+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Servi Gölgesinde

  1. #1
    Ehil Üye Tılsım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    Meçhul...
    Mesajlar
    2.240

    Standart Servi Gölgesinde

    Aşk işinde hem sevgililerin hem de âşıkların dereceleri birbirlerinden farklıdır. Sevgilinin mayası ne kadar yüksek ve değerli ise âşıkın himmet ve gayretinin mayası da o derece asil bir hamurdan olur.
    Böylece muhabbet kendi dengi ile ölçülecektir. Sevenler arasındaki ruhanî münasebetler, ikisi arasında bir âşinalık doğurur. Böylece mizaçları bir derecede eşit olanlar, ruhlarının şeref ve yüksekliği açısından da birbirlerini kabule hazırlanırlar, arada bir feyiz ve uzlaşma kendini gösterir, Rahmanî sevgi başlar.
    Nitekim âşıkın bu mertebelere yükselen meyil, alaka ve cezbesi, içinden dışarıya vurunca, âşıkın kendini fazla göstermez olur, bir sarmaşık gibi varlığını kaplar ve hatta ihtiyarını şaşırtır. Artık onda olan varlık, yalnızca sevgiliye ait olan varlıktır ve âşık bunun sınırının nereden nereye olduğunu bile unutur. Bu durumda sevgilinin va’detmesi, sitem veya azletmesi, yaklaştırma veya dostluk vermesi gibi haller âşık için birdir. Yani sevgilinin lutfu veya kahrı, cemali ve celali âşık için müsavidir.
    Sevgi, eserden müessire doğru derecelenerek yaşanır. Suret, müessirden varlık alemine yansıyan bir eserdir ve insanlar suretlere bakarak güzelliği görür. Bu görüşün en yüksek derecesi ruhlarında aydınlık olanların bakışlarına yansır. Onlar, hiç ayırım yapmaksızın her tür surete bakınca Hakk’ı
    n tecellisinden gayrısını görmezler. Bu yol velilerin aşkına çıkar ve sonunda vahdete (Bir ile birlik olma) varır. Artık âşık mutlak güzelliğin içinde yaşamaktadır.
    İkinci yüksek derecede ruhlarını mücahede ile aydınlatmaya çalışanlar bulunur. Bunlar aşkın mücerret mânâsına yaklaşmış, insan suretlerinin güzelliğinde gerçek Sevgili’nin tecellisini ve güzelliğini görür olmuşlardır. Aşk ateşi bu kimselerin içini öyle aydınlatır ve yakar ki, artık orada sevgiliden başkasına ait ilgiler görünmez olmaya, sevgi dışındaki şeyler aşk ateşinde kül olmaya başlar. Böylece mutlak güzellik mukayyet güzelliğin içinden süzülür; mecazî aşk, hakiki aşkın rengine bürünür.
    Üçüncü derecede aşkı tanıdığı halde ilerleme gösteremeyenler durur. Burada sevgi, suretlerin görünen biçimlerine takılıp kalır ve perdenin arkasını görmekte zorlanır. Dünya ilgileri ve sevgiliye yoğunlaşamama dolayısıyla yolda ilerlemeler aksar; maddi olan suretlere takılıp kalındığı için de daima keşmekeş içinde çırpınılır, fitne ve nefsin arzuları aşkın ışığını söndürür, âşıkın gözüne hakikati göstermez olur.
    Şekle ve surete bağlanma, gerçek güzelliği görmeye bir engel teşkil edince de aşk yolunda ulaştıkları dereceden geriye döndürülürler.O yüzden büyükler, “Tanıdıktan sonra inkar etmekten ve tecelliyi gördükten sonra örtülü kalmaktan Hakk’a sığınırız!” derlermiş. Bu tür âşıklar, geceleyin önlerine su dolu bir leğen koyup leğende mehtap seyrine yeltenenler gibidir ki başlarını kaldırıp bakabilseler, mehtabın yukarılarda olduğunu göreceklerdir. Ancak dünya ilgisi olan leğen onların başlarını kaldırmalarına hep bir engel olarak sürüp gidecektir.
    Dördüncü derece aşkın dışında kalma halidir. Suretlere bakarak güzelliği görmekle birlikte aşkın en alt derecesinde nefislerine uyarak dünyalık güzelin seyrine takılıp kalan bu tipler, şehvet ve behimilik vadisinde kendilerince bir yol tutturmuşlardır ki ne mutlak güzellikten, ne de aşkın gerçeğinden haberleri vardır. Sevginin sırrı üzerlerinden alınmıştır, letafet ve incelik vasıfları körlenmiştir.Bunlar yaratılışlarındaki “aşağılardan da aşağı”lık vasfına uyarak sevgili sandıkları birtakım kalıpları kucaklarlar ve nefislerinin arzularına “aşk” adını verirler.
    İmdi, bu anlattığımız yüksek âşıklar bu çağda da var mıdır denilirse; hiç şüphesiz Allah’ı
    n sevgili kulları her devirde yaşar, deriz. Hatta onları kimsecikler bilmese de!...
    Sözü Molla Camî’nin bir rubaisi ile noktalayalım:

    “Ne zamana kadar hevâ ve hevesinin peşinde dolaşacak, gerçek aşk yerine nefsinin arzusuna meyledeceksin? Servinin gölgesine örtünü sermişsin de servinin varlığından haberin yok; gölgede oyalanıyorsun.”

    İskender Pala

    Bir erime anıdır aşk can ipinin yavaşça incelmesi ve görünmeyen sevgili nin yüzünde kopması..

    Sustum! Bir harf bile söylememin imkanı yok yoklukta artık. Aslı olmayan sözlerdir çünkü hep dilimde, gerçek değil surettir hep...Cana eziyetten başka bir şey vermez ki söylesem!..

    Sustum! çünkü hadden aşkın olacak söz, kabından taşacak...Ne kulaklarda onu anlayacak bir kudret var oysa; ne anlayışında ona uygun bir kabiliyet!..


  2. #2
    Müdakkik Üye vakti_nehar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    969

    Standart

    mutlak güzellik mukayyet güzelliğin içinden süzülür; mecazî aşk, hakiki aşkın rengine bürünür. ustadımızında ısaret ettıgı olcude hakıkı askı yasayanlardan olmak duasıyla...
    hak razı olsun tılsım guzel bır ıskender pala yazısıydı...

    " Eğer şu fânî dünyada bekâ istiyorsan, bekâ fenâdan çıkıyor, nefs-i emmâre cihetiyle fenâ bul ki, bâkî olasın...."

    Anlam demek, Allah demektir.

    Sonuç, sevgi Allah demektir.

    "İnşallah" derse Yakaran...

    "İnşa" eder YARADAN.

    SaFLaRı eZeNi aSLaN SaNMA aSıL NeFSiNi eZeBiLeN aSLaNDıR
    MEVLANA


  3. #3
    Ehil Üye Tılsım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    Meçhul...
    Mesajlar
    2.240

    Standart

    Alıntı vakti_nehar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    mutlak güzellik mukayyet güzelliğin içinden süzülür; mecazî aşk, hakiki aşkın rengine bürünür. ustadımızında ısaret ettıgı olcude hakıkı askı yasayanlardan olmak duasıyla...
    hak razı olsun tılsım guzel bır ıskender pala yazısıydı...
    İnşaalah..

    Bir erime anıdır aşk can ipinin yavaşça incelmesi ve görünmeyen sevgili nin yüzünde kopması..

    Sustum! Bir harf bile söylememin imkanı yok yoklukta artık. Aslı olmayan sözlerdir çünkü hep dilimde, gerçek değil surettir hep...Cana eziyetten başka bir şey vermez ki söylesem!..

    Sustum! çünkü hadden aşkın olacak söz, kabından taşacak...Ne kulaklarda onu anlayacak bir kudret var oysa; ne anlayışında ona uygun bir kabiliyet!..


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Kabe, Vinçlerin Gölgesinde Kaldı
    By BEYAZ007 in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.02.09, 20:33
  2. Bahanelerin Gölgesinde Kulluk...
    By Garip_Maznun in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 27.01.09, 23:56
  3. Mekke de Vahyin Gölgesinde
    By abdullatif in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.11.08, 21:00
  4. Arşın Gölgesinde Barınacak Yedi Mutlu İnsan
    By delailinnur in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.12.07, 01:53
  5. Kur'an ın Gölgesinde Yek Vücud!
    By sinang in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17.02.07, 16:01

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0