+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Benden midir?Senden mi?

  1. #1
    Pürheves nurender - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    212

    Standart Benden midir?Senden mi?

    .


    Ne güzel! Derin bir “âh” ile yâd etmek seni.
    Her dem düşünmek, her dem hayal etmek seni...
    Ne güzel! Visâline gülmek, firâkınla ağlamak.
    Yanmaktan usanmamak yanarken susamak seni.
    (Haddâd)

    Vedûd isminin sahibi dilerse, dilediği kimseye aşkının kâsesinden öyle bir zevk sunar ki; onu içenlerin susuzluğu artar. Susuzluğu arttıkça O’na yakın olma şevki ziyâdeleşir. Ancak ne içtiği onu kandırır, ne de yakınlık gönlüne merhem olur.

    Gönül teli hassastır. Bir dokunuş binlerce âh ettirir. Kimi zaman yârin yâd etmesiyle, kimi zaman da yâri yâd ile bir oraya, bir buraya durmadan savrulur durur. Bu mânevî bir çekim alanıdır ve adına cezbe denir. Bu cezbeye kapılanların ortak ismi meczûbîndur.

    Cezbe; Mutlak Sevgili’ nin sevdiği kulunu mânen cezbedip muhabbetine çekmesi, kendisine yaklaştırmasıdır. Yine bu sevgili kulunun kalbinden perdeyi kaldırıp çalışma ve gayreti olmaksızın onu yakîn nuru ile ansızın mânevî makamlara yükseltmesidir. Bu esnada kul ruhuyla hakîkatin kaynağına ulaşır. Allah’ın dışında her şeyi unutarak kendinden geçer ve hatta kulluğundan habersiz hale gelir. İlâhî muhabbetin çekim alanına giren kul, bu ikram ve lütuf karşısında farklı tepkiler verir.

    Yaratılışları icâbı kimisinde toprak unsuru gâliptir. Bunlar mizacı “Türâbî” olanlardır ve daha çok dayanıklıdırlar. Sessiz-sedasız bu çekim alanında kalmayı başarırlar. Kendisine verilen muhabbet lokmasını hazmederler. Yanarlar, ancak dumanları yoktur. “Yanar yüreğim dumanım tütmez” diyerek arz-ı hâl ederler.

    Kimilerinin yaratılışında ise âteş unsuru gâliptir. Onların mîzâcı “Nârî” dir. Bu yüzden kendisine vâsıl olan cezbeye tahammül gösteremez, ağlar, sızlar, nâralar atar. Zarfı bu muhabbete dayanamaz. Bir tencerede suyun kaynaması gibi garip sesler çıkarır.

    Cezbeden ile cezbedilen arasında çözülmesi güç, girift bir alışveriş mevcuttur. Kimdir bu yangını alevlendiren?

    “Yandıklarım şâm u seher/ Senden midir benden midir
    Başımda ki aşktan eser/ Senden midir benden midir”

    Seyyid Nizamoğlu

    Seyyid Nizâmoğlu’nu hayrete düşüren bu hal, cezbeye tutulan gönül sahiplerinin müşterek med-cezirleridir. Bu yangının kıvılcımı kimdendir? Hz. Mevlânâ bu hususta Mutlak Aşk’ ın diliyle konuşur:

    “Ben rüzgârım sen âteş /Seni ben alevlendirdim”
    Yine aşkın kaynağına işâretle der ki;
    “Biz yalnız demir bir kıymığız /Aşkın bizim mıknatısımızdır
    İçimde hiçbir zaman görmediğim /Hasretin kaynağı sen”

    Hakk’ın kulu kendine çekmesi; cezbe, bu cezbeyle kulun Allah’a yönelmesi; aşktır. Cezbesiz hiçbir velî yetişmemiştir. Çünkü Allah(c.c.) bir kulunu kendi tarafına çekmezse, O kulun Allah’a yakınlaşması imkansızdır. “Allah dilediğini kendisine çeker.” (Şûra 42/13) ilâhî sözü bunun delilidir. Bu sevgiye nâil olabilmenin yolunu, yine mutlak sevgilinin sevgilisinden öğreniyoruz. “Eğer Allah(c.c.)’ı arzu ederseniz,
    bana uyunuz –benim gibi yapınız-ki; O da sizi sevsin. (Al-i İmran, 31) İlâhî muhabbetin çekim alanına girenlerin manevî tecrübeleri mutlak aşkın cezbesi olmaksızın yakîn derecesinin elde edilemeyeceğini göstermektedir.

    Yunus Emre: “Cezbe-i aşk olmayınca neylesin şeyhim beni” der.

    Bu cezbenin âşıka ulaşma zamanı farklılık arz eder. Bazen aşk yolunda seyreden sâlik, bu yolculuğu esnasında cezbeye erişir. Bazen de, evvela cezbeye tutulur ve ardından aşk yolunda seyre başlar. Hakîkî cezbe yolcunun yola koyulduktan sonra kendi gayreti ile cezbeye erişmesidir ki, bu türlü cezbe daha makbul ve daha kalıcıdır. Bu meczûba; sâlik-i meczûb denir. İlâhî cezbeye tutularak manevî yolculuğa başlayanlara ise; meczûb-i sâlik denmektedir. Bu tür meczublar, istikamet üzere devam ederlerse hedeflerine ulaşırlar, değilse başlangıçta kendilerine tattırılan zevk ile yolda kalırlar.

    Gönülleri cezbedilen kimi âşıkların zâhiri, kimisinin de bâtını meczubtur. Zâhiri meczûb olanların sayhaları, inlemeleri ve gözyaşları, yaşadıkları cezbenin eseridir. Bâtını meczub olanların dışında ve vücûdunda herhangi bir cezbe izine rastlanmaz. İç dünyasında ise doyumsuz lezzetlere, sayısız hallere sahiptir. Onlar görünürde sâkin ve çıplak dağlar gibidirler. Ancak iç âlemleri, zengin maden yataklarına benzer. Âşıkın halini açığa vurması, ehl-i aşk tarafından hoş karşılanmamıştır. Bu yüzden Rifâîler: “Yan fakat tütme” sözleriyle sâliklerine yol gösterirler.



    Bu yol ilâhî temâşânın cezbesi içerisinde maddî varlığı terketme yoludur. Çünkü bu yolun yolcuları , her zerrenin aslına doğru hareket etmesi gibi, asıllarına yönelenlerin kâfilesinde yer alırlar.



    “Sen güneşsin; ben senin peykin olan ay’ım

    Pürnûr etti bakışın beni

    Kucağından uzak kaldıkça eksiğim

    Sen Kur’an’sın ben de senin cüz’ünüm (M. İkbal)

    Kaynak: T.D.V. Cezbe maddesi, M.S. Ramazanoğlu(k.s.), Musahabe/6, shf,165

    Mustafa Demirci
    Risale-i Nur' un neşri için, mümkün olsa derimizi kağıt, kanımızı mürekkep yapacağız!......................

  2. #2
    Ehil Üye Tılsım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    Meçhul...
    Mesajlar
    2.240

    Standart

    Alıntı nurender Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Ne güzel! Derin bir “âh” ile yâd etmek seni.
    Her dem düşünmek, her dem hayal etmek seni...
    Ne güzel! Visâline gülmek, firâkınla ağlamak.
    Yanmaktan usanmamak yanarken susamak seni.



    “Yandıklarım şâm u seher/ Senden midir benden midir
    Başımda ki aşktan eser/ Senden midir benden midir”

    Seyyid Nizamoğlu


    “Ben rüzgârım sen âteş /Seni ben alevlendirdim”
    Yine aşkın kaynağına işâretle der ki;
    “Biz yalnız demir bir kıymığız /Aşkın bizim mıknatısımızdır
    İçimde hiçbir zaman görmediğim /Hasretin kaynağı sen”

    Âşıkın halini açığa vurması, ehl-i aşk tarafından hoş karşılanmamıştır. Bu yüzden Rifâîler: “Yan fakat tütme” sözleriyle sâliklerine yol gösterirler.
    Eyvallah... Çok güzel...

    Bir erime anıdır aşk can ipinin yavaşça incelmesi ve görünmeyen sevgili nin yüzünde kopması..

    Sustum! Bir harf bile söylememin imkanı yok yoklukta artık. Aslı olmayan sözlerdir çünkü hep dilimde, gerçek değil surettir hep...Cana eziyetten başka bir şey vermez ki söylesem!..

    Sustum! çünkü hadden aşkın olacak söz, kabından taşacak...Ne kulaklarda onu anlayacak bir kudret var oysa; ne anlayışında ona uygun bir kabiliyet!..


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Benden Öte Benden Ziyade
    By *SAHRA* in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.05.14, 19:54
  2. İnsanoğlu Allah'a Şahit midir Delil midir...?
    By HüZnÜ HaZan in forum Beyin Fırtınaları
    Cevaplar: 26
    Son Mesaj: 03.03.09, 15:23
  3. Senden Sana Yol Var mı?
    By siyah_zambak in forum Edebiyat
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 10.11.08, 10:17
  4. Medet Senden
    By nursever in forum Şiirler
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 23.07.07, 07:41
  5. Ne İstiyorlar ki Senden
    By eslem_beyza in forum Şiirler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 30.11.06, 16:47

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0