Varlığınıza bir şey yazamadım yokluğunuza serd-i kelam edeceğim…Belki varınıza bir şey söyleyemezdim..gayb olan mevcudiyetinize baki bir temenninin çiğer şiken efganıyla sesleneceğim..Bir kavuşma feryadının kalbimin dağ dağlı tepelerinden kış mevsimi hazinanesinden süzülen burudetinin..ihrak-ı intizarını havassımın iliklerine kadar hissediyorum…

Yaşlanmış olan benim..Rüzgar taravetinde..Yıllar sonra geldiğim bu şehrin asırlık görünen hatıralarında..al al olmuş hicabın beni lerzeye taşımasına izin veriyorum..Saçlarım eski..duvarlar gibi…Cadde de sokak ta değişmiş..deniz suyu ile aynı sahilde ızdırap yüzüyor…Bulutları görmeden gök yüzünü gördüm diyemem…An’lar semavi imameler gibi mavinin bahtına saçılmış…Latif ve cibali temaşaya nazırlar…Sonbahar..Bu vaktin mevsimi bir mübaşereti var sineye..Safice söküşü var müzmin acıları…Alıp sadrına hararet ile yetim başlı öksüz düşler de koyar..Vedia elemler bir bir resm-i küşada adeta koşarlar…Birisini buyur ettiğinde ..aziz mi aziz konuklarımız peşi sıra avdet ederler..Ellerinde resimleriyle oda oda dolaşırlar…

Ben dünyevi yalnızlığımla sizinle ilk muhaveremizin olduğu yerdeyim..Sözü biraz olsun uzatayım istiyorum.Havadan sudan..hava kadar latif su kadar hayati bir şeyler olsun istiyorum..Gurbetin sizdeki zamansızlık bende olanı mekan kaydınla..hür ruhların seyri gibi beni göreceğinizi umuyorum..hep öyle de umdum..ve zamanla da inandım..Hiç ütüsüz mintan giymedim..İskarpinlerim hep boyalıydı..Siz zaten biliyorsunuz…En çok hayıflandığım şu içine çekilmiş ellerimin tutacağı mendil olsun bezgin bezirgan bir yadigarım olmadı sizde…Her mana adeta vücud giydi..Öğrendiğim kadarıyla muhabbet ettiğiniz her şeyi anlamıyla tecessüm etmiş bir mevcudla eşleştirdim..Çendan pek o kadar marifetimin dimağında çok şey yok ..Malik olduğum bir bab da olsa size ait..onu sair tonlarıyla hayalimde imbisat ettiriyor..sıbgalıyorum..onlarla sıbgalanarak..Bazen eflatun bazen mor..Bazen beyaz oluyorum…Bahar da öyle hep o renklerin inhisarı altında inliyor kuvve-i mütefekkirem..Dahasına bakamıyorum..Meczup bir bülbül-ü nadan kabzında..tarziye veriyorum ..sizsiz gördüğüm yıldızlarla ..tek tük renkli müşahade ettiğim..dumura uğramış efkarımla acube-i kabulle sindirdiğim daha nelerin sahibine…

Ama şimdi çabucak geçmesini istediğim bir ömrün ağlebi içinde ..akrebi karip yel kovanı acul..saniyesi saliseye takaza halinde bir gürültü içinde olduğum zamandayım..sadece yapraklar uçmuyor mesela..artık gazete kağıtları ve naylon filelerde var…Keten bağları pamuk iplikleri hicap içinde..daha da bir arlandılar…

O zamanın en merak aver, en görünmeyen semtine yürümek için cesaretimi toplamaya çalışıyorum..Sizden sonra,firak ettiğim o senelere hiç dönmedim ..dönemedim..Bu kendimi hırpalattığım yere kadar geldim..Daha ileri gidemedim…bu gün muvaffak olmam lazım artık..Çünkü, veda ak şakaklarımın yanık türküsünü söylüyor yavaş yavaş..Güftesi, bestesini yitirmiş bir iftirak ardımda geziyor..Şu ahengi her gün birazda bozulan uyuşmuşluk..damarlarımı zorluyor…Bundan çekinmiyorum..Vuslat içimde büyüyen serpilen düşünce tahayyül hudutlarını aşmış..asi bir sada ile gitmek istiyor…gelmek istiyor…

Ne bulacağım ne göreceğimde meçhul..Kıyılmamış bir çeşme vardır belki..heyecanımın kurumuşluğunu ıslattığım..Bir taş taş üstünde vardır belki…Belki mazi perdeleri kımıldar..Sizi en hayattar hatıranızla karşımda görüveririm kim bilir…O an ölüveririm kim bilir…

İnsan ruhunun derinliklerinde hep bir şeyler arıyor değil mi..Bazı bir laledir...Bazı bir Leyla dumanlanır marpuçta..Bazı kaçışır seyyarlar..Ortalık bir birine gark olur..işporta avazında davetnameler iftarında bulursun kendini..Kırılmaz acıların kalbi,yutabildiğini yutarsın…

Bazen manidar..batnın da sen olduğun bir çömlekte pişer edebin..Edep piştikçe olur ebedin…Asaba devredilmiş bir galibiyet hissin amalığında avare edersin muhakemeni..Ve Kaza bedelini ister kaderden..İnlenecekse inlersin…Gocunmadan..yardan yareye yareden gönül pareye bir ma-i zülaldir erbabına…Aşık yandıkça maşuk süret değiştirir..süret değiştikçe siret nurlanır..Şiddet-i zuhur bir nur-u cemal, hüsn üstüne hüsn gizlenir…

Bazı müştak cezbeler sekenesini başka alemlere taşır..Bir mehtap arar gönlün..Kamer kuyu dibinden gösterilir..Bazı bir şeyler göç ediverirler..Küllenir nadidelerin ardından..zemherir basiretine bar …Nar köz’e perdedar..Köz ayna helecan…Mevlevi bir meçhuliyetle pervaz edersin…Talihin varsa su akar yatağını bulur…

Durulaşırsın…Zamane elinde işler seni..Durgunlaşırsın…

Yorulur yoğrulursun ben gibi…

Siz zahire sır olduktan sonra..Müfarekat alevleri her yeri sardı..Ard arda koptu rabıtaları alakalarımın …Sadece bir dilemeye rapt ettim efganımı..Hep varmışsınız gibi hiç olmayışınız diye bir şeyi havsalama doldurup kalaklar içinde tutmadım kendimi..Ömrümü bir güne benzettim..Sabah çıktığım maişet telaşesinin akşamında sizinle buluşmak fikrinden ibaret…Şimdi asr vakti penceresini kapattı..Tavattun etmiş arızalar keşfini itmam ettiler..Ben hissediyorum ki;teşyiciler beni size getirecekler…


Havf’ım bu intizarımın inkıtaa uğraması..İhtimal…Bir de Recam var ..Malumaliniz bu müvazene bir muvasalanın elzemidir…O Ümid dir ki nazar-ı dikkatimi..zayi-i emelden hazer-i içtinaba çevirdi…Değil mi ki..İnsan muhabbetinde samimi bir ahvale ait ise içinde emel-i şuuri ile onu tahsile say eylesin…Görünen o ki..Baki olanın baki mülkünde bekaya şayeste keremkar lutuflar mündemiç…Akıl o olmalı ki bu semeradar netaici bütün letaifiyle şiddet-i hissiyat ile arzu etsin…

İki temennim ,niyazım var..Birisi;Bütün kainat-ı ihata etmiş Rahmetten cüda olmamak..diğeri, bu ebedi saltanatta siz kalmamak…Belki dünyada muhip numunenizi görüp,tebdil-i diyarınız sebebiyle, meftun-u muhabbetimden küstüğüm şu nefsi müzeyyenat..Aher-i vatanımız da İhtimaldir ki; kısmet-i lutuf ile benim için hususi bir cennet hükmündedir İnşaallah…

Artık şu düşen yaprakların hangi ağaca ait olduğunu seçemiyorum..Vakit karipmidir ne dersiniz..Hazır mevsim-i hazinanesi gelmişken..Acaba matlup bir iltifat-ı şahanenin tercümanı olup hoş geldiniz diye söylermisiniz…

Eğer emr-i Hak vaki olmazsa yine yazarım…




..................................m