+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: La Fontaine'in Yazamadiği Masal

  1. #1
    Gayyur said84 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Yaş
    34
    Mesajlar
    89

    Standart

    Alıntı ayşem Nickli Üyeden Alıntı
    LA FONTAINE'?N YAZAMADIĞI MASAL


    Hayvanlar, kendi aralar?nda, en zeki hayvan yar?şmas? düzenlemişlerdi. Her hayvan, kendini hayvanlar?n en zekisi sand?ğ?ndan, bu yar?şmay? kazanacağ?n? san?yordu. Ama hepsi de yar?şman?n birinciliğine iki güçlü aday olduğunu bilmekteydi; bu adaylardan biri tilki, biri de sansard?. Kurnazl?kta, zekada, bu ikisine üstün başka hiçbir hayvan yoktu. Bu yar?şmay? ya biri, ya öbürü kazanacakt?.
    En zeki hayvan yar?şmas?n?n yap?lacağ? gün yaklaşt?kça, yar?şma birinciliğine iki güçlü aday olan sansarla tilki aras?nda korkunç bir rekabet başlam?şt?. Bu iki zeki hayvan birbirlerine düşman olmuşlard?. Sansar tilkinin, tilki de sansar?n kazanmamas? için, elinden geleni yap?yordu.
    Sansar,
    - Tek tilki kazanmas?n da, zarar yok, ben de kazanmamaya raz?y?m... diyordu.
    Tilki de,
    - Tek sansar kazanmas?n da, kim kazan?rsa kazans?n... diyordu.
    Durum bu denli düşmanl?ğa var?nca, sansarla tilki, en zeki hayvan yar?şmas?n?n birinciliği için başka bir aday aramaya başlad?lar. Öyle bir hayvan bulmal?yd?lar ki, zeka konusunda kendileriyle yar?şa ç?kamas?n, onlara bir zarar? olmas?n, yani hayvanlar?n en aptal? olsun. Araya araya buldular bu hayvan?: Öküz...
    Bir sabah sansar, yemyeşil bir çay?rl?kta otlamakta olan öküzün yan?na gidip,
    - Merhaba öküz kardeş, diye söze başlad?ktan sonra, öküzün zekas?n? övmeye başlad?.
    Öküz büyük bir alçakgönüllülükle gülümseyerek,
    - Benimle alay m? ediyorsun sansar kardeş? dedi.
    Sansar,
    - Ne diye alay edecekmişim, dedi, hayvanlar?n en zekisiyle alay etmek haddime mi kalm?ş...
    Sansar, öküzü hayvanlar?n en zekisi olduğuna inand?rmak için diller döktü. Bununla da yetinmeyip öbür hayvanlar? da, öküzün en zeki hayvan olduğuna inand?rmaya çal?şt?. Sansardan sonra çay?rda otlayan öküzün yan?na tilki gitti. Kendisine bön bön bakan öküze,
    - Ah öküz kardeş, dedi, gözlerinden zeka k?v?lc?mlar? ç?k?yor. Öküz,
    - Ben her ne kadar öküzsem de sand?ğ?n kadar da öküz değilim, kendimi bilirim, dedi.
    Tilki,
    - ?nan olsun öküz kardeş, dedi, senin o zeka k?v?lc?mlar? çakan p?r?l p?r?l gözlerine bakarken, ipnotize olup kendimden geçiyorum. En zeki hayvan yar?şmas?n?n rakipsiz tek aday? sensin.
    Tilki, öküzün zekas?n? tan?tmak için, can düşman? sansardan daha büyük bir reklam kampanyas?na girişti.
    Hayvanlar, öküzün zeki olmad?ğ?n?, yar?şmay? kesinlikle kazanamayacağ?n? elbet biliyorlard?. Ama sansarla tilkinin, kendilerinden bask?n ç?k?p en zeki hayvan seçilmemesi için, öküzün zeki olduğu yalan?na inanmad?klar? halde inanm?ş göründüler. Birbirlerine öküzün ne büyük zekas? olduğunu balland?ra balland?ra anlatmaya başlad?lar.
    - Aman zürafa kardeş, bizim öküz yok mu, ben onun kadar zeki hayvan görmedim...
    - Hiç bilmez olur muyum, devekuşu kardeş, öküz benden bile zekidir. Sen ne dersin leylek kardeş?
    - En zeki hayvan yar?şmas?nda ben oyumu, gözümü k?rpmadan öküze vereceğim. Dağlar, taşlar, ormanlar, çöller, kayalar, dereler, hayvanlar?n öküz övgüleriyle yank?lan?yordu:
    - Hayvanlar?n en zekisi öküzdüüüür!
    - Öküzden daha zeki hayvan yoktuuuur!
    - Bizim en zekimiz öküüüüz!
    Bütün hayvanlar?n bu yoğun propagandas? karş?s?nda öküz de yavaş yavaş, gerçekten hayvanlar?n en zekisi olduğuna inanmaya başlam?şt?. Kendi kendine şöyle diyordu:
    - Çakal, sansar, tilki, bütün hayvanlar söylüyor, hayvanlar?n en zekisi benmişim. Hepsi de aldanm?yor ya, öyleyse dedikleri doğru...
    Yar?şma günü geldi. Bütün hayvanlar, öküzün hayvanlar?n en zekisi olduğunda anlaşt?lar. Böylece öküzün hayvanlar toplumundaki yeri, işi, görevi, düzeyi, yükselmiş oldu. Öküz art?k kas?la kas?la yürüyor, şişine şişine böğürüyor, yay?la yay?la kuyruk alt?ndan may?s b?rak?yordu.
    Gel zaman, git zaman... Hayvanlar aras?nda, çiftesi en pek hayvan yar?şmas? yap?lacakt?. Hiç kuşkusuz, çiftesi en pek hayvan, ya at yada kat?rd?.
    Eşek de,
    - Benim de çiftem güçlüdür! diye araya giriyorduysa da, kat?rla at?n çiftesi yan?nda eşeğin çiftesinin ad? bile geçmezdi.
    Kat?r at?n, at da kat?r?n çiftesi en güçlü hayvan diye seçileceğinden korkuyordu. Bu iki hayvan aras?nda tarih boyunca süren kanl? bir çifte atma rekabeti vard?. Bu iki can düşman?, yar?şma günü yaklaşt?kça birbirlerine at?p tutmaya başlad?lar. At şöyle diyordu:
    - H?h, kat?r?n çiftesi de çifte mi sanki... Öküz bile ondan daha sert çifte atar. Babas? eşek olan bir hayvan?n çiftesinden ne ç?kar..
    Kat?r da şöyle demekteydi:
    - At?n çiftesiyle sinek bile ezilmez. Öküzün çiftesi bile at?nkinden daha güçlüdür.
    At derede su içmekte olan öküzün yan?na gidip ona şöyle dedi:
    - Ey say?n öküz, sen dünyan?n yaln?z en zeki değil,hem de çiftesi en güçlü hayvan?s?n!
    Art sol ayağ?yla bast?g? taze f?şk?dan fos diye bir ses ç?karan öküz,
    - Aman at kardeş, dedi, sen varken benim çiftemin laf? m? olur.
    At üsteledi:
    - Yoo, say?n öküz, sen bir çifteyle kat?r? devirirsin. Boşuna alçakgönüllülük gösterme.
    At gitti, arkas?ndan kat?r, öküzün yan?na geldi,
    - Dünyan?n çiftesi en güçlü hayvan? say?n öküze sayg?lar?m? sunar?m, dedi.
    Öküz, bu sözlere önce inanmak istemedi, ama kat?r,
    - Benim çifte de, at?n çiftesi de seninkinin yan?nda hiç kal?r.. deyince,
    - Ben onlardan daha iyi bilecek değilim ya... diyerek,
    çiftesinin pekliğine inanmaya başlad?.
    Her hayvan kendini çiftesi en güçlü hayvan san?yordu. Horoz bile, mahmuzuyla çifte atabileceğini sanmaktayd?. ?şte bu yüzden bütün hayvanlar, çiftesi zay?f bir hayvan?n çiftesi en pek hayvan olarak seçilmesini istemekteydi.
    Yar?şma günü geldi. Bütün hayvanlar, öküzün çiftesi en güçlü olduğunda birlik gösterdiler.. Böylece en zeki hayvan olan öküzün çiftesi en güçlü hayvan olarak da hayvanlar toplumundaki yeri, işi, görevi, düzeyi daha da yükseldi.
    Gel zaman, git zaman... Hayvanlar aras?nda h?zl? koşma yar?ş? yap?lacakt?. Her hayvan, hatta kaplumbağa bile, kendisini en h?zl? koşan hayvan sanmaktayd?. Ama yine her hayvan içinden, en h?zl? koşan hayvan?n ya tavşan yada taz? olduğunu biliyordu. Hepsinin içinde de, her zaman, her yerde olduğu gibi, en güçlüye, en başar?l?ya düşmanl?k, k?skançl?k, çekemezlik duygular? vard?. Onun için, en h?zl? koştuklar?n? bildikleri halde, tavşanla taz?n?n yar?şmay? kazanmas?n? istemiyorlard?.
    H?zl? koşmada en amans?z rakip olan tavşanla taz?, yar?şma günü yaklaşt?kça birbirlerine can düşman? olmuşlard?. Taz?,
    - Ben birinci olmayacaksam, öküz olsun daha iyi... diyordu.
    Tavşan da ayn? düşüncede olduğundan öküze gidip,
    - Sen yaln?z en zekimiz, en çiftesi güçlümüz değil, hem de bizim en h?zl? koşan?m?zs?n say?n öküz, dedi. Öküz, tavşana,
    - Taz? da senin gibi düşünüyor... dedi.
    Yar?şma günü gelip çatt?. Bütün hayvanlar koşmaya başlad?lar. H?zl? koşabilenler, rakipleri birinci olmas?n diye birbirlerini çelmelediklerinden, önleyip engellediklerinden düşüp devriliyorlard?. Hepsi de, içlerinde en yavaş koşan öküzün birinci gelmesini istiyorlard?, ona yol veriyorlard?. Bunun sonunda öküz birinci oldu.
    En zeki, en çiftesi pek, en h?zl? koşan hayvan seçildiğinden, öküzün hayvanlar toplumundaki yeri, düzeyi, işi, görevi daha da yükselmişti. Öküzün burnu büyümüştü, yan?na var?lm?yordu art?k.
    Gel zaman, git zaman... En yak?ş?kl? hayvan seçimi yap?lacakt?. Bütün hayvanlar kendilerini en yak?ş?kl? sanmaktayd?. Ama hepsi de en güzel hayvan?n dağ keçisiyle geyik olduğunu da biliyorlar, bu iki güzel hayvan? k?skan?yorlard?. Tek onlar birinci seçilmesin de, isterse öküz en yak?ş?kl?, en güzel hayvan seçilsin...
    Geyikle, dağ keçisine gelince, bu iki rakip birbirlerinin aleyhine propagandaya girmişlerdi. ?kisi de birbirlerinin çok çirkin olduğunu yay?p duruyordu. Dağ keçisi geyik, geyik de dağ keçisi için,
    - Öküz bile ondan yak?ş?kl?d?r... diyordu.
    Öbür hayvanlar da, yalan olduğunu bildikleri halde öküzün en yak?ş?kl?lar? olduğuna inanm?ş görünmeye başlam?şlard?. Seçim günü geldi. Bütün hayvanlar oylar?n? öküze verdiler. Böylece öküz en yak?ş?kl?, en güzel hayvan seçildi. Bu seçimden hayvanlar?n en güzeli, en yak?ş?kl?s? olan geyikle dağ keçisi bile memnundu.
    Gel zaman, git zaman... Hayvanlar aras?nda en y?rt?c? olan? seçilecekti. ?ki aday vard?, biri kurt, biri de kuş... Kuş deyince serçe kuşu değil, kartal. Kurtla kartaldan daha y?rt?c? hayvan yoktu. Ama yine.de bütün hayvanlar, bu gerçeği bildikleri halde, kendilerinin en y?rt?c? olduğunu san?yorlard?.
    Kartal, yat?p geviş getirmekte olan öküzün yan?na gitti:
    - Say?n öküz, dedi, ak?ls?z kurt, kendisini senden daha y?rt?c? san?yor. Öküz,
    - Ben hiç y?rt?c? değilimdir, dedi, çünkü ot yerim.
    - Yooo, hiç alçakgönüllülük göstermeyin boşuna... Siz kurda göre çok daha y?rt?c?s?n?z.
    Az sonra da yan?na gelen kurt, öküze,
    - Dünyan?n en y?rt?c? hayvan?n? selamlar?m... dedi.
    Öküz,
    - Yan?l?yorsun kurt kardeş, dedi, evet ben en zeki hayvan?m. Evet, en çiftesi pek hayvan benim. Evet, en h?zl? koşan hayvan benim. En yak?ş?kl? hayvan da benim. Ama en y?rt?c? değilim. Sen benden çok daha y?rt?c?s?n.
    - Hay?r, hay?r... ?stersen sen benden üstün olabilirsin y?rt?c?l?kta...
    Seçim günü gelip çatt?. Öküz, hayvanlar?n oybirliğiyle en y?rt?c? hayvan seçildi. Bu birincilikten sonra, hayvanlar toplumundaki yeri, işi, düzeyi daha da yükseldi.
    Gel zaman, git zaman... Hayvanlar?n en düşünür olan? seçilecekti. Elbette bu yar?şmada en güçlü iki aday kazla hindiydi. Her zaman olduğu gibi, bu iki güçlü aday birbirlerine düşünce, yine öküz en düşünür hayvan seçildi.
    Gel zaman, git zaman... En koruyucu hayvan seçimi yap?lacakt?. Elbette hak, çoban köpeğiyle kurt köpeğinden birinindi. Ama en koruyucu hayvan seçiminde çoban köpeğiyle kurt köpeği bile oylar?n? öküze vermişlerdi. Öküzün,
    - Ben kendimi bile koruyamam... demesi, seçilmesini önlemedi. Ama seçimden sonra, öküz de kendisinin en koruyucu hayvan olduğuna inan?p böğürerek, köpek taklidi yap?p havlamaya çal?şt?.
    Gel zaman, git zaman... En büyük hayvan seçimi yap?lacakt?. Ya fil, ya deve kazanacakt? yar?şmay?. Ama kar?nca bile kendini hayvanlar?n en büyüğü sand?ğ?ndan, fille deveyi büyüklükte çekemiyor, başka bir hayvan?n birinci olmas?n? istiyordu. Fille deveye gelince, onlar da birbirlerine düşmüşlerdi. Seçim yap?ld?. Çok demokratik bir seçim olmuştu. Öküz, seçimi kazanm?ş, hayvanlar?n en büyüğü seçilmişti.
    Art?k böbürlenmesinden, öküzün yan?na var?lam?yordu.
    Gel zaman, git zaman... En sütlü hayvan yar?şmas? yap?lacakt?. Yar?şmay?, ya ineğin ya mandan?n kazanacağ? biliniyordu Ama gelgelelim, memeleri olmayan, bütün yaşam?nda bir damla süt bile görmemiş olan tavuklar bile, kendilerini en sütlü hayvan san?yorlar, bu yüzden de mandayla ineği k?skan?yorlard?. Aralar?ndaki rekabet yüzünden birbirlerine düşmüş olan mandayla inekse, tek rakibi birinci olmas?n diye, öküzün en sütlü hayvan olduğunu söylüyorlard?. Manda, öküzün yan?na gidip, ona en sütlü hayvan olduğunu söyleyince, öküz,
    - Siz beni k?zkardeşim inekle kar?şt?rd?n?z galiba, dedi, ben hiç süt vermedim şimdiye dek... Memelerim de yok. Manda,
    - Maşallah siz o kadar sütlü bir hayvans?n?z ki, dedi, süt vermek için memeye bile ihtiyaç yok.
    Arkadan inek, öküzün yan?na geldi. Ağabeyine en sütlü hayvan olduğunu söyledi. Öküz,
    - Yahu, memem bile yok ki, süt vereyim... dedi. Öküz böyle söylerken, biyandan da işiyordu. Bunu gören inek,
    - ?şte, işte bak ne güzel de süt veriyorsun! diye bağ?rd?. Öküz,
    - Ne sütü yahu, işiyorum... dedi. ?nek de ona,
    - Demek sen şimdiye dek hep süt işiyormuşsun da haberin bile yokmuş... dedi.
    Bütün hayvanlar, başta en sütlü hayvan olan mandayla inek, öküzün en sütlü hayvan olduğunu yaymaya başlad?lar. Dağ-taş onlar?n yayd?klar? reklamla inledi.
    - En yağl? süt, öküz sütü!
    - Sütlerin en temizi öküzün sütüdür.
    - Öküz öyle sütlüdür ki, süt işer!
    Bu yoğun reklamlarla art?k öküz de sidiğinin süt olduğuna, sanr? renkli süt işediğine inanm?şt?.
    Seçim zaman? geldi. Bütün hayvanlar, en başta da inekle manda, oylar?n? öküze verdiler. Böylece öküz, en sütlü hayvan seçildi.
    Gel zaman, git zaman... Hayvanlara yeni bir başkan seçilecekti. Oldum bittim hayvanlar?n başkan? elbet asland?. Yine bir aslan?n başkan seçileceğine hiç kuşku yoktu. Ama ne var ki, kaplan da başkanl?ğa adayl?ğ?n? koymuştu. Kaplan,
    - Ya o, ya ben!... diyordu.
    Kaplan böyle diyordu ama, aslan?n yine başkan seçileceğinden korkuyordu. Bunun üzerine "Ya o, ya ben!" diyen kaplan,
    - Ne o, ne ben! demeye başlad?.
    Aslan da, kaplan?n başkanl?ğa adayl?ğ?ndan sonra başkan olmaktan umuts??zluğa kap?lmaya başlam?şt?. Ya kaplan? başkan seçerlerse... Tek kaplan seçilmesin diye, aslan da,
    - Ne o, ne ben! demeye başlad?.
    Bütün hayvanlar, hak etmediklerini, lay?k olmad?klar?n? bile bile hayvanlar?n başkan? olmak istiyorlard?. Her başar?l?, her güçlü k?skan?ld?ğ?ndan, onlar da aslanla kaplan? çekemiyor, k?skan?yorlard?. ?şte böyle böyle hayvanlar?n başkanl?ğ?na öküz aday gösterildi. Çünkü hayvanlar, inanmadan öküzü en zekileri seçmişler, ama sonra sonra inanmaya başlam?şlard?. Öküzü, yalan olduğunu bile bile, en sütlü hayvan, en güzel hayvan seçmişler, sonradan bu seçim resmileşince kendi yalanlar?na inanmaya başlam?şlard?. E böyle olunca, en zeki, en çiftesi pek, en h?zl? koşan, en yak?ş?kl?, en y?rt?c?, en düşünür, en iyi koruyan, en büyük, en çok süt veren hayvan olan öküz, neden hayvanlar?n başkan? olmas?nd?? Bu denli çok üstünlük ne aslanda vard?, ne de kaplanda... Kald? ki, rakibi kaplan seçilmesin diye, tarih boyunca hayvanlar?n başkan? olan aslan bile, öküzün başkanl?ğa kendisinden daha lay?k olduğunu söylüyordu. Yeni başkan aday? kaplansa,
    - Başkanl?k öküzün hakk?d?r! diyor da başka bişey demiyordu.
    Öbür hayvanlara gelince, nas?l olsa kendileri başkan olamayacaklar?na göre, onlara en az zarar? olan, hiç de rakip saymad?klar? öküzün başkan olmas?n? istiyorlard?. ?şte böylece seçim zaman? gelince, bütün hayvanlar?n oybirliğiyle öküz başkan seçildi. Başkan öküz, kendini gerçekten başkan sanarak başkan gibi davranmaya başlay?nca, hayvanlar da bu davran?ş? karş?s?nda onu gerçekten başkan sanmaya başlad?lar.
    Hayvanlar?n tarihini yazan gergedan, çağ?n? yazd?ğ? tarih kitab?na bu olay? şöyle yazd?:
    "Atla kat?r tepişir, olan eşeğe olur. Öyle zaman gelir, güçlüler birbirine girer, arada öküz bile başkan olur."
    __________________
    Alıntı ayşem Nickli Üyeden Alıntı
    sanirim yaz? çok uzun olunca okumad?n?z ama okumaya deger b?r yaz?...?stersen?z atlayarak okuyab?l?rs?n?z sadece ana temas?n? anlasan?z yeterl? son cumley? anlayab?lmen?z ?ç?n....


    teşekkurler....
    yaz? uzundu ama tamam?n? okudum... paylaş?m?n için teşekkürler...

    Alıntı hizanurs Nickli Üyeden Alıntı
    Ağustos Böceği ile La Fontaine


    AH, LA FONTAINE AH! Öyle k?zg?n?m ki sana. Beni hiç anlamad?n, hiç dinlemedin sen. Daha yeni okumaya başlayan çocuklara, "Boş yere şark? söyleyip eğleniyor" diye tan?tt?n beni. ?ftira ettin. Hat?rlars?n, senin şu meşhur "Ağustosböceği ile kar?nca" hikâyendeki sözüm ona tembel ağustosböceğiyim ben. Neymiş efendim, kar?nca yaz boyu yuvas?na kucak kucak yiyecek taş?rken, ben eğlenmişim, saz çal?p şark? söylemişim. Sonra k?ş bast?r?nca da aç kalm?ş?m, kar?ncaya dilenmişim. O da bana ders olsun diye, "Yaz?n çalan k?ş?n da oynar. Hadi oyna!" diyesiymiş. Bak hele kuru iftiraya! Hani yalan değil, gerçekten bütün yaz boyu saz çal?p şark? söyledim. Hâlâ da söylerim. Gelecek yaz da söyleyeceğim. Ama Allah şahittir ya, ne kar?nca kardeşe dilendim, ne de o bana öyle birşey söyledi. Hepsi yalan. Vallahi yalan.

    Bak, bunca y?l hep sustum, La Fontaine. Anl?yorum, niyetin iyiydi, küçük insan kardeşlerimize tembelliğin ne kadar ac? olduğunu anlatmak istemiştin. Tembelleri ben de sevmem. Ama art?k b?rak da, bunca y?l sonra, ben de olanlar?n içyüzünü anlatay?m.

    ?şin asl? şöyle, La Fontaine’ciğim: Sen hikâyeni yazmaya daha başlamadan, hani "Bu ağustosböceği hep şark? söyleyip duruyor, bu gidişle k?ş?n aç kalacak" diye düşünmeden çok daha önce ayn? şeyler annemin de akl?ndan geçmiş. Senden tam onyedi y?l önce, daha ben minimini bir yumurtac?k iken, bir ağac?n canl? bir dal?n? yar?p, kardeşimle beraber içine koymuş beni. Hani dal bu, zamanla büyür, annemin bizi koymak için açt?ğ? yar?k kapan?r da biz içeride hapsoluruz diye, annem gider-ayak, dal? dibine yak?n bir yerden hafifçe kesmiş. Böylece o dal?n büyümesi durmuş, biz de tam dört hafta kadar o dal?n özsuyu ile beslenmişiz. "Nas?l oldu da, o böcek haliyle annen bütün bunlar? hesaplad??" diyeceksin. Bu, bir bak?ma senin hikâye yazmana benzer, dostum. Hani dururken birden bire akl?ndan birşey geçer de, "Hah, işte bunu yazay?m" dersin ya; işte aynen böyle. Anneme "Hadi şöyle yap" diye bir ilham verilmiş, o da yapm?ş.

    Neyse, sonunda o incecik yar?ktan d?şar? ç?kt?k. Ama, o zamanlar daha küçücük birer larvayd?k. Tek baş?m?za kalakalm?şt?k. Annemiz, babam?z çoktan ölmüştü. Allah’tan bir çift kuvvetlice önayağ?m?z, bir de gagaya benzer bir organ?m?z vard?. Durup düşünmeye kalmadan, bize de seninki gibi bir ilham geldi. Hepimiz hiç tereddütsüz, daldan aşağ? b?rakt?k kendimizi. Toprağa düştük. Hemen önayaklar?m?zla toprağ? kazmaya başlad?k. Her birimiz ayr? ayr? tünellere dağ?ld?k. Ben de, bir ağaç kökü buluncaya kadar kazd?m, kazd?m. Bulduğum ilk köke gagam? yap?şt?r?p bitki özsuyunu emmeye başlad?m.

    "Ağaca zarar vermedin mi?" diye soracaks?n. Hay?r, dostum. Bitki özünün çok az bir k?sm?na ihtiyac?m vard?r. Hem, bir kökü biraz emdiğimde, yine önayaklar?mla toprağ? kaz?p bir başkas?na geçerim. Zaten öyle yavaş yavaş emerim ki, bitkinin ruhu bile duymaz. Acelem yok nas?l olsa! Daha on yedi y?l buralarday?m. Biliyorum, bana "asalak" demeye haz?rlan?yorsun. Hiç acele etme; bu yapt?ğ?m işin ağaca çok önemli bir faydas? da var. Ama söylemem. Bunu da, çok bilmiş bilim adamlar?n?z gözlerini açs?nlar da bulsunlar bakal?m.

    Neyse, sadede gelelim. Senin anlayacağ?n, dostum, ben kar?ncan?n bir yaz boyu yapt?ğ? o hamaratl?ğ? tam on yedi sene yapt?m. Tam on yedi y?l, o kök senin, bu kök benim, dolaş?p durdum. Üzerimden nice yazlar, nice k?şlar geçti. Yukar?da f?rt?nalar koptu, şimşekler çakt?. Ama hiçbirinden etkilenmedim, çok şükür. Sab?rla, on yedi y?l?n sonundaki o Ağustos sabah?n? bekledim. O gün belki sen bizim hikâyeyi akl?ndan bile geçirmiyordun, ama biz kaba k?l?flar?m?z?n içinde, zay?f, kara kuru, kanatlar? daha aç?lmam?ş birer ağustosböceği olarak yeryüzüne ç?km?ş ve on yedi y?ll?k gerçek bir hayat hikâyesinin son sayfalar?na varm?şt?k. Birkaç gün içinde k?l?flar?m?z? yar?p, uzun, şeffaf kanatlar?m?z? gerdik. Benim üzerime, siyah üstüne sar?, k?rm?z?, yeşil, kahverengi bir elbise giydirilmişti. Ayr?ca gövdemin ön taraf?nda, göğsüme yak?n bir yerde, bir çift ses odac?ğ? vard?. Her birinin üzeri, iyice gerilmiş ince bir zarla örtülüydü. Sonra öğrendim ki, bu zarlar?n kenar? benim baz? kaslar?ma bağl?ym?ş. ?şte, ben de o kaslar? kas?nca zarlar titreşiyor; çok keskin, çok net bir ses ç?kar?yordu.

    Ah, keşke ötmez olayd?k! Öter ötmez senin diline düştük. Güya boş yere çal?p, şark? söylüyormuşuz.

    Söyler misin bana sevgili dostum, hangi şark? boş yeredir? En basiti bile mutlaka birşeyleri anlat?r, önemsiz de olsa bir duyguya tercüman olur değil mi? Ya bir aşk şark?s?d?r, ya dostluğu, kardeşliği dile getirir, ya da bir ayr?l?ktan, bir ac?dan bahseder. ?şte bizim şark?lar?m?z da, hem aşk?, hem dostluğu, kardeşliği, hem de ayr?l?k ac?s?n? dile getirir. Şöyle bir düşün dostum. Diyelim ki büyük bir şehirde yaş?yorsun. Evin var, eşin, çocuklar?n, dostun var; tabiî düşmanlar?n da. Nedense bu şehirde, herkes ayn? boyda, ayn? ende ve üstelik herkes t?pat?p birbirine benziyor. Eşinizi bir yabanc?dan, dostunuzu düşman?n?zdan ay?ram?yorsunuz. Dahas?, bir yerden başka yere gidip de geri döndüğünde herşeyi b?rakt?ğ?n gibi bulam?yorsun. Ne bileyim, caddeler değişmiş, apartman?n?z?n yeri kaym?ş, daireniz başka bir yere geçmiş vs. Yuvan? bulsan bile eşin seni tan?m?yor, dostlar?n seni hat?rlam?yor. Ne korkunç değil mi?

    Yâ işte, bizim şehir aynen böyle dostum. Hiçbir şey karar?nda değil. Dün yerleştiğin bir dal ertesi gün yapraklarla dolar, belki de k?r?l?r. Bugün alt?na s?ğ?nd?ğ?n kuru bir yaprağ?n yerinde yar?n yeller eser. Bir arada yaşar?z ama, birbirimizi pek görmeyiz, pek tan?may?z. Hani birine işim düşse, yolunu bilemem, aray?p bulamam. Belki de gecenin karanl?ğ?nda, kardeşim diye düşman bir böceğe gidip yem olabilirim. Şunun şuras?nda üç dört haftal?k ömrümüz kald?. Bu arada herbirimiz kendimize birer eş bulup çiftleşmemiz laz?m, yoksa gelecek yazlarda şark?m?zdan mahrum kal?r insanlar.

    Bizim şark?lar?m?z, sizin kimlik kartlar?n?z gibidir sevgili La Fontaine’ciğim. Onun için, yeryüzüne ç?kar ç?kmaz ötmeye başlar?z. Tâ eş-dost birbirimizi bilelim, tan?ş?k olal?m. Siz insanlar bizi boş yere ötüyor san?rken, bizim herbirimiz bir taraftan her ötüşüyle diğer arkadaşlar?na nerede olduğunu, ne halde olduğunu, hatta havan?n s?cakl?ğ?n?n ne kadar olduğunu bildirir; bir taraftan da onlara kulak verip onlar?n nerede, nas?l olduklar?n?, ne yapt?klar?n? saniyesi saniyesine takip eder. Meselâ, ben gecenin karanl?ğ?nda bir arkadaş?m? bulmak istesem, onun sesini takip ederim. Yani biz yollar?m?z?, caddelerimizi, sizin gibi taşlarla değil, şark?larla döşeriz dostum. Olur a, gecenin birinde bir düşman gelip bir arkadaş?m?z? apans?z kaparsa, arkadaş?m?z can havliyle bir ötüş öter ki, bize hem yerini, hem tehlikede olduğunu bildirir. Ayn? zamanda bize veda eder. Hem böylece düşmandan da bizi haberdar edip, tetikte durmam?z? ister. ?şte ayr?l?k şark?m?z da bu dostum. Sonra, bedenlerimiz haz?r olup da, çiftleşme zaman?m?z gelip çatt?ğ?nda, güzel şark?larla eşlerimizi yan?m?za çağ?r?r?z, onlar da uçup gelirler. ?şte bu da aşk şark?m?z. Dile kolay, tam on yedi y?lda bestelenmiş. Ve bu besteyi sadece dört haftac?k söyleyip gidiyoruz. "Çok yaz?k" diyorsun değil mi?

    Eh, aşk şark?m?z on yedi y?lda bestelendiğine göre, aşk?m?z bu kadar basit değildir herhalde. Madem buraya kadar geldik, kulağ?n? iyice yanaşt?r da, bir s?rr?m?z? daha söyleyeyim sana. Bülbülü bilirsin. Hani, şu güle âş?k olup da onun için nice şark?lar döktüren kardeşimiz var ya! Laf aram?zda, siz insanlar da gül için az şark?lar yazmad?n?z. Bülbülden geri kal?r yan?n?z yok hani. Ama, ne yalan söyleyeyim, güzel şey şu gül! Kim âş?k olmaz? ş?k olunacak sadece gül olsa neyse? Bütün çiçekler, bütün bitkiler öyle. Herbirisi bir başka güzel.

    Bizim kadar yak?n olmad?ğ?n?zdan belki bilmezsiniz diye söylüyorum, hem Allah’?n bildiğini kuldan ne saklayay?m. Asl?nda bülbül kardeş o tebessüm eden ve gülen güzel güllerin seyriyle ald?ğ? zevkten, onlarla söyleşip konuşmakla, onlara derdini dökmekle ald?ğ? lezzetten mest olmuş, kendinden geçmiş. Öttüğünün bile fark?nda değil, âş?k olduğunu bilmiyor. Sadece ötüyor, o kadar. Ama o bilmese bile, siz insanlar fark?ndas?n?z ya, yeter. Böylece siz gülü bülbülün ötüşüyle daha da güzelleşmiş görüyorsunuz. Düşün bir kere, bülbül gülsüz, gül bülbülsüz olsayd?, gül de, bülbül de ne kadar değersiz olurlard?...?kisi bir arada olunca, birbirine güzellik kat?yor, daha da güzelleşiyorlar. Ama, inan bana, gül de, bülbül de, bunun fark?nda değiller. Ama gülü ve bülbülü yapan Sanatkâr, ikisini de karş? karş?ya koyarak, size böylece daha da güzelleşmiş bir tablo sunmak istiyor. Bülbülü güle elçi yap?p, gülün yüzüne işlediği sanat?n?, bir de bülbülün sesinden, onun duygular?yla anlatmak istiyor.

    Asl?nda, bülbül böylece o Sanatkâr?n size göstermek istediği yeni bir güzelliğin elçisi oluyor. Yani size Onun sevgisini aktar?yor. Bu yüzden, bülbül ne kadar öterse ötsün, israf değildir. Çünkü Onun sevgisini dolduruyor kulaklar?n?za. ?şte, bizim şark?m?z da böyle, dostum. Şimdi anlad?n m?, sadece dört haftal?k bir konser için niye on yedi y?l harcand?ğ?n??

    Sak?n sanma ki, hayvanlar bülbülden, bitkiler de gülden ibarettir. Evet, onlar sizin en kolay gördüğünüz iki örnek sadece. Ama bütün bitkiler ile bütün hayvanlar aras?nda, t?pk? bülbül ve gülünki gibi dillere destan bir aşk yaşan?r. Biz böcekler, her bir çeşidimiz, ayr? bir çeşit bitkinin güzelliğini ayr? bir besteyle dile getiririz; o sessiz güzellerin dili oluruz. Yerine göre, s?ras?na göre, aram?zdan biri ç?kar, o aşk?n sözcüsü olur óbülbülle gül, ar?yla çiçekler gibi. Öyle ki, bu şark?lar hiç durmaz; birimiz susarsa, birimiz başlar. Kimimiz geceleri öter, kimimiz gündüzleri. Hatta günün saatlerini bile paylaşm?ş?zd?r aram?zda. Kimimiz yazlar? öter; kimimiz k?şlar?. Al, biz ağustosböceklerini; gündüz olur, güzelim ağaçlar?n yapraklar? aras?na yay?l?p, her yaprakta, her çiçekte görüp, içtiğimiz her damla özsuyunda tatt?ğ?m?z güzelliği seslendiririz. Gece olur; uykuya dal?p susan diğer bütün hayvanlar ad?na, bize o güzelliği sunan Güzeller Güzeline teşekkürümüzü dillendiririz. Y?ld?zlarla söyleşir, karanl?ğa türküler yakar?z.

    Diyeceğim o ki, dostum, onca y?l toprak alt?nda g?dalar?n en güzeliyle beslendim. Sonra da bana emanet edilen bu güzel besteyi kulaklar?n?za f?s?ldayay?m diye buraya geldim. Ne kendi baş?may?m, ne de boş yere çal?p oynamaya geldim buralara.

    Bak, Ağustos bitti, sonbahar geldi. Ömrümün son günlerini yaş?yorum. Yak?nda öleceğim. Ama açl?ktan değil, mutluluktan. Görevim bitti art?k. Dişilerimiz, size gelecek yazlarda şark? söylesinler diye, oğullar?m?z? ince dallar aras?na koyuyorlar.

    Bak?yorum da, hikâyenin son cümlesini yaz?yorsun. Neymiş de, "Yaz?n çalan k?ş?n oynar" demiş kar?nca bana. Ah sevgili dostum, bilmiyorsan, bari kar?ncaya sorsayd?n: Hiç k?ş görmedim ki ben. Nedir k?ş sahi?

    N’olur dostum, y?rt o yazd?klar?n?, yeni baştan yaz. Erinme, üşenme... Tembelleri ben de sevmem.

    SENA? DEM?RC?

    Konu HakanBa tarafından (10.07.07 Saat 11:30 ) değiştirilmiştir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Manzum Masal...Sır Saklamak
    By __tİryakİ in forum Edebiyat
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07.07.19, 10:00
  2. Aynı Masal...
    By m_safiturk in forum Şiirler
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 18.01.09, 13:15
  3. Masal
    By HÜCCET in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.10.08, 19:23
  4. Kur’an Kıssaları: Mucize mi Masal mı?
    By ademyakup in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 19
    Son Mesaj: 08.07.08, 13:22
  5. Peygamberlerin Yaşadıklarını Masal Sanmayın
    By enfüsi in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 23.01.08, 13:15

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0