. Mutlu olacaklardı elbet beraber oldukları sürece.
    Zarar verebilecek herşeyden koruyordu gülünü. Küçücük vücudunun yettiğince yardım ediyordu gülüne. Susuz kalmaması için bulutlara, gülünü ayakta tutması için toprağa şarkılar söylüyordu hergün. Bulutla toprak yardım ettiler güle ellerinden geldiğince. Onlar da hayrandı çünkü bülbülün sesine. Bülbülün elinden gelen buydu; yardım edebilecek herkese şarkılar söylüyordu gülü için.

    Derken zaman geçti; onsuz olamıyordu artık bülbül, bir an olsun ayrı
    kalamıyordu. Hasret acısı, sabır taşından ağır gelmeye başlamıştı bülbülün
    küçük yüreğine. Uzaktan sevmek yetmiyordu artık. Sarılmalıydı ona, en güzel şarkıları söylemeliydi gülüne.
    Ama sevecek miydi gül onu. Sevgisine karşılık verecek miydi acaba. Çok sevse de, ortada bir gerçek vardı. Habersizdi gül bülbülden. Bülbül onu seviyor, her kötülükten koruyor, hatta yardım etmeleri için hergün, o güzel sesiyle dostlarına şarkılar söylüyordu. Ancak güllerin en güzeli bundan haberdar değildi henüz.
    Tüm cesaretini toplayıp bir gün, gülünün yanına gitti sonunda bülbül. "Ona
    bu denli yakın olmak... Ne güzel bir duygu..." diye düşündü. Hayallerinden
    biri gerçek olmuştu. Tüm hayallerini gerçekleştirmek için ise artık
    konuşmalıydı onunla. Ve sözlerine başladı o güzel sesiyle. Aşkını itiraf
    etti en güzel kelimelerle. Sesi o kadar güzeldi ki, güllerin en güzeli
    kayıtsız kalamadı bülbülün aşkına. İlk kıvılcımın çakmasına sebep olmuştu
    bülbülün sesi. İlk kıvılcımdan sonra, bülbülün o büyük aşkı, sonsuza dek
    sürecek sevgisi, gülün de onu ölesiye sevmesini sağladı. Her gün
    buluşuyorlardı. Bülbül gece gündüz, zamanının tümünü gülüyle geçirmeye
    başlamıştı. İşte hayalleri gerçek olmuştu sonunda bülbülün.
    Bu durum bülbülün sesine hayran dostlarını üzmeye başlamıştı. Artık onlara
    şarkı söylemiyordu bülbül. Ve bu durum kızdırdı bulut ile toprağı. Bize
    değer vermeyene biz hiç vermeyiz dediler. Kestiler güle yardımı. Suyunu
    kesti bulut, desteğini çekti toprak gülden.
    Bülbül ise habersizdi tüm olanlardan. Farkında değildi dostlarının kendisine
    yüz çevirdiklerinden. Onun gözü gülünden başkasını görmüyordu. O kadar kördü ki artık, gülünün ihtiyacları olduğunu bile göremez olmuştu. Unutmuştu güllerin ömrünün kısa olduğunu. Unutmuştu, gülünün bu kadar uzun yaşamasının bulut ve toprağın sayesinde olduğunu.
    Günler geçtikçe gül solmaya başladı. Bülbül anlam veremiyordu olanlara bir
    türlü. Gülü gözlerinin önünde soluyordu ve elinden birşey gelmiyordu.
    Unutmuştu güllerin solduğunu. Bu acıya hazırlamamıştı kendisini. Gülleri
    sevmemesinin nedenini unutmuştu. Aşkın gücü bunu unutmasını sağlamıştı.

    Kısa süre sonra soldu gül. Bülbül gözü yaşlı, doyasıya sarıldı gülüne son
    bir kez sıkı sıkı. Ancak unutmuştu... Dikenleri vardı güllerin. Daha önceden
    gülleri sevmemesine neden olan dikenleri unutmuştu. Batıyordu bülbülün minik vücuduna gülünün dikenleri. Ama o aldırış etmiyordu bile. Küçücük vücudundan sızan kanların ne önemi vardı ki artık sevdiği yanında yokken. Ölüm korkutmuyordu onu. Hatta ölmek istiyordu. Etrafındakilerin yardım etmesine izin vermedi. Gülünün toprağa serilmiş cansız vücudunun yanına uzandı bülbül ve yavaş yavaş kapandı gözleri.
    Hayatta karşısına çıkan güzellikleri ve aşkı yaşarken, bazı şeylerin ihmale
    gelmeyeceğini, sadece sevginin yetmediğini, özverinin de gerekli olduğunu
    anlamıştı artık bülbül son nefesini verirken. Ve her ne kadar bedelini
    hayatıyla ödeyecek olsada en ufak bir pişmanlık dahi duymuyordu bülbül. Bu
    aşk ona; sevgiliyi iyisiyle, kötüsüyle sevmesi gerektiğini öğretmişti.
    Dikene rağmen sevip kucaklamıştı gülünü.
    İşte o günden sonra bülbül ile gülün aşkı dilden dile dolaşır oldu. Bu aşk
    ile gülün güzelliği bülbülün sesi efsaneleşti ve geriye iki cansız küçük
    beden ile insanların alması için birkaç ders bıraktı.


    Alıntı...

    SELAM VE DUA İLE...

  10. #10
    Garip_Maznun
    Guest Garip_Maznun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Paylaşımlar için ALLAH(c.c)razı olsun...Emeğinize,yüreğinize sağlık...Geç oldu ama hakkınızı helal ediniz inşaALLAH...SELAM VE DUA İLE...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Allah'ın zerre muhabbeti kâinata bedel olabilir.
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08.09.15, 07:53
  2. Bülbülün Şarkısı-İskender Pala
    By akıncı in forum Edebiyat
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 03.08.08, 23:35
  3. Samimane Muhabbeti Sarsmamak
    By nuri in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 29.09.06, 19:30
  4. BÜlbÜlÜn Çektİğİ
    By Barbaros in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.07.06, 12:46
  5. Bülbülün Feryadı
    By isaeroglu in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.07.06, 00:31

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0