Şimdi yetme zamanı..bir yanım yarım yarımımın yarısı daha yarım..Şimdi yetme zamanı düşmüşüm…her yerim o çamurdan…Alacayım …bu alacalık sıbgası kahrımın…Kendi kendime…Billur merhabalarım var kırılası…Toplayıp hepsini gidiyorum..Bu mazi denilen çarşıda satacağım…Şimdi yetme zamanı..ya yeteceğim kendime …ya kaçabilirsem kaçacağım…Yada bir emin belde bulup bir emin’e bırakacağım yarım asra yaklaşan çeyreğimi…

Taşınmazlarımda var…Nardan kuvvetli bir nur bulursan onları yakacağım…Şimdi yetme zamanı …İstikbalden bir endişe çağırsam koşacak..bir hayal taharri etsem bir vefasız gemiye yüklemişim gelmez…Ağlasak ahbablar ortasında olmaz…Hicran resmidir kargaşanın…

Devri dönmüş feleğimin..Aynıyım…Hislerim inkilap mahrumu..Bir boncuk daha düşmüş kıyametimden…Yakıncacık …

Ya yit..ya yet diyorum kendime…Temenniden bir havl var dizlerinde..Gözleri fersiz…Güvensiz sesi…Uzunca bir yol kestiriyorum gözüme..Her yakına bir direk dikiyorum..Her direğe bir anı çakıyorum..eskilerden…Kalk omuz ağrım,bir dost bulana kadar durmak yok..Bu keder heder eder bizi…Kavuşmaya tanımsız bir umut bırakıyorum koşar ayak hayalle..hemen döndü..yalnızlıktan korkmuş kanatlarıyla…

Adım atacak halimiz yok…Bir medet taharri ettim..Bir soluk bıraktım efkarımın karanlık sokağına yalpa yalpa…Niyazi-i Mısrî ‘den bir ışık düştü sızdı bedi penceresinden…

Dünya gamından geçip, yokluğa kanat açıp,
Şevk ile her dem uçup, çağırırım dost, dost!

Bir soluk daha alıp sadrından “Hu”luyorum;


Derya olunca nefes,
Pârelenince kafes,
Tâ kesilince bu ses,
Çağırırım: Yâ Hak, yâ Mevcud, yâ Hayy, yâ Mâbud,
Yâ Hakîm, yâ Maksud, yâ Rahîm, yâ Vedûd!

Yağmur çiseliyor…

Şimdi bitme zamanı yetmeden… İstersen al kendini gel…

m_safiturk