Kendi cenazesinde uyuyan Ayşe Dila’n?n harama dokunmam?ş ellerini, çirkinliğe bulaşmam?ş gözlerini ebedî âlemde öpmeye lây?k biri olmak duas?yla… Memesi ağz?nda bebeğin. Annesi ağl?yor. Bebek memesini emiyor. Annesini teselli etmek istiyorlar. Gözyaşlar? bebeğin yüzüne ak?yor, saçlar?n? ?slat?yor. Bebek memeyi daha s?k? emiyor. Bebeği görüntülüyor kameralar. Özellikle o bebeği. Başkas?n? değil; onu. Ne olup bittiğini bilmeyen bebeği. Olan biteni anlamakta geciken bebeği. Niye göründüğünü bilmeyen bebeği. Hiç hak etmediği ama hiç fark?na varmad?ğ? o derin eksik, o dipsiz boşluk bir de onun gözlerinden görünür olsun diye görüntülüyorlar. Memesini emiyor bebek. Bebeği görenler daha ağlamakl? oluyor, daha bir derin h?çk?r?yor. Bebeğin yüzünde yeni baştan kan?yor yara. Yeniden büyüyor ac?. Gözleri kapan?yor bebeğin. Uyuyor. Babas?n?n cenazesinde.
Babas?n?n kaybettiğinden habersiz. Babas?zl?ğ?na yanacağ?na ilgisiz. Eksilenin ne olduğunu anlam?yor akl?. Eksik. Uyuyor bebek. Baş?n? yaslad?ğ? omuz h?çk?r?klarla sars?l?yor. Daha güzel uyuyor bebek. Azald?ğ?n? bilmeden. O büyüdükçe büyüyecek ac?y? içinde ninnileyerek. Uykusunun ac? bir uyan?kl?ğa hamile olduğunu bilmeden. Suskunluğuna canh?raş bir hüznü sararak. Büyümüş başka bebeklerin babalar?n? gördüğünde çaresizlikle arayacağ? adam? hepten kaybettiğini bilmeden. Uyuyor bebek. Uyusun da büyüsün oluyor annesinin sözü. Babas?zl?ğ?na büyüsün. Yetimliğine aç?ls?n gözleri. “Bak işte yetim kald?n!” deseler anlayacak değil şimdi. Ad?n? bile bilmiyor belki. Çağr?ld?ğ?nda yeni yeni çeviriyordu belki gözlerini. Yetimliğini hiç bilmiyor. Babas?n?n ard? s?ra b?rakt?ğ? boşluk kapal? gözlerinin içinde bir gün birden görünür olacak. Uyanacak bebek. Uyuduğuna yanacak. Ad?n? öğrendiğinde yetim olduğunu da öğrenecek.
Ad?m ilk söylendiğinde ben de duymam?ş olmal?y?m. Duysam da anlamazd?m. Ad?m olduğunu bilmiyordum. Bir ismi hak ettiğimin fark?nda değildim. Esamisi okunmayanlar aras?ndayd?m doğum günümden sadece bir y?l önce. Yokluğu fark edilmeyenlerdendim. Eksikliği çekilmeyenlerdendim. Özlenmeyenlerdendim. Yolu gözlenmeyenlerdendim. Köşe baş?nda ç?kar diye umulmayanlardand?m. Kap? arkas?nda beklenmeyenlerdendim. Olsa da bir olmasa da bir “şey”dim. Yoktum. Yokluğumun fark?nda değildim. Varl?ğ?m iyice fark edildiğinde bile, doğumuma sadece alt? ay kala, ne yüzüne bak?las? bir şeydim ne isim konulas?. O gün “düşük” olsayd?m, çöpe at?lacakt? kalbi çarpan bedenim. Annem bile yüzüme bakamayacakt?. O gün, kendi cenazemin içinden geçtiğimin fark?nda değildim. Ki cenaze bile olamazd? bir “düşük” olarak ölümüm. Ard?ndan ağlanmay? hak etmeyecektim. Sessizce gömülecektim. Az?c?k bir ac?ya sar?lacakt?m belki. Büyüklerim baş?n? yeniden uykuya yaslayacaklard?. Kendi cenazemde ben de uyuyor olacakt?m.
Düşük olmaktan kurtar?ld?ğ?m o günleri hat?rlam?yorum. Nas?l bir badireden geçtiğimin fark?nda değildim. Hat?rlam?yorum olmayan elimden tutulup el verildiğini bana. ?ki gözümün olmas? gerektiğine bile kör iken ben; bana göz verildiğini, görür k?l?nd?ğ?m?, görmeye değer şeyler aras?na gönderilmek üzere büyüdüğümü, görülmeye değer bir yüz sahibi edildiğimi fark etmemişim. Uyumuşum. Uyumuş da büyümüşüm. Ağz?ma parmağ?m verilmiş bir ara. Emmişim. Emmişim. Parmağ?n benim parmağ?m olduğunu bilmeden. Dudağ?n dudağ?m olduğunu hissetmeden. Söz verileceğini bilmeden dudağ?ma, dilime, damağ?ma. Nefes nefes muhabbet tüteceğini hesap edemeden g?rtlağ?mdan. Yüzümü yaslad?ğ?m gibi uyumuşum ana rahmine. Sevildiğimi bilmeden. Seveceğimi bilmeden. Bir kalbimin olduğundan bile habersiz. Sonsuz bir nefesin tenime üflendiğinden habersiz. Uyumuşum. Meğer kendi cenazemin ortas?ndan geçiyormuşum. Ölümlülüğümü bilmeden emiyormuşum parmağ?m?. Ölmeye doğuyormuşum. Ölümlere doğru yürüyormuşum. Anne ölümüne. Baba ölümüne. Yetim de olabilirliğe yak?nlaş?yormuşum. Ayr? da kalabilirliğe uzan?yormuş ellerim. Ac?ya dokunabilir bir tenle doğuyormuşum. Hüzne bakabilir yüzle, gözyaşlar?nca kanayabilir bir çift gözle geliyormuşum.
Doğmaya değer biri olduğum günü hesap etmemiştim. Yüzümün sevdiklerime ilk göründüğü an?n fark?nda değilim. Ağlam?ş?m. Ağlad?ğ?m? bilmeden. Niye ağlad?ğ?m? bilmeden. Ağlay?ş?ma gülündüğünü hiç fark etmeden. Ben ağlam?ş?m, başkalar? gülmüş.
Tam k?rk beş y?l geçti aradan. Büyüdüm. Ad?m? biliyorum. Çağr?ld?ğ?mda dönüp bak?yorum. Bir ismi hak ettiğimin fark?nday?m. Doğduğum gün, ben ağlarken başkalar? gülüyormuş; tahmin ediyorum. Ben de ağlayarak doğan en az üç bebeğin ağlay?ş?na gülmüştüm.
Gülüyorum hâlâ.. Ağlad?ğ?m az. Güldüğüm çok oluyor. Fakat, benim güldüğüme ağlayan birini tan?yorum. Ağlad?ğ?ma gülüyor O. “Bir bilseydin benim bildiğimi;” diyor “az güler, çok ağlard?n.” Bilmediğimi biliyor O. O’nun bildiğini bilmediğimi nazikçe hat?rlat?yor. Uyand?rmak istiyor. Usulca dürtüyor. Ben ise dayay?p baş?m? dipsiz uykular?n yast?ğ?na, uyuyorum. Uyuduğumu gören O ağl?yor. Gülüşüme ac?yor. Kolayca avunmama şaş?yor. Yang?n?n ortas?nda k?p?rt?s?z yatmama raz? olmuyor. Bilmeden ateşe koşan pervaneleri ateşten uzaklaşt?ran adam?n telaş?yla, adeta parçal?yor kendini. Gece boyu uyan?k kal?yor. Ben uyuyorum.
Ben olmal?y?m o bebek. Onun fotoğraf?n? çekenler beni de almal?lar kareye. Uyuyuşuna ağland?ğ?n? bilmeyen bebek gibiyim ben. Memesini “cuk cuk” emmesine ac?nd?ğ?n? fark etmeyen bebeğim ben. Göz kapaklar?n?n alt?nda fal taş? gibi aç?lacak ac?lar saklad?ğ?n? bilmeyen o bebeğin tâ kendisiyim. Kalbine ac?lar borçlanan ama bir kalbi olduğunu bile bilmeyen o bebek benim. Dediğim gibi. Memesi ağz?nda bebeğin. Baş? yana düşüyor. Kendi cenazesinde uyuyor.

Senai DEM?RC?