Zor bir gece olacak senin için.
........
Gözlerimi açtığımda etrafımda bir yığın insan vardı.
Sarmıştı etrafımı bucağı görülmeyen bir insan kalabalığı...
Beni izleyen binlerce göz...

Ben sararmış, yorgun ve suskun

Onlar meraklı, hareketli sesli...

İçlerinden birisi geldi geldi önümde durdu.
Ceketini çıkardı sonra şapkasını.
Üst üste bir kenara bıraktı.
Bembeyaz gömleğinin kollarını özenli bir şekilde eşit aralıklarla dirseğine kadar katladı. Yanında getirdiği küçük, siyah demir saplı çantasını yanıma koydu.
Usulca ağzını açtı.
İçinden tutma yerleri yusyuvarlak olan bir makas çıkardı.
Ciddi bir tavır olan suratının aksi yüzüme, makasın aksi de yüreğimin üstüne düştü.
Bu sahneyi görenlerin içinden bir çığlık koptu.

Ben sayıklayan duyulan
Onlar bağırıp sessizleşen...

Makas önce gömleğimde sonra da bedenimde kocaman bir delik açtı bir hamleyle.
Yüzeyde gibi görünen içime doğru derinleşen kocaman bir delik...

Elini saçlarımın arasında gezdirdikten sonra kalbimim üstündeki delikten içeriye soktu ve yüreğime dokundu.

İçiiiiim acıcı.
Sonra elinde yüreğim, aklında gözlerim arkasına bakmadan yürümeye başladı sana doğru kalabalığı yara yara.
Biliyordum elçinin sadakatlı olduğunu.
Emaneti sana ulaştıracağını.
Hani “Bir hatıra baktıkça...” demiştin ya işte bu yüzden sana gönderebileceğim, gönderemesem bile zaten seninle birlikte giden, dostluğumuzu gerçekten anlatan şeyi veriyorum sana; g ö n l ü m ü.
Ben düşünürken kalabalık başlamıştı yine acımasızca yürümeye.

Ben oturmuş, bekleyen
Onlar koşan yetişemeyen.
(alıntı)