+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 32
Like Tree11Beğeni

Konu: Züleyha...

  1. #1
    Ehil Üye Müellif-e - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Zindan-ı dünya'da bir garib yolcu
    Mesajlar
    4.073

    Post Züleyha...



    Züleyha...

    Su perisi, en büyük âşık, âlemin en yaralı kadını. Tanıdık bir yüz, herkesten biri ama hiç kimse. O, gizli kalan tarafımız, sakındığımız. Söyleyemediğimiz en gizli sırrımız.

    Âşık olduğumuz, inkâr ettiğimiz, itiraftan korktuğumuz.
    Züleyha…
    En cesur halimizken en yitip gidenimiz.
    Olmayanımız, görmeyenimiz, imkânsızımız… İçimizde inceden sızlayan, her sızıda bin “ah” çekişimiz. Yani vurgun yediğimiz, vurulurken ses vermeyenimiz.
    Züleyha…
    Hükümsüz duygularımız, kesip fırlattığımız yanımız.
    Bekleyen, beklerken defalarca ölenimiz, en cesurumuz, en kadınımız, en yüreklimiz.
    Büyüklüğünün tarifi olmayan bir yangında, kavrulanımız. Sabırsız olan, bekleyemeyen, en umutsuz anda en umutlu olanımız.
    Züleyha…
    Yetmiş deve mücevheri sevdiğini “gördüm” diyene, feda edenimiz. “Onu gördüm” diyen her dili, her gözü mukaddes sayanımız.
    Aşkı uğruna dünyayı eliyle itip, bir defa bile dönüp bakmayanımız.
    Onun bir defa yüreğine sapladığı bıçak, bize binlerce defa saplamak için emanet edenimiz.
    Yani en kanayan yanımız.
    Züleyha…
    Dilinde tek isimle gezenimiz. O, aşktan utandırıp, “bir daha böyle sevilmez.” dedirtenimiz.
    Zindanlarda çürüyenimiz, her gün, gün doğmadan batanımız. Yıldızların bakmaktan çekindiği en bakir tarafımız. Kimsenin bilmediği, tanımadığı yüzümüz; yüreğimizin hicap perdesi.
    Sevmekten usanmış, çürümüş zerrelerimizin ab-ı hayatı.
    Züleyha…
    Baktığı her yüzde aynı cemali görenimiz. Kendimizden bile sakladığımıza gark olanımız.
    Bütün servetini yoluna harcadığı, bir söze bir ömür bağışlayanımız..
    Züleyha…
    En cesurumuz, en yiğidimiz, en cüretkârımız. O aşkı ilk ve en son yaşayanımız.
    Kolay mı?
    Cihana değer bir güzele gönül vermek,
    Kolay mı?
    Bu kadar ağır yükü taşımak. Ve bütün şehir karşındayken, sahip çıkmak sevdaya,
    O bizim bırakmak istemediğimiz halde, çöllerde bırakıp kaçtığımız.
    Züleyha …
    Sadaka yerine istenilen gülümsememiz.
    Anlayamadığımız en çılgın yanımız. En acımasızımız, “sevdim” dediğinde her şeyi bitirenimiz. Onsuz sabah edemezken, zindanlara giren en zalim yanımız.
    Hem çok sevdiğimiz, hem korktuğumuz. İmrendiğimiz, keşkeleri sırtına yüklediğimiz…
    Severken arkasında olduğumuz, destek verdiğimiz..
    Ama kavuşamayınca yerlere attığımız,
    Yanaşmadığımız, sahip çıkmadığımız yanımız o.
    Züleyha; bir daha asla yaşamayacak kadın yanımız.

    Saadet Bayri

    E-Posta: saadetbayri@hotmail.com


  2. #2
    Pürheves LaLeTuTKuNu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    La(L) MeKaN!..
    Mesajlar
    211

    Standart

    "Allah şahitti
    Züleyha ne kadar ateşse
    Yûsuf o kadar iffetti"

    Züleyha'nın kaderiydi önce iftira,
    sonra itiraf...
    Züleyha'nın itirafıydı kurtaran,
    Yûsuf'u zindandan...
    sonunda Yûsuf Züleyha'ya yâr oldu...
    Züleyha Rabbini bildi...
    Yûsuf'ta kendini buldu..."

    M@zh@® ݧMi ©€L@L OLm@s@ H@kk’@ L@L€

    BuL@M@ZdI Bu K@D@® ®uTB€-i V@L@ L@L€...



    YoRGuN BiR DaG LaLeSiYiM BiR YoLuN BaSıNDa!...


  3. #3
    Ehil Üye Müellif-e - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Zindan-ı dünya'da bir garib yolcu
    Mesajlar
    4.073

    Standart

    Alıntı LaLeTuTKuNu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    "Allah şahitti
    Züleyha ne kadar ateşse
    Yûsuf o kadar iffetti"

    Züleyha'nın kaderiydi önce iftira,
    sonra itiraf...
    Züleyha'nın itirafıydı kurtaran,
    Yûsuf'u zindandan...
    sonunda Yûsuf Züleyha'ya yâr oldu...
    Züleyha Rabbini bildi...
    Yûsuf'ta kendini buldu..."


    Züleyha peygamber hanımı oldu...Rabbini daha güzel bildi tanıdı belki...
    Lakin Yusuf (a.s.) kendini neyde buldu...
    Halbuki o Bakiyi
    her zaman faniye tercih edenlerdendi...İşte isbatı; Nurlardan okuyalım isterseniz?...

    Şu ferahlı ve saadetli vaziyetten daha saadetli, daha parlak bir vaziyete mazhar olmak için, Hazret-i Yusuf kendisini Cenâb-ı Haktan vefatını istedi ve vefat etti, o saadete mazhar oldu.

    Demek, o dünyevî lezzetli saadetten daha

    cazibedar bir saadet ve ferahlı bir vaziyet,

    kabrin arkasında vardır ki,

    Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm gibi hakikatbîn bir zat, o gayet lezzetli dünyevî vaziyet içinde, gayet acı olan mevti istedi, tâ öteki saadete mazhar olsun.


    İşte, Kur'ân-ı Hakîmin şu belâgatine bak ki, kıssa-i Yusuf'un hâtimesini ne suretle haber verdi.

    O haberde dinleyenlere elem ve teessüf değil,

    belki bir müjde ve bir sürur ilâve ediyor.

    Hem irşad ediyor ki:

    Kabrin arkası için çalışınız; hakikî saadet ve lezzet ondadır.

    Hem Hazret-i Yusuf'un âli sıddıkıyetini gösteriyor ve diyor:

    Dünyanın en parlak ve en sürurlu hâleti dahi ona gaflet vermiyor, onu meftun etmiyor; yine âhireti istiyor.


    Ararad bunu beğendi.



  4. #4
    Pürheves LaLeTuTKuNu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    La(L) MeKaN!..
    Mesajlar
    211

    Standart

    Alıntı laletutkunu Nickli Üyeden Alıntı
    Züleyha Rabbini bildi...
    Yûsuf'ta kendini buldu..."

    Alıntı Müellif-e Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Züleyha peygamber hanımı oldu...Rabbini daha güzel bildi tanıdı belki...
    Lakin Yusuf (a.s.) kendini neyde buldu...
    oncelikle cok haklısınız soylediklerinizde ancak zuleyha Yusuf(a.s)'ta hem kendini buldu hem Rabbini bildi!...sanırım bi anlam karmasası yasamıssınız...
    selametle...

    M@zh@® ݧMi ©€L@L OLm@s@ H@kk’@ L@L€

    BuL@M@ZdI Bu K@D@® ®uTB€-i V@L@ L@L€...



    YoRGuN BiR DaG LaLeSiYiM BiR YoLuN BaSıNDa!...


  5. #5
    Ehil Üye BiÇçare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Fabrika...
    Yaş
    25
    Mesajlar
    1.059

    Standart

    gzl paylaşım...
    Allah razı olsun...
    KaranLığın En k0yu Siyahndan K0ksaydım
    Sabahın AydınLığına KaLamazdım...

    Yzn Bn...

  6. #6
    Ehil Üye istiğna - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    2.274

    Standart

    güzel paylaşım.Allah(cc)razı olsun...

    "Allah'a tevekkül et! Zira O vekil olarak kuluna yeter!.." (Ahzab/48)



  7. #7
    Ehil Üye Müellif-e - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Zindan-ı dünya'da bir garib yolcu
    Mesajlar
    4.073

    Standart

    Yasemin GÜLEÇYÜZ
    Çağdaş aşkın hikâyesi!

    Leyla ve Mecnun, Kerem ile Aslı, Yusuf ile Züleyha…

    Tarihten günümüze miras kalan aşk hikâyeleri…
    Sevgililer günü dolayısıyla gazeteler ilâveler çıkarıp, broşürler basarak tüketim ekonomisine katkılar sağlarken, konu ile ilgili uzman görüşlerine de sık sık yer verildi medyada.
    Leyla ve Mecnunsuz Sevgililer Günü olur mu?
    Onların da adı sık sık geçti elbette.

    Uzmanlara göre aşk bir hastalık. Hele ki, takıntı haline gelirse, aynen depresyon tedavisi gibi ilâçla, elektro şokla tedavi edilmesi gerekiyor.
    Konu ile ilgili fikir beyan eden bir uzman şunları söylemekte: “Leyla, Mecnun… Bunlar efsanevî yönleri ağır basan hikâyeler. Şu zamana bakacak olursak, Leyla ile Mecnun şimdi olmaz.
    Yani bu dönemde yaşasalardı biz onları tedavi ederdik.
    Devam edip gitmezdi.”

    Evet, günübirlik ilişkilerin sıkça gündeme getirildiği, hayattan “haz” almaya dayalı “benmerkezci” hayat görüşünün hâkim olduğu zamanımızda artık aşk da “Kullan, at!” felsefesinden nasibini almakta!
    Böyle olmadığındaysa “hastalık” olarak kabul edilip, ilâç tedavisi uygulanmakta! Garip bir asırdayız vesselâm… Hani deveye sormuşlar ya “İnişi mi seversin, yokuşu mu?” “Yok mu bunun bir orta yolu?” cevabını vermiş. O hesap!

    İsm-i Vedud
    Peygamberimizin (asm) sıkça yaptığı duâlardan birinin
    “Ya Rabbi! Bana eşyanın hakikatini göster!”
    olduğunu kaynaklardan öğreniyoruz.
    Bediüzzaman Hazretleri
    “eşyanın hakikati esmâ-i İlâhiyedir”
    diyor.


    İnsan, fıtratındaki duyguları dengeli-ölçülü kullanmakla insan olur. Aksi takdirde duygularının esiri olan bir nev’î insan bozması canavar ya da hiçbir şeyle ilgilenmeyen ahmak bir mahlûk durumundadır.

    İnsanın fıtratındaki aşk duygusu da İsm-i Vedud’un bir tecellîsi, yansıması. ‘Cenâb-ı Hak seven ve sevilen’dir anlamına gelir Vedud ismi. Kullarını sever, kulları tarafından sevilir.

    Bu ismi üzerinde yansıtan insanlar da sever ve sevilirler, muhib ve mahbub olurlar birbirleri için. Bu duygularını Kur’ân ve Sünnet düsturları ışığında sınırlandırır, dengelerler.

    Yusuf ile Züleyha

    İlginçtir, Kur’ân-ı Kerim’de kıssaların en güzeli “ahsenü’l-kısas” olarak nitelendirilen Yusuf Sûresi aynı zamanda bir aşk hikâyesini de barındırır içinde. Yusuf ile Züleyha’nın hikâyesidir bu. Yusuf Sûresi’nde ismi zikredilmemekle birlikte Züleyha’dan bahsedilmektedir. Risâle-i Nur’da Züleyha’nın Yusuf ile aralarında geçen hadiselere değinmeden Züleyha’nın Yusuf’a “aşk”ı ile Yakub’un (as) oğluna olan “şefkat”i karşılaştırılmakta ve şefkatin aşktan ne kadar üstün olduğuna vurgu yapılmaktadır. Yusuf (as) zindanı tercih edip, Züleyha’nın isteklerine karşılık vermez. Yıllarca zindanda kalır.

    Masumiyeti yıllar sonra anlaşılır, Mısır’a aziz olur.
    Züleyha ile evlenir.


    Kur’ân’da gerektiği kadarıyla ve birçok hikmete binâen aktarılan kıssanın detayları üzerinde durmayan Risâle-i Nur’da olayın aşk-şefkat boyutuna ve bunlar arasındaki duruma işaret edilmektedir. Bir yanda Hz. Yusuf’a büyük bir aşkla bağlanan Züleyha, bir yanda oğlu için her daim “En iyi koruyucu Allah’tır. Merhametlilerin en merhametlisi de O’dur” (Yusuf Sûresi, 64.) duâsını yapan şefkatli bir baba… Bediüzzaman Hazretleri Yakub Aleyhisselâmın parlak hissi ve muhabbetinin aşk değil şefkat olduğunu belirtirken, şefkatin aşktan çok keskin ve parlak, ulvî ve nezih olduğunu, bu yönüyle de nübüvvete lâyık bulunduğunu belirtmiştir.

    Kur’ân-ı Kerim parlak bir şekilde Yakub Aleyhisselâmın yüksek derecedeki şefkat hissiyâtını, Züleyha’nın aşkından yüksek göstermek sûretiyle şefkatin aşka üstünlüğünü veciz bir şekilde ortaya koymuştur.

    Evet, şefkat aşktan üstündür…

    E-Posta: yasemin@yeniasya.com.tr


  8. #8
    Ehil Üye istiğna - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    2.274

    Standart

    yusuf ile züleyha paylaşımlarını okumayı çok seviyorum yafff...

    "Allah'a tevekkül et! Zira O vekil olarak kuluna yeter!.." (Ahzab/48)



  9. #9
    Ehil Üye Müellif-e - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Zindan-ı dünya'da bir garib yolcu
    Mesajlar
    4.073

    Standart

    Alıntı firdevs cenneti Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    yusuf ile züleyha paylaşımlarını okumayı çok seviyorum yafff...

  10. #10
    Gayyur nagehan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Mesajlar
    122

    Standart Yusuf ile züleyha


    Aşkın insanlar üzerinde etkin bir gücü, keskin bir egemenliği, yadsınamaz bir hakimiyeti, çürümeyen bir nüfuzu, dayanılmaz bir baskısı vardır.
    En sıkı düğümlenmiş düğümleri çözen de, katılıkları eriten de, buna karşılık sağlamları sarsan ve yasak olanı serbest bırakan da odur.
    Aşk, göz ile kalp arasında bir maceranın tanımıdır ki evveli yalnızca bir bakıştır; gerisi vesairedir... O ilk bakıştan sonra âşık durmadan sevgiliyi seyretme, ona bakma arzusu duyar. Çünkü göz ruha açılan büyük bir penceredir. Gönlün sırlarını keşfe çalışır ve en gizli düşünceleri bile açığa vurur. Âşıkın gözü sevgiliden başkası üzerinde eğleşip durmak istemez. Mıknatıs, çekim gücünü göz ile sevgili arasındaki ilişkiden almıştır. Dilbilgisinde sıfatın isme uyduğu gibi göz de sevgiliye uyar, onda eriyip sonsuzluğa karışır.
    Eğer sevgiliden başkasına söyleyemeyecek şeylere sahip olunmuşsa aşk kapıda demektir. Bu durumda sevgilinin sözünü can kulağıyla dinlemek, ileri sürdüğü her şeyden dolayı hayret etmek, saçma sapan hatta yalan şeyler bile konuşsa ona hak vermek, haksız olduğu zamanlarda bile onu doğrulamak, ne yaparsa, ne derse peşini sürmek hep aşkın halleridir. Hatta birbiriyle çelişkili durumlar bile bu aşk için söz konusudur. Ayrılık acısının âşıka hoş gelmesi, zamanla ondan zevk alması gibi mesela.
    Aşk ilerleyince sevgilinin derdini çekmek mutluluk olabilir. Tabiatta herhangi bir şey haddini aşınca zıddına dönüşür. Bir arabanın tekerleri çok hızlı dönmeye başlayınca sanki tersine dönüyor gibi görülür. Yani bütün trajedilerin sonu komedi, bütün gülmelerin sonu gözyaşıdır. Sevincin de hüznün de aşırısı insanı öldürür. Kahkahalarla gülen kişinin gözünden sonunda yaş akar.
    Yıldız sürülerinin çobanları, olsa olsa yalnızlığı seçip inzivaya çekilen ve orada öylece ağlayıp duran âşıklardır. Gecelerin bitmez tükenmez uzunluğunda yıldızları sayıp yıldız yıldız gözyaşları dökerler. Âşıkların gözkapaklarıdır ki bulutlara bu konuda ders verir. Eğer Batlamyus yaşıyor olsaydı, yıldızların akışını gözlemlemek için aşıklardan kendisine bir gözlem ekibi kurardı. Eski bir doğu şiirinde "Yılın en uzun gecesinin hangi gece olduğunu müneccimler ile takvim düzenleyenler değil, ancak gama müptela olmuş âşıklar bilir" denilmiştir. Bu doğrudur.
    Aşk, gözyaşı ile gıdalanır, hasret ile beslenir. Yas evinde yüzlerce ağlayıcı olsa yine de en tesirlisi dert sahibinin ahıdır. Yüz dertli bir halka olup otursa, halkanın merkezi elbette en kederli, en yaslı olandır.
    Anlatırlar ki Züleyha, Yusuf'u zindana attırdığı vakit onun ayrılığıyla yanıp yakılmaya başlamış. Hem kendisinden ayırmış, hem hasretini çeker olmuş. Bu yüzden zaman zaman zindanı ziyarete gider, sureta "Hükümlüm kaçmış olmasın!" diye kontrol eder ama içten içe de hasret giderirmiş. Eğer Yusuf'u uyurken bulursa hücresinin önünde bekler, seyreder; eğer uyanık bulursa azarlayıp gidermiş. Azarlamasının sebebi de karşılık versin de sesini duyayım diyeymiş. Lakin Yusuf hiç cevap vermezmiş. Nihayet sesini çok özleyince bir köle çağırıp, "Hemen şimdi git, zindanda Yusuf'u yere yık, adamakıllı kamçıla! Öyle vur ki ta uzaktan ah ettiğini duyayım." emrini vermiş.. Köle emre itaate niyetlenmişse de Yusuf'un güzel yüzünü görünce kıyamamış. Hücrede bulduğu bir postu yere serip onu kamçılamaya başlamış. Kölenin her kamçısında Yusuf mahsustan feryad etmekte, çığlık atmaktaymış. Beri taraftan da Züleyha bağırıyormuş: "- Daha hızlı vur, adamakıllı vur!" Nihayet köle Yusuf'a yalvarmış:
    - A güneş yüzlü, Züleyha gelir de sırtında kamçı izi göremezse şüphesiz beni öldürür. Hiç olmazsa bir kere omzunu aç, dişini sık, azıcık olsun kamçıya dayan!..
    Yusuf elbisesini sıyırdığında köle öyle bir vuruşla vurmuş ki Yusuf yere kapaklanmış, can evi kavrulmuş. Sonra da Yusuf'un ah edişini duyan Zeliha'nın feryadı işitilmiş:
    - Yeteeer!..
    Kayıp gönül


    Dünyalar güzeli Yusuf'a sordular:
    - Ey Zeliha'nın gönlünü alıp onu perişan hale koyan. O senin yüzünden acze düştü de derdine derman olmadın; hasta bıraktın onu. Gönlünü kaptın ve geri vermedin. Geri versen ne olur; sen buna kadir değil misin?
    - Ben onun gönlünü çelmedim. Ne onun bana gönül verdiğinden haberdarım, ne böyle bir kastım oldu. Onun gönlüyle bir işim yoktur benim.
    O dostlar sonra Zeliha'ya sordular:
    - Yusuf senin gönlünü nasıl çalmıştı? Dosdoğru söyle bize; gönlün sendeyse ve Yusuf'tan gönül istiyorsan bu, naz yapıyorsun demektir.
    Zeliha yeminle söyledi:
    - Bedenimdeki her kıldan gönlüm habersiz. Neden ve nasıl âşık oldu, âşık olunca nereye gitti, bilmiyorum.
    Sonra o dostlar düşündüler:
    - Gönül Yusuf'ta değil ama Zeliha'da da değil. Ne biri gönül almış, ne diğeri bir gönle sahip!.. Peki ama nasıl kayboldu bu gönül, nereye gitti? Bu bir sihir değilse nedir?
    *
    Peki o halde neden sormuyoruz: Kendi gönlünden haberdar olmayan kişi nasıl olur da başkasına yol bulabilir?
    [BERCESTE]


    Yüz sürer dâmânına bir gün Züleyha-yı ümîd
    Sen heman ey Yûsuf-ı mısr-ı melahat ağır ol Laedrî Ey güzellik ülkesinin veya (Mısır'ın) sultanı!.. Eğer sen ağır(başlı) olursan, elbette bir gün ümit Zeliha'sı senin eteğine yüz sürecektir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Züleyha'nın İlk Duası
    By Dürre in forum Dualar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 05.02.14, 00:04
  2. Züleyha’nın ilk duası….
    By NİSANUR in forum Dualar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.05.12, 00:43
  3. Yusuf ile Züleyha
    By ebrarbedia in forum Edebiyat
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 09.01.09, 16:20
  4. Züleyha'nın İlk Duası
    By LaLeTuTKuNu in forum Dualar
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 09.11.08, 23:13
  5. Züleyha...
    By esra aktürk in forum Edebiyat
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 05.10.08, 21:47

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0