+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Bülbülün Şarkısı-İskender Pala

  1. #1
    Ehil Üye akıncı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    Kırşehir- Kırıkkale
    Mesajlar
    1.013

    Standart Bülbülün Şarkısı-İskender Pala



    Dünya edebiyatlarında gül ile bülbül hemen hemen daima birlikte anılmış, bilhassa Doğu edebiyatlarında bu konuda sayısız alegorik eserler üretilmiştir. Hangi Doğu şiirini okusanız gülün hemen yanı başında bir bülbüle, bülbülün olduğu mekânda bir güle rastlarsınız. Bu yüzden biz bülbülsüz bir gül şiiri yazılmış olduğunu sanmıyoruz. Bütün o şiirlerde bülbülün en belirgin vasfı ise sabırsızlığı, derbederliği, pır pır uçuşu, o daldan bu dala konması, gülün çevresinde dur durak bilmeden hareket etmesidir. Fuzuli'ye göre "Derde yok sabrı onun her lahza bin feryadı var (Hiçbir kapıda durmaz, her dakika bir başka feryad içinde)"dir. Muini'ye göre ise
    Her nalede bir nahl-i güle kondu safadan
    Her nağmede tebdil-i makam eyledi bülbül
    Her çığlığında coşkuyla bir başka gül fidanına konan, her nağmesinde bir başka makama geçen bir bülbülün tasviridir bu.
    Peki, bülbülün bu aceleci tavrı, bu çığlık çığlığa binlerce makam dolaşması, her nağmeden ve her daldan ayrı ses vermesi nedendir? Gönlünde sönmeyen aşk ateşiyle bağ ehlini uyutmaması, canından bezdirmesi, sabırsızlığı ve yaygaracılığı ile eleştirilere uğramayı hak etmekte midir? Güllerin açtığı mevsimde gül bahçesinde yuva kurup sonraki zamanlarda çekip gitmesi bir yana, gece gündüz gülşenin sakinlerini mest etmesi, onları işten güçten alıkoymasına ne denilebilir? Ya o sadık âşık edasıyla bin bir sıkıntılara katlanıp bağrını kanatan dikenlere aldırmayışı? Sevgili edindiği güle ulaşma adına binlerce dikene sabır göstermeye mecbur kalışı ve bu yüzden ağlayıp inlemesi? Ve her seher bülbülün açılışını görmek üzere geceler boyunca uykusuz kalması? Bütün bunlar nedendir?!..
    El-cevap: Bülbül görünüşte güle âşık olmakla birlikte hakikatte onun manasına vurgundur. Çünkü Bizim Yunus'un ifadesiyle "Gül Muhammed teridir". Çünkü Kainatın Efendisi, Mi'rac'ta sıkıntıdan terlediği sırada yanağından dökülen bir damla terdir ki güle koku vermiştir. İbrahim peygamberin Nemrud tarafından ateşe atıldığı sırada yanında beliren bülbül hatırına alevin korlarından yaratıldığı halde Mi'rac'a kadar koku taşımayan gül, ta o vakit Muhammed kokusuyla kokulanmıştır. Bülbül, o gün bu gündür, daldan dala koşar şarkı söylerken sanki güle şunları söylemektedir: "- Sen Rasul'ün yakınlığına sahip olduğun için ben senin çevrendeyim. Hakikatte ben sana değil, Sevgili'nin manasına âşıkım. Bütün çiçeklerin hepsinden güzel kokman işte bu mânâdandır ve ben de sendeki o kokuyu derleyip toplamak üzere daldan dala çırpınıp durmakta, koşup yorulmaktayım. Değil mi ki bahar kısa, senin de ömrün az, elimi çabuk tutmam lazım!.."
    [Laf olsun diye]

    Bülbül ile bağban
    Bahçıvan bir sabah bağında güzel bir gül açtığını gördü. Baktı, seyretti, hoşlandı, gönlü ısındı ve onu, sanki âşık olmuşçasına korudu. Gözünden kıskanıyor, esen yelden sakınıyordu.
    Bir sabah ne görsün!.. Bülbülün biri gülün dalına konmuş, yapraklarını bir bir koparıyor, zedeleyip yaralıyor. Önce bülbülü kovaladı. Ama gülü boynunu bükmüş, mahzunlaşmıştı. Ertesi sabah gül ile bülbül arasında aynı hadisenin yaşandığını, gülün daha kötü hırpalandığını gördü. Bu sefer bülbüle kastetmek istedi. Ama bülbül uçup gitmişti. Bahçıvan güle bakıp bakıp ağladı. Üçüncü gün bülbül yine gelecekti. Ona bir tuzak kurdu, bülbülü yakaladı. Ne çare bülbül tuzağa düşesiye kadar gülün bütün yapraklarını yok etmişti, sevgiliye kıymıştı. Üstelik de girdiği kafesten bahçıvana şöyle diyordu:
    - A insafsız adam!.. Sana ne yaptım ki beni kafese kapattın? Eğer sesimi beğendiğin için beni hapsettiysen ben zaten senin bağının bülbülü değil miyim?!.. Eğer başka bir suç işlediysem bunu bilmek elbette benim hakkımdır, söyle, neden bu kafesi bana reva gördün?
    Bahçıvan olup biteni anlattı, gülünü kopardığı için kendisini cezalandırdığını söyledi. Bu sefer bülbül sesini daha da yükseltti:
    - Yani şimdi sen, yalnızca bir iki gün içinde solacak bir gülü telef ettim diye mi bunu bana reva gördün?.. Bunun için mi hürriyetimi kısıtladın?!.. Bu seninki adalet midir?!..
    Bağcı merhamete geldi, bülbülü bıraktı. Özgürlüğüne kavuşan bülbül bahçıvana şöyle dedi:
    - Ey iyi kalpli âşık, mademki sen bana hürriyetimi verdin, ben de sana hazine vereyim. Bahçenin falanca yerini kaz.
    Bahçıvan orada bir küp altın buldu. Sevindi, yeni gül bahçeleri yapmaya ahd etti. Bu arada bülbülü affetti, her seher şakıyışlarını lezzetle dinlemeye başladı. Ve bir sabah merakını yenemeyip ona sordu:
    - Bahçemdeki hazineyi toprak altındayken biliyorsun da gül dalının yanına kurduğum kapanı gözünün önündeyken nasıl bilmedin?
    - Senin kapanın kaza ve kaderin gereğiydi, diye başladı söze bülbül. Kadere karşı hikmet gözü kapanır. Kişi ne kadar açıkgöz olursa olsun kazaya karşı kördür.
    [Berceste]

    Şakirem senden sana ben göz dikenden inlerim
    Sanma güldendir dikendendir figanı bülbülün
    (Şakir: Şükreden)
    Zati


    İskender PALA
    Konu Tılsım tarafından (30.07.08 Saat 21:07 ) değiştirilmiştir.


    Ne harabi,ne harabatiyim,
    kökü mazide olan atiyim,ati.
    Yahya Kemal

    Bir Melek Olmak Değil Derdim Asla...Ben Şeytan Olmak İstemiyorum!!!


  2. #2
    Yasaklı Üye Cennetâsâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    5.827

    Standart

    El-cevap: Bülbül görünüşte güle âşık olmakla birlikte hakikatte onun manasına vurgundur. Çünkü Bizim Yunus'un ifadesiyle "Gül Muhammed teridir". Çünkü Kainatın Efendisi, Mi'rac'ta sıkıntıdan terlediği sırada yanağından dökülen bir damla terdir ki güle koku vermiştir. İbrahim peygamberin Nemrud tarafından ateşe atıldığı sırada yanında beliren bülbül hatırına alevin korlarından yaratıldığı halde Mi'rac'a kadar koku taşımayan gül, ta o vakit Muhammed kokusuyla kokulanmıştır. Bülbül, o gün bu gündür, daldan dala koşar şarkı söylerken sanki güle şunları söylemektedir: "- Sen Rasul'ün yakınlığına sahip olduğun için ben senin çevrendeyim. Hakikatte ben sana değil, Sevgili'nin manasına âşıkım. Bütün çiçeklerin hepsinden güzel kokman işte bu mânâdandır ve ben de sendeki o kokuyu derleyip toplamak üzere daldan dala çırpınıp durmakta, koşup yorulmaktayım. Değil mi ki bahar kısa, senin de ömrün az, elimi çabuk tutmam lazım!.."
    Bu kısmın hakikati var mıdır?

  3. #3
    Ehil Üye akıncı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    Kırşehir- Kırıkkale
    Mesajlar
    1.013

    Standart

    Alıntı nazende Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu kısmın hakikati var mıdır?
    Rivayettir ki,Peygamber Efendimiz Miractayken terinin bir damlası yeryüzüne düşmüş ve oradan gül bitmiştir.


    Ne harabi,ne harabatiyim,
    kökü mazide olan atiyim,ati.
    Yahya Kemal

    Bir Melek Olmak Değil Derdim Asla...Ben Şeytan Olmak İstemiyorum!!!


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Kur'an - İskender Pala
    By SeRDeNGeCTi in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 31.05.11, 18:13
  2. Aşk-İskender Pala
    By insirah in forum Edebiyat
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 02.04.09, 20:39
  3. İskender Pala ile Röportaj
    By Tılsım in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.10.08, 19:43
  4. İskender Pala
    By Tılsım in forum Edebiyat
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 26.06.08, 09:57
  5. Zarafet (İskender Pala)
    By zahid in forum Edebiyat
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 15.11.07, 17:51

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0