Karanlıktı…Birkaç kandillik aydınlıkla yürürken bir karaltı çökmüş boşluğa..İniltisi yerden göz yaşları yukarıdan geliyor…

Zor seçtim siluetini..Siyah ve yaşlı…

“kimsim? Dedim”

“Aşkım… dedi”

“Nasıl aşk olabilirsin sen ..hani senin etrafında pervane gibi dönen aşıklar..hem sen viraneye dönmüş bir izbeye terk edilmişsin…Bütün şaşan ziftine çakılmış gecenin fersiz ..Nursuz…
Hani şakayık halayıkların..Hani çamlı’can…Hani bezirgan…Nerede şairlerin…Ediplerin nerede..nerede nakış nakış Üsküdar..katibi nereye gömdün..Şaşkınlıklar içindeyim…gerçekten sen hiç aşka benzemiyorsun..Bir kere yeşil değil gözlerin..gökkuşağı değil kemerin …Beni ürkütme…

Söyle;
“sen kimsim?”

“ben aşkım… Dedi”Lime lime kisvesiyle…

“Nasıl aşk olabilirsin sen..Hani denizlerin..hani kırlar..hani köylü güzelleri..hani inceden yitenler..hani mektepliler…Hani gidenler gelenler ve gelemeyenler…Onlara ne oldu…Arkasından kova kova su dökülen sevgililer…sen başka bir şeysin…Çünkü aşka elimizde kor..Kalbimizde acı..korkularımızın korkusuzluğuydu..Yaşama heyecanımızdı..Bazen bu gibiydi üşütür bazen erir akar hatıralara…Uykusuzluktur gece..Boğulmaktır sevdanın karasında…Vurgundur derinde..Ne menemsen başkasın her kes için..Herkesin ocağı aynı od ‘dan da..başka yanar…

Böyle bitik olamazsın…Benim gördüğüm baharlar var..Yıldızlar var dip diri…Rüzgar yine seherde öyle tatlı tatlı esiyor..Akşamlar yine olgun renginde..gece kimilerinin zincirle çektiği…

Ve yağmurlar gördüm ben… Çatlayan sinesine toprağın sevda gibi düşmüş… Ve yaraları kapanmış türabın üzerinde elvan meyveler vermiş… Üzümler gördüm salkım salkım…sarı kuşlar mavi tüylü tüller gördüm hayatta…

Bunlar..hani çocuk yüzündeki tebessüm…Hani sonsuza kadar tutulan eller..hani beka için ela gözler…Sıkı sıkı kavradığında muhabbeti..arasından dökülen neydi parmakların…

Dedi;

Ben mecazıyım anlattığının…Ağladı..O aşk ki Maşukuyla vuslatta her daim..Kainat o vuslatın aşkıyla dönüyor…



Orada yitme gitme olmaz..Kaybolmak olmaz..Orada renkler hep bir…Orada ebed için kavuşmuş kalpler var…Alına moruna yanık türküleri benim kucağıma bıraktılar..Yetim şiirleri boynuma astılar..lafzen benzettiler beni yarimden ayırdılar…

Bu hüküm benim ateşim..Nura dönene kadar yanmam lazım..Şimdi benim bu yangınıma tutanlardır benimle yananlar…

Benim Ruhum vuslatın göz bebeği..Benim hayatım sevgi…Benim kalbim haya…Beni kopardılar manamdan..üstüme tüsü yaptılar..boyadılar beni..elden ele adımı sattılar…yalancı mumlarla aydınlattılar loşlarını..ve karınlarını ateşle doldurdular…yüzüme güle güle seni seviyorum dediler…Heves yaşlandı bir köşeye attılar…

Benim ruhum bazen bir ninenin tesbihinde..bir asadayım bazen…O sayfa sayfa manzaralarda manzaradır sen gibi…Ben aklım kalbim şefkatten nebaan eden bir Nur dur…Ben bakinin cemalinden süzülmüş devayım…Onun zikriyle mutmain olan kalplerin kalbiyim ben diyen o fıtrat benim ruhum…

Beni ayırdılar ve bıraktılar bu izbeye..yorgunum..hiç bir şarkıya dayanacak takati..hiçbir mecaza aşk olacak can yok bende..Onsuz kim anarsa beni..ben mecazım ben yalanım..ben ayrıyım sevdamdan ben aşk değilim…

Benim ruhum maşukuyla meşkte…

Kalbime baktım… Bir katre şefkat ıslattı kurumuşluğunu pınarlarımın…

Dedim;

“Kalk tut elimi..İnan ki seni kendi hakikatinle meşk edecek yürekler var…Orayı biliyorum..seni oraya götürüyorum..İnanıyorum ki sana sonsuza kadar “Ya baki Entel baki”diyerek sahip çıkacaklar…

“ELABİZİKRİLLAHİTETMEİNNÜLKÜLÜP”

m_safiturk