Ayrılık ayrıldı.Gayrilik peşinden…Bir olmanın bir elden çıkmanın tılsımı sardı boşluğu..melal nalan yakalarını örtüp uzadı gölgeler gibi …Karanlığa büründü. Karanlık bürüdü kamburunu endişenin… Yüzsuyunu dökmeden aman demeden temkinli emin ve aziz…

Kudsi heyecanlar bıraktı kalkarken..Bir şeyler sıkıştırdı keseme..Ve azığım katığım aşım iki damla ihtiyat yaşımla dokundu efkarın zülfüne..Bir dokun bin ah işit.İnlemiş Hatıra, hatırlanmaz hatırasıyla müzmin…

Küçücük çapam ve çabam…Bir gidişin ardından yerine gelen var mı diye baktığımda bunları buldum renkli camlar..Geldiler enine boyuna surlarıma yapıştılar..Sabah bir olsun Güneş bir çıksın uzayın göz çukurundan öyle bakacağım…

Bir şeyler değişmeli..Ağlatmamalı varda yok zannını…bir şeyler bulmalı öteden beriden..Öncesinden anından sonrasından..Tam orta yerine çakmalı solmazları vazonun…

Hayat..Heyhat...!koynuna alınası akrep değil… Ben buradayım. Benimde senin acılarından acılarım… Benimde uykusu kaçmış zifiri düşlerim ve ölgün zamanlarım var. Yorgun benimde sabahlarım…ışığa kırptığım kirpiklerim..”den” acınmaya acımak”dan” kurtulmalıyım… "Yeni birşeyler söylemek lazım"...İçin yaşamalıyım..

Mazinin Elime tutuşturduğu veda mektubunu okudum.Sararmamış bir dünya göründü İleri işlenmiş…Kaşlar çatık simalar munis…Devirler kapanmış enis…Canlar canana yürürken muhlis ..Mefahirimize şeref bırakmış…

Araya girip esen bu geçici Rüzgar..Mahmurluğuma misafir şu satırlar:


İ'lem eyyühe'l-aziz! Dünya hayatını güzelleştiren esbabdan biri, dünya aynasında temessülle parlayan hidayet nurları ve büyük insanların sevgili ve sevimli timsalleridir. Evet, müstakbel, mâzinin aynasıdır. Mâzi berzaha, yani öteki âleme intikal ve inkılâp ettiğinde, suretini ve şeklini ve dünyasını istikbal aynasına, tarihe, insanların zihinlerine vedia ediyor. Onlara olan mânevî ve hayalî muhabbetleriyle dünya muhabbeti tatlı olur. Meselâ, arkadaşlarının ve akrabasının timsallerini ve fotoğraflarını hâvi büyük bir aynayı yolunda bulan bir adam, şark cihetine giden adamların memleketlerine gidip onlara iltihak etmek için çalışmayıp da, o aynanın içindeki timsallerle uğraşır, muhabbet eder. İşte bu adam gafletten ayıldığı zaman, "Eyvah, ne ediyorum? Bunlar şarap değil, seraptır. Bunlarla uğraşmak azb değil azaptır" der, arkadaşlarına yetişmek üzere şark seferine tedarikâtta bulunmaya başlar.”

İhsanı nura müştak ve duagu…