Davacı: Sevgili
Sanık: Can
Suçu: Sevmek

Hakim:
Suçlu ayağa kalk, suçun nedir söyle?
Cana kıyan bir Katil, garipten çalan bir Harami yoksa toplumun ahlak ve huzurunu bozan bir Asi misin?

Sanık:
Ne bir Katil,
Ne bir Harami,
Ve nede bir Asiyim!
Bendeniz, bir garip mecnun. Bir güzel gördüm kahverengisine yeşil düşmüş gözlerimle.

1)
Denize yansıyan gökyüzü
Gözlerinden almış rengini
Deniz yosunu gözlerinden Sevgilinin…

Rüzgarda dalgalanan saçları, düşüverdi sineme dağlarcasına. Sicacak bir kan oldu, damarımda. Usul usul sızdı kılcallarımla Gönlüme, şelale oldu aktı derinlere.

Hakim:
Oğlum, tek suçun sevmek midir?
Zamane günümüzde; aşklar sevgi dilenirken boynu bükük, aşklar mana`dan cismaniyete kaymışken değerlerini üç kuruşa satarak

tek suçun
Sevmek midir?

Sanık:
Efendim,
haddimi aşarak sanık sandalyesinde sevgiden , sevgiliden şikayetci olacak, Beyaz`a nokta kadar dahi olsa siyah sürecek bedbaht birisi değilim.

2)
Ay geceyi örtünmüş
Bir mezarın baş ucunda
Göz yaşları döker yıldız yıldız
Suçu sevmek olan Mecnun`a

İsmi meçhul, bilinmezlerde
Mezar taşında yazan,
Sevda Yoksulu…

Hakim:
Bu Sevda`nın hamuru gözyaşı ve kalb kırıklarıyla yoğrulmuş. Buna ne diyeceksin, oğlum?

Sanık:
Aşk`ta sevgiyi gözyaşlarıyla yıkayıp büyütmek gerek. Kalp kırıkları yürek sızısıdır. Aşkın imtihani, Varlık-Yokluk arasındaki gel-gitleridir.Gözyaşı ve Kalp Kırıkları sevenin Aşk`a olan sadakatinin ölçü birimidir.

Hakim:
Oğlum, anladım ki;
sevdaya susamışsın, kana kana içmek için . Aklımın yetmediği, nutkumun tutulduğu bir konu var.
Anlatırmısın!
Nasıl olurda insan yaşarken ölür?

Sanık:
Bende bilmezdim, yaşarken insanın ölebileceğini. Meğer insan yaşarken de ölüyormuş. Gündüzler gece elbisesini giyinmiş, beden denen evimin üstünde. Gök inler bütün dolmuşluğu ile yağmur yağmur…

3)
Morkta* sessizce bir cesed yatar
Ayak ucuna tutuşturulan papürüs parçası
Adı: Can
Soyadı: Gönül Sızısı
Doğum Tarihi: Bir Ağustos Günü Harman Zamanı
Ölüm Tarihi: …
Sona erer,
Ölüm sebebi yazar,
Sevda Yoksulu...

*)Burada Mork : Dünya anlamında kullanılmıştır.

Hakim:
Aşk;
Madem böyledir Oğlum!
Madem acı, kalbine batan cam kırıklarıdır.
Doğum ile Ölüm arasında.
Ayrıl sevgilinin yurdundan, unut gönül çaylarında beslenen yosun gözlü
Güzel Ceylan`ı!..
Arın Sevdanın Kara`sından…

Sanık:
Vurun!
Sözlerinizle birde siz vurun hançeri sırtımdan. Akıtın damarlarımdan zehri, birde siz öldürün. Kıyın canına -gül`e hayat bahşeden aşk mısralarını şakıyan- bülbül`ün. Soldurun gül`ü.

4)
Kök saldı gönlüme Gül (sevdan)
Deli divane öter Bülbül (akıl ve kalp)
Serap olur, kuma düşer
Aşkınla titrer Benlik.
Nafile çırpınışlar Sevdam
Dolduramadım - doyuramadım kalbini
Ne Çare…

Söylermisin hangi şehit pişmandır aldığı Yara İzi`nden, hangi gazi utanır taşıdığı Yara İzi`ni göstermekten.
Sevdam kalbimde taşıdığım Yara İzi`m. Damarlarımda Akan Sızım.Unuttukça açılır yara, hatırda tutuldukca kapanır yavaş yavaş.
Hakim Bey!
Sözün Özü; sözün sonu
Kır kalemimi , kes cezamı
Yaşamayı neyleyim…

Sevdam!
Damarlarımda Akan Sızı...

Ömercan, 9 Eylül 2008


ALINTIDIR...